Dikkat Chat Kutusu Siteden Kaldırılmıştır. Sohbet etmek için burayı tıklayın
camween.com

Sayfada Arama yap

9. sınıf biyoloji dersi sorumluluk sınavları soruları, Lise 1 biyoloji sorumluluk sınavı soruları

23/6/2009 · Kategori: Biyoloji&Ödev

AŞAĞIDAKI SORULARI DOĞRU VEYA YANLIŞ OLARAK CEVAPLAYINIZ
1.
a)Biyolojinin Amacı, bir canlının belli özelliklerini şifreleyen genetik bilginin başka canlıya nakledilmes. (...)
b)Kloroplastlar kendi enzimlerini yapabilirler. (...)
c)İnsan vücudunun yaşlanması ile su oranı arasında bilgi yoktur. (...)
e)Bazı hücreleri gözle görebilmek mümkündür. (...)
2.
a)A ve B grubu vitaminler karaciğerde depo edilir (...)
b)Yanlış beslenmeye bağlı bir çok rahatsızlık biyoloji bilimine yeterli önem verilmemesinden kaynaklanmaktadır. (...)
c)Hücrede zar yapımını golgi aygıtı gerçekleştirir. (...)
e)Bir hücreli canlılarda bazı besinler kontraktil kofullarda depolanır. (...)

AŞAĞIDAKİ BOŞLUKLARI DOĞRU KELİMELERLE TAMAMLAYINIZ
3.
a)Alg,bakteri,maya ve küflerin büyük miktarlarda üretilmesinden ve bu canlı hücrelerinin kurutlması sonucu oluşan biyolojik kütleye ...... ............ ....... denir.
b)Ortamınhidrojen iyonu yoğunluğunun negatif logaritması ............... derecesini verir
c)Küçük Moleküllerin birleşerek su açığa çıkarması olayına ............. denir.
d)Vücutta yapılmayan ve dışarıdan hazır olarak alınması gereken yağ asitlerine .............................. denir.
e)Plazmolize uğramış bir hücre.................Bir çözeltiye konursa eski halini alır.

AŞAĞIDAKİ KELİMELERİ AÇIKLAYINIZ
4) a)TÜR b)NÜKLEOZİT c)HOMOLOG ORGAN d)METABOLİZMA e) OOGENEZ

5. Bitki hücresi ile hayvan hücresi arasındaki farklar nelerdir?
6.Canlılar için suyun önemini açıklayınız
7.Enzimlarin çalışma hızını etkileyen faktörler nelerdir?
8.2n=6 çift olan bir hücre peş peşe dört mitoz bir mayoz bölünme geçirirse; bölünme sonunda kaçar kromozomlu hücre oluşur?



NOT:Süre 60 dakika not baremi aşağıdaki gibidir.
Her sorunun eksiksiz doğru cevabı karşılığı puanları:

1,2,5,6,7,8. sorular 10 ar puan 3. soru 15 puan 4. soru 25 puan toplam 100 puandır.

Biyoloji Dersi Yağ asidi ders konusu geniş anlatım

8/5/2009 · Kategori: Biyoloji&Ödev

YAĞ ASİDİ NEDİR ?
Kimya ve biyokimyada, yağ asidi, genelde uzun, alifatik kuyruklu bir karboksilik asittir. Uzun karboksilik yağ asitlerinden 4 karbonlu (butirik asit)ve daha uzun zincirlileri yağ asidi olarak sayılır; doğal yağları (trigliseritleri) oluşturan yağ asitlerinden söz ederken ise bunların en az 8 karbonlu olduğu (kaprilik asit gibi) varsayılabilir. Çoğu doğal yağ asitlerinin çift sayılı karbon atomu vardır, çünkü bunların biyolojik sentezlerinde iki karbon atomlu asetat kullanılır.

Endüstriyel üretimde yağ asitleri yağlardaki (trigliseritler) ester bağının hidrolizi ve gliserolun ayrılması ile elde edilir.

Doymuş yağ asitleri :Doymuş yağ asitlerinin zincirlerinde çift bağlar veya başka fonksiyonel gruplar bulunmaz. "Doymuş" terimi hidrojenle ilişkili olarak kullanılır, karboksilik asit [-COOH] grubundaki karbon dışındaki diğer karbonların olabildiğince çok hidrojenle bağ kurmuş olduğu anlamını taşır. Diğer deyişle, omega (ω) ucundaki karbonun 3 hidrojen vardır (CH3-), zincirdeki karbonların her birinin ise iki hidrojeni vardır(-CH2-).

Doymuş yağ asitleri düz zincirler oluşturdukları için sıkışık bir şekilde istiflenebilirler ve canlıların kimyasal enerjiyi yoğun bir şekilde depolamalarını sağlarlar. Hayvanların yağ dokuları büyük miktarda uzun zincirli doymuş yağ asitleri içerir. IUPAC adlandırma sisteminde yağ asitlerinin isimleri "-oik asit" ekiyle biter. Yaygın adlandırma sisteminde kullanılan ek ise "-ik asit"tir.

Bazı doymuş yağ asitleri:

Butirik: CH3(CH2)2COOH
Laurik (dodecanoic acid): CH3(CH2)10COOH
Miristik (tetradekanoik asit): CH3(CH2)12COOH
Palmitik (heksadekanoik asit): CH3(CH2)14COOH
Stearik (octadecanoic acid): CH3(CH2)16COOH
Araşidik (eicosanoic acid): CH3(CH2)18COOH

Doymamış yağ asitleri :Doymamış yağ asitleri benzer şekillidir, ancak zincir üzerinde bir veya daha fazla alken grubu vardır. Bir alken grubunda, bir "-CH2-CH2-" bağ yerine "-CH=CH-", yani birbirine çift bağla bağlanmış iki karbon vardır.

Bir alken grubunun iki yanında ona bağlı olan karbon atomları ya cis ya da trans konumda olabilir.

Cis
Cis konumda bu iki komşu karbon, çift bağın aynı tarafındadırlar. Çift bağla birbirine bağlı atomlar bu bağın ekseni etrafında dönemediklerinden, cis izomeri durumunda yağ asidinin zinciri bu noktada bükük olur ve zincirin hareket serbestisi azalır. Bir zincirde ne kadar çok cis konumlu çift bağ olursa zincirin esnekliği o derece azalır. Çok sayıda cis bağı olan yağ asitleri en serbestçe hareket edebildikleri bir ortamda oldukça eğri bir biçimleri olur. Örneğin, bir tane çift bağlı oleik asitte bir "köşe" bulunur; linolenik asit, iki çift bağıyla, belirgin bir eğriliğe sahiptir; alfa-linolenik asit ise üç cis bağından dolayı çengel görünümlü olmayı tercih eder. Hareket serbestisi olmayan ortamlarda, örneğin yağ asitleri lipit zarında fosfolipitlerin parçası iken veya yağ damlacıklarındaki trigliseritlerin parçası iken, cis bağları yağ asitlerinin sıkı istiflenmelerine engel olur, bu da lipit zarının veya yağ damlasının ergime sıcaklığını azaltır.
Trans
Trans konumda çift bağlı karbonlara komşu iki karbon çift bağın karşı taraflarında yer alırlar. Bu yüzden zincir fazla eğilmez ve bu tür yağ asitlerinin şekilleri doymuş yağ asitlerine benzerler.
Doğada bulunan çoğu doymamış yağ asidinde her bir çift bağın ardından 3n' sayıda karbon atomu vardır ve bu çift bağlar cis konumludur. Trans konumlu yağ asitlerinin hemen hepsi yapaydırlar.

Doymamış yağ asitlerinin şekilleri arasındaki farklar, ayrıca doymuş ve doymamışlar arasındaki şekil farkları, biyolojik süreçler ve biyolojik yapıların (hücre zarları gibi) özelliklerini belirlemekte önemli rol oynarlar.


Adlandırma sistemi (nomenklatür) :Çift bağın yağ asidinin nerede olduğunu belirtmek için kullanılan iki farklı usul vardır:

cis/trans-Delta-x veya cis/trans-Δx: Çift bağ x. karbon-karbon bağıdır, karboksi uçtan sayarak. Cis ve trans terimi molekülün cis veya trans şeklinde olduğunu belirtir. Birden fazla çift bağı olan bir molekül durumunda, kullanım, örneğin söyledir: cis,cis-Δ9,Δ12.
Omega-x veya ω-x : ω, (metil karbon) ucundan sayarak x. karbon-karbon bağı çift bağdır.
Bazı doymamış yağ asitleri:

Alfa-linolenik asit: CH3CH2CH=CHCH2CH=CHCH2CH=CH(CH2)7COOH
Dokosaheksaenoik asit
Eikosapentaenoik asit
Linoleik asit: CH3(CH2)4CH=CHCH2CH=CH(CH2)7COOH
Araşidonik asit CH3(CH2)4CH=CHCH2CH=CHCH2CH=CHCH2CH=CH(CH2)3COOH
Oleik asit: CH3(CH2)7CH=CH(CH2)7COOH
Erüsik asit: CH3(CH2)7CH=CH(CH2)11COOH
Alfa-linolenik, dokosaheksaenoik, ve eikosapentaenoik asitler omega-3 yağ asitlerindir örneklerindendir. Linoleik aşıt ve araşidonik asit omega-6 yağ asitlerindendir. Oleik ve erusik asit omega-9 yağ asitlerindendir. Stearik ve oleik asitler 18 karbonlu yağ asitleridir. Aralarındaki fark, stearik asidin doymuş olması, oleik asidin ise doymamış olup iki tane daha az hidrojeni olmasıdır.


Gerekli (esansiyel) yağ asitleri :(daha ayrıntılı bilgi için Gerekli yağ asitleri maddesine bakınız)
İnsan vücudu, iki tanesi hariç, ihtiyaç duyduğu bütün yağ asitlerini kendi oluşturabilir. Bu ikisi, linoleik asit ve alfa-linolenik asit, bitki ve balık yağlarında bol miktarda bulunurlar. Vücutta yapılmadıkları ve besin yoluyla alınmaları gerektiğinden gerekli (veya esansiyel) yağ asitleri olarak adlandırılırlar. Gerekli yağ asitleri prostaglandin adlı hormonumsu bilesiklerin oluşumunda kullanılırlar. Prostaglandinler kan basıncı, kan pıhtılaşması, kan lipit seviyeleri, bağışıklık ve enfeksiyona bağlı yangı (enflamasyon) tepkilerini denetlerler.

Beyinde de linoleik ve alfa-linoleik asit türevlerinden bulunur. Batı tipi diyet sonucu vücutta bu yağ asitlerinin düzey ve oranlarının değişmesi ile depresyon ve davranış bozuklukları arasında ilişki bulunmuştur. Beslenme dengesizlikleri düzeltmek için beslenme ekleri almak veya daha doğal bir diyete geçmenin şiddetli davranışı azalttığı ve dikkati arttırdığı hem okullarda hem hapishanelerde yapılan çalışmalarda gösterilmiştir.[1] [2]


Trans yağ asitleri :(daha fazla bilgi için Trans yağ maddesine bakabilirsiniz)
Trans yağ asidi, karbon atomları arasında trans çift bağ olan bir doymamış yağ asididir. Bu yağ asitlerinin zinciri cis çift bağlı yağ asitleri "köşeli" değildirler. Yapılan araştırmalar yüksek trans yağlı diyetler ile ateroskleroz ve kalp hastalıkları arasında bağlantı olduğunu göstermiştir. Bunu bulan ebu ibni ayinidir.


Serbest yağ asitleri :Yağ asitleri trigliserit veya fosfolipit gibi başka moleküllerde yer alabilirler. Başka moleküllere bağlı olmadıklarını özellike belirtmek amacıyla "serbest yağ asidi" olarak da adlandırılabilirler.

Serbest yağ asitleri vücuttaki çoğu doku için önemli bir enerji kaynağıdır, çünkü parçalanmaları sonucunda çok sayıda ATP molekülünün oluşmasını sağlarlar. Çoğu hücre tipi enerji elde etmek için hem glikoz hem de yağ asitleri kullanabilir. Ancak kalp ve kas hücreleri yağ asitlerini tercih ederler. Beyin ise yağ asitlerini yakıt olarak kullanmaz, onlar yerine glikoz, veya keton cisimcikleri kullanır. Keton cisimcikleri karaciğer tarafından açlık veya düşük karbohidrat beslenmesi durumlarında üretilir.


pH :Formik asit ve asetik asit gibi kısa karboksi asitler suda çözünürler ve göreceli kuvvetli asitlerdir (pKa değerleri sırasıyla 3.77 ve 4.76 dır). Uzun zincirli yağ asitlerinin ise pKa'ları bunlara benzer olmakla beraber suda çözünürlükleri az olduğu için çözeltinin pH'sine çok az etkileri olur.

Suda çözünemeyen yağ asitleri bile sıcak etanolda çözünürler ve bir pH belirteci ile izlenerek sodium hidroksit ile titre edilebilirler. Bu yöntemle yağlarda bulunan yağ asidi miktarı, yani trigliseritlerin ne kadar hidrolize uğradığı belirlenebilir.


Yağ asitlerinin reaksiyonları :Yağ asitleri diğer karboksilik asitlerin girdiği reaksiyonlara, yani esterleşme reaksiyonları ve asit-baz reaksiyonlarına katılabilirler. Yağ asitlerinin indirgenmesi sonucunda yağ alkolleri oluşur.

Doymamış yağ asitleri buna ilaveten hidrojenleşme (hidrojenasyon) reaksiyonuna uğrayabilirler, bu yolla bitkisel yağlar margarine dönüştürülür. Kısmî hidrojenleşme ile doymamış yağ asitleri cisden trans şekline izomerleşebilirler.



Biyoloji Sinir Sitemleri Ders Anlatımı ve notları

8/5/2009 · Kategori: Biyoloji&Ödev

. CANLILARIN SİNİR SİSTEMLERİ
1. Tek Hücrelilerde Duyarlılık
Tek hücrelilerin ve daha basit canlıların hiçbirinde sinir sistemi yoktur. Paramesyum’da, sillerin altında bulunan kaide cisimciklerinden çıkan bazı lifçikler (nörofibril), tüm sitoplazma içinde iletimi sağlarlar. Amip uyartılara karşı basit tepkiler gösterebilir. Örneğin, besine yaklaşma, iğne ucundan kaçma gibi.

2. Omurgasızlarda Sinir Sistemi nasıldır

* Hidra ve diğer Sölenterlerde özelleşmiş sinir hücreleri gelişmiştir. Bu hücreler vücut boyunca bir ağ görünümünde dağılırlar. Bu sinir ağının yapısında yer alan tüm hücreler birbirileriyle bağlantılıdır.

Vücudun herhangi bir yerindeki uyartı her tarafa iletilir. Bunlarda beyin görevi gören özel bir yapı yoktur.


Şekil: Hidra'da Sinir Ağı

* Planarya’da vücudun iki tarafında uzanan bir çift sinir şeridi ile bunları birbirine bağlayan sinir ağından oluşur. Bu şekildeki sinir sitemlerine ip merdiven sinir sistemi denir. Baştaki düğümler beyin görevi yapar.
* Eklem bacaklarda ve Halkalı solucanlarda; karın tarafında boydan boya uzanan bir sinir sistemi görülür. Beyin ve bazı duyular vardır.

3. Omurgalılarda Sinir Sistemi
En gelişmiş sinir sistemi omurgalılarda görülür. Bütün omurgalılarda benzer yapı gösteren sinir sistemi; merkezi sinir sistemi ve çevresel sinir sistemi olmak üzere iki kısımda incelenir. Sinir sistemi nöron adını verdiğimiz özelleşmiş sinir hücrelerinden meydana gelir.

II. SİNİR SİSTEMİNİN GENEL YAPISI
Sinir sisteminin yapı ve görev birimi olan nöron; geniş bir hücre gövdesi ve bu gövdeden çıkan uzantılara sahiptir.

1. Nöronun Yapısı ve Özellikleri
Nöron gövdesinden iki tip uzantı çıkar. Bu uzantılardan kısa ve ince olanlarına dentrit denir. Dentritler içinde en uzun ve kalın olanı ikinci uzantıyı oluşturur. Buna akson denir.
Aksonlar miyelinli ve miyelinsiz olmak üzere iki çeşittir. Miyelinsiz aksonlarda izolasyonu sadece hücre yapar. Miyelinli aksonlarda impuls iletimi, miyelinsiz aksonlara göre 10 kat daha hızlıdır.

Şekil: Bir Sinir Hücresinin Yapısı

2. Nöron Çeşitleri
Nöronlar görevlerine göre üç gruba ayrılırlar.

* Duyu Nöronları : Duyu organlarında bulunan reseptörlerden aldıkları impulsları (uyartı) beyne ya da omuriliğe ileten nöronlardır.
* Motorik Nöronlar : Beyin ya da omurilikten aldığı emirleri tepki organına ileten nöronlardır.
* Ara Nöronlar : Genelde merkezi sinir sisteminde ve omurilikte yer alan duyu, ara ve motor nöronları birbirine bağlayan nöronlardır.

3. İmpulsun Oluşumu ve İletimi
Dıştan veya içten gelen uyartıların sinir hücresinde oluşturduğu elektriksel ve kimyasal değişime impuls adı verilir. Nöronlarda impulsun iletilme yönü daima nöron gövdesinden akson uzantılarına doğru olur. Uyarının nöronda impuls oluşturması ve impuls iletimi elektro-kimyasal olarak gerçekleşir.
Nöron hücreleri uyarılmadığı zaman polarize (kutuplaşmış) durumdadır. Yani hücre dışı (+) içi ise (–) durumdadır. Bu olay sodyum ve potasyum iyonlarının eşit olmayan dağılımından kaynaklanır. (Na+) dışta fazla, (K+) ise içte fazladır.
Sinir hücre zarının Na+ ile K+ iyonlarına karşı geçirgenliği farklıdır. Sinir hücrelerinden Na+ aktif taşımayla hücre dışına verilirken, K+ hücre içine aynı yolla alınabilmektedir.
Sodyum pompalanması olarak bilinen bu işleme bağlı olarak, dinlenme durumundaki sinir hücresinde, dış ortama oranla, daha çok K+ bulunduğu halde daha az Na+ bulunur. Bu nedenle sinir hücre zarı kutuplaşmıştır (Polarizasyon).

Şekil : Uyarılmış Sinir Telinde İyonların Değişimi ve
İmpulusun İletimi (Elektriksel Etki)
Sinir hücresi uyarılınca, uyarılan bölgede Na+ ve K+ iyonları zıt yönde yer değiştirirler.
Bu değişim hücre zarının o bölgesindeki zarın dıştan (–), içten ise (+) yüklenmesine neden olur. Sinir hücresindeki bu değişim olayına depolarizasyon denir. Bir bölgede gerçekleşen depolarizasyon yan taraftaki Na+ ve K+ iyonlarının da yer değiştirmesine neden olur. Bu şekildeki değişim tüm sinir hücresinin aksonu boyunca ilerler.
İmpuls sinir telinin bir bölgesinden geçtikten sonra o bölge eski durumuna döner (Repolarizasyon). Böylece bu bölge yeni bir impulsun iletimine hazır hale gelir.
Eğer sinirin uyarılan bölgesi, eski durumuna dönmeden, aynı nokta ikinci kez uyarılırsa, sinir bu uyartıya tepki göstermez.


İmpuls iletimi sırasında hücre bol miktarda O2 harcar, ATP kullanır. Sonuçta CO2 ve ısı açığa çıkar.

Bir nöronda impulsun başlayabilmesi için gereken en az uyarı şiddetine eşik şiddeti (eşik değer) denir. Bu değerin altındaki uyaranlar impuls oluşturamaz. Sinir hücresi, eşik şiddeti veya bunun üzerindeki uyartılara karşı maksimum tepki verir. Bu nedenle bu olaya “ya hep ya hiç†prensibi adı verilir.

4. Sinaps ve İmpulsun Sinapstan Geçişi
Bir sinir hücresinin aksonu ile diğer bir sinir hücresinin dentritinin uç uca geldikleri bölgelere sinaps (bağlantı) denir.
İmpulslar daima aksonlardan dentritlere sinaptik bölgeler üzerinden iletilirler. Yalnız bu bölgelerdeki iletim sinir hücresi boyunca olan iletimden daha yavaştır. Çünkü geçiş sadece kimyasaldır.
Sinapsı oluşturan akson ucu ile dentrit arasında bir açıklık bulunur. Akson ucuna gelen impulslar, sinaptik keselerinden nörotransmitter adı verilen bazı kimyasal maddelerin sinaptik boşluğa boşalmasına neden olurlar. Diğer sinir hücresinin üzerindeki reseptörler tarafından algılanan bu maddeler bu hücrede yeni bir impulsu başlatırlar.

Sinapsların özellikleri:

* İmpulslar sinapslardan tek yönlü (aksondan dentrite doğru) geçerler.
* Beyin hücrelerindeki bazı sinapslarda impulslar her iki yönde de geçebilir.
* İmpulsların sinapstan geçişi, sinir hücresindeki iletimden daha yavaş olur.
* İmpulsların sinapslardaki iletimi nörotransmitter maddelerle sağlanır. Yani kimyasaldır.
* İmpuls geçişini engelleme ve kolaylaştırma (seçici direnç) olayları sinapslarda olur.
* Sinapslar sadece iki sinir hücresi arasında olmaz. Bir sinir teli ile bir kas, reseptörler veya bir bez arasında da olabilir.

5. İmpulsun Hedefe Taşınma Biçimleri
Sinirsel iletim sinirler ve hormonların ortak çalışmasıyla olmaktadır.

İlk uyaran bir iç salgı bezini etkileyerek hormon salgılanmasına neden olur. Hormonların kanda belirli bir konsantrasyona ulaşmasıyla ilgili dokunun hücreleri uyarılır.

Şekil : Sinir ve Endokrin Sistemin Birlikte Çalışması
Çevreden gelen ilk uyaran önce sinir sistemini etkiler; sinir sistemi iç salgı bezlerini uyarır ve iç salgı bezleri de kan yoluyla ilgili doku hücrelerini harekete geçirerek uyarana cevap verilmesi sağlanır.

III. İNSANDA SİNİR SİSTEMİ
İnsanda sinir sistemi merkezi sinir sistemi ve çevresel sinir sistemi olmak üzere iki kısımda incelenir.

A. MERKEZİ SİNİR SİSTEMİ
Beynin kısımlarını ve omuriliği içine alır.

1. Beyin ve Kısımları
Sinir sisteminin esas merkezini oluşturan beyin, omurilik soğanı ve omurilik isimli yapılar üç katlı bir bağ dokusu ile sarılmıştır. Buna meninges (beyin zarı) denir. Menenjit hastalığı bu zarların iltihaplanması olayıdır.
Beyin zarı üç kısımdan oluşur:

* Sert Zar : Kafatası kemiklerine yapışmış olan kalın, dayanıklı bir zardır.
* Örümceksi Zar : Ortada olup ince bağ dokusu iplikleriyle, iki zarı birbirine bağlar.
* İnce Zar : Beyni besleyen kan damarlarıyla donatılmış, hem beyne hem de omuriliğe sıkı sıkıya bağlı bir zardır.

Örümceksi zar ile ince zar arasındaki boşluklarda beyin sıvısı (beyin omurilik
sıvısı = BOS) bulunur. Bu sıvı beynin şiddetli sarsıntı ve çarpmalara karşı korunmasında yardımcı olur. Omurilikteki zar yapısı da beyindeki gibidir.

Beynin en büyük ve geniş kısmı ön beyin adını alır. Uç beyin ve ara beyin olmak üzere iki kısımdan oluşur.
a. Uç Beyin (Beyin Yarımküreleri): Bu bölüm insanın öğrenilmiş davranışlarını yönetir. Kompleks psikolojik olaylardan olan bilinç, hafıza, zeka, sağduyu ve duyuların değerlendirilmesi, beyin yarım kürelerinin fonksiyonlarına bağlı organizma faaliyetleridir.
b. Ara beyin : Ara beyin, talamusu, hipotalamusu ve hipofiz bezinin arka bölgesini içine alır. Bitkisel hayatın kontrol merkezi veya bütün otomatik hareketler ile metabolizmada dengelerin kurulması bu merkez sayesinde olur.

* Talamus : Talamusun büyük bir kısmı beyin yarım kürelerine gelen ve giden sinirlerin geçiş bölgesidir. Koku hariç tüm duyusal impulslar büyük beyne giderken talamustan geçer. Acı, sıcaklık ve belirli diğer duyusal impulslar talamus içerisinde duyu olarak benlik kazanır. Daha sonra beyin korteksinin ilgili merkezlerine iletilir.
* Hipotalamus : Hipotalamus otomatik işlevlerin denetlenmesi için önemli bir merkezdir.
* Vücut sıcaklığı, su dengesi, iştah, heyecan bu merkezin önemli işlevleridir. Hipotalamus, salgı yapan sinir hücrelerinin de bulunduğu bir merkezdir. Bu salgılar hipofiz bezinin ön lobundan hormon salgılanmasını uyarır. Eşeysel yönelme ve olgunlaşma merkezleri de hipotalamusda bulunur.
* Hipofiz : Hormonal salgıların kontrol merkezidir. Hipofizin endokrin bezleri etkilemesi sinir ve salgı sisteminin yakın ve fonksiyonel ilişkisini gösterir.

c. Orta Beyin : Beyincik ve ara beyin arasında kalan kısımdır. Fazla ışıkta göz bebeklerinin kısılması, buradaki refleks merkezleri ile idare edilir. Orta beyinde kas tonusunu ve vücudun duruşunu düzenleyen merkezler bulunur.
d. Arka Beyin : Arka beyin beyincik ve omurilik soğanından meydana gelir.

* Beyincik: Beyincik motorik düzenleme ve denge merkezidir. Duyu organlarından, kaslardaki almaçlardan, kulağın denge ile ilgili kısımlardan gelen uyarılar bu organa ulaşır.

Beyincik vücudun duruşunu ve kasların tonus halini düzenler. Beyincik zedelenirse insanda kas hareketleri düzensizleşir.

* Omurilik Soğanı : Birçok yönüyle omuriliğe benzer. Omuriliğe inen ve çıkan sinir demetlerinin bazıları buradan doğrudan doğruya geçer bazıları da burada çaprazlaşır. Omurilik soğanındaki sinir merkezleri, solunum, sindirim, dolaşım, boşaltım, salgılanma ve üreme gibi önemli olayları düzenler. Omurilik soğanında soluma, yutma, çiğneme, öksürme, hapşırma, kusma, kan damarlarının büzülmesi ve gevşemesi, kalp atışı, tükrük salgılanması gibi reflekslerin kontrol edildiği merkezlerin bulunduğundan hayat düğümü de denir.

2. Omurilik
Omurilik, omurganın ortasındaki boşluğa yerleşmiştir. Omuriliğin dış tarafı beyindekinin tersi bir yapıda olup ak maddeden, iç kısmı ise boz maddeden meydana gelmiştir. Omurilikten 31 çift duyu ve hareket siniri yani karma sinir çıkar.

Şekil : Omuriliğin Enine Kesiti ve Sinirlerin Durumu
Omuriliğin temel görevleri şöyle sıralanabilir :

* Beyne gelen ve beyinden çıkan impulsları iletmek
* Bir refleks merkezi olarak çalışmak
* Alışkanlık hareketlerini denetlemek

Refleks : Reseptörlerin (alıcıların) uyarılması ile kas ve bez gibi organlarda meydana getirilen istek dışı aktivitedir. Omurilik refleksleri çizgili kasların kasılmasıyla gerçekleşen istemsiz hareketlerdir.

* Elimize iğne battığında aniden çekilmesi,
* Diz kapağına vurulduğunda ayağın öne fırlaması,
* Beyni çıkarılmış bir hayvanın bazı uyartılara reaksiyon göstermesi birer refleks hareketidir

İnsanlarda doğuştan gelen bazı ortak refleksler vardır. Bunlara kalıtsal refleksler denir. Örneğin; yeni doğmuş bir bebekteki emme refleksi, göz kapağının kırpılması ve parlak ışıkta göz bebeklerinin küçülmesi gibi. Daha sonra öğrenilmeyle oluşan refleksler de vardır. Bunlara da şartlı refleksler denir.
Örgü örmek, güzel yazmak, tören yürüyüşü, yüzmek, araba kullanmak, müzikle dans etmek, limon görünce tükrük salgılamak birer koşullu reflekstir.
Beyin, gerektiğinde refleksleri baskılayabilir ve yönlendirebilir.

B. ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ
Beyin ve omurilikten çıkan, onları vücuttaki bütün alıcı ve uyarılan dokulara bağlayan sinirlere çevresel sinir sistemi denir. Sinirler ve bazı küçük sinir düğümlerinden oluşmaktadır.

* Beyin Sinirleri : İnsan beyninin değişik bölgelerinden 12 çift sinir çıkar.
* Omurilik Sinirleri : Omuriliğin arka ve ön kökler olarak adlandırılan bölgelerinden 31 çift sinir çıkar. Omurilikteki ön kökten çıkan sinirlerin tahrip olması, hangi bölgeyi besliyorsa o bölgenin felç olmasına neden olur.

Çevresel sinir sistemi görev ve işleyiş bakımından somatik sinir sistemi ve otonom sinir sistemi olarak ikiye ayrılır.

1. Somatik Sinir Sistemi
Motor ve duyu nöronları ile donatılmıştır. Bu nöronların hücre gövdeleri merkezi sinir sisteminde bulunur. Aksonları ise doğrudan iskelet kaslarına gider ve isteğimizle çalışan organları (iskelet kaslarını) idare eder.
Koşma, zıplama, bağırma, resim yapma gibi beynin kontrolünde olan hareket ve davranışlarımızı bu sistem yardımıyla yürütürüz.

2. Otonom Sinir Sistemi
Çevresel sinir sistemi içinde incelenir ve organizmadaki istemsiz hareketlerin kontrolünü sağlar.
Otonom sinir sisteminde sadece motor sinirler vardır. Bu motor sinirler organların hızlı çalışmasını veya yavaşlamasını sağlar. Beyin şuurumuz dahilinde otonom sinir sistemine hükmedemez. Ancak otonom sinir merkezlerini kontrol eder.
Bu sistem birbiriyle zıt çalışan sempatik ve parasempatik sinirlerden meydana gelir.
a. Sempatik Sistem : Sempatik sistem, özellikle organizma zor durumlarda kaldığı zaman etkilidir. Hızlandırıcı etki yapar.
Sempatik sistemin çalışmasıyla kan basıncı ve kan glikozu yükselir, kalp atışları hızlanır, kıllar dikleşir, kan damarları daralır, terleme artar ve göz bebekleri genişler; genellikle vücutta bir stres doğmasına neden olur. Bu durum uzun sürerse vücudun direnci azalır ve zayıflar.
b. Parasempatik Sistem : Sempatik sistemin aksine organların faaliyetlerini yavaşlatıcı bir etkiye sahiptir. Ayrıca sindirim sisteminin peristaltik hareketlerini hızlandırır. Parasempatik sinirlerden olan vagus siniri asetil kolin hormonu salgılayarak kalp atışlarını yavaşlatır ve kan basıncını düşürür.

IV. DUYU ORGANLARI
İnsanda beş çeşit duyu organı bulunur. Duyu organlarımızdaki reseptörler, aldıkları uyarı çeşidine göre gruplandırılabilirler.

* Kemoreseptörler : Burun ve dilde bulunan koku ve tat reseptörleridir. Kimyasal uyarıları algılarlar. Bazı iç organlarda da vardır.
* Fotoreseptörler : Gözde bulunur. Işık uyarılarını algılarlar. Koni ve çomak hücreleri olarak iki çeşidi vardır.
* Mekanoreseptörler : Mekanik ve fiziksel uyarıları algılarlar. Deride ve kulakta bulunur. Deride bulunanların bazıları sıcak veya soğuğu almaya özelleşmiştir. Bunlara termoreseptör de denir.

A. GÖZ ve GÖRME DUYUSU
Göz, görme ile ilgili temel yapılar ve koruyucu yapılardan meydana gelir. Koruyucu yapılar kaşlar, kirpikler, göz kapakları, göz yaşı bezleri ve göz yuvarlağını göz çukuruna bağlayan kaslardan oluşmuştur.

Şekil : Gözün Yapısı ve Kısımları

1. Gözün Yapısı ve Görme
Göz yuvarlağı dıştan içe doğru, sert tabaka, damar tabaka ve ağ tabakadan meydana gelir.
a. Sert Tabaka : Göz yuvarlağını dıştan saran beyaz bağ dokudan oluşmuş sert bir tabakadır. Sert tabaka göz yuvarlağının ön tarafında saydam bir yapı kazanır. Burası kornea adını alır. Işığı kırıcı etkiye sahiptir.
b. Damar Tabaka (Koroid) : Sert tabakanın altında damarlarca zengin bir tabakadır. Çok miktarda melanin pigmenti bulunur. Bunlar göz içinde siyah karanlık bir odanın oluşmasını sağlar ve göz içi yansımalarını önler.
Damar tabaka gözün ön kısmında iris adı verilen, gözümüzün renkli kısmını oluşturur. İrisin yapısında bulunan kaslar göz bebeğinin genişlemesini ya da daralmasını sağlarlar.
İrisin ortasında göz bebeği açıklığı bulunur. Göz bebeğinin daralıp genişlemesi ile göze gelen ışık miktarı ayarlanır. İrisin hemen arkasında göz merceği yer alır. Mercek, cisimden gelen ışınları kırarak ağ tabaka üzerine düşmesini sağlar.
c. Ağ Tabaka (Retina) : Işığa duyarlı reseptör hücrelerinin ve sinirlerin bulunduğu tabakadır. Bu bölgede çomak ve koni reseptörleri bulunur.


Işık ® Kornea ® Ön oda ® Arka oda ® Göz merceği ® Retina ® Reseptörler (Sarı benek) ® Göz sinirleri ® Beyindeki görme merkezi.

Duyu nöronların aksonları, gözün arka tarafında bir noktada birleşerek göz sinirini oluştururlar. Bu sinir göz yuvarlağından dışarı çıkar. Bu bölgede çubuk (çomak) ve koni hücreleri yoktur. Görme duyusunun alınmadığı bu yere kör nokta denir.
Göz merceğinin merkezi ile aynı hat üzerinde bulunan retina merkezi, görme işleminin en fazla olduğu bölgedir (sarı benek). Bu bölgede parlak ışığı ve bir cismin ayrıntılarını seçmekle sorumlu ışığa duyarlı koniler
Retinanın her yerine dağılmış, cisimlerin şekillerini algılamaya yarayan çomak hücreleri bulunur. Bu hücreler az ışıkta duyarlıdır. Ancak renklere karşı duyarsızdır.

2. Göz Kusurları
a. Miyopluk : Göz yuvarlağı optik eksen doğrultusunda uzamışsa, merceğin kırıcılığı azalır ve görüntü retinanın önünde oluşur. Net görüntü elde edilemez. Miyop fertler yakını iyi görür, uzağı iyi göremezler. Kalın kenarlı merceklerden yapılmış gözlüklerle bu kusur giderilebilir.
b. Hipermetropluk : Göz yuvarlağı optik eksene dik olarak uzayıp şişkinleşirse, merceğin kırıcılığı artar ve görüntü retinanın gerisine düşer ve netlik sağlanamaz.
Böyle kişiler, uzağı iyi gördükleri halde, yakını iyi göremezler. Görüntüyü netleştirmek için ince kenarlı merceklerden yapılmış gözlükler kullanılır.
c. Astigmatizm : Saydam tabaka ve merceğin yüzeyindeki kavislenmeden meydana gelen bozukluk bu göz kusuruna neden olur. Böyle kişiler cisimleri bulanık görürler. Görüntüyü netleştirmek için, düzensiz olarak sıkıştırılmış özel mercekler kullanılır.
d. Presbitlik : Yaşlandıkça merceğin esnekliğinin kaybolmasıyla ortaya çıkar. 40 cm den daha yakını göremezler. İnce kenarlı mercekle düzeltilir.
e. Renk körlüğü : Renkli görmeyi sağlayan 3 tip koniden bir veya ikisinin genetik bozukluk sonucu bulunmamasından ortaya çıkar. Kalıtsaldır, düzeltilemez. Bu kişiler genellikle kırmızı ve yeşil renkleri ayırt edemezler. (Daltonizm)
f. Şaşılık : Göz kaslarının uzun veya kısa olması sonucu göz bebeğinin yana kaymasıdır. Ameliyatla düzeltilebilir.

B. KULAK ve İŞİTME DUYUSU
Bütün omurgalılarda işitmeyi sağlayan yapılar vardır. Özellikle korti organının bulunduğu iç kulak ortaktır. İnsan kulağı üç kısımda incelenir.

1. Dış Kulak
Kulak kepçesi sadece memelilerde bulunur. Sesi toplayarak kulak yoluna iletir. Dış kulak yolu ve kulak zarı bulunur. Ses dalgalarını orta ve iç kulağa iletir. Kulak zarı, havayla gelen ses dalgalarını titreşimlere çevirir.

2. Orta Kulak
Dışta kulak zarı, içte oval pencere ile kapatılmış bir odacıktır. Üç küçük kemik bulunur. Çekiç, örs ve üzengiöstaki borusu bulunur. Bu yapı, iç kulakta basıncı dengeleyerek kulak zarının patlamasını engeller.

kümelenmiştir. adı verilen bu kemikler, ses dalgalarını kuvvetlendirerek iç kulağa aktarırlar. Ayrıca bu bölgede kulağı yutağa bağlayan

Şekil : Kulağın Yapısı ve Kısımları
3. İç Kulak
Kulağın en karmaşık kısmıdır. Bu bölgede işitmeyle ilgili olan kısım kohlea ve denge ile ilgili kısım yarım daire kanalları ve kesecikler bulunmaktadır. İnsanda denge, yarım daire kanalları ile tulumcuk ve kesecik tarafından sağlanır.
Tulumcuk ve keseciğin içinde otolit denilen CaCO3 den yapılmış kulak taşları vardır. Bu taşlar yerçekiminin etkisiyle kesecik ve torbacığın tabanındaki titrek tüylü hücrelere basınç yaparlar. Vücudun durumu değiştiği zaman otolitlerin de duyu hücrelerine yaptığı bölgesel basınç değişir. Böylece yeniden, organizmanın eski şekline dönmesi uyarılarak denge sağlanmış olur.
Yarım daire kanallarının içinde endolenf, dışında ise perilenf adı verilen sıvılar bulunur.


Kanallar ampul denilen şişkinliklerle sonlanır. Ampuller buralardan çıkan bağlantılıdır. Ampuller içinde kirpikli hücreler vardır ancak otolitler yoktur. Kirpikli hücreler kanalların içini dolduran sıvının hareketiyle uyarılır. Sıvının akışı ile yapılan ikazla, kirpikli hücreler tarafından sinir impulsu oluşturulur.

İmpulslar beyinciğe aktarılarak dengemiz sağlanır.
İşitme : İşitme olayının gerçekleştiği yer kohlea (salyangoz) dır. Çünkü işitme reseptörleri buradaki korti organlarında bulunur.


İşitme Olayının Basamakları
Ses dalgaları ® Kulak kepçesi ® Kulak yolu ® Kulak zarı ® Çekiç ® Örs ® Üzengi ® Oval pencere ® Vestibular kanal ® Kohlea kanalının üst zarı ® Endolenf ® Korti organı ® İşitme sinirleri ® Beyin işitme merkezi


C. BURUN ve KOKU DUYUSU
Burun iki delikle dışarıya açılırken, diğer taraftan yutağa bağlanır. Burun içinde mukus salgısı üreten epitel hücreleri bulunur. Mukus ve burun içi kılları dışarıdan gelen havanın hızının kesilmesi, ısıtılması, partiküllerden ve mikroplardan temizlenmesi işlevini yerine getirirler.
Kokunun algılanabilmesi için uyaranın gaz halinde olması gerekmektedir. Bu gaz tanecikleri sarı bölge adı verilen kısma çarptığında buradaki koku reseptörlerini uyararak impulsların oluşumunu sağlar. Bu impulslar koku soğancığındaki sinirlerle beyne gönderilerek burada değerlendirilir.


Koku reseptörleri çabuk yorulur. Bunun için kötü kokulu bir odaya girdiğimizde bir süre sonra, o kokuyu algılayamaz hale geliriz. Ama farklı frekansta bir koku oluşursa hemen algılarız.


D. DİL ve TATMA DUYUSU
Çeşitli besinlerdeki tatları almamızı sağlayan duyu organımız dilimizdir.
Dilimiz sayesinde hangi besinlerin yenilip yenilmeyeceği bir dereceye kadar belirlenmektedir. Tat duyusunun oluşabilmesi için besinin mukusta çözünür olması gereklidir.
Dilin üzerinde epitel doku bulunur. Tat alma reseptörleri dildeki papilla adı verilen tomurcuklarda yerleşmiştir. Ayrıca; dilde deride bulunan reseptörlerin çoğu bulunur.

Şekil : Dilin Yapısı ve Tatma Bölgeleri

E. DERİ ve RESEPTÖRLERİ
İnsan derisinde dokunma, basınç, sıcaklık ve ağrı gibi duyuları alan birçok reseptör bulunur. Bunların derideki dağılımı eşit değildir.

Şekil : Derinin Kesiti ve Kısımları

Lise Biyoloji Testleri, Ekoloji konusu çözümlü test soruları

8/5/2009 · Kategori: Biyoloji&Ödev

1. I. Siyaha yakın renkteki topraklar en verimli

topraklardır. II. Gri - sarı topraklar verimsizdir. III. Organik maddece zengin toprakların rengi si-yaha yakındır.

Yukarıdaki bilgilerden hangisi doğrudur?

A)Yalnızl B) Yalnız II C) l - II D) l - II - III

2. Toprağın temel tabakalarında bulunan maddelerin özellikleri hakkında verilen bilgilerden hangisi doğrudur?

Üst tabaka Orta tabaka Alt tabaka

A) Humus Organik - İnorganik İnorganik

B) Organik Humus İnorganik

C) İnorganik Organik Humus

D) İnorganik Humus Organik

3. Aşağıdakilerden hangisi toprağın korunması için alınacak bir önlem değildir?

A) Çiftçilerin eğitilmesi

B) Çöplerin toprağa gömülmesi

C) Toprak haritaları çıkartılması

D) llgili yasal düzenlemeler yapılması



4. İçine bir miktar toprak ve su doldurulan tüp iyice çalkalandıktan sonra birkaç dakika beklemeye bı-rakılıyor. Tüpte maddelerin çeşitlerine göre sıra-landığı görülüyor. Buna göre tüpün en altında yer alan madde hangisidir?

A) Humus B) Kil parçacıkları C) şist D) Kum

5. 13. sorudaki deneye göre, tüpün en üstünde yer alan madde hangisidir?

A) Humus B) Kil parçacıkları C) Şist D) Kum

6. Erozyonun meydana gelmesinde insanın rolü büyüktür. Aşağıdakilerden hangisi erozyona neden olan olaylardan degildir?

A) Aşırı otlatma

B) Eğimli alanların tarıma açılması

C) Ormanların yok edilmesi

D) Toprağın kirlenmesi

7. Toprakta fazla azot birikmesinin temel nede-ni aşağıdakilerden hangisidir?

A) Baklagillerin çok ekilmesi

B) Yeşil bitki örtüsünün azalması

C) Yanlış gübre kullanımı

D) Canlılar tarafından azotun direkt kullanılma-ması

8. Aşağıda su ile ilgili verilen bilgilerden kaç tanesi doğrudur?

I. Hücrede kimyasal olaylar su içinde meyda-

na gelir.

II. Su olmazsa canlılık olaylan durur. III. Hücrede su yalnız sitoplazmada bulunur. IV. Canlıların bütün hayati faaliyetleri için suya

ihtiyaçları vardır. V. Su, çok iyi çözücü ve taşıyıcı bir sıvıdır.

A)2 B)3 C)4 D)5

9. I. Hücre yapısı için önemlidir. II. Proteinlerin yapısında bulunur

Yukarıda özeliklerl verilen ve insan etkisi ol-maksızın, doğada çevrimi gerçekleşen madde aşağıdakilerden hangisidir?

A) Azot B) Su C) Karbondioksit D) Kükürt

10. Humuslu toprağın en verimli toprak olması-nın nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

A) Organik ve inorganik maddelerce zengin ol-ması

B) Renginin siyaha yakın olması

C) En üst tabakada bulunması

D) Bitki ve hayvan artıklarının az bulunması

11. Aşağıdakilerden hangisi toprağın gruplara ayrılmasını sağlayan bir özellik deaildir?

A) Renk B) Asitlilikoranı C) Yapı D) Tad

12. Aşağıdakılerden hangisi bir toprak çeşidi degildir?

A) Kumlu toprak B) Çakıllı toprak C) Kireçli toprak D) Kıld toprak

13. I. Tarım arazilerinin gereğinden fazla sulanması II. Kullanılan gübrede tuz miktarının fazla olması III. Asit yağmurlarının artması

Toprakların tuzluluk problemi ile karşı karşı-ya olmasının nedeni yukarıdakilerden hangi-sidir?

A)Yalnızl B) l - II C) II - III D) l - II - III

14. Aşağıdakilerden hangisi toprağın insan sağ-lığı açısından zararlı olmasına neden olmaz?

A) Zehirli tarım ilaçları

B) Sanayi kuruluşlarından bırakılan atıklar

C) Gömülen çöpler

D) Organik atıklar

15. Aşağıdakilerden hangisi su kirliliğinin başlı-ca sebeplerinden biri değildir?

A) Radyoaktif maddeler B) Organik atıklar C) Erozyon D) Asit yağmurları

16. Aşağıdakilerden hangisi su kirliliğinin azaltıl-ması için alınması gereken önlemlerden de-ğildir?

A) Su kaynaklarının kullanılmaması

B) Arıtma tesislerinin kurulması

C) Hava kirliliğinin önlenmesi

D) İnsanların eğitilmesi

17. Atmosferde gereğinden fazla karbondioksit birikmesinin nedeni aşağıdakilerden hangisi-dir?

A) Doğalgaz kullanımının yaygınlaşması

B) Asit yağmurları
C) Yeşil bitki örtüsünün azalması

D) Karbonun doğadaki çevrimi

18. Aşağıda toprak hakkında verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

A) Canlılığın ve medeniyetin temelidir.

B) 5 cm'sinin oluşabilmesi için 600 ile 2000 yıl arasında bir zaman geçmelidir.

C) İnorganik maddeler, organik maddeler, su, hava ve mikroorganizmalardan meydana gelmiştir.

D) Topraklar asitlilik oranı, yapı ve derinlik bakı-mından farklılıklar göstermezler.

19. Sellerin taşıyarak tortu halinde biriktirdiği yağsı tabakaya ne ad verilir?

A) Çakıl B) Şist C) Kil D) Kum



1-D 2-A 3-B 4-D 5-A 6-D 7-C 8-C 9-A 10-A 11-D 12-B 13-B 14-D 15-C 16-A 17-C 18-D 19-B


Lise Biyoloji dersi Test soruları ve cevapları Solunum sistemi konusu

8/5/2009 · Kategori: Biyoloji&Ödev

1. Hücre içi solunumda şeker ile reaksiyona giren aşağıdakilerden hangisidir?

A) Karbondioksit B) Oksijen C) Su D) Azot

2. Aşağıdaki gaz çiftlerinden hangileri insan sağlığına zarar vermez?

A) Su buharı - Oksij'en

B) Karbondioksit - Karbonmonoksit

C) Karbonmonoksit - Kükürtdioksit

D) Kükürtdioksit - Azotlu gazlar

3. Solunum organlarının sağlığını korumak için aşağıdakilerden hangisi vapılmamalıdır?

A) Açık havada yürüyüş

B) Hastalara çok yakın olma

C) Sigaradan uzak durma

D) Odaları havalandırma

4. İnsanların yaşadığı kapalı ortamlarda aşağı-daki gazlardan hangisi azalır?

A) Azot B) Karbondioksit C) Su buharı D) Oksijen

5. I. Diyafram kası II. Göğüs kasları III. Soluk borusu

Yukarıda verilenlerden hangileri akciğerlere hava giriş-çıkışını kolaylaştınr?

A) l - II B) II - III

C)III-4 D)II-4

6. I. Havayısüzer

II. Havayı nemlendirir, III. Havayı vücut sıcaklığına ayarlar.

Yukarıda verilen bilgiler hangi sistem içeri-sinde yer alan bir organa aittir?

A) Dolaşım B) Boşaltım C) Solunum D) Sindirim

7. Aşağıdaki organlardan hangisi oksijenin dı-şarıdan alınıp kana verilmesinde görev yap-maz?

A) Kalp B) Soluk borusu C) Burun D) Akciğer

8. I. Üst üste dizilmiş kıkırdak halkalardan oluşmuştur.

II. İç yüzeyinde kaygan zar ve titrek tüyler var-dır.

Yukarıda verilenlerden hangisi soluk borusu için doğrudur?

A) Yalnız l doğru B) Yalnız II doğru C) İkisi de doğru D) İkisi de yanlış

9. Aşağıdaki organ çiftlerinden hangisinin ya-pısı aynıdır?

A) Alveol - Bronşcuk

B) Soluk borusu - Bronş

C) Soluk borusu - Yutak

D) Soluk borusu - Yemek borusu

10. Akciğerin yapısını inceleyen bir öğrenci aşa-ğıdakilerden hangisini gözleyemez?

A) Alınan hava ile akciğerin şiştiğini B) Beş bölümden oluştuğunu

C) Akciğerlerin içinde bronşların olduğunu D)Gaz degisiminin gerceklestigini



Cevaplar:1-B 2-A 3-B 4-D 5-A 6-C 7-A 8-C 9-B 10-D

Lise Biyoloji Test soruları ve cevapları, İskelet sistemi konusu test soruları ve cevapları

8/5/2009 · Kategori: Biyoloji&Ödev

1 . Hareket için aşağıdakilerden hangileri gerektir
I. Kas II. Sinir III. Kemik IV. Eklem

A) l-II-III B) II-III-IV
C) l-III-IV D) l-II-III-IV

2. l. Deriyi hareket ettirme

II. Düz kas olma

III. İsteğe bağlı çalışma

Yukarıda kilerde n hangileri yüz kasları için söylenebilir?

A) l-II B) l-III C) II-III D) l - II - III

3. D vitaminiyle ilgili söylenenlerden hangisi yanlıştır?

A) Etkisi güneş ışığına bağlıdır.

B) Eksikliğinde raşitizm hastalığı olur.

C) Karaciğer ve yumurta sarısında bol bulunur.

D) ileri yaşlarda gerekli bir vitamin değildir.

4. Aşağıdakilerden hangisinin hareket yeteneği en azdır?

A) Kafatası eklemleri

B) Bel omur eklemleri

C) Omuz eklemleri

D) Ayak eklemleri

5. Aşağıdakilerden hangisi iskelet kaslarının Özelliklerinden değildir?

A) Kemiklere bağlı olma

B) Kas tellerinden oluşma

C) Kırmızı renkli olma

D) İstemsiz olma

6. Kalp kasıyla ilgili söylenenlerden hangisi yanlıştır

A) İstemsizdir B ) Kırmızı renklidir C) Yorulmaz D) Çizgisizdir

7. Kol ve bacaklarımız gövdeye hangi tür eklemlerle bağlanır?

kollar bacaklar

A) Oynar Yarı oynar

B) Yarı oynar Oynar

C) Oynar Oynar

D) Yarı oynar Yarı oynar

8. Aşağıdakilerden hangisi bütün kemiklerde görülen bir özelliktir?

A) Hareketli olma

B) Eklem oluşturma

C) Tamamen kıkırdakla kaplı olma

D) İlik kanalı bulundurma

9. Vücudumuzu oluşturan yapılar aşağıdakilerin hangisinde büyükten küçüğe doğru sıralanmıştır?

A) Hücre - Doku - sistem

B) Hücre - Sistem - Doku

C) Sistem - Doku - Hücre

D) Doku - Hücre - Sistem

10. Diz kapağı kemiği hangi kemiklerin birleştiği yerde bulunur?

A) Kaval kemiği - Baldır kemiği > B) Kavat kemiği - Dirsek kemiği

C) Dirsek kemiği-Baldır kemiği

D) Uyluk kemiği - Kaval kemiği

11. l. Ağaçların ilkbaharda çiçek açması

II. Çocuğun büyümesi III. Kalp atışlarının hızlanması

Yukarıdakilerden hangileri hormonların faa*liyetleri sonucu oluşur?

A) I-II B) l-III C) II-III D) l-II-III


12. Aşağıdakilerden hangisi uzun kemiklerin ortak özelliklerindendir?

A) Vücudun her yerinde bulunma

B) Sadece sarı ilik bulundurma

C) Sadece uzun kemiklerle eklem yapma

D) Kemik zarıyla kaplı olma

Cevaplar:1-D 2-B 3-D 4-A 5-D 6-D 7-C 8-B 9-C 10-D 11-C 12-B


Lise Biyoloji testi Hücre konusu test soruları ve cevap anahtarı

8/5/2009 · Kategori: Biyoloji&Ödev

1. Mikroskop altında çeşitli hücreleri inceleyen bir öğrencinin, aşağıdaki hücre kısımlanndan han-gisinl ilk olarak görmesi, hücrenin bir bitkl hücresi olduğunu anlaması için yeterlidir?

A) Mitokondri B Hücre zan C) Hücre duvarı D) Lizozom





2. A. Hücre içinde madde iletimini sağlar. B. Hücrede proteini sentezler. C. Hücreye gerekli enerjiyi üretir.

Özellikleri verilen organeller aşağıdakilerden hangileridir?



-A. -B. C.



A) Endoplazmik R. Ribozom Mitokondri

B) Lizozom Ribozom Mitokondri

C) Ribozom Endolazmik R. Mitokondri

D) Mitokondri Endolazmik R. Ribozom

3. Aşağıdaki olaylardan hangisi yalnızca klorofil-Jİ hücrelerde meydana gelir?

A) Solunum B) Beslenme C) Sindirim D) Fotosentez

4. Bütün canlı hücreler ile ilgili;

I. Solunum II. Fotosentez III. Büyüme olaylarından hangıleri ortak olarak gerçekle-şir?

A) Yalnızl B)Yalnızlll C) 1 - II D) 1 - III

5. Aşağıdaki organ ve hücre çiftleri arasında hangisinde görev olarak benzerlik yoktur?

A) Mide-Lizozom

B) Deri-Zar

C) Bağırsak - Golgi aygıtı

D) Beyin - Çekirdek

6. Bir hücre, canhhğını devam ettirebilmesi için aşağıda verilenlerden hangisini bulundurmak zorunda değildir?

A) Çekirdek B) Sitoplazma C) Ribozom D) Hücre zarı

7. Sitoplazmasında büyük koful bulunduran bir hücre ile ilgili aşağıdaki verilenlerden hangi-si yanlıştır?

A) Sentrozom bulundurmaz.

B) Hücre çeperi vardır.

C) Nişasta bulundurmaz.

D) Fotosentez ile oksijen oluşturabilir.

8. Aşağıdaki yapılardan hangisinin karşısındaki olayla ilişkisi yoktur?

A) Kloroplast - Fotosentez

B) Lizozom - Hücre içi sindirim

C) Sentrozom - Hücre bölünmesi

D) Mitokondri - Oksijensiz solunum

9. Bitki hücresinde aşağıdakilerden hangisi bulunmaz?

A) Golgi B) Sentrozom C) Kofu! D) Kromoplast

10. Aşağıdakilerden hangisi hücre zarı ile hücre çeperinin ortak özelliğidir?

A) Seçici geçirgendirler.

B) Esnek ve canhdırlar.

C) Hücreyi korurlar.

D) Bütün canlılarda ortak olarak bulunurlar.

1 1. Hücre organellerinde meydana gelen olaylardan hangileri kloroplastta meydana gelir?

I. Oksijenin kullanılması II. Karbondioksidin kullanılması İll. Suyun kullanılması

A) Yalnız l B) l - III C) II-III D)MI-III



Cevaplar:1-C 2-A 3-D 4-D 5-C 6-A 7-C 8-B 9-B 10-C 11-C

Lise Biyoloji fotosentez konusu test soruları ve cevapları

8/5/2009 · Kategori: Biyoloji&Ödev

FOTOSENTEZ TEST SORULARI

1. Aşağıdakılerın hangisinde fotosentez dogrudan etkili değildir?

A) Oksijenin üretilmesinde

B) Organik besin oluşturmasında

C) Havanın karbondioksit yönüyle temizlenmesinde

D) Bitkilerdeki fazla suyun terleme ile kaybedil-mesinde

2. I. Oksijen II. Enzim III. Organik besin

Hayvan hücreleri; oksijenli solunum sıra-sında yukarıdakilerden hangilerini dışarı-dan alır?

A) Yalnız l B) l - II C)l-lll D) II-III

3. I. Suyun kullanılması II. Karbondioksidin kullanılması III. Olayın canlı hücrede gerçekleşmesi

olaylarından hangileri, hem solunumda hem de fotosentezde ortak olarak gerçekleşir?

A) Yalnız III B) l - ll C)l-lll D) II-III

4. l.Su

II. Karbondioksit III. Enerji IV. Oksijen

Solunum olayında yukarıdakilerden hangileri elde edilmez?

A) Yalnız IV B) l - II C) III - IV D) l - II - III

5. Fotosentez sonucu oluşan besin aşağıdaki-lerden hangisine dönüştürülemez?

A) Protein B) Yağ C) Madensel tuz D) Nişasta



6. Klorofil taşıyan yeşil yapraklı bir bitki kapalı bir ortama x canlısı ile birlikte konuluyor. Bu ortam-daki gazların miktarının günün belirli bir zaman aralığında değişmediği gözleniyor.

Bu durumun oluşmasında etkili olan olaylar aşağıdaki verilenlerden hangileridir?

A) Fotosentez - Solunum

B) Sindirim - Boşaltım

C) Solunum - Protein sentezi

D) Fotosentez - Nişasta sentezi

7. Aşağıdakilerden hangisi hücrede birim za-manda üretilen ATP miktarı ile doğrudan ilgilidir?

A) Fotosentez B) Solunum C) Protein sentezi D) DNA eşlenmesi

8. Hücrede görülen oksijenli solunum ve foto-sentez olayı ile ilgili olarak;

I. Atmosferdeki oksijen ve karbondioksidin belirli bir dengede kalmasını sağlarlar. II. Karbon devrinde görev yaparlar. III. Enerjinin kullanılabilir hale dönüşmesini sağ-larlar.

verilenlerden hangileri doğrudur?

A) Yalnız l B) l - II C) II-III D)l-ll-lll

9. Bitki hücresinde;

I. Glikozdan karbondioksit ve suyun oluşması II. Proteinden aminoasitlerin oluşması III. Karbondioksit ve sudan glikozun oluşması

olaylarından hangileri solunum olarak değer-lendirilebilir?

A) Yalnız l B) Yalnız III C)l-ll D) II-III

10.Aşağıdakilerden hangisi yalnız fotosentez olayına özgüdür?

A) Enzim kullanılması

B) Olayın canlı bir hücrede gerçekleşmesi

C) Olay basamaklannda ATP harcanması

D) Işık enerjisinin kullanılması



11. Çiçeğin hangi kısmı fotosentez yapabilmektedir?

A) Taç yaprak B) Dişi organ C) Çanak yaprak D) Erkek organ



CEVAPLAR:1-D 2-C 3-A 4-A 5-C 6-A 7-B 8-D 9-A 10-D 11-C


Biyoloji dersi organik konusu çözümlü test soruları

8/5/2009 · Kategori: Biyoloji&Ödev

1. I. Enzim kullanılması.II. Büyük moleküllü besinlerin küçük moleküllere ayrılması. III. Sonuçta glikoz oluşması.

Yukarıdakilerden hangileri hücre içi ve hücre dışı sindiriminde ortak olarak görülür?

A) Yalnız l B) Yalnız II C)l-ll D)l-ll-lll

2. Aşağıdakilerden hangisinde sindirilen besin çeşidi diğerlerine göre daha fazladır?

A) Ağız B) Mide C) Ince bağırsak D) Kalın bağırsak

3. Aşağıdakilerden hangisi enerji verici besin maddelerinden değildir?

A) Protein B) Su C) Yağ D) Karbonhidrat

4. İnsanda sindirim sisteminde selülozun sindi-rilmemesinin sebebi aşağıdakilerden hangi-sidir?

A) Çoksertyapıdaolması.

B) Bitkisel bir besin olması

C) Gerekli enzimin olmaması.

D) Zaten sindirilmiş bir besin olması.



5. Aşağıdakilerden hangisi yanma sonucu vü-cudumuzun ısınmasında görev almaz?

A) Glikoz B) Vitamin C) Protein D) Yağ E) Enzim

Nişasta ———»â€¢ Glikoz + Glikoz

Yukarıdaki reaksiyona bakarak aşağıdakiler-den hangisini söyleyemeyiz?

A) Parçalanma reaksiyonudur.

B) Elde edilen ürünün miktarı giren nişastaya göre daha çoktur.

C) Sonuçta kimyasal bir değişme olmuştur.

D) Ağız ve ince bağırsakta meydana gelmiştir.

6. Kemik ve dişlerim'ızın kuvvetli bir yapıda ol-ması aşağıdakilerden hangisine bağlıdır?

A) Kalsiyum - Fosfor

B) Fosfor - K vitamini

C) Kalsiyum - B vitamini

D) C vitamini - A vitamini

7. I. Vücudun sıcaklığını ayarlar.

II. Organik maddelerin yanmasıyla ortaya çıkar. III. Düzenleyici besin maddesidir. IV. Kimyasal reaksiyonlara ortam oluşturur. V. Fotosentezde üretilerek dış ortama verilir.

Yukarıdaki su ile ilgili verilen bilgilerden hangileri doğrudur?

A) l - II - III - IV B) I- III - IV C)I-III-V D) I-II-III-IV-V

8. Aşağıda verilen sindirilecek besin - enzim • sindirimin gerçekleştiği yer hangi şıkta yan-l!§ verilmiştir?Kullanılan Sindirimin Gerçekleştiai ver

Sindirilecek besin Kullanılan Enzim Sindirimin Gerçekleştigi ver

A) Nişasta Amilaz Ağız

B) Protein Pepsin Mide

C) Yağ Lipaz İnce bağırsak

D) Nişasta Amilaz Mide



CEVAPLAR:1-D 2-C 3-B 4-C 5-C 6-B 7-B 8-A

Lise biyoloji dersi konu anlatımı ve ders özetleri Dolaşım sistemi konu anlatımı

8/5/2009 · Kategori: Biyoloji&Ödev

DOLAŞIM SiSTEMLERi ne demektir

Vücudun aldığı besin maddelerini, oksijen ve kendi yaptığı hormonları gövdenin çeliştiği kısımlarına dağıtması; dokularda metabolizma arasında meydana gelen zararlı maddelerin zararsız hale gelmelerini veya atılmalarını sağlayan organlara ulaşması ile görevli sistem. Dolaşım sistemini kalp ve onunla kapalı devre yapan damarlardan kurulmuştur. Kalp, bu sistemin pompasıdır. Damarlarla pompanın attığı kanı attığı kanı vücutta dolandıran borulardır. Kırmızı kan damarları, yapısı ve fonksiyonları bakımından üç ayrı kısımda incelenebilir:

1) Atardamarlar,
2) Toplardamarlar,
3) Kılcal damarlar,

Dolaşım sisteminin çalışması halinde canlılıkla dönük olarak yer alır. Çizgili kaslardan meydana gelmesine rağmen irade dışı çalışır. Kalbin çalışması birbiri ardından gelen sıkışıp-ufalma (sistol) ve gevşeyip-genleşme (diyastol) hareketleri ile olur. Kalbin hareketlerini “Kalbin iletim sistemi†denilen yapılar sağlar. Kendi içinde meydana gelen uyarıyla ritmik olarak çalışan tek organımız kalbimizdir.

Kalbin özel sinir sistemi “sino-atrial düğüm “atrioventriküler düğüm†ve “ his demeti denilen sinir liflerinden meydana gelir. Kalbin özel tembih sistemi otonom sinir sisteminin etkisi altındadır. Bu sistemin “parasempatik†bölümünden gelen uyarılar kalbi yavaşlatırken “sempatik†bölümünden gelen uyarılar kalbin 1 dakikadaki atım sayısını arttırır. Kalbin normaldeki atım sayısı dakikada 60-90 arasındadır. Kalp atışları gwnwl olarak bilekte nabız oluğuna basarak veya kalbi dinleyerek sayılır. Kalbin normalden az atmasına “bradikardi†denir.

Kalbin sıkıştığı an, karıncıklardaki kanı aorta ve akciğer atardamarına attığı andır. Bu anda sol karıncıktaki temiz kan vücuda atılırken, sağ karıncıktaki kirli kan oksijenlenmek üzere akciğere yollanır.

Atardamarlar : Kalbin pompalandığı kanı organ ve dokulara götüren ve kılcal damarlara dağıtan borulardır. Kesitlerinde genellikle yuvarlak ve kalın duvarlı olarak görünürler.

Toplardamarlar : Vücutta kullanılan kanı akciğere pompalanmak üzere kalbe getiren damarlardır. Genişlikleri atardamarlardan daha fazladır. Toplardamarların içine kanın geri kaçmasını önleyen kapakçıklar bulunur. Duvarları ise atardamar duvarından daha incedir.

Kılcal damarlar : Atardamarlarda dokulara yaklaştıkça düzenli bir şekilde dallanırlar. Bu dalların çapı gittikçe küçülür ve sonunda kılcal damarları meydana getirirler. Kılcalların atardamar tarafındaki kısmına “arteriolâ€, toplar damar tarafındaki kısmına “venül†denir. Madde alış-verişi genel olarak arteriol ve venüller arasındaki kapiller damar ağında olur.

Dolaşım sisteminin görev olarak iki alt grubu vardır :

1. Büyük dolaşım (sistematik dolaşım),
2. Küçük dolaşım (akciğer dolaşımı),

Büyük dolaşım : Kalbin sol karıncığına akciğerlerden oksijenlenmiş olarak gelen kan aradaki mitral deliği vasıtasıyla sol karıncığa geçer. Sol karıncığın kasılmasıyla içindeki kan aorta atılır. Atardamarlar boyunca kan bütün vücuda yayılır. Kapiller damarlar seviyesinde kan doku arasında madde ve gaz alış verişi vuku bulur. Burada oksijenden fakirleşen ve bazı maddelerini kaybeden (kirlenen) kan toplar damarlar vasıtasıyla kalbin sağ kulakçığına gelir. Kanın kalbin sol karıncığından çıkıp sağ kulakçığına dönmesine kadar olan bu işleme büyük dolaşım denir.

Küçük dolaşım : Kalbin sağ kulakçığına gelen kirli kan aradaki triküspit kapağından sağ karıncığa geçer. Sağ karıncığın kasılmasıyla akciğerlere giden kan buradan temizlenmiş (oksijenlenmiş) olarak kalbin sol kulakçığına döner. Bu olayın bütünü de küçük dolaşımı meydana getirir. Bu dolaşımın şemasını ilk olarak çizen, Türkistanlı Ali bin Ebi'l-Hazm'dır (v.1288).

Kan damarlarının yan ısıra doku sıvısının bir kısmı da akkan damarları (lenf dolaşımı) ile sistematik dolaşıma iletilir. Lenf damarları kör uçlu, ince duvarlı borular şeklindedir. Bunlar birleşerek büyük akkan damarlarını, bunlar da birleşerek "göğüs akkan kanalı"nı meydana getirirler. Bu kanal boyunda toplardamar sisteme dökülür.

Dolaşım sisteminde kanın dolaşımının sağlanması için kalp kasılma ve gevşemesine göre damarlarda belli bir basınç meydana gelmektedir. Buna kan basıncı veya "tansiyon" ismi verilir. Sistolik kan basıncı, 110-140 mm civa, diyastolik kan basıncı, 70-90 mm civa arasında olmalıdır. Ancak yaşla paralel olarak normal sınırlar biraz aşağı veya yukarı kaydırılabilir. Yaş arttıkça normal üst sınırlar yükselir. Ayrıca cinse göre ve tansiyon ölçülme pozisyonuna göre (ayakta, oturarak veya yatarak) de değişiklik olabilirse de genel olarak bu rakamların üstü yüksek tansiyon altı ise düşük tansiyonu gösterir. Tansiyonun normal olmaması başta kalp, beyin, böbrek ve göz olmak üzere birçok dokuda rahatsızlık ve bozukluklara sebep olur.

DOLAŞIM SİSTEMİNİN SAĞLIĞI

Sigaradaki nikotin, dolaşım sistemini olumsuz yönde etkiler. Damarı daraltarak, organlara yeterince kan getirmesine engel olur. Sigara içenlerin kanındaki karbon monoksit düzeyi, içmeyenlere oranla daha fazladır. Karbon monoksit hemoglobinle birleşerek, oksijen taşıyacak hemoglobin miktarının azalmasına yol açar. Sonuçta dokulara oksijen geçişi azalır. Az miktarda karbon monoksit bile kroner atar damar hastalığı olanlarda hareket etme ve egzersiz yapma yeteneğini azaltmaktadır. Damarların sağlığı için

Sigara alışkanlığı kesinlikle bırakılmalıdır!
Sürekli ayakta kalmamaya dikkat edilmelidir.
Kanamalarda yapılacak geçici tedavi yöntemi (ilk yardım) öğrenilmelidir.

Kandaki alyuvarların sayı veya hacimce azalmasına ya da yetersiz hemoglobin ile ortaya çıkan bozukluk anemi adını alır. Anemi yetersiz dengesiz beslenme durumlarında ortaya çıkar.

Akyuvarlarda sınırsız ve patolojik çoğalmayla lösemi denen hastalık ortaya çıkar. Lösemi genellikle öldürücüdür. Pıhtılaşma elemanları olmayan kişilerde hemofili hastalığı görülür. Hemofili hastalığında kanı pıhtılaştırıcı faktörler kalıtımsal olarak eksiktir. Kanama olduğunda, kan nakli yapılmazsa, hasta kan kaybından ölebilir.

« Önceki :: Sonraki »