Biyoloji konu anlatımı Çevre kirliliğinin canlılar üzerindeki

25/2/2009 · Kategori: Cografya_Odev

  Çevre kirliliği canlıların hayatını nasıl etkiler?    

Çevre Kirliliği Nedir
Canlıların hayati aktivitelerini olumsuz yönde etkileyen çevre sorunlarına çevre kirliliği adı verilir.Çevre kirliliğinin temel sebebi sanayi devrimine dayandırılsa da aslında yüzyıllar önceye kadar uzanmaktadır. İnsanoğlu ilk kez milyonlarca yıl önce ateşi bulup,farkında olmadan havayı kirletmeye başlamıştır.Tarım yapmaya başladıktan sonra da çevreyi bilinçsiz bir biçimde değiştirme sürecine girmiştir.Ormanların tahrip edilmesi,aşırı otlatma,yanlış arazi kullanımı,böcek öldürücü ilaçların kullanımı,kentleşme ve sanayileşme gibi değişikliklerle birlikte çevre kirliliği ortaya çıkmıştır.
      Ortaçağda çevre kirliliğinin önemli bir sorun olduğunun farkına varıldı.12. yüzyılda Fransa'da Philippe Auguste sokaklardaki iğrenç atıkların kaldırılmasını ilk emreden kral oldu.Böylece dışkılarını akarsulara atan halk kendi içme suyu kaynaklarını kirletti.Yine çevre kirliliği hakkında ilk bilinen yasa 1388'de İngiltere Parlementosu'nda kabul edildi.Bu yasaya göre akarsulara ve sokaklara dışkı atılmayacaktı.

 Sanayi devriminde sanayi ve enerji üretme tesisleri yoğunlukta olduğu için çevre kirliliği daha fazladır.Tüm sanayi bölgelerinde metalurji ve demir çelik kuruluşları karaları havayı ve suyu kirlettiler.Charles Dickens'in romanları, komünizmin teorisyeni Friedrich Engels'in yazıları, Londra'nın kirlenmişliğinin kitaplardaki en önemli örnekleridir.Sonuç olarak her türlü sanayi atıkları,radyoaktif maddelerin radyasyon etkisi,gürültü meydana getiren ses titreşimleri sanayileşmiş ülkelerin çevre sorunları arasındadır.Bu da teknolojinin bilinçsiz kullanılmasından kaynaklanmaktadır.
Çevre unsurlarına göre çevre kirliliği çeşitli gruplara ayrılır;hava kirliliği,su kirliliği,toprak kirliliği,gürültü kirliliği ve radyoaktif kirlenmedir. .

  • hava kirliliği

    Atmosferi oluşturan gazlardan azot %78,oksijen %21,argon %0,9 ve karbondioksit %0,03 oranlarında bulunur.Bu gazlardan başka su buharı,azot ve kükürt bileşikleri ile toz bulunur.Dünyada ki yaşam bu temel elementler üzerine kuruludur.Atmosferdeki gaz karışım dengesinin bozulmasına hava kirlenmesi denir.Sanayi kuruluşları,termik santraller,yakma tesisleri (endüstriyel atıkların yakılması),motorlu taşıtlar hava kirliliğine neden olan başlıca kaynaklardır.Ülkemizde hava kirliliği Murgul Bakır İşletmesinin çevreye yaydığı zararlı gazlarla başlamıştır.Daha sonra Erzurum ,İzmit,Kayseri,Konya ve İstanbulda artan hava kirliliği önemli bir çevre sorunu haline gelmiştir.Türkiyede hava kirliliği çalışmaları ilk olarak 1961 yılında sağlık bakalığı bünyesinde,Ankarada iki adet yarı otomatik kükürtdioksit ve duman ölçer cihazla başlatılmıştır.

  • su kirliliği
  • İnsan yaşamı için hayati öneme sahip olan su, aynı zamanda en çok kirlenen doğal maddedir.Havaya karışan çok sayıda kirletici madde,oksijen,ışık ve ultraviyole ışınlarının etkisi ile parçalanarak toprağa iner.Oradan akarsulara,akarsulardan da denizlere ve göllere ulaşır.Böylece su kirliliği oluşur.Evsel atıklar,endüstriyel,kentsel,tarım gibi etkenler başlıca nedenidir.Ülkemizde su kirliliği ilk kez 1940'da Haliçte,1960'ta İzmir ve İzmit körfezlerinde ,1970'li yıllarda Mersin,İskenderun,Edremit körfezlerinde başlamıştır.

  • toprak kirliliği
  • Çevreye atılan zararlı maddelerin toprağın yapısını ve işlevini bozmasına toprak kirliliği adı verilir.Hayvan dışkısı mezbahalardan ve her türlü ekin biçme etkinliğinden gelen atıklar, toprak kirlenmesinin en önemli kaynağıdır.Bilinçsiz yapılan ilaçlama ve gübreleme toprak kirliliğini hızlandırmıştır.Yirminci yüzyılın ortalarına doğru hızlı nüfus artışı ile birlikte, tarım ve diğer alanlardaki sanayi ve teknolojinin hızla gelişmesine paralel olarak toprak kirliliği de artmaya başlamıştır.

  • gürültü kirliliği
  • Gürültü insanlar üzerinde olumsuz etkenler yapan istenmeyen seslerdir.Gürültü kirliliği çevre kirlenmesi içinde önemli bir yere sahiptir.Bu yüzden gürültü ile ilgili kanuni düzenlemeler yapılmıştır.Trafik ve sanayinin yoğun olduğu bölgelerde gürültü kirliliği daha fazladır.İnsanlar üzerinde çok fazla olumsuz etkisi vardır.Gürültü;dikkati dağıtır,düşünmeyi engeller,uykusuzluğa ve buna bağlı olarak gerginliğe neden olur.Örneğin:30-40 desibel düzeyindeki gürültü uykusuzluk,sinir,konsantrasyon bozukluğu gibi ruhsal bozukluklara;60-90 desibel düzeyindeki gürültü baş dönmesi,solunum hızlanması gibi ruhsal ve sinirsel bozukluklara;90-180 desibel düzeyindeki gürültü ruhsal,sinirsel,işitme ve denge bozukluklarına ayrıca iç kulak ve beyinde tahribatlara;180 desibelin üstünün kulak zarı patlamalarına yol açtığı saptanmıştır.

  • radyoaktif kirlenme
  • Radyosyon;belli enerjinin kaynağından demet halinde çevreye dağılması olayıdır.Dünyada genellikle her yerde radyasyon bulunduğu için çoğu yerde az çok radyasyon vardır.Radyoaktif kirlenmenin nedenleri;nükleer enerji santralleri,çeşitli nükleer denemeler,tıbbi içerikli üretimler ve çeşitli endüstri tipi üretimlerdir.Radyoaktif maddeye sahip hayvansal ürünler (et, balık, süt, vb.) ve bitkiler, bu zararlı maddeyi besin zinciri ile insanlara ve diğer canlılara taşır. Böylece bağışıklık mekanizmasını felce uğratmak ve kansere neden olmak gibi sorunlara yol açar

    Biyolojik Çeşitlilik, Çevre sorunları ve etkileri 

    1- Biyolojik Çeşitlilik :
     Bir bölgedeki bitki ve hayvan türlerinin ve çeşitlerinin sayıca zenginliğine biyolojik çeşitlilik denir.
     Her ekosistemin kendine özgü bir biyolojik çeşitliliği vardır ve biyolojik çeşitlilik bir doğal zenginliktir. Bir ülkedeki bitki ve hayvan türleri, hem o ülkenin, hem de dünyanın biyolojik zenginliği olarak kabul edilir. Bir ekosistemdeki biyolojik çeşitliliğin fazla olması o ekosistemin diğer ekosistemlere göre üstün olması anlamına gelmez.
     Biyolojik çeşitlilik sürdürülebilir kalkınmanın sağlanmasına yardımcı olur ve üç farklı kavramdan oluşur. Bunlar genetik çeşitlilik, tür çeşitliliği ve ekosistem çeşitliliğidir.
     Bir tür içindeki bireylerin sahip olduğu kalıtsal özelliklerin yani bireylerin genetik yapılarının farklı genetik çeşitliliği oluşturur.
     Bir ekosistemde yaşayan ve genetik olarak birbirlerine benzerlik gösteren türlerin sayısı tür çeşitliliğini oluşturur.
     Belli bir bölgede yaşayan bitkiler ve hayvanlar gibi canlı varlıklarla toprak, su, hava ve mineraller gibi cansız varlıkların çeşitliliği, ekosistem çeşitliliğini oluşturur.
     Ekosistemlerin görevi, canlıların yaşamlarını ve nesillerini sürdürebilmek için uygun ortamın hazırlanmasını sağlamaktır. Ekosistemler, canlı ve cansız varlıklardan oluşur ve bir ekosistemin özelliğini, o ekosistemi oluşturan su, sıcaklık, ışık, nem, toprak, hava, rüzgâr, iklim gibi cansız varlıklar belirler. Bu cansız varlıkların canlılarla olan etkileşimi, ekosistemlerin çeşitliliğini belirler. Ekosistemlerin orman, göl, çöl, dağ, sazlık, akarsu, okyanus gibi çeşitleri vardır. Bu çeşitlilik arttıkça, ekosistemde yer alan habitat ve tür çeşitliliği de artar.
     
     NOT : 1- Orman ve okyanus ekosistemlerinde canlı türü sayısı, çöl ve kent ekosistemlerindeki
     canlı türü sayısından daha fazladır.
     2- Canlı türlerinin sayısı 5 – 30 milyon arasında tahmin edilmektedir. Dünyada toplam 1.742.000 canlı türünün tanımlandığı ve 4.926.000 canlı türünün bulunabileceği belirtilmektedir.
     
     2- Biyolojik Çeşitliliğin Faydaları  nelerdir:
     İnsanlar, tarım ve teknolojide sahip olduğu bugünkü seviyeye, biyolojik çeşitlilik ve zenginlik sonucu ulaşmıştır. Biyolojik çeşitliliğin ve ekosistemlerin sağladığı faydalar insan hayatının devamı için gereklidir. Biyolojik çeşitliliği oluşturan bitki ve hayvan türleri tarım, eczacılık, tıp, hayvancılık, ormancılık, balıkçılık ve sanayi alanlarında, temiz su ve hava sağlanmasında kullanılırlar. Biyolojik çeşitliliği oluşturan bitki ve hayvan türlerinin sayısının ve çeşitliliğinin fazla olması, o ülkeye ekonomik kazanç sağlar.
     Biyolojik çeşitlilik, ekosistemleri dengede tutar, gezegeni yaşanabilir hale getirir, insanların sağlığını, çevreyi ve ekosistemleri destekler.
     
     a) Bitki Çeşitliliğinin Faydaları nelerdir :
     Bitkiler havayı temizler, erozyonu önler, toprağa organik madde kazandırır, toprak yorgunluğunu giderir. Diğer canlılara barınma ve beslenme ortamı sağlayarak ekosisteme devamlılık kazandırırlar.
     Ülkemize özgü olarak yetiştirilen çam, meşe, palamut, kavak, ardıç türü ağaçlar ormancılıkla ilgili fayda sağlar.
     Acur, taflan, çitlenbik, iğde, göleviz, ahlat (yaban armudu), alıç, delice, idris, melengiç, hünnap, üvez, yonca, mürdümük gibi sebze ve meyveler tıp alanında fayda sağlar.
     
     b) Hayvan Çeşitliliğinin Faydaları nelerdir:
     İnsanlar, ilk çağlardan günümüze kadar hayvanları avlayarak, evcilleştirerek gıda kaynağı olarak, taşımacılıkta, giyimde ve tıpta kobay amaçlı kullanmışlardır.
     Bazı böcekler, bitkilerin tozlaşmasını sağlayarak bitki yaşamının ve çeşitliliğinin sürmesini ve bu sayede ekosistemin sürekliliğini sağlar. Böceklerin önemli bir kısmı, organik maddelerin ayrışmasını ve tekrar toprağa kazandırılmasını sağlar. Bazı böcek türleri de kuşlar, balıklar, sürüngenler gibi hayvanların besin kaynağı durumundadır.
     Ülkemizin çeşitli yerlerindeki doğal çevreye uyum sağlamış koyun, keçi, inek, sığır gibi türler hayvancılıkla ilgili fayda sağlar.
     Ülkemize özgü olarak bulunan alabalık, kefal ve levrek türü balıklar balıkçılıkla ilgili fayda sağlar.


     c) Ekosistem Çeşitliliğinin Faydaları  nelerdir:
     Doğaya dayalı turizme eko turizm denir. Eko turizm son yıllarda artan bir öneme sahiptir. Teknolojik ilerlemeler ve yaşam biçimine bağlı olarak stres altındaki insanlar, doğada kendini dinlendirmektedir. Milli parklara ve doğaya gidilerek stres atılmaktadır.
     
     NOT : 1- Her bölgenin kendine özgü biyolojik çeşitliliği yani bitki ve hayvan türleri vardır ve
     bir bölgenin biyolojik çeşitliliğini o bölgedeki ekosistemleri oluşturan cansız varlıklar belirler.
     2- Bitki Çeşitliliğinin Faydaları :
     İnsanoğlu, eski çağlarda tarım toplumuna geçmesinden günümüze kadar çok sayıda bitki türünü kültüre almıştır. Tarih boyunca 3000 kadar bitki türünün beslenmede kullanıldığı ve bunların % 30’unun gıda üretiminin çoğunu karşıladığı belirtilmektedir. Geri kalan türlerin de tarım için önemi büyüktür. Bugün Genetik Mühendisliği ve Biyoteknolojideki ilerlemeler sonucu, günümüzde kullanılan çeşitlere yabani akrabalarından gen aktarımı yapılarak zararlı böcek, hastalık, yabancı otlar ve kuraklığa dayanıklı yeni çeşitler elde edilmektedir. Bugün, tarımda kullanılmayan doğada bulunan birçok bitkinin gelecekte tarımda kullanılma potansiyeli vardır. Bugün kültürü yapılan birçok meyve ve sebzenin ilk defa kültüre alındığı yer Türkiye’dir. Bu türlerin ülkemizde bulunan yabani akrabalarının paha biçilmez değeri vardır. Birçok bitki türü, tıp ve eczacılıkta eski çağlardan beri kullanılmaktadır. Son yüzyılda, biyokimya bilimindeki gelişmeler sonucu birçok bitkiden çeşitli bileşikler elde edilmiştir. Günümüzde 250.000 bitki türünden, ancak 5.000 ‘inin eczacılık değeri yönünden incelendiği kaydedilmektedir. Gelecek yıllarda bilimdeki ilerlemelere bağlı olarak birçok bitkiden, değişik hastalıklar için bileşiklerin elde edilmesi mümkündür. Ülkemiz tıp ve eczacılıkta kullanılan ve aromatik bitkiler yönünden zengin bir çeşitliliğe sahiptir. Ayrıca süs bitkisi olarak ve peyzaj düzenlemelerinde kullanılan soğanlı bitkilerce de zengindir. Önümüzde ki yıllarda, bu yönüyle değerlendirilebilecek çok sayıda bitki türü bulunmaktadır. Yine tarımsal zararlıların mücadelesinde bazı bitkilerden elde edilen bitkisel kökenli ilaçlar kullanılmaktadır. Doğadaki birçok bitki, bu yönüyle de önem arz etmektedir.
     3- Hayvan Çeşitliliğinin Faydaları ne demektir:
     İnsanlar, ilk çağlardan günümüze kadar hayvanları avlayarak, evcilleştirerek gıda kaynağı olarak, taşımacılıkta, giyimde ve tıpta kobay amaçlı kullanmışlardır. Yine kültüre alınan hayvanların yabani akrabaları, hayvan ıslahında kullanılmaktadır. Böceklere bakıldığında 1.200.000 böcek türünden, ancak 750 tür kültür bitkilerinde zararlı olmaktadır. Geri kalan türler bizim için faydalı türlerdir. Bunlardan bazıları tarımda zararlı türlerin üzerinde beslenerek bu türlerin savaşımında kullanılmaktadır. Bitkilerin büyük çoğunluğu tozlaşma için böceklere gereksinim duymaktadır. Böcekler, bitkilerin tozlaşmasını sağlayarak bitki yaşamının devamlılığı ve çeşitliliğine olanak vermekte ve ekosistemin devamlılığını sağlamaktadır. Yine böceklerin önemli bir kısmı, organik maddelerin ayrışmasını ve tekrar toprağa kazandırılmasını sağlamakta adeta doğada birer gönüllü temizlik işçisi gibi çalışmaktadır. Bazı türler de kuşlar, balıklar, sürüngenler gibi hayvanların gıda kaynağı durumundadır. Tüm bu yönleriyle, yeryüzündeki yaşamın böceklere bağlı olduğunu söylemek fazla abartılı olmaz.
     4- Ekosistemin Ekoturizm Olarak Sağladığı Faydalar  hangileridir açıklayınız:
     Doğaya dayalı turizm, ekoturizm olarak adlandırılmaktadır. Ekoturizm son yıllarda artan bir önem arz etmektedir. Teknolojik ilerlemeler ve yaşam biçimine bağlı olarak stres altındaki insanlar, doğada kendini dinlendirmektedir. Milli parklara ve doğaya gidilerek stres atılmaktadır. A.B.D.’de Milli Parklar Servisi’nin 1998 yılı ölçümlerine göre, yaklaşık 300.000 turistin milli parkları ziyareti ile, direk ve dolaylı gelir olarak 14 milyar dolar gelir elde edilmiştir. Benzer durum dünyanın diğer ülkelerinde de vardır. Dünya Turizm organizasyonu, ekoturizmin uluslar arası turizmin % 7’sine karşılık geldiğini bildirmektedir. Ülkemizde de Fethiye’de bulunan Kelebekler Vadisindeki kelebekleri görmek amacıyla, tatil sezonu boyunca günübirlik olarak 15.000 turistin ziyaret ettiği bildirilmektedir. Biyolojik çeşitlilik ve doğal güzellikler bakımından, dünyada eşsiz bir yere sahip ülkemiz, ekoturizmde büyük potansiyel arz etmektedir. Ülkemizin sahip olduğu doğal güzellikler ve biyolojik zenginlikler yurt içi ve dışında yeterince tanıtılmalı ve ekoturizm geliştirilmelidir.
     
     
     SORU : 1- Yaşanılan bölgede en çok yetiştirilen sebzeler hangileridir?
     2- Yaşanılan bölgeye özgü bitki ve hayvan türleri nelerdir?
     3- Yaşanılan bölgedeki bitki ve hayvanların sayısı ve çeşitliliği diğer bölgelerde de aynı mıdır?
     4- Bitki ve hayvan türlerinin sayıca fazla olması, bölgenin doğal zenginliklerinin bir göstergesi midir?
     5- Kaç değişik kuş türü biliyoruz?
     6- Kaç değişik balık türü biliyoruz?
     7- Kaç değişik çiçek çeşidi biliyoruz?
     8- Çeşitlilik nedir?
     9- Bir bölgedeki bitki ve hayvan türlerinin çeşitliliği, o yerin hangi özelliğini ortaya koyar?
     10- Ders kitabında verilen resimlerdeki canlılardan hangileri ülkemizde yaşamaktadır?
     11- Ders kitabında verilen resimlerdeki canlılardan hangilerinin nesli tükenmek üzeredir?
     12- Ülkemizde farklı ekosistemlerin biyolojik çeşitliliğini oluşturan bitki ve hayvan türleri nelerdir?
     
     3- Biyolojik Çeşitliliğin Azalması ve Yok Olması ne demektir :
     Bir ekosistemde, bölgede, ülkede veya dünyada yaşan herhangi bir canlı türünün yok olması o canlının neslinin tükenmesi yani biyolojik çeşitliliğin azalması, canlı türlerinin yok olması da biyolojik çeşitliliğin yok olması anlamına gelir.
     İklim değişikliliği, kirlenme, doğal kaynakların aşırı kullanımı, sürdürülebilir olmayan kaynakların kullanımı ve hızlı nüfus artışı biyolojik çeşitliliğin azalmasına ve türlerin yok olmasına neden olur. Habitatların yok olması veya zarar görmesi, birçok bitki ve hayvan türünün neslinin yok olmasına neden olur.
     Biyolojik çeşitliliğin korunması için 1992’de 172 ülkenin katıldığı Rio Zirvesi olarak bilinen Birleşmiş Milletler (BM) Çevre ve Kalkınma Konferansı yapılmış ve İklim Değişikliği ve Biyolojik Çeşitlilik sözleşmeleri imzaya açılmıştır. Rio Zirvesi’ne katılan, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 156 ülke Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’ni (BÇS) imzalayarak, kendi sınırları içerisindeki bitkilerin ve hayvanların çeşitliliğinin tam olarak korunması sorumluluğunu üstleneceklerine, ayrıca gelecek nesillerin doğal kaynaklara olan ihtiyaçlarından ödün vermeden günümüz ihtiyaçlarının karşılanması için çeşitli yollar aranması konusunda anlaşmaya varmıştır.
     • Önceki yıllarda yaşayan mamut, bizon, moa, dinozor gibi canlılar günümüzde yaşamamaktadır yani nesilleri tükenmiştir.
     • Önceki yıllarda ülkemizde yaşayan Anadolu leoparı, Asya fili, kunduz, aslan gibi canlılar şuan ülkemizde yaşamamaktadır ve ülkemizde nesli tükenmiştir.
     • Şu an ülkemizde yaşayan Akdeniz foku, kelaynaklar, deniz kaplumbağaları, alageyik, boz ayı, kardelen çiçeği ve salep yapımında kullanılan orkideler nesli tükenmek üzere olan canlılardır.
     
     NOT : 1- Türkiye'de 500'den fazla habitat çeşidinde 10.000'den fazla çiçekli bitki ve eğrelti;
     400'den fazla kuş; 500'den fazla balık; 100.000'den fazla sürüngen ve 160.000'den fazla omurgasız hayvan türü kayıtlıdır.
     
     SORU : 1- Biyolojik çeşitlilik yok olabilir mi?
     2- Biyolojik çeşitliliğin yok olması nasıl gerçekleşir ve ne gibi sonuçlar getirir?
     3- Canlıların neslinin tükenmesi, biyolojik çeşitliliğin azalması anlamına gelir mi?
     
     
     
     4- Ülkemizin Biyolojik Zenginlikleri nelerdir:
     Ülkemizin Asya ve Avrupa kıtaları arasında bir köprü görevi görmesi, ayrıca çok değişik iklim ve coğrafi yapıya sahip olması nedeniyle, bitki ve hayvan türleri bakımından oldukça zengin bir çeşitliliğe sahiptir. Türkiye’de 120 memeli, 413 kuş, 93 sürüngen 18 kurbağagil, 276 deniz balığı, 192 tatlı su balığı ve 60–80.000 böcek türünün bulunduğunu bilinmektedir. Yine ülkemiz bitki türleri bakımından da oldukça zengindir. Bütün Avrupa kıtasında 12.000 bitki türü bulunmasına karşın ülkemizde 9.000 bitki türü bulunmakta ve bu türlerin % 30’u dünyada sadece Türkiye’ de bulunmaktadır. Oldukça fazla sayıda bitki ve hayvan türünün tanımlandığı yer ve anavatanı ülkemizdir. Tüm bu yönleriyle Türkiye, biyolojik çeşitlilik bakımından bir kıta özelliği göstermekte olup dünyada eşsiz bir yere sahiptir. 
     


     
     
     C- ÇEVRE SORUNLARI VE ETKİLERİ :
     
     1- Ekosistemlerin Bozulma Nedenleri (Çevre Sorunları) :
     Çevre sorunları, insanların yaşadığı problemlerden biridir çevre sorunlarının yani ekosistemlerdeki bozulmaların bir kısmı doğal yolla, bir kısmı da insan etkisiyle oluşur.
     İnsanlara ve ekosistemlere zarar veren doğal kaynaklı bozulmalar, su, toprak ve hava hareketleriyle oluşur. Su taşkınları, depremler, erozyon, volkanik hareketler (yanardağ patlamaları), fırtına, kasırga, uzun siren kuraklık ekosistemlerin bozulmasına yol açan doğal afetlerdir.
     İnsanlar, bulundukları ekosistemlerdeki (çevrelerindeki) canlı ve cansız varlıkları etkileyerek ekosistemlerin bozulmasına yol açarlar. İnsanlar, ekosistemlerdeki doğal varlıklarla iç içe yaşarken zamanla teknolojinin gelişmesi ve doğal kaynakların bilinçsiz kullanılması sonucu doğanın dengesi bozulmuş ve birçok çevre sorunu ortaya çıkmıştır.
     Hızlı nüfus artışı, bilinçsiz sanayileşme, düzensiz şehirleşme, doğal kaynakların bilinçsiz kullanılması, nükleer silahlar ve nükleer santral patlamaları, biriktirilmiş suların (barajlardaki suların) taşkınlara neden olması, orman tahribatı ve çığ gibi olaylar doğal denge üzerinde olumsuz etkiler yaparak çevre kirliliğine yani ekosistemlerin bozulmasına yol açan insan kaynaklı faktörlerdir.
     Hava kirliliği, su kirliliği ve toprak kirliliği ve nükleer kirlilik çevre kirliliği sonucu oluşan kirlenmelerdir.
     
     SORU : 1- Ülkemizi ve Dünya’mızı tehdit eden önemli çevre sorunları nelerdir?
     2- Ülkemizi ve Dünya’mızı tehdit eden önemli çevre sorunlarının sebepleri ve sonuçları nelerdir?
     3- Ülkemizi ve dünyayı tehdit eden çevre sorunları dünyayı nasıl etkiler?
     4- Ekosistemler zamanla neden değişip bozulmaktadır?
     5- Ekosistemlerdeki bozulmalar beraberinde hangi sonuçları getirin?
     6- Çok küçük bir ekosistemin zarar görmesi tüm dünyayı nasıl etkiler?
     
     2- Çevre Kirliliğine Neden Olan (İnsan Kaynaklı) Faktörler :
     
     a) Orman Tahribatı :
     Orman yangınları, ihmal, dikkatsizlik, kaçak yapılaşma ve arazi açmak için ağaçların bilinçsizce kesilmesi gibi sebepler yüzünden ormanlar tahrip olmaktadır. Bunun sonucunda ekosistemlerin doğal dengesi bozulmakta, ormanda yaşayan canlı türleri ve bu türlerin habitatları yok olmakta, toprak zenginliği kaybolmaktadır.
     (Ülkemizde orman yangınlarının kayıtları 1937 yılında tutulmaya başlanmıştır. Bu kayıtlara göre yaklaşık 1,5 milyon hektar ormanlık alan yok olmuştur).
     
     SORU : 1- Ülkemizdeki orman tahribi sadece ülkemizi mi etkiler?
     2- Orman tahribi nasıl engellenebilir?
     3- Ormanların kaybı hayatımızı nasıl etkiler?
     
     b) Çığ :
     Yüksek yerlerdeki karların şiddetli ses etkisiyle dağın yamaçlarına yuvarlanmasına çığ denir. Eğimli arazi üzerinde birikmiş büyük kar örtüsü, yer çekimi etkisiyle kaydığında çığ oluşur. Çığ genellikle bitki örtüsü olmayan, dağlık eğimli arazilerde görülür. Çığlar beraberinde toprak, taş ve ağaçları da sökerek götürür. Bu şekilde meydana gelen aşınma ve taşınma, toprağı verimsizleştirerek canlıların yaşamını tehlikeye sokar. Çığlar, tarım alanlarının veriminin düşmesine ve su kaynaklarının kirlenmesine neden olur.
     
     SORU : 1- Çığdan korunma yolları nelerdir?
     
     
     
     c) Nükleer Silahlar ve Nükleer Santral Patlamaları :
     Nükleer silahlar, nükleer kazalar ve bu kazalar sonunda ortaya çıkan nükleer atıklar kirlenmeye sebep olur.
     (1986 yılında yaşanan Çernobil Nükleer Enerji Santrali Kazası’nın yarattığı olumsuz etkiler, bu kirliliğin en canlı örneğidir. Bu olaydan ülkemizin en çok Karadeniz Bölgesi’nin etkilendiği tespit edilmiştir).
     
     SORU : 1- Nükleer kirlilik sadece belli bir bölgeyi mi etkiler?
     2- Nükleer kirliliğin canlılar ve onların çevreleri üzerindeki olumsuz etkileri nelerdir?
     
     d) Biriktirilmiş Suların Taşkınlara Yol Açması :
     Barajların yıkılması sonucu oluşan taşkınlar, bitki örtüsüne, ekili alanlara toprağın verimli tabakasının taşınmasına neden olur.
     
     e) Aşırı Nüfus Artışı :
     Bir bölgedeki ya da ekosistemdeki nüfus artışını ya da azalışını o ekosistemdeki göçler, doğum ve ölüm olayları belirler. Nüfus artışının az olduğu dönemde insan tarafından çevreye verilen zarar doğal yollarla kendiliğinden düzeltilebiliyordu. Nüfus artışı fazla olduğu için;
     • Doğal kaynaklar aşırı kullanıldı.
     • Barınma amacıyla yeşil alanlar yok edildi.
     • Büyük kentler çevre kirliliğine yol açtı.
     • Araçların egzoz gazları hava kirliliğine yol açtı.
     • Soğutucularda kullanılan karbon maddesi ozon tabakasını inceltti.
     • Tarımsal alanlarda yapılan ilaçlamalar yararlı böcekleri de yok etti.
     • Evsel atıklar, lağım suları ve sanayi atıkları çevreyi kirletti.
     • Tarımda üretimi arttırmak için aşırı kullanılan gübreler çökerek toprağın ve yeraltı sularının kirlenmesine yol açtı.
     
     f) Plansız Sanayileşme :
     Nüfusun hızla artması sonucu sanayi gelişmiş ve bunun sonucu çevre (hava, toprak, su) zarar görmüş, kirlenmiştir.
     • Tarla ekmek için orman arazilerinin kesilmesi.
     • Artan kereste ihtiyacı nedeniyle ormanların kesilmesi.
     • Fabrika bacalarına filtre takılmaması.
     • Fazla ürün elde etmek için tarımda aşırı gübreleme ve ilaçlama yapılması.
     • Fabrika atıklarının arıtılmadan suya ya da toprağa verilerek su ve toprağı kirletmesi.
     
     g) Doğal Kaynakların Bilinçsiz Kullanılması :
     Bir ekosistemdeki hava, toprak, su, hayvanlar, bitkiler, yeraltı zenginlikleri ve doğal güzellikler o ekosistemdeki doğal kaynakları oluştururlar. Doğal kaynakların bilinçsiz kullanılması çevre kirliliğine yol açar.
     • Kimyasal ve biyolojik silahların kullanılması.
     • Gereksiz tarım ilaçları ve böcek öldürücülerin kullanılması.
     • Soğutucuların ve spreylerin fazla kullanılması.
     • Ev ve sanayi atıklarının çevreye dağılması.
     • Nükleer silahların ve radyasyona yol açan maddelerin kullanılması.
     • Kalitesiz fosil yakıtların (kömür, petrol, doğal gaz) kullanılması.
     
     
     
     
     3- Çevre Kirliliğinin Sonuçları :
     Hava kirliliği, su kirliliği ve toprak kirliliği ve nükleer kirlilik çevre kirliliği sonucu oluşan kirlenmelerdir.
     
     a) Hava Kirliliği :
     Atmosferde bulunan zararlı gazların (karbon oksitleri, kükürt oksitleri ve azot oksitleri) miktarının artmasına hava kirliliği denir. Hava kirliliğinin canlı ve cansız varlıklar üzerinde olumsuz etkileri vardır.
     Havayı katı ve gaz halindeki maddeler kirletir. Sanayi tesislerinden filtre edilmeden bırakılan gazlar, araç egzozlarından çıkan gazlar, fosil yakıtların (petrol, kömür ve doğal gaz) yanmasından oluşan gazlar (evlerin ısıtılmasında, taşıtlarda ve sanayi tesislerinde fosil yakıtların aşırı kullanılması sonucu) hava kirliliği oluşur. Hava kirliliği sonucu asit yağmurları oluşur, sera etkisi artar ve ozon tabakası delinir. Sera etkisi ve ozon tabakasındaki incelme, iklim üzerinde tüm Dünya’da (küresel boyutta) değişikliklere yol açar.
     Kullanılan fosil yakıtların oluşturduğu katı ve gaz halindeki atıkların (fosil yakıtların yanması ile havaya karışan karbon oksitleri, kükürt oksitleri ve azot oksitleri), suya ve su döngüsüne karışması sonucu bu atıkların yağış olarak yeryüzüne inmesine asit yağmuru denir.
     Güneş’ten gelen ışınların bir kısmı yeryüzü tarafından soğurulurken bir kısmı da uzaya geri yansır. Yeryüzünden yansıyan bu ışınların bir kısmı, atmosferde soğurularak havanın ısınmasına sebep olur. Güneş ışınlarının bir kısmının uzaya gönderilmesinin engellenmesine sera etkisi denir. Sera etkisine neden olan gazların (başta karbondioksit olmak üzere) miktarının artması, soğurulan güneş ışınlarının miktarının artmasına sebep olur. Bunun sonucunda atmosferin ve Dünya’nın sıcaklığı aşırı yükselir. Atmosferdeki sera etkisinin artmasına küresel ısınma denir. Küresel ısınma sonucunda buzullar erimeye ve okyanuslardaki su seviyeleri yükselmeye başlar ve küresel çölleşme gerçekleşir.
     Hava kirliliğine sebep olan (flora klora karbon gibi itici ve soğutucu olarak kullanılan) gazlar ozon tabakasının incelmesine sebep olur. Ozon tabakasının incelmesi sonucu Güneşin zararlı ultraviyole ışınları yeryüzüne ulaşır ve bu ışınlar biyolojik çeşitliliği olumsuz etkiler ve canlıların bağışıklık sistemini bozar. (Flora klora karbon gibi itici ve soğutucu olarak kullanılan gazların kullanılmaması konusu Brezilya'da ulusların imzasına açılmış ve iki ülke bu antlaşmayı imzalamıştır. Bu ülkeler Türkiye ve A.B.D.dir).
     
     1- Havanın Canlılar İçin Önemi (*) :
     1- Canlılar havasız yaşayamaz.
     2- Solunum için bazı canlılar (insanlar ve oksijenli solunum yapan canlılar) oksijene ihtiyaç duyarlar. Havadaki oksijen, suya ve toprağa geçer, buradaki canlılarda oksijen kullanır.
     3- Yeşil bitkiler, fotosentez yaparken havadaki karbondioksiti kullanır ve oksijen üretir.
     4- Havanın azotu bazı bitkiler tarafından, (azot bağlayıcı) bakteriler yardımıyla alınarak protein yapımında kullanılır. (Canlıların temel yapısını proteinler oluşturduğu için önemlidir).
     5- Havadaki su buharı canlılar için gereklidir.
     
     2- Hava Kirliliğinin Etkileri (*) :
     1- Solunum sistemi hastalıklarına neden olur. (Astım, bronşit, akciğer kanseri).
     2- Yeşil alanlar yok olur, tarım ve hayvancılık olumsuz etkilenir.
     3- Dolaşım sistemi hastalıklarına neden olur. (Kalp yetmezliği, damar tıkanıklığı).
     4- Kağıt, kumaş, sanat eserleri, tarihi kalıntılar, araçlar ve evlerin yıpranmasına neden olur.
     5- Kirli havada biriken kurşun oranı saçların dökülmesine neden olur.
     3- Hava Kirliliğinin Önlenmesi (*) :
     1- Sanayi tesisleri katı, sıvı ve gaz atıklarını arıtarak doğaya bırakmalıdır. (Yönetim bu gereçler için sanayi kuruluşlarına uzun vadeli ve düşük faizli krediler vererek kontrolü çevre örgütlerine devir etmelidir).
     2- Havayı kirletmeyen doğal gaz, rüzgar, güneş enerjisi ve nükleer enerji gibi enerji kaynakları desteklenmelidir.
     3- Bacalardan ve egzozlardan çıkan gazlar, yenilenebilir enerji kaynakları kullanılarak zararsız hale getirilmelidir.
     4- İnsanların yeşil bitkileri ve ormanları kullanmaları sağlanarak, yeşil alanlar çoğaltılmalıdır. (Evlerin çevrelerinin beton duvarlarla çevrilmesi yasaklanarak, belediyeler aracılığı ile mülklerin yeşil bitkilerle sınırlandırılması sağlanmalıdır).
     
     SORU : 1- Asit yağmurlarının çevremiz üzerindeki olumsuz etkileri nelerdir?
     2- Sera etkisi hayatımızı nasıl etkiler?
     3- Asit yağmurları, sera etkisi ve ozon tabakasının delinmesi gibi Dünya’yı etkileyen bu çevre problemleri ülkemizi nasıl etkilemektedir?
     
     b) Su Kirliliği :
     Sanayi kuruluşlarının ve enerji üretim santrallerinin atıkları, nüfus artışı, şehirleşme, deniz taşımacılığı ve kazalar, asit yağmurları, foseptikler, çöplükler, tarımda kullanılan ilaçlar, doğal ve yapay gübreler su kirliliğine neden olur.
     Su kirliliği, tüm canlıların hayatını tehlikeye sokar. İçme ve kullanma suları daima temiz olmalıdır. Su kirliliğinden dolayı deniz, göl ve akarsularda her türlü üretim düşer, içme ve kullanma suyu bulmakta güçlük çekilir, suya bağlı ekosistemlerde doğal denge bozulur.
     Ülkemizin üç tarafı denizlerle çevrili olduğundan deniz kirliliği de önem taşımaktadır. Sakarya ve Gediz Nehirleri, Akşehir Gölü ve Tuz Gölü, İzmit ve İzmir Körfezleri ile Marmara Denizi ülkemizde su kirliliğinin görüldüğü yerlerdendir.
     
     SORU : 1- Ülkemizdeki su kirliliği Dünya’yı nasıl etkilemektedir?
     2- Su kirliliğine nasıl çözüm bulunabilir?
     
     c) Toprak Kirliliği :
     Yerleşim alanlarından çıkan atıklar ve çöpler, sanayi atıkları, egzoz gazları, kimyasal (organik ve mineral) gübreler, tarımla mücadele ilaçlarının kullanımı, yanlış arazi kullanımı, su ve rüzgar erozyonu, ile ulaşım ağı toprak kirliliğine neden olur. Bir yerde belirli kalınlıktaki toprağın oluşabilmesi için milyonlarca yıl geçmesi gerekmektedir Bunun için doğal kaynaklardan biri olan toprağın çok iyi korunması gerekir.
     Son yıllarda (yirminci yüzyılın başından itibaren) modern tarıma geçilmesi ve sanayileşmenin hızlanması ile birlikte, toprak kirliliği de bir çevre sorunu olarak ortaya çıkmıştır. Toprak kirliliği ürün kalitesinin düşmesine, topraktaki organik ve inorganik maddelerin azalmasına ve dolayısıyla ekosistem dengesinin bozulmasına yol açabilmektedir.
     
     SORU : 1- Toprak kirliliği hangi çevre sorunlarını beraberinde getirir?
     
     4- Çevre Kirliliğinin Sonuçları :
     Çevre kirliliği sonucu;
     1- Dünya’nın coğrafyası değişir.
     2- Dünya’nın iklimi değişir.
     3- Erozyonlar oluşur ve toprağın verimini düşürür.
     4- Su kaynakları azalır ve kurur.
     5- Enerji kıtlığı başlar.
     6- Biyolojik çeşitlilik (canlı çeşitliliği) azalır.
     7- Beslenme sorunu doğar.
     5- Çevreyi Korumak İçin Alınacak Önlemler :
     1- Sanayileşmede çevreye zarar vermemek için gerekli tedbirlerin alınması gerekir.
     2- Canlı türlerinin ve nesillerinin devamının sağlanması gerekir.
     3- Bilinçli tarım yapılması gerekir.
     4- Ormanların yok edilmemesi gerekir.
     5- Su kaynaklarının kirletilmemesi gerekir.
     6- Geri dönüşümlü ürünlerin kullanılması gerekir.
     7- Tüketim maddelerinin geri dönüştürülebilecek şekilde kullanılması gerekir.
     8- Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması gerekir.
     9- Yenilenemez enerji kaynaklarının kullanılmaması gerekir.
     10- Eğitime önem verilmesi ve tutumlu olunması gerekir.
     11- Sürdürülebilir kalkınma yapılması gerekir.
     
     SORU : 1- Çok sayıda kurum ve kuruluşun çevre konusunda faaliyet göstermesi
     çevre sorunlarının çözülmesi için yeterli midir? Neden?
     2- Ülkemizde bu konuda çalışan kuruluşlardan hangilerinin isimlerini ve nasıl öğrendiniz?
     3- Çevre sorunlarıyla ilgili, gönüllü kuruluşlardan birine üye olarak çalışmak isteseydiniz hangisini tercih ederdiniz? Neden?
     
     NOT : 1- Çevre sorunlarının sınır tanımaz özelliğinden dolayı uluslararası iş birliği zorunlu bir hale gelmiştir. Bu konudaki ilk uluslararası düzeyde toplantı 1972 yılında, Birleşmiş Milletler Teşkilatı tarafından düzenlenen Stokholm 1. Çevre Konferansı’dır. Bu toplantı sonunda, çevreye verilen önemi vurgulamak için 5 Haziran günü “Dünya Çevre Günü” olarak kabul edilmiştir.
     2- Uluslararası düzeyde çevreyle ilgili faaliyet gösteren önemli kuruluşlardan bazıları;
     • Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP)
     • Dünya Meteoroloji Teşkilatı (WMO)
     • Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO)
     3- Ülkemizde çevreyle ilgili faaliyet gösteren önemli kuruluşlardan bazıları;
     • Çevre Bakanlığı
     • Tübitak
     • Türkiye Ormancılık Derneği
     • Türkiye Bitki Koruma Derneği
     • Türkiye Erozyonla Mücadele
     • Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı (TEMA)
     • Türkiye Çevre Eğitim Vakfı
     4- Zoolog :
     Hayvanların anatomik ve fizyolojik özelliklerini inceleyen, onları özelliklerine göre sınıflandıran ve çeşitli etmenlerin hayvanlar üzerindeki etkilerini araştıran kişilere zoolog denir. Zoologlar araştırmacı veya uygulayıcı olarak görev yaparlar.
     Araştırmacı olarak çalışan zoolog; yeryüzündeki hayvanların yaşayışlarım, doğal ortamları içinde gözlem yolu ile inceler. Hayvanların anatomik ve fizyolojik özelliklerini laboratuarlarda inceler ve elde edilen verilere göre hayvanları sınıflandırır. Hayvanların evrimini, fosilleri inceleyerek araştırır.
     Uygulama alanında çalışan zoolog; çeşitli ilaçların hayvanlar üzerindeki etkisini deneysel olarak inceler, tarımda böcekler ve diğer zararlı hayvanlarla mücadele yöntemleri geliştirir, milli parklardaki hayvanlar için uygun ortamlar oluşturulmasına çalışır, ülke dışına çıkarılmaya ya da yurt dışından getirilmeye çalışılan hayvan türleri konusunda görüş bildirir, hastanelerde doku ve hücre incelemeleri yapar.
     Zoolog olmak isteyenlerin üst düzeyde genel yeteneğe sahip, doğayı seven, canlılarla uğraşmaktan hoşlanan, meraklı ve iyi bir gözlemci, fen bilimlerine özellikle biyolojiye ilgili ve bu alanda başarılı, sabırlı, araştırmacı ve bilimsel meraka sahip ve estetik anlayışı yüksek kimseler olmaları gerekir.
     Zoologlar çalışmalarını laboratuarda ve açık havada yürütürler. Çalışırken biyologlarla, ziraat mühendisleriyle, veteriner hekimlerle, kimyagerlerle ve kimya mühendisleri ile iletişim halindedirler. 


     5- Biyolojik Çeşitliliğin Korunması :
     Biyolojik çeşitlilik, bir bölgedeki bitki ve hayvan türlerinin ve çeşitlerinin sayıca zenginliğidir. Ülkemizde ve dünyada nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan bitkiler kardelen ve salep yapımında kullanılan orkidelerdir. Deniz kaplumbağaları, Akdeniz fokları, bozayı, Ankara keçisi, Tuj koyunları, alageyik, sülün ise nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan hayvanlardandır.
     İster bitki ister hayvan olsun bu canlıların nesillerinin konuna altına alınması için tabiat parklarının, doğal yaşam alanlarının oluşturulması, organik tarımın tercih edilmesi ve insanların bu konularda eğitilmesi gerekmektedir.
     Çiftçiler aşırı otlatmanın, bitkilerin aşırı toplanmasının, ormanların arazi kazanmak amacıyla tahrip edilmesinin biyolojik çeşitlilik açısından olumsuz etkileri konusunda bilinçlendirilmelidir. Kıyı habitatlarının tahrip edilmesi, balıkçılığın ve avlanmanın aşırı ve kontrolsüz yapımı engellenmelidir. Ayrıca bu türlerin korunması ve denetimi için mekanizmalar geliştirilmelidir.
     Biyolojik çeşitlilik tüm dünyanın ortak zenginliğidir. Bugünün ihtiyaçlarını karşılayarak gelecek kuşaklara da bu çeşitliliği aktarabilmek amacıyla biyolojik çeşitliliğin korunması gereklidir.

     

    Bor Madeni Stratejik Önemi BORUN KULLANIM ALANLARI Endüstride ku

    27/11/2008 · Kategori: Cografya_Odev

    Bor madenlerimiz ile ilgili olarak özellikle son yıllarda ve günümüzde özelleştirilmeleri ya da millileştirilmeleri konusunda kamuoyunda sıkça tartışmalar yapılmakta,konu ile ilgili çeşitli basın organlarında yazı,makale yayınlanmakla ve hatta sivil toplum kuruluşlarınca kitaplar yazılmaktadır.Bu nedenle BOR konusunun tüm detayları ile incelenmesinin ve kamuoyunun Bor madenleri konusunda daha gerçekçi bilgilendirilmesinin yararlı olacağı değerlendirilmiştir. Bazı kaynaklarca Türkiye için stratejik önemi olduğu ifade edilen ve hatta daha da ileri gidilerek Türkiye’yi kurtaracak bir kaynak olarak görülen borun dünya üzerinde toplam ticaret hacmi yıllık 1.2 milyar dolardır.

    Türkiye’nin yılda sadece 4.5 Milyar Dolar sigaraya para harcadığı,bir o kadar da petrol için harcama yaptığını bu rakamın Ağustos 2000 içinde 3 milyar Dolar mertebelerine ulaştığı gibi rakamlar verirsek 1.2 Milyar Dolarlık yıllık dünya Bor ticaret hacminin Türkiye’yi kurtarma tezleri konusundaki iddialarına bir cevap verilebilir. Bu açıklamalara Borun değerinin küçümsenmesi açısından bakmaktan ziyade, ekonomik ya da ticari değerinin abartıldığını ve tüm dünyadaki Bor ticaretini sadece Türkiye yapsa bile sonuçta 1.2 Milyar dolar gibi yıllık ticaret hacmine ulaşabileceğini ve bunun da Türkiye için mevcut koşullar altındaki öneminin Türkiye’yi kurtaracak bir kaynak olmaktan ziyade toplam ihracatımız içerisinde dikkate değer bir kaynak olmaktan öte geçmeyeceğini vurgulamak içindir.

    Borun kullanım alanları ve oranları ile ilgili olarak değişik rakamlar söylenmesine rağmen gerçekten de yoğun olarak sanayiinin birçok alanında kullanılmaktadır.  Ancak  kullanım oranı hakkında bir fikir vermesi bakımından dünya’da ne kadar üretim yapıldığı ve toplam ticaret hacminin ne olduğuna göz atmanın faydalı olacağı değerlendirilmektedir. Değişik kaynaklarda farklı rakamlar ifade edilse de ortak ve de genelde birleşilen rakam;B2O3 olarak :1,5 Milyon ton / yılDeğer olarak: 1.2 Milyar Dolar / yıl civarındadır. Bor nedir nerelerde kullanılır?Bor madeni dünyadaki 109 elementten biridir.Bu nedenle  hemen yakın çevremizde yer alan toprakta, suda, bitkilerde ve diğer canlılarda Bor’a rastlamak mümkündür. Fakat Bor kendi başına tabiatta bulunan bir element değildir. Oksijen ve diğer elementlerle birlikte tuz halinde bulunur (B2O3 olarak).Zaten genel bir tanımıyla endüstrinin ya da sanayiinin tuzu olarak adlandırılmaktadır.

    Tarihte Bor özellikle seramik ya da toprak kaplar yapımında yaygın olarak kullanılmıştır.Bor için sanayiinin tuzu tanımı da kullanılmaktadır.Gerçekten de kullanıldığı tüm alanlarda ya da endüstrilerde değişik oranlarda bor kullanılmaktadır.Bu oranların ne olduğu konusunda çok değişik rakamlar mevcutsa da kullanım alanlarının büyük kısmında Bor ya da Bor türevi ürünler genelde düşük oranlarda kullanılmaktadır. Zaten aksi olsaydı yukarda verilen toplam üretim miktarı daha da fazla olurdu.Bor genel olarak aşağıda belirtilen alanlarda ve  oranlarda kullanılmaktadır.


    BORUN KULLANIM ALANLARI

     

    KULLANIM ALANI

    KULLANILAN MİKTAR

    Yalıtım, Fiberglass

    168

    97

    37

    302

    20

    Deterjan

    21

    242

    17

    280

    19

    Borosilikat Cam

    51

    55

    73

    179

    12

    Seramik

    13

    69

    80

    162

    11

    Fiberglass tekstil

    67

    7

    87

    161

    11

    Tarım

    17

    14

    27

    58

    4

    Diğer

    84

    208

    77

    369

    24

    TOPLAM

    421

    692

    398

    1.511

    100

    Yukarıda genel olarak verilen kullanım alanlarına baktığımızda gelişmiş ülkelerin Bor tüketiminin oldukça fazla olduğu görülmektedir. Yukarıdaki tabloda Türkiye Batı Avrupa içinde değerlendirilmiştir.  Ancak bu miktarlar içinde Türkiye’nin tüketim miktarı dünya üretiminin %1-2’si civarındadır. Bu da Türkiye’nin dünya çapında Bor üreticisi olmasına rağmen, Bor’a dayalı ya da bor kullanan endüstrilerde tamamen dışa bağımlı olduğunun bir işareti olarak değerlendirilmektedir.Daha sonraki bölümlerde açıklanacağı gibi Türkiye’nin Bor konusunda sadece Boru kullanmakta değil, Bor türevi ya da Bordan elde edilecek diğer türevlerin ya da rafine Bor üretiminde de diğer ülkelerle karşılaştırıldığında istenen düzeyde olmadığı görülecektir.
                
    Endüstride kullanımı
    Bor Aliminyum ile aynı grupta olmasına rağmen metal olmayan (non-metal) elementlerin kimyasal ve fiziksel özelliklerini taşıyan Karbon ve Silikon özelliklerini göstermektedir.Ancak Bor, Karbon gibi iletkenlik özelliği de taşımaktadır. Bu yüzden Bor element olarak yarı metalik element sınıfında kabul edilir. Endüstride oynadığı rol gerçekten dikkate değer ölçüdedir.Mıknatıslarda,ABD manyetik tren ile ulaşım teknolojilerinde iletken ve manyetik teçhizatın yapımında zımpara kağıt ve taşlarında Bor kullanılmaktadır.Ulaştırma sektöründe;Antifrizlerde,motor yağlarında,fren sıvılarında,araçlarda,uçaklarda hidrolik sıvılarında,Halojen aydınlatmada mesela 32 millik Fransa ve Ingiltere arasındaki tünel bu sistemle aydınlatılmıştır.Yüksek teknolojide;kapasitör,transistör,yarı iletkenlerin üretiminde ve mikroelektronik teknolojilerde, ekonomiye geri dönüştürülen kağıtlarda kaliteyi ve parlaklığı artırmada,Fiber Optik kablo imalatında,lazer yazıcıların tonerlerinde, Kamera ve fotoğrafçılıkta,Nükleer enerji kullanımında koruma ve temizlemede ve nükleer artıkların korunmasında, bu konuda ABD’de yapılan çalışmalarda 2009 yılından itibaren ABD Enerji Bakanlığı kullanılmış nükleer yakıtların Bor içeren camlarla kaplı paslanmaz çelik kaplar içinde Yucca Mountain’de saklamayı planlamaktadır,Eski bina ve gemilerin onarımında,Mikroskop ve teleskoplarda kullanılan cam tüplerde,Tıpta kanser tedavisinde ve ilaç sanayiinde,Dezenfekte edicilerde, Antseptiklerde,Lens sıvılarında,parfüm imalatında,kemik gelişiminde,Zırhlı plakalar,seramik plaka imalatında,Kompozit fiberglass üretiminde,Endüstride kullanımı ile ilgili olarak Bor yaygın olarak kullanılmasına rağmen sayılan kullanım alanlarının birçoğunda sınırlı miktarlarda kullanılmaktadır. Örneğin fiber cam tekstil alanında, ( bu ürünler uzay ve havacılık sektörü ile askeri alanda ve sanayiinin diğer birçok alanlarında kullanılmaktadır)  üretilen üç tip üründen ikisinde Bor kullanılmasına rağmen diğerinde (Vetrotex R Type glass-fiber) kullanılmamaktadır. Diğerlerinde ise (E ve D type) %5-8 ile % 23’ varan oranlarda kullanılmaktadır.

         
    Tarım alanında kullanımı
    Bor’un tarımda kullanımı ile ilgili bilgiler 8 nci yüzyıla kadar dayanmaktadır, ancak insanoğlu bilmeden bitkiler için büyük öneme haiz Boru tarımın yapılmasından bu yana sürekli kullanmışlardır. Bor’un bitkilerdeki önemi bitkilerin iç beslenme koşullarının oluşturulmasında ortaya çıkmaktadır. Çok küçük miktarlardaki Bor bitkilerin çiçeklenmesinin kontrolü, polen üretiminde, yeşermesinde tohum ve meyve gelişiminde önemli rol oynamaktadır. Aynı zamanda bitkilerde yakıt pompası işlevini de yapmaktadır, buna göre bitki üzerindeki yaşlı yapraklardan yeni yetişenlere ve köklere şeker taşımasında rol oynamaktadır. Bor doğal olarak toprakta bulunmasına rağmen bazı bölgelerdeki yoğun yağışlar, coğrafik koşullar ve tarım yöntemlerindeki farklı uygulamalar nedeniyle Bor oranı azalarak bitkilerin ihtiyacı olan ve yukarda belirtilen fonksiyonları yerine getiremeyecek oranlara düşmüş olabilir. Böyle alanlarda kullanılan gübrelerde Bor kullanılması bitkilerin yetişmesinde önemli rol oynamaktadır. Böyle alanlarda kullanılacak Bor miktarı hektar başına 0.2 ila 4 kilogram arasında bir hektar arazi için değişmektedir. Pamuk,mısır,soya fasulyesi gibi bazı bitkilerde daha yüksek oranda Bor’a ihtiyaç bulunmaktadır.

    Gıda endüstrisinde kullanımı
    Bitkilerde Bor kullanımı konusunda yukarda yapılan açıklamalarda da görüleceği gibi birçok bitki belirli oranlarda Bor içermektedir. Bu bitkilerin tüketimi esnasında da insanlar belirli oranlarda Bor’u kullanmaktadır. Çeşitli çalışmalarda bitkilerden, sudan ve diğer yiyeceklerden 1-3 miligram düzeylerinde Borun insanlar tarafından beslenmesinde kullanıldığını ortaya çıkarmıştır.  Henüz insan sağlığı için Bor’un gerekli olduğu konusunda kesin kanıtlar olmasa da  bilim çevrelerinde ve Dünya Sağlık örgütü’nde  insan sağlığının devamı için Bor’un gerekli olduğu konusunda genel bir inanış bulunmaktadır. İnsan için gerekli olduğu düşünülen Bor insan hayatında hergün yediğimiz gıdalardan birşekilde alınmaktadır.  Veya birçok içecekte kahvede, şarapta birada da bulunmaktadır. İnsanların günlük olarak aşağıda belirtilen miktarlarda Bor tüketmeleri de tıbbi çevreler tarafından tavsiye edilmektedir. Çocuklar için:1.5 Mg, Erkekler için: 2.0 Mg, Kadınlar için: 2.0 Mg, Hamile bayanlar için: 2.5 Mg.

    Bazı çevrelerde hafızanın kuvvetlendirilmesinde, algılamanın artırılmasında ve el göz koordinasyonunun sağlanmasında rol oynadığı ifade edilmektedir. Mafsal iltihaplarının tedavisinde debenzer şekilde etkili olduğu konusunda araştırma sonuçlarına ulaşılmıştır.Borun kullanımı ile ilgili olarak daha farklı bir fikir vermesi açısından bir  ev içinde gördüğümüz birçok eşya içinde Bor kullanıldığını düşünmemiz yanlış olmaz. Ev içinde kullanılan ağaç eşyaların, plastik ya da fiberglasların korunması bir kısmının imalatı esnasında küflenmeye ya da bazı böcek türlerine karşı koruma,yanmayı geciktirici olarak günlük hayatımızda kullandığımız birçok eşyada Bor bulunmaktadır.Ev içinde seramik cam kaplar, emaye kaplar, dolap içindeki birçok yiyecekte, banyoda birçok sabun ve deterjanlarda, şampuanlarda, yapıştırıcılarda Bor kullanılmaktadır.Bor’un yukarıda belirtilen kullanım alanlarını daha da artırmak mümkündür, ancak bu kadar çok kullanım alanına rağmen tüketimin çok olmadığını söylemek yanlış olmayacaktır. Çünkü kullanıldığı alanlardaki kullanım miktarı oldukça azdır. ABD’de üretilen toplam Bor ürünlerinin iç piyasada tüketilen miktarı 360.000 Ton civarındadır. Kullanım
    alanlarına göre bir fikir vermesi bakımından ABD’de 2000 yılına ait tüketim miktarları aşağıda verilmiştir.

             
    Sanayiide bazı alanlarda ham Bor kullanılırken bazen de rafine Bor kullanılmaktadır.Bazı uygulamalarda da her ikisi de birlikte kullanılmaktadır.Bu durumda ucuz olan tercih edilmekte ve rafine Bor yerine ham Bor tercih edilmektedir.Ancak bu uygulama daha çok Türkiye’nin aleyhine işlemekte ve bu nedenle de daha sonraki bölümlerde açıklanacağı gibi Ülkemizden ham Bor ihracatı tercih edilmekte ve diğer ürünlerin ülkemizde üretilerek daha fazla katma değer yaratılması engellenmektedir.Dünyadaki önemli Bor yatakları ülkemizde,ABD’de ve Rusya’da bulıunmaktadır.Bor rezervleri ile yapılan çalışmalarda tespit edilen değerlere göre toplam rezervin yaklaşık %63’ü ülkemizde,%10.3’ü ABD’de, %13.7’si Rusya’da,diğer rezervler ise Çin,Şili,Bolivya,Peru,Arjantin,Sırbistan ve İran’da bulunmaktadır.Türkiye’nin toplam Bor üretimindeki yerini değerlendirmek maksadıyla söz konusu ülkelerin üretim miktarlarına ilişkin tablo aşağıda verilmiştir.

    DÜNYA BOR ÜRETİM TABLOSU (ton)
            
    Tabloda yazılan değerleri incelediğimizde ortaya çıkan sonuçlar şöyle özetlenebilir.2000 yılı için toplam ham Bor üretimi 4.220.000 tondur.Buna göre 1.500.000 ton ile Türkiye en fazla üretim yapan ülke konumundadır ve toplam üretimin %33’ne karşılık gelmektedir.ABD’nin %25,Rusya’nın ise %23 oranlarında üretim yaptığı bilinmektedir.Üretim miktarındaki B2O3 oranı bakımından değerlendirdiğimizde ise ABD 555.000 ton,Türkiye ise 465.000 ton üretim yapmaktadır.Bunun oransal değerleri ise dünya toplam Bor üretiminin ABD için %37,Türkiye için ise %31 rakamlarına karşılık gelmektedir. Bu rakamların parasal değer olarak karşılıklarına baktığımızda ise ABD toplam Bor ticaretinden 557.000 Milyon Dolar Türkiye ise 240.000 Milyon Dolar gelir elde etmiştir.Bu rakamları bir tablo içerisine yerleştirip,ortaya çıkan sonuçlara baktığımızda:

    KULLANILDIĞI YER

    MİKTAR (Ton)

    Tarım

    13.900

    Borsilikat cam

    24.400

    Emaye,Cam ham maddesi, pencere camı

    13.800

    Nukleer Uygulamalar

    454

    Sabun Deterjan

    23.600

    Yurt dışına satışlar

    30.900

    Tekstil fiber

    64.500

    TOPLAM

    360.000

     

    ÜLKE     

    1996

    1997

    1998

    1999

    2000

    ARJANTİN

    342

    423

    350

    360

    360

    BOLİVYA

    9

    12

    7

    7

    7

    ŞİLİ

    149

    171

    280

    200

    200

    ÇİN

    157

    136

    137

    110

    105

    ALMANYA

    2

    1

    1

    1

    1

    İRAN

    1

    6

    Yorum (yok) Yorum yaz!

    coğrafya dersi ödev anlatımı Yerkabuğu (LİTOSFER) yapısı hakkınd

    26/11/2008 · Kategori: Cografya_Odev

    Yerküre, çeşitli kayalardan oluşmuş katı bir kabukla çevrilidir. Buna yerkabuğu denir.
    Yerkabuğunun ortalama kalınlığı karalarda 35-40 km ,denizlerde ise
    8-10 km dir.
    Yerkabuğu yoğunluğu ve kalınlığı farklı iki tabakadan oluşur. Bunlar;

    a)Sial nedir : Üzerinde yaşadığımız katmandır. Silisyum ve alüminyum bileşikleri fazla olduğu için bu isim verilmiştir.
    Kalınlığı karalarda fazla, denizlerde azdır. Granit , kalker ve kumtaşı gibi hafif olan taşlardan oluşur.
    b)Sima: Bu katman henüz katılaşmamış taşlardan oluşur. Yoğunluğu daha fazla olan bazalt türü taşlardan oluşur.
    Silisyum ve magnezyum bileşikleri fazla olduğu için bu isim verilmiştir. Kalınlığı karalarda az , deniz diplerinde fazladır.
    MANTO
    Manto katmanı, yeryüzündeki hareketliliğin en büyük nedenidir. Yani iç kuvvetlerin enerjisini aldığı katman burasıdır.
    Manto, kısmen ya da tümüyle eriyik durumdaki kayaçlardan oluşan magmayı içeriyor. Demir, magnezyum, silikon ve oksijence zengin mineralleri içerir.
    ÇEKİRDEK
    Yoğunluğu , kalınlığı ve sıcaklığı en fazla olan katmandır.
    Demir ve nikel fazla olduğu için buraya NİFE denilmektedir. Yoğunluğu fazla olduğundan barisfer de denilmektedir. Yoğunluğun fazla olmasından dolayı iç çekirdek kristalleşmiştir.
    *** Yerin iç yapısıyla ilgili en geçerli bilgiler deprem dalgaları ile elde edilir. Ayrıca volkanizma ile çıkan malzemelerin ve taşların incelenmesiyle de gerekli bilgiler elde edilir.

    Kıtalar Birbirinden ne Zaman Ayrıldı?

    26/11/2008 · Kategori: Cografya_Odev

    dunya 

    145-65 milyon yıl önceki Kretase (Tebeşir) döneminde yaşamış bu iki ayaklı dinozorlar arasındaki benzerlik, Güney Yarımküre’de bulunan Antarktika, Güney Amerika, Afrika, Madagaskar, Avustralya-Yeni Gine, Yeni Zelanda ve günümüzde kuzey yarım kürede bulunan Arap Yarımadası ve Hint Yarımadası’nı içine aldığı düşünülen dev kıta Gondvana’nın bir yanda Afrika ve Güney Amerika arasında, diğer yanda Antarktika, Madagaskar, Hindistan, Avustralya arasında 138 milyon yıl önce bölündüğü tezine gölge düşürdü.

    ABD’nin Chicago Üniversitesi’nden Nathan Smith ve ekibi, Avustralya’nın güneydoğusundaki Viktorya eyaletinde bulunan teropod ailesinden gelen dinozora ait kemiğin yaklaşık 108 milyon yıl öncesinden kaldığını saptadı.

    Araştırmacılar, Avustralya’da bulunan kemiğin, Kretase döneminde Avustralya kıtasıyla Gondvana’nın bir bölümündeki kıta kaymasına kanıt oluşturduğuna, bu türün Gondvana’nın başka bölümünden bir türle benzerlik gösteren ilk Avustralyalı teropod olduğuna dikkati çekti.

    Bugüne kadar birçok farklı varsayımlar ortaya atılsa da ortak tez, Gondvana’dan ilk ayrılanın Afrika olduğunu, Güney Amerika, Antarktika ve Avustralya’nın Kretase’nin ortalarına kadar bağlı olduklarıydı.

    Bilim adamların konuya ilişkin makalesi İngiliz “Proceeedings of the Royal Society B.” dergisinde yayımlandı.

    Kıtaların eskiden tek bir kara parçası olduğu görüşünü ilk kez 1912’de Alman meteorolog Alfred Wegener ortaya atmıştı.

    http://www.ntvmsnbc.com/news/449576.asp

    Coğrafya Terimleri Sözlüğü

    26/11/2008 · Kategori: Cografya_Odev

    A
    Açık Havza nedir: Sularını denize ulaştırabilen havzalara açık havza denir

    Açısal Hız  nedir: Dairesel hareket yapan Dünya üzerindeki bir noktanın birim zamanda oluşturduğu dönüş açısıdır. Dünya, ekseni çevresindeki hareketi sırasında 4 dakikada 1 derecelik, 1 saatte 15 derecelik, 24 saatte 360 derecelik dönüş yapar. Açısal hız, dünya üzerindeki her noktada aynıdır.

    Ağıl  nedir: Hayvanların barındığı, çevresi taş veya ahşap ile çevrili yerlere ağıl adı verilmektedir. Ağıllar zamanla nüfusun artmasına bağlı olarak sürekli yerleşme haline gelebilir. Sürü sahipleri tarafından kurulan ağıllar kış mevsiminde hayvanların korunması amacıyla kullanılır.

    Akarsu Akımı (Debisi)  nedir: Akarsuyun herhangi bir kesitinden birim zamanda geçen su miktarına (m3) akım veya debi denir

    Akarsu Rejimi  nedir: Akarsuyun akımının yıl içerisinde gösterdiği değişmelere rejim ya da akım düzeni denir.

    Alizeler  nedir: 30° enlemlerinden (DYB) Ekvator’a (TAB) doğru esen rüzgarlardır. Dünya’nın ekseni çevresindeki hareketi nedeniyle sapmaya uğrayarak, Kuzey Yarım Küre’de kuzeydoğudan, Güney Yarım Küre’de güneydoğudan eserler. En düzenli ve sürekli esen rüzgarlardır. Okyanus akıntılarının yönlerini düzenlerler. Başlangıçta kuru olan bu rüzgarlar, deniz üzerinden aldıkları nemi Ekvator çevresine yağış olarak bırakırlar.

    Altimetre  nedir: Madeni barometrelerin bir çeşididir. Yükseldikçe basıncın azalması kuralına dayanılarak, yüksekliklerin ölçülmesi amacıyla yapılmıştır.

    Andezit  nedir: Eflatun, mor, pembemsi renkli dış püskürük bir taştır. Ankara taşı da denir. Dağıldığında killi topraklar oluşur.

    Aneroid Barometre  nedir: Madeni barometredir. Cıvalı barometrelerin kullanım alanının sınırlı olması ve taşıma zorluğu nedeniyle geliştirilmiştir.

    Aphel nedir : Bakınız : Günöte.

    Araziden Yararlanma Haritaları  nedir: Bir bölgede arazinin nasıl kullanıldığını gösteren haritalardır. Bu haritalar yardımıyla ekili-dikili alanların, çayır ve mera alanlarının, orman alanlarının, bölünüşü ile kayalık, bataklık gibi kullanılmayan alanlar hakkında bilgi edinilir. Tarımın türü ve tarım ürünleri de bu haritalarda gösterilir.

    Artezyen  nedir: Basınçlı yeraltı sularıdır. İki geçirimsiz tabaka arasındaki geçirimli tabaka içinde bulunan sulardır. Tekne biçimli ovalar ve vadi tabanlarında bu tür sular bulunmaktadır.

    Atmosfer  nedir: Dünya’yı çepeçevre saran gaz örtüsüne atmosfer denir. Atmosferin alt sınırı, kara ve deniz yüzeyleriyle çakışır. Üst sınırını ise yerçekiminin etkisi belirler. Ekvator’dan kutuplara doğru yerçekimi arttığı için atmosferin şekli Dünya’nın şekli gibi küreseldir.

    Atmosfer Basıncı  nedir : Atmosferi oluşturan gazların belli bir ağırlığı vardır. Gazların yeryüzündeki cisimler üzerine uyguladığı basınca atmosfer basıncı denir.

    Aysberg (Buz dağı)  nedir: Buzullardan kopup, denize kadar ulaşan kalın buzul parçaları deniz içinde ilerlemeye devam eder. Buzun yoğunluğu, deniz suyunun yoğunluğundan az olduğu için su tarafından kaldırılır. Yüzlerce metre kalınlıkta ve kilometrelerce uzunluktaki bu buz dağlarına aysberg denir.

    B

    Bağıl Nem  nedir: Hava her zaman taşıyabileceği kadar nem yüklenmez. Genellikle havadaki su buharı miktarıyla doyma miktarı arasında bir fark bulunur. Bu farka doyma açığı (nem açığı) denir.Belli sıcaklıkta 1m3 havanın neme doyma oranına ise bağıl nem denir.

    Bankiz  nedir: Kutup çevresindeki denizlerde, suyun donması ile oluşan buz kütleleridir.

    Barograf  nedir: Basıncı sürekli kaydeden ve yazıcı ucu bulunan bir tür madeni barometredir.

    Basınç  nedir: Yüksek basınç alanlarında alçalıcı hava hareketi buharlaşmayı engeller. Çünkü alçalan havanın yoğunluğunun artması su buharının yükselmesini önler. Alçak basınç alanlarında ise yükselen havanın yoğunluğu daha az olacağı için buharlaşma daha kolaydır.

    Bazalt  nedir: Koyu gri ve siyah renklerde olan dış püskürük bir taştır. Mineralleri ince taneli olduğu için ancak mikroskopla görülebilir. Bazalt demir içerir. Bu nedenle ağır bir taştır.

    Birinci Zaman (Paleozoik)  nedir: Günümüzden yaklaşık 225 milyon yıl önce sona erdiği varsayılan jeolojik zamandır. Birinci zamanın yaklaşık 375 milyon yıl sürdüğü tahmin edilmektedir.Zamanın önemli olayları : Kaledonya ve Hersinya kıvrımlarının oluşumu. Özellikle karbon devrinde kömür yataklarının oluşumu. İlk kara bitkilerinin ortaya çıkışı. Balığa benzer ilk organizmaların ortaya çıkışı. Birinci zamanı karakterize eden canlılar graptolith ve trilobittir.

    Boğaz nedir: Bakınız : Yarma vadi.

    Bora  nedir: Yugoslavya’nın iç kesimlerinden Adriyatik Denizi kıyılarına esen soğuk rüzgarlardır.

    Boylam  nedir: Dünya üzerindeki herhangi bir noktanın başlangıç meridyenine olan uzaklığının açısal değeridir.Q açısı, D noktasının başlangıç meridyenine olan uzaklığının açı cinsinden değeridir ve D noktasının boylam derecesini verir.

    Örnek : D noktasına ait Q açısının değeri 30 derece ise,

    D noktasının boylam derecesi 30° dir.

    Boyun  nedir: Birbirine ters yönde açılmış iki akarsu vadisinin en yüksek, iki doruk arasındaki alanın en alçak yerine boyun denir. Buralara bel ya da geçit de denir.

    Bozkır  nedir: İlkbahar yağışlarıyla yeşeren, yaz kuraklığı ile sararan kısa boylu otlardır. Bunlara step ya da bozkır denir.

    Buharlaşma  nedir: Atmosferdeki nemin kaynağı yeryüzündeki su kütleleridir. Sıcaklık arttıkça, havadaki nem açığı arttıkça, su yüzeyi genişledikçe, rüzgar estikçe, basınç azaldıkça, buharlaşma artar.

    Buz Dağı  nedir: Bakınız : Aysberg.

    Buzul Gölleri nedir : Buzullaşma döneminde buzulların aşındırmasıyla oluşan çanaklardaki göllerdir.

    C

    Coğrafi Bölge nedir : Taşıdığı belirli Coğrafi özellikleri ile çevresinden ayrılan, kendi içinde benzerlik gösteren en geniş coğrafi birimdir. Coğrafi bölgelerin sınırları belirlenirken doğal koşullar, sosyal ve ekonomik özellikler temel alınır.

    Coğrafi Bölüm nedir : Bir coğrafi bölge içinde doğal koşullar, sosyal ve ekonomik özellikler bakımından farklılık gösteren küçük birimlerdir.

    Coğrafi Konum  nedir: Yeryüzündeki herhangi bir alanın bulunduğu yere, o alanın coğrafi konumu denir. Coğrafi konum, matematik konum ve özel konum olarak iki şekilde ifade edilir.

    Cıvalı Barometre  nedir: Üstü açık bir kaba daldırılmış, yukarı ucu kapalı bir cam borudur. Hava basıncı, boruyu dolduran cıva sütununu dengede tutar. Hava basıncı azalıp çoğaldıkça cıva sütunu da alçalıp yükselir. Cıvalı barometre camdan yapıldığı ve hep düz durması gerektiği için her zaman kullanımı kolay değildir.

    Ç

    Çakıltaşı (Konglomera)  nedir: Genelde yuvarlak akarsu çakıllarının doğal bir çimento maddesi yardımıyla yapışması sonucu oluşur.

    Çakmaktaşı (Silex)  nedir: Denizlerde eriyik halde bulunan silisyum dioksitin (SİO2) çökelmesi ile oluşan taştır. Kahverengi, gri, beyaz, siyah renkleri bulunur. Çok sert olması ve düzgün yüzeyler halinde kırılması nedeniyle ilkel insanlar tarafından alet yapımında kullanılmıştır.

    Çekirdek  nedir: Dünya’nın yoğunluk ve ağırlık bakımından en ağır elementlerin bulunduğu bölümüdür. Dünya’nın en iç bölümünü oluşturan çekirdeğin, 5120-2890 km’ler arasındaki kısmına dış çekirdek, 6371-5150 km’ler arasındaki kısmına iç çekirdek denir. İç çekirdekte bulunan demir-nikel karışımı çok yüksek basınç ve sıcaklık etkisiyle kristal haldedir. Dış çekirdekte ise bu karışım ergimiş haldedir.

    Çiy  nedir: Havanın açık ve durgun olduğu gecelerde, havadaki su buharının soğuk cisimler üzerinde su damlacıkları biçiminde yoğunlaşmasıdır. İlkbahar ve yaz aylarında görülür.

    Çizgi (grafik) Ölçek : Haritalardaki küçültme oranını çizgi grafiği üzerinde gösteren ölçek türüdür. Kesir ölçeğe göre düzenlenir ve santimetre (cm)’nin üstündeki tüm uzunluk birimleri kullanılır.

    Çizgisel Hız  nedir: Dairesel hareket yapan Yerküre üzerindeki bir noktanın birim zamanda eksen üzerindeki yer değiştirme hızıdır. Çizgisel hız, dünyanın küreselliği nedeniyle Ekvator’da en fazladır, kutuplara doğru azalır.

    Çökme Dolini  nedir: Yeraltında bulunan mağara sistemlerinin tavanlarının incelerek çökmesi ile oluşan karstik şekillerdir. Çökme dolinleri, derinliklerinin fazla oluşu, yamaçlarının eğimli oluşu ve tabanlarındaki iri bloklar halinde maddeler bulunması nedeniyle erime dolinlerinden kolayca ayırtedilirler.

    D

    Dağ Oluşumu  nedir: Bakınız : Orojenez.

     Dam : Köy ailelerinin geçici bir süre için yararlandıkları yerleşme biçimidir. Bölge köy yerleşmelerinde bir kısım aileler, birkaç aylık süre için köylerinden ayrılarak, kendi bahçe, tarla ve otlaklarındaki damlarda oturduktan sonra, tekrar köylerine dönerler.

    Debi  nedir: Bakınız : Akarsu Akımı.

    Delta  nedir: Akarsuların denize ulaştıkları yerlerde taşıdıkları maddeleri biriktirmesiyle oluşan üçgen biçimli alüvyal ovalardır. Deltalar, taban seviyesi ovalarının bir çeşididir. Onlardan ayrılan yönü biriktirmenin deniz içinde olmasıdır.

    Deniz  nedir: Okyanusların kıta içlerine doğru uzanan kollarına deniz denir. Denizler okyanuslarla bağlantılarına göre ikiye ayrılır.

    Denizlerin Ortalama Derinliği nedir : Denizlerin ortalama derinliği 4000 m dir. Dünya’nın en derin yeri olan Mariana Çukuru deniz seviyesinden 11.035 m derinliktedir.

    Deprem  nedir: Yerkabuğunun derinliklerinde doğal nedenlerle oluşan salınım ve titreşim hareketleridir.

    Derin Deniz Çukurları  nedir: Sima üzerinde hareket eden kıtaların, birbirine çarptıkları yerlerde bulunur. Yeryüzünün en dar bölümüdür.

    Derin Deniz Platformu  nedir: Kıta yamaçları ile çevrelenmiş, ortalama derinliği 6000 m olan yeryüzünün en geniş bölümüdür.

    Diyorit  nedir: Birbirinden gözle kolayca ayrılabilen açık ve koyu renkli minerallerden oluşan iç püskürük bir taştır. İri taneli olanları, ince tanelilere göre daha kolay dağılır.

    Dolin : Kalker platolar üzerinde görülen, oval şekilli erime çukurluklarıdır. Genellikle derinlikleri az, genişlikleri fazladır. Türkiye’de özellikle Toroslar’da dolinler yaygın olarak görülür. Halk arasında kokurdan, koyak, tava gibi adlar verilir. Dolinler oluşum şekillerine göre iki gruba ayrılır :

    Don Olayı : Havanın açık ve durgun olduğu kış gecelerinde aşırı ısınma nedeniyle toprak donar. Don olayı tarımsal üretime büyük ölçüde zarar verir. Karasal bölgelerde don olayı sık görülür.

    Dördüncü Zaman (Kuaterner) : Günümüzden 2 milyon yıl önce başladığı ve hala sürdüğü varsayılan jeolojik zamandır. Zamanın önemli olayları :İklimde büyük değişikliklerin ve dört buzul döneminin (Günz, Mindel, Riss, Würm) yaşanması. İnsanın ortaya çıkışı.Dördüncü zamanı karakterize eden canlılar mamut ve insandır.

    Duvar ve Atlas Haritaları : Eğitim ve öğretim amacına yönelik haritalardır. Ölçekleri 1 / 1.100.000′dan daha küçüktür. Dünya’nın tümünü, kıtaları veya ülkeleri gösterirler.

    Düden : Kalkerli arazide erime ile oluşan daire biçimli kapalı çukurluklara düden denir. Düdenler yer altı sularını birbirine bağlayan kanallardır. Düdenlere halk arasında su çıkan, su batan gibi adlar da verilir.

    Dünya : Güneş Sistemi’nin 9 gezegeninden biridir ve Güneş’e olan uzaklığı bakımından 3. Sırada bulunur.

    Dünyanın Yıllık Hareketi : Dünya ekseni çevresinde hareket ederken aynı zamanda saat ibresinin tersi yönde, Güneş’in çevresinde de döner. Bu hareketini elips bir yörüngede 365 gün 6 saatte tamamlar. Buna 1 Güneş yılı denir. Dünya’nın yıllık hareketi sırasında, Güneş’in çevresinde çizdiği yörünge düzlemine ekliptik denir. Yörünge şeklinin elips olması nedeniyle Dünya yıllık hareket sırasında Günöte - Günberi konumuna gelir.

    E

    Ekliptik: Dünya’nın yörüngesinden geçtiği varsayılan düzleme Ekliptik veya Yörünge Düzlemi denir.

    Ekonomi Haritaları : Dünya’nın bütününün ya da bir bölümünün ekonomik özelliklerini gösteren haritalardır. Bu haritalar yardımıyla endüstri kuruluşlarının türü, sayısı, dağılışı, çalışanların sayısı hakkında bilgi edinilir.

    Eksosfer (Jeokronyum) : Atmosferin en üst tabakasıdır.

    Enlem : Dünya üzerindeki herhangi bir noktanın başlangıç paraleli olan Ekvator’a uzaklığının açısal değeridir. Q açısı, D noktasının Ekvator’a olan uzaklığının açı cinsinden değeridir ve D noktasının enlem derecesini verir. Örnek :Q açısının değeri 45 ise, D noktasının enlem derecesi 45° dir.

    Epirojenez : Karaların toptan alçalması ya da yükselmesi olayına epirojenez denir.

    Erozyon : Toprak örtüsünün, akarsuların, rüzgarların ve buzulların etkisiyle süpürülmesine erozyon denir.

    Erime Dolini : Kalker yüzeyler üzerinde, yağış sularının eritmesiyle oluşan karstik şekildir. Erime dolinlerinin tabanında yüzey sularının derine doğru sozdığı çatlak ve delikler bulunur. Dolin tabanlarında erimeden geriye kalan killi materyalin birikmesiyle oluşan terra rossa toprakları bulunur.

    Eş Aralık : Bakınız : İzohips Aralığı.

    Eş derinlik eğrisi : Bakınız : İzohips Eğrisi.

    Eş yükselti Eğrisi : Bakınız : İzohips Eğrisi.

    Etezien : Balkan Yarımadası’ndan Kuzey Ege kıyılarına doğru esen soğuk rüzgarlardır.

    F

    Falez (Yalıyar) : Dalgalar aşındırma yaparken önce çarptıkları kıyı boyunca bir çentik açar. Buna dalga oyuğu denir. Dalga oyukları derinleştikçe üzerindeki kütleler kopar ve düşer. Böylece kıyı boyunca diklikler oluşur. Bu dikliklere falez ya da yalıyar adı verilir. Türkiye’de, Karadeniz ve Akdeniz kıyılarında güzel falez örnekleri görülmektedir.

    Fay : Yerkabuğu hareketleri sırasında şiddetli yan basınç ve gerilme kuvvetleriyle blokların birbirine göre yer değiştirmesine fay denir.

    Fay açısı : Dikey düzlem ile fay düzlemin yaptığı açıya fay açısı denir.

    Fay aynası : Fay oluşumu sırasında yükselen ve alçalan blok arasındaki yüzey kayma ve sürtünme nedeniyle çizilir., cilalanır. Parlak görünen bu yüzeye fay aynası denir

    Filat : Kiltaşının (şist) yüksek sıcaklık ve basınç altında değişime uğraması yani metamorfize olması sonucu oluşur.

    Fiziki Haritalar : Yeryüzünün kabartı ve çukurluklarını gösteren orta ya da büyük ölçekli haritalardır. Fiziki haritalar hazırlanırken eş yükselti ve eş derinlik eğrileri geniş aralıklarla geçirilir. Bu aralıklar çeşitli renklerle boyanır. Yükseltiler genellikle yeşil, sarı ve kahverenginin çeşitli tonları ile, derinlikler ise açıktan koyuya mavi rengin tonları ile gösterilir.

    Fosil : Jeolojik devirler boyunca yaşamış canlıların taşlamış kalıntılarına fosil denir.

    G

    Galeri Ormanları : Savanlardaki, küçük akarsu boylarında görülen, çoğunlukla 50-100 m genişliğinde, bir akarsu ağı biçiminde uzanan ve sürekli yeşil kalabilen nemli ormanlardır. Galeri ormanları olarak adlandırılmalarının nedeni, ağaçların, akarsuyun üstünü bir galeri şeklinde kapatmasıdır.

    Gayzer : Volkanik yörelerde yeraltındaki sıcak suyun belirli aralıklarla fışkırması ile oluşan kaynaklardır.

    Gel – Git : Ay’ın ve Güneş’in çekim gücünün etkisiyle Dünya’daki su kütlelerinin alçalması ve yükselmesi olayıdır. Ancak Ay, Dünya’ya en yakın gök cismi olduğundan gel git olayında daha etkilidir. Bir yerdeki gel-git, gün içinde 2 kabarma 2 çekilme biçiminde 6 saatte bir gerçekleşir. Bu seviye değişmelerinde her gün bir önceki güne göre 50 dakikalık bir gecikme olur. Çünkü ay, Dünya’nın çevresindeki dönüşünü 24 saat 50 dakikada tamamlamaktadır.

    Gnays : Granitin yüksek sıcaklık ve basınç altında değişime uğraması yani metamorfize olması sonucu oluşur.

    Göçler : Nüfusun geçici veya sürekli olarak yer değiştirmesidir. Göçler, hızlı nüfus artışının doğal bir sonucudur. Bir bölgedeki nüfusun, artmasında veya azalmasında göçlerin büyük etkisi vardır.

    Göl : Karalar üzerindeki çukur alanlarda birikmiş ve belirli bir akıntısı olmayan durgun su kütlelerine göl denir. Göller tek tek bulundukları gibi yan yana birden fazla da bulunabilirler. Göllerin yan yana bulundukları bölgelere göller yöresi denir.

    Grafik Ölçek : Bakınız : Çizgi ölçek.

    Granit : İç püskürük bir taştır. Kuvars, mika ve feldspat mineralleri içerir. Taneli olması nedeniyle mineralleri kolayca görülür. Çatlağı çok olan granit kolayca dağılır, oluşan kuma arena denir.

    Günberi (Perihel) : Dünya’nın, Güneş’e en çok yaklaşıp, yörüngede en hızlı döndüğü gündür. Dünya Günberi konumuna 3 Ocak’ta gelir.

    Günöte (Aphel) : Dünya’nın, Güneş’ten en çok uzaklaştığı, yörüngede en yavaş döndüğü gündür. Dünya Günöte konumuna 4 Temmuz’da gelir.

    H

    Harita : Dünya’nın bütününün ya da bir bölümünün kuşbakışı görünümünün belli bir oranda küçültülerek düzleme aktarılmış şekline harita denir.Bir çizimin harita özelliği taşıyabilmesi için;

    - Kuşbakışı görünüme göre çizilmesi,

    - Arazi üzerindeki uzunlukların belli bir oranda küçültülmesi gerekir.

    Harita Anahtarı (Lejant) : Haritada kullanılan özel işaretlerin ne anlama geldiğini gösteren bölümdür. Her haritanın kullanım amacına göre farklı işaretler kullanılır.

    Harita Ölçeği : Harita üzerinde belli iki nokta arasındaki uzunluğun, yeryüzündeki aynı noktalar arasındaki uzunluğa oranıdır.Diğer bir deyişle, gerçek uzunlukları harita üzerine aktarırken kullanılan küçültme oranıdır.

    Örneğin : Boğaz Köprüsü’nün gerçekte 1074 m olan iki ayağı arası uzaklık, ölçeği bilinmeyen bir haritada yaklaşık 0.5 cm gösterilmiştir. Haritanın ölçeğini bulmak için harita üzerindeki uzunluğu gerçek uzunluğa oranlarız.

    Buna göre haritanın ölçeği yaklaşık 1/200.000′dir.

    Heyelan : Toprağın, taşların ve tabakaların bulundukları yerlerden aşağılara doğru kayması ya da düşmesine toprak kayması ve göçmesi denir. Ülkemizde bu olayların tümüne birden heyelan adı verilir. Yerçekimi, yamaç zemin yapısı, eğim ve yağış koşulları heyelana neden olan etmenlerdir.

    Hidrografya Haritaları : Bir bölgenin su potansiyeli (akarsular, göller, yeraltı suları, kaynaklar) hakkında bilgi veren haritalardır. Bu haritalar yardımıyla akarsuların drenaj tipi, akım miktarı, kanallar, göl sularının özellikleri, yeraltı sularının türü, kaynakların türü sayısı ve verimlilik derecesi hakkında bilgi edinilir.

    Hipsografik Eğri : Yeryüzünün yükseklik ve derinlik basamaklarını gösteren eğridir.

    I

    Işıma : Yeryüzü kazandığı enerjinin bir bölümünü atmosfere geri verir. Buna yer ışıması denir. Güneş ışınlarının yeryüzüne ulaşamadığı saatlerde (gece) ve güneş ışınlarının yere değme açılarının küçüldüğü aylarda yer ışıması artar. Ayrıca, zeminin yapısı da yer ışıması üzerinde etkilidir. Örneğin yeryüzünün bitki ile kaplı alanlarında yer ışıması az ve yavaşken çılak arazilerde ısı kaybı daha hızlı ve fazla olur.

    İ

    İç Deniz : Okyanuslara boğazlar aracılığıyla bağlanan kara içlerine sokulmuş denizlere denir. Örnek : Akdeniz, Kızıldeniz, batlık Denizi, Karadeniz, Marmara Denizi, Azak Denizi

    İklim : Geniş bir bölge içinde ve uzun yıllar boyunca değişmeyen ortalama hava koşullarına iklim denir.

    İlkel Zaman : Günümüzden yaklaşık 600 milyon yıl önce sona erdiği varsayılan jeolojik zamandır. İlkel zamanın yaklaşık 4 milyar yıl sürdüğü tahmin edilmektedir. Zamanın önemli olayları :Sularda tek hücreli canlıların ortaya çıkışı. En eski kıta çekirdeklerinin oluşumu. İlkel zamanı karakterize eden canlılar alg ve radiolariadır.

    İkinci Zaman (Mezozoik) : Günümüzden yaklaşık 65 milyon yıl önce sona erdiği varsayılan jeolojik zamandır. İkinci zamanın yaklaşık 160 milyon yıl sürdüğü tahmin edilmektedir. İkinci zamanı karakterize eden dinazor ve ammonitler bu zamanın sonunda yok olmuşlardır.Zamanın önemli olayları :Ekvatoral ve soğuk iklimlerin belirmesi. Kimmeridge ve Avustrien kıvrımlarının oluşumu. İkinci zamanı karakterize eden canlılar ammonit ve dinazordur.

    İndirgenmiş Sıcaklık : Yeryüzünde sıcaklığın enleme bağlı dağılışını gösteren haritalar çizilirken yükseltinin sıcaklık üzerindeki etkisini ortadan kaldırmak için indirgenmiş sıcaklık değerleri kullanılır. Bir yerin yükseltisinin sıfır (0 m) kabul edilerek hesaplanan sıcaklığına indirgenmiş sıcaklık denir. Bir yerin indirgenmiş sıcaklığını hesaplamak için yükseltiden kaynaklanan sıcaklık farkı hesaplanır. Bu fark o yerin gerçek sıcaklığına eklenir.

    İyonosfer : Mor ötesi (ultraviyole) ışınlarının, molekülleri parçalayarak iyonlar haline getirdiği atmosfer katmanıdır.

    İzobath eğrisi : Bakınız : İzohips Eğrisi.

    İzohips Aralığı (Eş Aralık) : İzohipsler haritaların ölçeğine uygun olarak belirlenen yükselti aralıkları ile çizilir. Bu aralığa izohips aralığı ya da eş aralık denir.

    İzohips (Eş yükselti) Eğrisi : Deniz seviyesinden aynı yükseklikteki noktaları birleştiren eğriye eş yükselti (izohips) eğrisi, aynı derinlikteki noktaları birleştiren eğriye eş derinlik (izobath) eğrisi denir.

    İzoterm Haritaları : Bir bölgede, eş sıcaklıktaki noktaları birleştiren eğriye izoterm denir. İzotermler yardımıyla çizilen izoterm haritalarından, bir bölgedeki sıcaklık dağılışı hakkında bilgi edinilir. Sıcaklık dağılışını daha iyi gösterebilmek için, bu haritalar sıcaklık basamaklarına uygun olarak renklendirilir. Sıcak yerler için kırmızının tonları soğuk yerler için mavinin tonları kullanılır.

    J

    Jeosenklinal : Akarsular, rüzgarlar ve buzullar, aşındırıp, taşıdıkları maddeleri deniz ya da okyanus tabanlarında biriktirirler. Tortullanmanın görüldüğü bu geniş alanlara jeosenklinal denir.

    Jeomorfoloji Haritaları : Bir bölgedeki şekillenme süreci yani iç ve dış güçlerin etkisiyle oluşan yer şekilleri hakkında bilgi veren haritalardır. Bu haritalarda faylar, yamaçlar, vadi türleri, birikinti konileri, sekiler, ovalar ve daha bir çok yer şekli taranarak gösterilir. Yer şekillerinin kolay ayırt edilmesi amacıyla bu haritalar renklendirilir.

    Jeoterm Basamağı : Yeryüzünden yerin derinliklerine inildikçe 33 m’de bir sıcaklık 1 °C artar. Buna jeoterm basamağı denir.

    Jips (Alçıtaşı) : Beyaz renkli, tırnakla çizilebilen kimyasal tortul bir taştır. Alçıtaşı olarak da isimlendirilir.

    K

    Kalker (Kireçtaşı) : Deniz ve okyanus havzalarında, erimiş halde bulunan kirecin çökelmesi ve taşlaşması sonucu oluşan taştır.

    Kant-Laplace teorisi : Güneş Sistemi’nin oluşumu ile ilgili farklı teoriler ortaya atılmıştır. En geçerli teori sayılan Kant-Laplace teorisine Nebula teorisi de denir. Bu teoriye göre, Nebula adı verilen kızgın gaz kütlesi ekseni çevresinde sarmal bir hareketle dönerken, zamanla soğuyarak küçülmüştür. Bu dönüş etkisiyle oluşan çekim merkezinde Güneş oluşmuştur. Gazlardan hafif olanları Güneş tarafından çekilmiş, çekim etkisi dışındakiler uzay boşluğuna dağılmış ağır olanlar da Güneş’ten farklı uzaklıklarda soğuyarak gezegenleri oluşturmuşlardır.

    Kapalı Havza : Sularını denize ulaştıramayan havzalara kapalı havza denir.

    Karaların Ortalama Yüksekliği : Karaların ortalama yüksekliği 1000 m dir. Dünya’nın en yüksek yeri deniz seviyesinden 8840 m yükseklikteki Everest Tepesi’dir.

    Karayel : Türkiye’ye kuzeybatıdan esen soğuk rüzgarlardır. Kışın kar yağışlarına, yazın sağanak yağışlara neden olur.

    Karstik Göller : Eriyebilen kayaçların bulunduğu yerlerde oluşan göllerdir.

    Kaynak : Yeraltı sularının kendiliğinden yeryüzüne çıktığı yere kaynak denir. Türkiye’de kaynaklara pınar, eşme, bulak ve göze gibi adlar da verilir.

    Kenar Deniz : Okyanus kıyılarında, okyanuslardan adalarla ayrılan denizlere denir. Örnek : Japon Denizi, Çin Denizi (Sarı Deniz), Umman Denizi, Kuzey Buz Denizi, Antiler, Tasman Denizi, Mercan Denizi, Bering Denizi, Karayip Denizi

    Kesir Ölçek : Haritalardaki küçültme oranını basit kesirle ifade eden ölçek türüdür.

    1 / 25.000 , 1 / 500.000, 1 / 1.000.000 birer kesir ölçektir.

    Kesir ölçekte, pay ile paydanın birimleri aynıdır. Uzunluk birimi olarak santimetre (cm) kullanılır.

    Örneğin : 1 / 1.000.000 ölçeğinde, arazi üzerindeki 1.000.000 cm (10 km)’lik uzunluk harita üzerinde 1 cm gösterilmiştir.

    Kırağı : Soğuyan zeminler üzerindeki yoğunlaşmanın buz kristalleri şeklinde olmasıdır. Kırağının oluşabilmesi için de havanın açık ve durgun olması gerekir.

    Kırç : Aşırı soğumuş su taneciklerinden oluşan bir sis uzun süre yerde kaldığında, su taneciklerinin soğuk cisimlere çarparak buz haline geçmesidir.

    Kırgıbayır : Yarı kurak iklim bölgelerinde sel yarıntılarıyla dolu yamaçlara kırgıbayır (badlans) denir.

    Kıta : Denizlerin ortasında çok büyük birer ada gibi duran kara kütlelerine kıta denir.

    Kıta Platformu : Derin deniz platformundan sonra yüksek dağlar ile kıyı ovaları arasındaki en geniş bölümdür.

    Kıta Sahanlığı : Deniz seviyesinin altında, kıyı çizgisinden -200 m derine kadar inen bölüme kıta sahanlığı (şelf) denir. Şelf kıtaların su altında kalmış bölümleri sayılır.

    Kıta Yamacı : Şelf ile derin deniz platformunu birbirine bağlayan bölümdür.

    Kiltaşı (Şist) : Çapı 2 mikrondan daha küçük olan ve kil adı verilen tanelerin yapışması sonucu oluşan fiziksel tortul bir taştır.

    Kom : Ekonomik faaliyetin büyük ölçüde hayvancılığa dayalı olduğu aileler veya kişiler tarafından oluşturulan geçici yerleşmelerdir.

    Konveksiyonel Yağış : Isınan havanın yükselerek soğuması ile oluşan yağışlardır.

    Kömür : Bitkiler öldükten sonra bakteriler etkisiyle değişime uğrar. Eğer su altında kalarak değişime uğrarsa, C (karbon) miktarı artarak kömürleşme başlar. C miktarı % 60 ise turba, C miktarı % 70 ise linyit, C miktarı % 80 – 90 ise taş kömürü, C miktarı % 94 ise antrasit adını alır.

    Kör (Çıkmaz) Vadi : Karstik yörelerdeki akarsular bir düdende kaybolarak akışını yeraltında sürdürür. Bu akarsuların yeryüzünde süreklilik göstermeyen vadilerine kör (çıkmaz) vadi denir.

    Krivetz: Romanya’nın iç kesimlerinden Karadeniz kıyılarına doğru esen soğuk rüzgarlardır.

    Kroki : Bir yerin kuşbakışı görünümünün ölçeksiz olarak düzleme aktarılmasıdır.

    Kuaterner Zaman : Bakınız : Dördüncü Zaman.

    Kumsal : Kıyılarda dalga ve akıntıların taşıdıkları maddeleri biriktirmesi ile oluşan alanlara kumsal denir. Girintili-çıkıntılı bir kıyıda dalgalar, denize çıkıntı yapan dik burunlarda aşındırma, buradan kopardıkları maddeleri koy içlerine taşıyarak kumsalların oluşmasını sağlar. Bu nedenle kumsallar genellikle koy içlerinde yer alır ve bir şerit halinde uzanır.

    Kumtaşı (Gre) : Kum tanelerinin doğal bir çimento maddesi yardımıyla yapışması sonucu oluşan fiziksel tortul bir taştır.

    Kumullar : Rüzgarların taşıdığı kumların çökelmesiyle kumullar oluşur. Gevşek yapıya sahip olan kumullar sürekli yer değiştirmektedirler. Orta Asya çöllerinde oluşan hilal biçimli kumullara ise barkan adı verilir.

    Kuraklık Sınırı : Bir bölgenin sıcaklık ve nem koşulları tarım ürünlerini, sulamaya duyulan gereksinimi etkilemektedir.Yaz kuraklığının belirgin olduğu bir yerde sulamaya duyulan gereksinim fazladır. Buna kuraklık sınırı denir.

    L

    Lapya : Kalkerli yamaçlarda yağmur ve kar sularının yüzeyi eriterek açtıkları küçük oluklardır. Oluşan çukurluklar keskin sırtlarda yan yana sıralandığından yüzey pürüzlüdür. Büyüklükleri birkaç cm ile birkaç metre arasında değişir.

    Lav : Volkanlardan çıkarak yeryüzüne kadar ulaşan eriyik haldeki malzemeye lav denir.

    Lejant : Bakınız : Harita Anahtarı.

    Litosfer : Bakınız : Taşküre.

    M

    Mağara : Kalkerli arazilerde çatlaklar boyunca yeraltına sızan suların oluşturduğu büyük boşluklara mağara denir. Damlataş, Narlıkuyu, Düden, İnsuyu, Kızılin mağaraları en ünlüleridir.

    Maksimum Nem (Doyma Miktarı) : 1m3 havanın belli bir sıcaklıkta taşıyabileceği nemin gram olarak ağırlığıdır. Hava kütleleri ısındıkça genleşip hacimleri artar. Bu nedenle nem alma ve taşıma kapasiteleri de artar. Eğer hava taşıyabileceği kadar nem alırsa doyma noktasına ulaşır ve doymuş hava adını alır.Örneğin : 20°C sıcaklığa sahip bir hava kütlesinin taşıyabileceği nem miktarı 17,32 gr/m3’tür. Bu hava kütlesinin sıcaklığı 30°C’ ye yükseldiğinde havanın hacmi genişleyeceği için taşıyabileceği nem miktarı da artar ve doyma noktası 30,4 ge/m3’e yükselir. Bu nedenle hava kütlesinin doyması için aradaki fark (13.08 gr) kadar nem yüklenmesi gerekir.

    Manto : Dünya’nın Litosfer ile çekirdek arasındaki katmandır. 100-2890 km’ler arasında bulunan mantonun yoğunluğu 3,3-5,5 g/cm3 sıcaklığı 1900-3700 °C arasında değişir. Manto, yer hacminin en büyük bölümünü oluşturur. Yapısında silisyum, magnezyum , nikel ve demir bulunmaktadır. Mantonun üst kesimi yüksek sıcaklık ve basınçtan dolayı plastiki özellik gösterir. Alt kesimleri ise sıvı halde bulunur. Bu nedenle mantoda sürekli olarak alçalıcı-yükselici hareketler görülür.

    Matematik Konum : Dünya üzerinde bir nokta veya alanın yerinin belirlenmesi için, o noktanın Ekvator’a ve başlangıç meridyenine olan uzaklığının bilinmesi gerekir. Bunun için enlem ve boylam kavramlarından yararlanılır.

    Örnek : Türkiye 36° - 42° Kuzey enlemleri,

    26° - 45° Doğu boylamları arasında yer alır.

    Mercan Kalkeri : Mercan iskeletlerinden oluşan organik bir taştır. Temiz, sıcak ve derinliğin az olduğu denizlerde bulunur. Ada kenarlarında topluluk oluşturanlara atol denir. Kıyı yakınlarında olanlar ise, mercan resifleridir.

    Menderes : Akarsu yatak eğiminin azalması, akarsuyun akış hızının ve aşındırma gücünün azalmasına neden olur. Akarsu büklümler yaparak akar. Akarsuyun geniş vadi tabanı içinde, eğimin azalması nedeniyle yaptığı büklümlere menderes denir. Menderesler yapan akarsuyun, uzunluğu artar ancak akımı azalır.Taban seviyesinin alçalması nedeniyle menderesler yapan bir akarsuyun, yatağına gömülmesiyle oluşan şekle gömük menderes denir.

    Mermer : Kalkerin yüksek sıcaklık ve basınç altında değişime uğraması, yani metamorfize olması sonucu oluşur.

    Mezozoik Zaman : Bakınız : İkinci Zaman.

    Mezra : bazı ailelerin tarım alanlarının az olması, kan davaları gibi nedenlerle bulundukları sürekli yerleşmelerden ayrılıp daha uzak bir yere yerleşmesiyle oluşmuş yerleşmelerdir. Tarımsal faaliyetler hayvancılığa göre ön plandadır. Bir kaç ev ve eklentilerden oluşan mezralar zamanla sürekli yerleşme haline gelebilir. Örneğin Elazığ, Harput’un bir mezrası iken zamanla büyüyerek kent haline gelmiştir.

    Mistral : Fransa’nın iç kesimlerinden Rhone Vadisi’ni izleyerek Akdeniz kıyılarına doğru kışın esen soğuk rüzgarlardır.

    Muson Ormanları :Yağışın fazla olduğu yerlerde, kış aylarında yapraklarını döken yayvan yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlar görülür. Bu ormanlara muson ormanları denir.

    Mutlak Nem (Varolan Nem) : 1m3 havanın içindeki su buharının gram olarak ağırlığına mutlak nem denir. Mutlak nem, sıcaklığa bağlı olarak, Ekvator’dan kutuplara doğru, denizlerden karalara doğru ve yükseklere çıkıldıkça azalır.

    N

    Narenciye : Bakınız : Turunçgiller.

    Nebula Teorisi : Bakınız : Kant-Laplace teorisi.

    Nefometre : Bulutluluk gökyüzünü kaplayan bulutların miktarı 10 ya da 8 eşit parçaya bölünmüş ve nefometre adı verilen bir araç ile ölçülür. Nefometre ufku kaplayacak şekilde tutularak bulutla kaplı pencereler sayılır. Bulutla kaplı pencere sayısının tüm pencere sayısına oranı da bulutluluğu verir.

    Nem : Yeryüzündeki su kütlelerinden buharlaşan su, atmosferin nemlenmesine yol açar. Atmosferdeki su buharına hava nemliliği de denir. Önemli bir sıcaklık etmeni olan atmosferdeki su buharının miktarı, yere ve zamana göre değişir.

    Neozoik Zaman : Bakınız : Üçüncü Zaman.

    Normal Hava Basıncı : 45° enlemlerinde, deniz seviyesinde ve 15°C sıcaklıkta ölçülen basınca normal hava basıncı denir.

    Nüfus :Sınırları belli bir alanda yaşayan insan sayısına nüfus denir.

    Nüfus Artış Hızı : Bir yıl içinde, doğum ve ölüm sayısına bağlı nüfus artışına doğal nüfus artış hızı ya da doğurganlık hızı denir.

    Nüfus Haritaları : Dünya’nın bütününde ya da bir bölümündeki nüfusun dağılışı ve özellikleri hakkında bilgi veren haritalardır. Bu haritalarda nüfus dağılışı noktalama ile gösterilir. Nüfus yoğunluğu haritaları ise renklendirilir.

    Nüfus Yoğunluğu : Belli bir alanda yaşayan nüfusun, o alana oranıdır. Ülkenin genişliği ve toplam nüfus hakkında bilgi verir. Kişi/km2 olarak gösterilir.

    O

    Oba : Daha çok göçebe hayvancılık yapan toplulukların geçici olarak yerleşip, çadır kurdukları yerleşmelerdir.

    Obruk : Baca veya kuyu şeklinde, keskin köşeli, derin çukurluklara obruk denir. Derinliği 250-300 m’yi bulabilen obrukların bazılarının tabanında göl bulunur. Türkiye’de İç Anadolu’nun güneyinde ve Toroslar’da yaygın olarak obruklar görülür. İçel’deki Cennet-Cehennem mağaraları ve Konya’daki Kızören obruğu ülkemizdeki en güzel örneklerdir.

    Obsidyen (Volkan Camı) : Siyah, kahverengi, yeşil renkli ve parlak dış püskürük bir taştır. Magmanın yer yüzüne çıktığında aniden soğuması ile oluşur. Bu nedenle camsı görünüme sahiptir.

    Okyanus : Kıtaları birbirinden ayıran geni su kütlelerine okyanus denir. Örnek : Atlas Okyanusu, Büyük Okyanus (Pasifik Okyanusu), Hint Okyanusu

    Ormanaltı Florası : Orman örtüsü altında loş ortamda yetişen, çoğunlukla ot ve sarmaşık türlerinin oluşturduğu bitki topluluğudur.

    Orojenez (Dağ Oluşumu) : Jeosenklinallerde biriken tortul tabakaların kıvrılma ve kırılma hareketleriyle yükselmesi olayına dağ oluşumu ya da orojenez denir.

    Orografik Yağışlar : Nemli hava kütlelerinin bir dağ yamacına çarparak yükselmesi sonucunda oluşan yağışlardır.

    Otlak : Büyük ve küçükbaş hayvancılığın yapıldığı yerlerde hayvanların otlatıldığı alanlara otlak denir.

    Ö

    Örtü buzulu : Çok geniş alanlara yayılan, kilometrelerce alan kaplayan buzul türüdür.

    Özel Konum : Dünya üzerindeki bir yerin çevresine, denizlere, yer şekillerine, anayollara, geçitlere ve komşularına göre konumudur.Özel Konum; İklim koşullarını, Doğal bitki örtüsünü, Tarımsal etkinlikleri, Nüfus ve yerleşme biçimini, Ekonomik etkinlikleri, Ulaşım olanaklarını, Siyasal ve kültürel yapıyı etkiler.

    P

    Paleozoik Zaman : Bakınız : Birinci Zaman.

    Peribacası : Özellikle volkan tüflerinin yaygın olarak bulunduğu vadi ve platoların yamaçlarında sel sularının aşındırması ile oluşan özel yeryüzü şekillerine peribacası denir. Bazı peribacalarının üzerinde şapkaya benzer, aşınmadan arta kalan sert volkanik taşlar bulunur. Bunlar volkanik faaliyet sırasında bölgeye yayılmış andezit ya da bazalt kütleridir. Peribacalarının en güzel örnekleri ülkemizde Nevşehir, Ürgüp ve Göreme çevresinde görülür.

    Plan : Bir yerin kuşbakışı görünümünün belli bir oranda küçültülerek düzleme aktarılmasıdır. Plan bir tür büyük ölçekli haritadır.

    Plato : Akarsu vadileriyle derince yarılmış düz ve geniş düzlüklerdir.

    Peneplen : Geniş arazi bölümlerinin, akarsu aşınım faaliyetlerinin son döneminde deniz seviyesine yakın hale indirilmesiyle oluşmuş, az engebeli şekle peneplen (yontukdüz) denir.

    Perihel : Bakınız : Günberi.

    Polye : Karstik yörelerdeki genişliği birkaç kilometre olan, uzunluğu 20-30 kilometreyi bulan, hatta geçebilen ova görünümlü büyük karstik çukurlara polye denir. Türkiye’de özellikle Toroslar’da polyeler yaygındır. Örneğin; Akdeniz Bölgesi’ndeki Ketsel, Elmalı ve Akseki ovası birer polyedir.

    Poyraz : Türkiye’nin hemen her yerinde esen rüzgarlardır. Yaz poyrazı serinletici etki yapar. Kışın ise kuru soğuklara neden olur.

    Projeksiyon : Dünya’nın küreselliği nedeniyle, haritalarda ortaya çıkan hataları en aza indirmek için çeşitli yöntemler kullanılır. Bunun için yerkürenin paralel ve meridyen ağının belirli kurallara göre düz bir kağıda geçirilmesi gerekir. Bu sisteme projeksiyon denir.

    R

    Rüzgar : Hava kütlelerinin yatay yöndeki hareketlerine rüzgar denir.

    Rüzgar Erozyonu : Bitki örtüsünün olmadığı ya da cılız olduğu yerlerde toprağın rüzgarlarla yerinden kopartılarak taşınmasına rüzgar erozyonu denir.

    Rüzgarın Frekansı (Esme Sıklığı) : Rüzgarın yıl içinde belirli bir yönden esme sıklığına rüzgar frekansı denir. Esme sıklığı rüzgar frekans gülleri ile gösterilir. Bir bölgede belirli bir sürede rüzgarların en sık estiği yöne egemen rüzgar yönü denir. Örneğin Ankara Meteoroloji İstasyonu verilerine göre, Ankara’ya ait yıllık ortalama rüzgar frekans gülüne bakıldığında, yıl içinde kuzeydoğudan esen rüzgarların toplam 5000 esme sayısı ile en fazla olduğu görülür. Yani egemen rüzgar yönü kuzeydoğudur.

    S

    Sarkıt-Dikit : Kalsiyum karbonatça zengin suların mağara tavanından sızarak içindeki kirecin tavanda birikmesi ile sarkıtlar, damlayarak tabanında birikmesi ile dikitler oluşur. Karstik alanlardaki mağaralarda görülen bu şekillerin en güzel örnekleri Damlataş Mağarası’nda bulunmaktadır.

    Seki (Taraça) : Yatağına alüvyonlarını yaymış olan akarsuyun yeniden canlanarak yatağını kazması ve derinleştirmesi sonucunda oluşan basamaklardır. Taban seviyesinin alçalması nedeniyle, tabanlı bir vadide akan akarsuyun aşındırma gücü artar. Yatağını derine doğru kazan akarsu vadi tabanına gömülür. Eski vadi tabanlarının yüksekte kalması ile oluşan basamaklara seki ya da taraça denir.

    Sıcaklık : Sıcaklığın yüksek olduğu yerlerde havanın nem alma kapasitesi de yüksek olduğu için buharlaşma artar, düşük olduğu yerlerde ise buharlaşma azalır.

    Sırt : İki akarsu vadisini birbirinden ayıran ve birbirine ters yönde eğimli yüzeyleri birleştiren yeryüzü şeklidir. Sırtların üzeri düz olabileceği gibi keskin de olabilir.

    Sirk buzulu : Dağların tepesindeki ve yüksek yamaçlardaki küçük çanaklarda yeni oluşmaya başlayan buz türüdür.

    Siyasi ve İdari Haritalar : Yeryüzünde veya bir kıtada bulunan ülkeleri, bir ülkenin idari bölünüşünü, yerleşim merkezlerini gösteren haritalardır. Bu haritalardan uzunluk ve alan bulmada yararlanılır. Ancak yer şekilleri hakkında bilgi edinilemez.

    Siyenit : Yeşilimsi, pembemsi renkli iç püskürük bir taştır. Adını Mısır’daki Syene (Asuvan) kentinden almıştır. Siyenit dağılınca kil oluşur.

    Step : Bakınız : Bozkır.

    Stratosfer : Troposferin üstündeki atmosfer katmandır.

    Sürekli Rüzgarlar : Genel Hava dolaşımına bağlı, sürekli basınç kuşakları arasında yıl boyunca yön değiştirmeden esen rüzgarlardır.

    Ş

    Şemosfer : Atmosferin stratosfer ile İyonosfer arasındaki katmanıdır.

    T

    Takke buzulu : Dağların bütün yamaçlarını kuşatan buzul türüdür.

    Taraça : Bakınız : Seki.

    Taşküre (Litosfer) : Dünya’nın manto katmanının üstünde yer alan ve yeryüzüne kadar uzanan katmanıdır. Kalınlığı ortalama 100 km’dir. Taşküre’nin ortalama 35 km’lik üst bölümüne yerkabuğu denir.

    Tebeşir : Derin deniz canlıları olan tek hücreli Globugerina (Globijerina)’ların birikimi sonucu oluşur. Saf, yumuşak, kolay dağılabilen bir kalkerdir. Gözenekli olduğu için suyu kolay geçirir.

    Tektonik Göller : Yerkabuğunun tektonik hareketleri sırasında oluşan çanaklardaki göllerdir.

    Tepe : Bir doruk noktası ve onu çevreleyen yamaçlardan oluşmaktadır.

    Termik Basınç : Dünya’nın küreselliği nedeniyle ısınma ve soğumaya bağlı oluşan basınçlardır.

    Termik Ekvator : Meridyenlerin en sıcak noktalarını birleştiren eğriye termik ekvator denir.

    Ters Alizeler (Üst Alizeler) : Ekvator’dan (TAB), 30° enlemlerine (DYB) doğru esen üst rüzgarlardır. Her yerde ve her zaman görülmezler. Yeteri kadar sürekli ve güçlü değillerdir. 30° enlemleri çevresinde aşağıya doğru alçaldığından yağış oluşumunu engellerler.

    Topoğrafya Haritaları : İzohips (eş yükselti) eğrisi yöntemi ile yapılır. Araziyi ölçekleri oranında ayrıntıları ile gösterirler. Ölçekleri 1 / 20.000 ile 1 / 500.000 arasında değişir. 1 / 20.000′den büyük ölçekli olanlar kadastro işlerinde ve askeri amaçlarla kullanılır. Bu haritalardan ölçek, uzunluk alan ve eğim hesaplamada yararlanılır.

    Toprak Haritaları : Bir bölgenin toprak özellikleri ve dağılışları hakkında bilgi veren haritalardır. Bu haritalardan, yetiştirilecek ürünlerin belirlenmesi, buna bağlı olarak topraklardan daha iyi verim alınabilmesi gibi bir çok konuda yararlanılır.

    Traverten : Kalsiyum biokarbonatlı yer altı sularının mağara boşluklarında veya yeryüzüne çıktıkları yerlerde içlerindeki kalsiyum karbonatın çökelmesi sonucu oluşan kimyasal tortul bir taştır.

    Traverten : Genellikle sıcak su kaynaklarının yakınında ve kalsiyum karbonatlı suların yayılarak aktığı alanlarda, kirecin çökelmesi ile oluşan basamaklardır. En güzel örnekleri Denizli-Pamukkale’dedir.

    Troposfer : Atmosferin, yeryüzüne temas eden, alt bölümüdür.

    Tundra : Düşük sıcaklığa ve kuraklığa uyum sağlamış olan kısa boylu çalılar, otlar ve yosunlardır. Bu bitki örtüsüne tundra adı verilir.

    Turunçgiller (Narenciye) : Portakal, mandalina, greyfurt, turunç ve limon bitkilerine genel olarak turunçgil denir.

    Tsunami : Bakınız : Dalgalar.

    Türkiye’nin Matematiksel Konumu : Türkiye 36° - 42° Kuzey enlemleri, 26°-45° Doğu boylamları arasında yer alır.

    U

    Uvala : Genişleyip, derinleşen dolinlerin birleşmesiyle oluşan, dolinlerden daha büyük çukurluklardır. Uvaların düzensiz şekle sahip olması ve tabanlarındaki erimeden geriye kalan kalker çıkıntıları dolinlerden kolayca ayırtedilmesini sağlar.

    Ü

    Üçüncü Zaman (Neozoik) : Günümüzden yaklaşık 2 milyon yıl önce sona erdiği varsayılan jeolojik zamandır. Üçüncü zamanın yaklaşık 63 milyon yıl sürdüğü tahmin edilmektedir.Zamanın önemli olayları : Kıtaların bugünkü görünümünü kazanmaya başlaması. Linyit havzalarının oluşumu. Bugünkü iklim bölgelerinin ve bitki topluluklarının belirmeye başlaması. Alp kıvrım sisteminin gelişmesi. Nümmilitler ve memelilerin ortaya çıkışı. Üçüncü zamanı karakterize eden canlılar nummilit, hipparion, elephas ve mastadondur.

    V

    Vadi : Akarsuyun içinde aktığı, kaynaktan ağıza doğru sürekli inişi bulunan, uzun çukurluklardır.

    Vadi buzulu : Sürekli beslenerek sirkten taşan ve vadi boyunca aşağı hareket eden buzul türüdür.

    Volkan Bacası : Mağmanın yeryüzüne ulaşıncaya kadar geçtiği yola volkan bacası denir.

    Volkanik Göller : Volkanik patlamalar ile oluşan çanaklardaki göllerdir. Krater gölü, kaldera gölü ya da maar gölü gibi çeşitleri vardır.

    Volkanik Tüf : Volkanlardan çıkan kül ve irili ufaklı parçaların üst üste yığılarak yapışması ile oluşan taşlara volkan tüfü denir.

    Volkanizma : Yerin derinliklerinde bulunan magmanın patlama ve püskürme biçiminde yeryüzüne çıkmasına volkanizma denir.

    Volkan Konisi : Lav, kül, volkan bombası gibi volkanik maddelerin üst üste yığılması ile oluşan koni biçimli yükseltiye volkan konisi, koni üzerinde oluşan çukurluğa krater denir.

    Y

    Yağış : Havadaki nemin doyma noktasını aşıp, su damlacıkları, buz kristalleri veya buz parçacıkları şeklinde yoğunlaşmasına yağış denir.

    Yamaç : Yeryüzündeki eğimli yüzeylerdir.

    Yarma Vadi (Boğaz) : Akarsuyun, iki düzlük arasında bulunan sert kütleyi derinlemesine aşındırması sonucunda oluşur. Vadi yamaçları dik, tabanı dardır. Akarsuyun yukarı bölümlerinde görülür.

    Yayla : Yaz aylarında hayvan otlatmak veya tarımsal faaliyette bulunmak amacıyla gidilen geçici yerleşmelerdir. Yaylalar dinlenmek amacıyla gidilen yazlık sayfiye yerleri de olabilir.

    Yerel Saat : Bir noktada Güneş’in gökyüzündeki konumuna göre belirlenen saate yerel saat denir. Aynı boylam üzerindeki noktalarda yerel saat aynıdır. Herhangi bir meridyenin Güneşin tam karşısına geldiği an, meridyen üzerindeki tüm noktalarda yerel saat 12.00′dir.Güneş, doğudaki bir noktada batıdaki yerlere göre daha önce doğar ve daha önce batar; bu nedenle yerel saat doğudaki yerlerde daha ileridir.

    Yıldız : Türkiye’ye kuzeyden esen soğuk rüzgarlardır. Karadeniz kıyılarına yağış bırakırlar. Kar yağışına neden olurlar. Karayel ile karışık estiğinde kar fırtınaları görülür.

    Yoğunlaşma : Atmosferdeki su buharının gaz halden sıvı ya da katı hale geçmesine yoğunlaşma denir. Yoğunlaşmanın temel nedeni sıcaklığın düşmesidir.

    Yöre : Bölüm içerisinde farklı özelliklere sahip, bölümden daha küçük birimlerdir. Iğdır Yöresi, Göller Yöresi, Menteşe Yöresi gibi.

    Yörünge Düzlemi : Bakınız : Ekliptik.

    Yükseklik : Ağır bir gaz olan su buharı, yerçekiminin etkisiyle fazla yükselemez. Yoğunlaşma sonucu yağış tekrar yeryüzüne düşer. Yükseldikçe hava soğuyacağından havanın su buharı taşıma kapasitesi dolayısıyla buharlaşma azalır.

    1. Dönem 9. Sınıfı Coğrafya 2. Yazılısı Lise 1 coğrafya yazılı s

    12/11/2008 · Kategori: Cografya_Odev

     

    S O R U L A R

    Güneş ışınlarının yeryüzüne gelişısı sıcaklığı nasıl etkiler? Şekil çizerek açıklayınız.

    Kara ve denizlerin dağılışı dünya üzerindeki sıcaklığı nasıl etkiler? Açıklayınız.

    Yükseltinin sıcaklık üzerindeki etkilerini örnekler vererek açıklayınız.

    Atmosferin faydalarından beşini yazınız.

     

    Gerçek sıcaklık kuşaklarını gösterip bu şekil üzerinde hangi faktörlerin etkili olduğunu Açıklayınız.

     

    Bakı faktörü nedir? Sıcaklık üzerindeki etkisini örnek vererek açıklayınız.

     

    Troposfer ve Ozon Tabakasınııklayınız.

     

    Kullanım alanlarına göre kaç türlü harita vardır? Açıklayınız.

     

    Dünya güneş etrafında dönerken ekseni eğik olmasaydı yaşadığımız olaylarda ne gibi değişiklikler olurdu? Açıklayınız.

     

    Okyanus akıntılarının sıcaklığa etkisini örneklerle açıklayınız.

    Coğrafya konu anlatımı TÜRKİYE’NİN HİDROGRAFYASI, Türkiye&

    26/10/2008 · Kategori: Cografya_Odev

    1-
    TÜRKİYE’NİN HİDROGRAFYASI
    (Türkiye’nin Yer Üstü ve Yer Altı Suları)

    YERALTI SULARININ DAĞILIŞI VE KULLANIM BİÇİMLERİ

    Atmosferden yeryüzüne düşen yağışların bir kısmı (yağmur, kar, buzulların erimesi), yüzeysel akış ile yer üstü sularını meydana getirirken geri kalanı uygun koşullar altında yeraltına geçer. Bu sular yerin derin kısımlarına sızarak, alt kısmı geçirimsiz kayaçların oluşturduğu zonun üzerindeki geçirimli kayaçların gözenek, yarık, çatlak gibi kısımlarını doldurarak bir su tabakası oluştururlar.

    Yeraltı suları, yeryüzüne doğal olarak çıkabildikleri gibi (kaynak), kuyular vasıtası ile de kullanılabilir hale getirilir. Kaynaklar, yeryüzüne çıkma tarzlarına göre çok çeşitli tipte olabilirler. Sularının sıcaklıkları, kırılmalar veya faylanmalar neticesinde ortaya çıkmaları (fay kaynakları), karstik sahalardan gelmeleri (karstik kaynaklar, voklüzler), akımları ve kimyasal bileşimleri (maden suları), yeryüzüne çıkma tarzları (aralı kaynaklar ve gayzerler) ve yeraltında bulunuş özelliklerine göre (serbest ve tünemiş akifer kaynakları, artezyen kaynakları) çeşitli tipte olabilirler. Bunlardan özellikle sıcak su kaynakları bir ülkeye ekonomik anlamda önemli katkılar sağlayacak alternatif bir enerji kaynağıdır. Sıcak su kaynakları bakımından değerlendirildiğinde ülkemizin oldukça zengin olduğu görülür.

    Bu kaynaklar yurdumuzun belli kesimlerinde toplanmıştır. Güney Marmara bölümü, Ege bölgesi, Ankara, Eskişehir ve Kayseri kesimlerini içine alan İç Anadolu Bölgesi, Erzurum, Diyarbakır ve Nur dağları kesimi söz konusu alanlardır.

    Diğer kaynak tipleri ise ülkemizde oldukça değişik alanlara dağılmıştır. Bunlardan Toros dağlarının eteklerinde ortaya çıkan, Muğla polyesinde kaybolan ve Gökova körfezinde izlenen, büyük kısmı kullanılmadan denize dökülen karstik kaynaklardan voklüzler, iç bölgelerimizde fosil sular olarak nitelendirilen ve artezyen açılarak faydalanabilecek olan sular, iç kesimlerden gelen akarsuların alüvyal tabanı beslemesi nedeniyle kıyı ovalarının hemen her noktasında dikkati çeken yeraltı suları ve her bölgemizde dikkati çeken kimyasal bileşimleri farklı olan maden suları bu tip alanlara örnek oluşturur.
    Ülkemizde yer alan yer altı sularından ısıtma, sulama ve endüstriyel alanlarda, turizm faaliyetlerinde ve dış ticarette yararlanılabilir. Söz konusu suların kullanım alanları sıcaklığına bağlı olarak değişiklik gösterir.

    AKARSULAR
    Büyük Menderes Nehri: Batı Anadolu’nun en büyük akarsuyudur. Küfi Suyu ve Banaz Çayı kollarının birleşmesiyle oluşur ve Ege denizine dökülür. Uzunluğu 584 km’dir. Büyük Menderes ovası bataklıkları kurutulduktan sonra Türkiye’nin en verimli alanlarından birisi olmuştur.
    Dicle Nehri: Ana kaynaklarını Doğu Anadolu dağlarından ve dipten sızma yoluyla Elazığ yakınlarındaki Hazar (Gölcül) gölünden alır. Türkiye'nin önemli akarsularındandır. Doğu Anadolu dağlarından çıkar, Basra Körfezi'ne dökülür. Toplam uzunluğu 1900 km’dir. Türkiye topraklarında kalan bölümün uzunluğu ise 523 km’dir. En önemli kolları Batman ile Garzan, Botan, Habur, Büyük Zap ve Küçük Zap'tır. Debisi ortalama 360 m³/sn dir. Eylül ayı ortalarında 55 m³/sn ile en küçük, Şubat sonunda 2263 m³/sn akımı ile büyük değişiklik gösterir. Akarsuda genellikle yaz sonu kuraklığı ve sonbahar başı yağış noksanlığı nedeniyle su azalır. Buna rağmen kış sonu yağışı ile ilkbahar başındaki karların erimesinden oluşan su ile kabarır. Dicle nehri üzerinde Kralkızı, Ilısu, Batman, Dicle ve Cizre gibi önemli Hidroelektrik Santralleri kurulmuştur.

    -2-

    Ceyhan Nehri: Akdeniz Bölgesi'nin büyük akarsularındandır. Uzunluğu 509 km’dir. Elbistan yakınlarından doğar. Çukurova'da geniş bir delta oluşturarak İskenderun Körfezi'ne dökülür. Başlıca kolları Hurman, Göksun, Söğütlü ve Aksu Çaylarıdır. Ceyhan Nehri Kasım ve Aralık aylarında sonbahar yağmurlarının etkisiyle geçici olarak kabarır. Bu aylardaki debisi 50 m³/sn'den 380 m³/sn'ye yükselir. Ocak ayında azaldıktan sonra Şubat ayında tekrar yükselir. İlkbahar mevsiminde yağmur halindeki yağışlar ve karların erimesiyle tekrar kabarır. Mayıs ayından itibaren azalmaya başlar. Nehir üzerine Aslantaş, Menzelet, Sır ve Berke Hidroelektrik Santralleri kurulmuştur.
    Fırat nehri: Türkiye'nin en verimli ve su potansiyeli en yüksek ırmağı. Fırat isminin kökeni: Batı dillerinde Fırat nehri, Euphrates olarak geçer. Euphrates adı Yunanca'dan gelen bir sözcük olup, asıl kaynak muhtemelen eski Farsça'daki Ufratu ve Akad dilindeki Purattu 'dur. Eski Farsça'daki sözcüğün Avesta Farsça'sında geçen huperethuua(geçmesi kolay) olduğu tahmin edilmektedir. Siverek ilçesi, Dağbaşı Bucağı yakınındaki Maktalan civarında Şanlıurfa topraklarına giren Fırat nehri Adıyaman ve Gaziantep il sınırını belirledikten sonra Suriye, daha sonra Irak topraklarına girer. Irak'ta denize uzak olmayan bir noktada Dicle Nehri ile birleşerek Şatt'ul Arab'ı oluşturur ve Basra Körfezi'ne dökülür. Nehrin en önemli kolları Murat, Karasu, Tohma, Peri, Çaltı ve Munzur Çayları'dır. Toplam uzunluğu 2.800 km ile Türkiye sınırları içinde kalan bölümün uzunluğu ise 971 km'dir. 720.000 km² su toplama havzasına sahiptir. Fırat Nehri'nin rejimi Türkiye'deki diğer akarsulara göre daha düzenlidir. Mart ile Haziran ayları arasında yavaş yavaş kabarır, Temmuz ile Ocak ayları arasında çekilmiş olmasına rağmen yine de bol su akışı olur. Nehir üzerine Türkiye’nin en büyük barajları inşa edilmiştir. Bu barajlardan Keban, Karakaya, Atatürk ve Birecik Barajları tamamlanmıştır. Ayrıca Fırat'ın suyu inşa edilen 2 adet Şanlıurfa tüneli de Harran Ovası ve çevresine yıllardan beri suya hasret topraklara suyu ulaştırmıştır.
    Gediz Nehri: Anadolu’dan Ege Denizi’ne dökülen Büyük Menderes Nehri’nden sonra ikinci büyük akarsudur. İç Batı Anadolu’daki Murat ve Şaphane dağlarından inen suların birleşmesiyle oluşan Gediz Nehri, batıya doğru ilerlerken, kuzeyden Kunduzlu, Selendi, Deliiniş ve Demrek Çaylarını, güneyden ise Kulu volkanik yöresinden gelen küçük dereleri sularına katar. Nehir, Salihli ilçesinin kuzeydoğusundan Gediz Ovası’na girer ve güneyden Kemalpaşa Ovası’ndan gelen Nif Çayını alarak Foça tepelerinin güneydoğusundan İzmir Körfezi’ne dökülür. Nehrin toplam uzunluğu 401 km olup, su toplama havzası ise 17.500 km2 dir. Taşkın dönemlerinde sık sık yatak değiştiren Gediz Nehri, yaklaşık 40.000 ha’lık bir delta oluşturmuştur. Zaman içerisinde İzmir Körfezi’ndeki bazı adalar da kara ile birleşmiş ve delta ovası içerisinde kalmıştır.
    Kızılırmak Nehri: Türkiye topraklarından doğarak yine, Türkiye topraklarından denize dökülen en uzun akarsudur. Uzunluğu 1.355 km’dir. Başlıca kolları Deliceırmak, Devrez ve Gökırmak’tır. Nehir, İç Anadolu'nun kuzeydoğusundaki Kızıldağ'ın güney yamaçlarından doğar ve sırasıyla Sivas, Kayseri, Nevşehir, Kırşehir, Kırıkkale, Ankara, Çankırı, Çorum ve Samsun illerinden geçerken çok sayıda dere ve çayın sularını toplayarak Bafra Burnu'ndan Karadeniz'e ulaşır.


    -3-
    Yağmur ve kar sularıyla beslenen nehrin rejimi düzensizdir. Temmuz ve Şubat arasında düşük su düzeyinde akan nehir, Mart ayında hızla kabarmaya başlar ve Nisan ayında en yüksek su düzeyine ulaşır. Ortalama debisi 184 m³/sn olan nehrin 20 yıllık gözlem süresince en az 18,4 m³/sn’ye ve en çok 1.673 m3/sn.’ ye ulaştığı tespit edilmiştir. Nehir üzerine 6 baraj yapılmıştır. Bunlar Kayseri ilinde Sarıoğlan, Ankara yakınlarındaki Kesikköprü, Hirfanlı ve Kapulukaya barajları ile nehrin Bafra Ovası’na kurulmuş Altınkaya ve Derbent barajlarıdır. İrili ufaklı birçok gölün bulunduğu Kızılırmak Deltası, Türkiye'nin en önemli kuş yaşam alanlarından da biridir. Adını suyunun renginden alan, antikçağda ise tuzlu akarsu anlamına gelen Halys adıyla anılan Kızılırmak, Anadolu'da kurulmuş medeniyetlere hep ev sahipliği yapmış. Bugün Kızılırmak Vadisi'nde tarihin her dönemine ait izler bulmak mümkün; kaya mezarları ve yerleşimleri, farklı medeniyetlere ait kaleler, köprüler ve daha pek çok iz.
    Göksu: Akdeniz bölgesinde bir nehir. İki kaynağı da Toros dağlarından çıkar. Bu kaynaklar Mut'un güneyinde birleşerek Göksu'yu oluştururlar. Göksu 260 km uzunluğundadır ve Taşucu ile Silifke arasında Akdenizle birleşir. Akgöl'ü ve Paradeniz'i içine alan Göksu deltasında, 300'den fazla kuş türü yaşar. Nesli tükenmekte olan deniz kaplumbağası Caretta caretta yumurtalarını bu bölgeye bırakır. İmparator Frederick Barbarossa Üçüncü Haçlı Seferi sırasında 1190 yılında Göksu'da ( o zamanki adıyla Saleph) boğulmuştur.
    Küçük Menderes Nehri: Biga yöresinde Bozdağlardan doğar, kendi ismi ile anılan bu ovayı sulayarak, Selçuk İlçesinin batısından denize dökülür. Küçük Menderesin alüvyon getirip kıyı çizgisinden sürekli olarak ilerlemiş olması neticesinde, İlk çağların en önemli liman şehirlerinden biri olan Efes bu gün denizden 5-6 km. içeride kalmıştır.
    Meriç Nehri: Yunanistan ile Türkiye sınırının bir kısmını oluşturan, Yunanistan'da doğarak Türkiye'ye giren ve Edirne üzerinde Ege Denizi'ne dökülen ırmaktır.
    Sakarya Nehri: Kızılırmak ve Fırat Nehrinden sonra Türkiye'nin üçüncü en uzun, Kuzeybatı Anadolu’nun ise en büyük akarsuyudur. Uzunluğu 824 km olup, beslenme havzasının genişliği 53.800 km2 dir. Afyon’un kuzeydoğusundaki Bayat Yaylası’ndan doğar. Önce İç Anadolu’ya doğru akar sonra Kızılırmak’ın tersine bir kıvrımla, kuzeye döner, Polatlı yakınlarında en büyük kollarından biri olan Porsuk Çayı’nı alır. Geyve Boğazı’ndan geçer ve Adapazarı Ovası’ndan akarak Karadeniz’e dökülür. Sakarya Nehri’nin Aladağ ve Kirmir sularını aldığı yerde Türkiye’nin en büyük santrallerinden biri olan Sarıyar Hidroelektrik Santrali ve Gökçekaya Hidroelektrik Santralı kurulmuştur.
    Seyhan Nehri: Türkiye'nin Akdeniz'e dökülen ırmaklarının en önemlisidir. Uzunluğu 850 km'dir. Havza alanı ise 20.600 km²dir. İki önemli kolu vardır. En uzun olanı, Uzun Yayla'dan doğan Zamantı suyudur. Orta Toroslar'ın uzanış doğrultusunda akan bu su, Çukurova'ya inmeden önce diğer önemli kolu olan Göksu ile birleşir. Adana'dan geçerek Akdeniz'e dökülür. Seyhan Nehri üzerinde Yedigöze, Çatalan ve Seyhan Hidroelektrik Santralları kurulmuştur.


    -4-
    Yeşilırmak Nehri: Türkiye'nin Karadeniz'e dökülen büyük akarsularındandır. Kelkit Irmağı, Çekerek Irmağı ve asıl Yeşilırmak olmak üzere üç ana kolun birleşimi ile oluşur. Asıl Yeşilırmak'ın uzunluğu 519 km'dir. Köse Dağı'ndan doğar, Canik Dağları'ndan geçip Çarşamba Ovası’na yayılır ve Karadeniz'e dökülür. Denize döküldüğü yerde, su birikintileri ile geniş bataklıklar meydana getirir. Yeşilırmak vadilerinin büyük bir bölümü sık ormanlarla kaplıdır. Bu açıdan diğer akarsularımız gibi pek aşındırma yapmaz. Bu nedenle Kızılırmak nehrinin tersine suyu berrak ve yeşilimsidir. Akarsudan özellikle Turhal ve Amasya'da sulama işlerinde çok yararlanılır.
    Çine Çayı: Muğla'nın Yatağan ilçesinin doğusunda Sarıgerme Deresi ve Karagedik Dağlarından beslenen ve Büyük Menderes Nehrine dökülen 359 km. uzunluğunda bir akarsudur. Yukarı kesimleri Muğla ilinde yer alır. Başlangıç kollarından biri Bayır ve Yeşilyurt ovalarına kadar uzanır. Nitekim Bayır kasabası yakınlarında bu kolun üzerinde Kazan Göleti yapılmıştır. İsmini Aydın'ın Çine ilçesinden almaktadır. Muğla-Aydın karayolunun geçtiği Çine Çayı vadisinin güneş ışınlarının yol açtığı çatlamalarla oluşmuş ve ilginç görünümler taşıyan gnays, ince taneli şist ve yer yer kuvarsit gibi kayaçlar bir doğa harikasıdır ve turistlerin çok ilgisini çekmektedir. Gökbel denilen bu bölgede, Çine Çayı üzerinde ayrıca antik çağdan kalma ve yörede İnce Köprü olarak bilinen, günümüzde de yayaların geçişine müsait olan bir köprü bulunmaktadır. Gökbel vadisinin tabiat değerleri, yapımı süren Çine Barajı nedeniyle kısmen kaybedilecektir. Bu barajın inşaatı için, vadiyi daha yüksek rakımdan takip eden, güzel bir yol yapılmıştır. Çine Çayı'nın antik çağdaki adı Marsyas'tır. İsmini Eski Yunan mitolojisinin talihsiz satiri Marsyas'tan almıştır.
    SU KAYNAKLARI
    Dünyadaki toplam su miktarı 1,4 milyar km 3 tür. Bu suların % 97,5’u okyanuslarda ve denizlerde tuzlu su olarak, % 2,5’u ise nehir ve göllerde tatlı su olarak bulunmaktadır. Bu kadar az olan tatlı su kaynaklarının da % 90’ının kutuplarda ve yeraltında hapsedilmiş olarak bulunması sebebiyle insanoğlunun kolaylıkla yararlanabileceği elverişli tatlı miktarının ne kadar az olduğu anlaşılmaktadır.
    Türkiye’de yıllık ortalama yağış yaklaşık 643 mm olup, yılda ortalama 501 milyar m 3 suya tekabül etmektedir. Bu suyun 274 milyar m 3 ü toprak ve su yüzeyleri ile bitkilerden olan buharlaşmalar yoluyla atmosfere geri dönmekte, 69 milyar m 3 lük kısmı yeraltısuyunu beslemekte, 158 milyar m 3 lük kısmı ise akışa geçerek çeşitli büyüklükteki akarsular vasıtasıyla denizlere ve kapalı havzalardaki göllere boşalmaktadır. Yeraltısuyunu besleyen 69 milyar m 3 lük suyun 28 milyar m 3 ü pınarlar vasıtasıyla yerüstü suyuna tekrar katılmaktadır. Ayrıca, komşu ülkelerden ülkemize gelen yılda ortalama 7 milyar m 3 su bulunmaktadır. Böylece ülkemizin brüt yerüstü suyu potansiyeli 193 (158+28+7) milyar m 3 olmaktadır.
    Yeraltısuyunu besleyen 41 milyar m 3 de dikkate alındığında, ülkemizin toplam yenilenebilir su potansiyeli brüt 234 milyar m 3 olarak hesaplanmıştır. Ancak, günümüz teknik ve ekonomik şartları çerçevesinde, çeşitli amaçlara yönelik olarak tüketilebilecek yerüstü suyu potansiyeli yurt içindeki akarsulardan 95 milyar m 3, komşu ülkelerden yurdumuza gelen akarsulardan 3 milyar m 3 olmak üzere yılda ortalama toplam 98 milyar m 3, 14 milyar m 3 olarak belirlenen yeraltısuyu potansiyeli ile birlikte ülkemizin tüketilebilir yerüstü ve yeraltı su potansiyeli yılda ortalama toplam 112 milyar m 3 olmaktadır.



    -5-
    Su varlığına göre ülkeler aşağıdaki şekilde sınıflandırılmaktadır; -Su fakiri: yılda kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 1 000 m 3 ten daha az -Su azlığı: yılda kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 2 000 m 3 ten daha az -Su zengini: yılda kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 8 000- 10 000 m 3 ten daha fazla
    Türkiye su zengini bir ülke değildir. Kişi başına düşen yıllık su miktarına göre ülkemiz su azlığı yaşayan bir ülke konumundadır. Kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı 1 500 m 3 civarındadır. Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) 2030 yılı için nüfusumuzun 100 milyon olacağını öngörmüştür. Bu durumda 2030 yılı için kişi başına düşen kullanılabilir su miktarının 1 000 m 3/yıl civarında olacağı söylenebilir. Mevcut büyüme hızı, su tüketim alışkanlıklarının değişmesi gibi faktörlerin etkisi ile su kaynakları üzerine olabilecek baskıları tahmin etmek mümkündür. Ayrıca bütün bu tahminler mevcut kaynakların 25 yıl sonrasına hiç tahrip edilmeden aktarılması durumunda söz konusu olabilecektir. Dolayısıyla Türkiye’nin gelecek nesillerine sağlıklı ve yeterli su bırakabilmesi için kaynakların çok iyi korunup, akılcı kullanılması gerekmektedir.
    GÖLLER
    Türkiye’de dağlarda bulunan küçük göllerle birlikte 120’den fazla doğal göl bulunmaktadır. En büyük ve en derin göl olan ve yükseltisi 1 646 m olan Van Gölü’nün alanı 3 712 km 2 dir. İkinci büyük göl, İç Anadolu'daki Tuz Gölü'dür. Derin bir göl olmayan Tuz Gölü'nün denizden yüksekliği 925 m alanı ise 1 500 km 2 dir. Türkiye'de göllerin toplandığı başlıca dört bölge vardır: Göller Yöresi (Eğirdir, Burdur, Beyşehir ve Acıgöl), Güney Marmara (Sapanca, İznik, Ulubat, Kuş Gölleri), Van Gölü ve çevresi, Tuz Gölü ve çevresi. Türkiye'deki göllerin bazılarının derinliği 30 m’den fazladır, bazıları ise sadece birkaç metre derinliktedir. Van Gölü'nün derinliği 100 m’den daha fazladır. Köyceğiz Gölü gibi denizle bağlantısı olan göller az tuzludur. Doğal göller dışında Türkiye’de 555 kadar baraj gölü bulunmaktadır. Bunlardan bazılarının yüzey alanı; Atatürk Barajı 817 km 2, Keban Barajı 675 km 2, Karakaya Barajı 268 km 2, Hirfanlı Barajı 263 km 2, Altınkaya Barajı 118 km 2, Kurtboğazı Barajı 6 km 2 dir.
    Balıklıgöl: (Aynzeliha Ve Halil-Ür Rahman Gölleri ) Urfa şehir merkezinin güneybatısında yer alan ve İbrahim Peygamberin ateşe atıldığında düştüğü yer olarak bilinen bu iki göl, kutsal balıkları ve çevrelerindeki tarihi eserler ile Urfa'nın en çok ziyaretçi çeken yerleridir. İbrahim Peygamber, devrin zalim hükümdarı Nemrut ve halkının taptığı putlarla mücadele etmeye, tek tanrı fikrini savunmaya başlayınca, Nemrut tarafından bugünkü kalenin bulunduğu tepeden ateşe atılır. Bu sırada Allah tarafından ateşe "Ey ateş, İbrahim'e karşı serin ve selamet ol" emri verilir. Bu emir üzerine, ateş suya odunlar da balığa dönüşür. Hz. İbrahim bir gül bahçesinin içersine sağ olarak düşer. Hz. İbrahim'in düştüğü yer Halil-ür Rahman gölüdür. Rivayete göre Nemrut'un kızı Zeliha da İbrahim'e inandığından kendisini onun peşinden ateşe atar. Zeliha'nın düştüğü yerde de Aynzeliha Gölü oluşmuştur. Her iki göldeki balıklar halk tarafından kutsal kabul edilerek yenilmemekte ve korunmaktadır. Eski bir rivayete göre, anadolu toprakları tümü işgal durumuna düşerse bu kutsal baliklar melek asker olup kurtuluş savaşlara katılacak deniliyor. Kutsal balıklara`da askerbalık deniliyor.
    Beyşehir gölü : Türkiye'nin üçüncü büyük gölü. İç Anadolu'nun batısına yakın, Beyşehir, Seydişehir arasındadır. Yüzölçümü 651 km2, uzunluğu 45 km, en geniş yeri 25 kilometredir. Suları tatlı olup, derinliği en çok 10 m civarındadır. Çevresi, yüksekliği 2000 metreyi aşan dağlarla çevrilidir. Deniz seviyesinden yüksekliği ise 1115 metredir. Fazla gelen sular, yapılan bir kanalla doğrudan Çarşamba Suyuna verilir. Konya Ovasının sulanması için Beyşehir kazası yanında büyük bir regilatör yapılmıştır.
    -6-
    Gölün tabanı neojen göl tortuları ile doludur. Gölün bir özelliği de içinde pekçok adanın bulunmasıdır. Bunlardan bazıları; İğdeli, Akburun, Kızkulesi, Mada, Yılanlı, Külbent adalarıdır. Gölde bol miktarda balık vardır.
    Marmara gölü : Manisa'nın kazası Salihli'nin kuzeyindeki bir göl. Gölün bulunduğu saha çukur olup, batı ve kuzeyi tepelerle çevrilidir. Doğu kısmı Gediz Ovasına, kuzeybatı kısmı Akhisar Ovasına açık olup, buralardan alüvyon setleriyle ayrılır. Bu durum, Marmara Gölüne set gölü karakterini verir. Gediz çöküntü havzası içinde bulunan gölün seviyesi, Gediz Ovasının seviyesinden daha alçaktır. Derinliği az olan gölün yüzölçümü 44,5 km²dir. Gediz Nehri ile Demrek Deresinden ve kuzeydeki Kum Çayından göle kanallar açılmıştır. Bu kanallar bilhassa ilkbahar sonlarında kabarık olan akarsuların sularını göle taşırlar. Göl kapalı bir çukurda olup, suları tuzludur.
    Sultan sazlığı
    Koordinatlar: 38° 20' Kuzey, 35° 16' Doğu Yüzölçümü: 39.000 ha. Rakım: 1074 m.
    Sultan sazlığı, İç Anadolu Bölgesinde Kayseri il sınırları içerisinde Develi, Yahyalı ve Yeşilhisar ilçelerinin oluşturduğu üçgen içerisinde bulunmaktadır. Alanın kuzeyi Erciyes dağı (3916 m.), doğusu Develi, Akpınar, Çiçekliyurt dağları (2074-2057 m.), Güneyi Toros silsilesine bağlı Aladağlar (ort 3373 m) ve Elmalı dağları (2235 m.) ile Batısı Kartalkaya (1958 m.) ve İncil dağlarıyla (1759 m.) çevrilidir.
    Tuz Gölü: Coğrafi Koordinatları: 38° 45' Kuzey 33° 24' Doğu İç Anadolu Bölgesinde, doğudan Kızılırmak masifi, güneyden Obruk, batıdan Cihanbeyli ve kuzeyden Haymana platolarıyla çevrili çukur alanın kuzeydoğusundaki en alçak bölümünde yer almaktadır. Türkiye'nin Van Gölünden sonra ikinci büyük gölüdür. İdari olarak Aksaray, Konya ve Ankara illeri sınırları içindedir. Kapalı bir havzada yer alan göl, jeolojik olarak tektonik kökenlidir. Büyüklüğüne karşın ülkemizin en sığ göllerinden biridir. Derinliği birçok yerde 0.5 metreyi dahi bulmaz. Suyun bol olduğu ilkbahar aylarında göl alanı 164 200 hektara ulaşır. Türkiye'nin en az yağış alan yeri olduğu için akarsu bakımından çok fakirdir. Önemli sayılabilecek akarsuları, güneyden göle giren Bağlıca ve Kırdelik suları, Eşmekaya kaynakları ve batıdan giren İnsuyu ile doğudan gelen Peçenek suyudur. Ancak, bu suların tamamına yakını yazın kurur ve göle ulaşamaz. Aşırı buharlaşmanın da etkisiyle gölün tamamına yakını kurur. Kuruyan bölgelerde 30 cm'yi bulan tuz tabakası oluşur. Sadece ülkemizin değil dünyanın da en tuzlu göllerinden biridir. Suyun yoğunluğu 1.225 gr/cm3'dür. Tuz oranı ise %32'4'dir. Gölde, tuz konsantrasyonunun yüksekliği nedeniyle sucul bitkilere rastlanmaz. Göl çevresinde, ancak akarsu etkisinde kalan bölgelerde tuza dayanıklı, seyrek bitki örtüsüne rastlanır. Türkiye'nin tuz ihtiyacının büyük bir bölümü buradan karşılanır. Kuş varlığı yönünden Türkiye'nin en zengin göllerinden biridir. Kışın kapladığı çok geniş su alanı su kuşları için önemli bir kışlama alanı oluşturur. Ayrıca, Tuz Gölü civarında, Tuz Gölü ile ekolojik olarak ilişkili, Kulu Gölü, Samsam Gölü, Uyuz Gölü, Kozanlı Saz Gölü, Boluk Gölü, Tersakan Gölü, Eşmekaya Gölü ve Hirfanlı Barajı gibi değişik karakterde irili ufaklı pek çok sulak alan mevcuttur. Bu alanların birbirine çok yakın ve değişik karakterde oluşur; farklı habitat istekleri olan değişik türde ve çok zengin bir yaban hayatının barınmasına, beslenmesine ve üremesine olanak sağlayan eşine az rastlanır değerde sulak alanlar kompleksi oluşturmakta, bu durum gölün önemini daha da artırmaktadır.

    -7-

    Göl ve çevresinde, tuzlu ortamlara uyum sağlanmış olan Flamingo, Kılıçgaga, Angıt ve benzeri kuşların yanısıra, yağmurcunlar, turnalar, yaban kazları ve yaban ördekleri gölde büyük topluluklar oluşturmakta, göl çevresinin nisbeten ıssız oluşu nedeniyle, etraftaki su birikintilerinde, mer'alarda ve ekili alanlarda rahatça beslenmekte, kışın en soğuk günlerinde dahi donmayan göl sularında yüzebilmektedirler. İlkbaharda göl içinde oluşan adalar bataklıklar bataklık kırlangıcı, suna, angıt, çamurcun, kılıçgaga, kocagöz ve martı türlerinin kuluçka yapmalarına imkan sağlamaktadırlar. Tuz Gölü, flamingoların ülkemizdeki en önemli kuluçka alanıdır. Gölün orta kesimlerinde herbiri 5-6 bin yuvadan oluşan dev kuluçka kolonileri bulunmaktadır
    Van Gölü: Yöresel adıyla halk tarafından Van Denizi olarak da adlandırılan Van Gölü, Tatvan ilçesi sınırları içinde bulunan Nemrut volkanik dağının patlaması sonucu oluşan kraterde biriken suların oluşturduğu varsayılan volkanik bir göldür. Çok sayıda koyu bulunan Van Gölünün yüzölçümü 3.713 km²'dir. Suyu sodalı ve tuzludur. Denizden yüksekliği 1 646 m., ölçülebilinmiş derinliği 457 metreyi aşmaktadır. Gölün doğu bölümünde dört ada vardır. Bunlar; Akdamar, Çarpanak, Adır ve Kuş adalarıdır. Adalar tarihi ve turistik özelliğe sahiptir. Göl üzerinde feribotlarla Tatvan-Van demiryolu bağlantısı sağlanmakta; aynı zamanda bu demiryolu, İstanbul-Tahran demiryolu hatlarını da bağlamaktadır. Van Gölü dünyanın en büyük sodalı gölüdür. Göl etrafı karadan 430 km.'dir. Göl tuzlu ve sodalı olduğu için sadece inci kefalı balığı vardır. Van Gölüne mahsus olan bu balık yörenin en büyük besin kaynaklarındandır. Yılın büyük bölümü gölün derinliklerinde yaşar. İlkbahar aylarında yumurtlamak için göle dökülen dere ağızlarına akın ederler. Dere ağızlarında yakalanan balıklar il merkezi ve ilçelerde satılır. Halk balığın bir kısmını kış aylarında tüketmek için kurutur. Van Gölünün kirlenmesi ve bilinçsiz avlanma balığın neslinin azalmasına sebep olmuştur. Van Gölü'nün kıyısındaki bazı yerleşim birimleri (Van'dan başlayarak saat yönünde): Van İli, Edremit, Gevaş, Tatvan, Ahlat, Adilcevaz, Erciş, Muradiye

    İllerimiz neleri ile ünlü, iller ve ünlü yerleri, ünlü kişilleri

    26/10/2008 · Kategori: Cografya_Odev

    ADANA
    Pamuk ( Beyaz altın ), Adana Kebabı, Çukurova, Anavarza Kalesi, Misis Antik Kenti, Tekir Yaylası, Yaşar Kemal, Sakıp Sabancı

    ADIYAMAN
    Nemrut Dağı, Besni Üzümü, Pirin-Gümüşkaya Mağaraları, Kahta Çayı

    AFYON
    Haşhaş, Kaymak, Afyon Sucuğu, Afyon Mermeri, Çağlayan Mesire Yeri, İscehisar Kayalıkları, Bayat Kilimleri, Hüdai, Gazlıgöl, Dinar ve Sandıklı Kaplıcaları

    AĞRI
    Ağrı Dağı, İshak Paşa Sarayı, Balık Gölü, Göktaşı Çukuru, Gürbulak Sınır Kapısı, Günbuldu Mağaraları

    AKSARAY
    Ihlara Vadisi, Eğri Minare, Yılanlı Kilise, Sultanhanı ve Ağzıkarahan Kervansarayları, Acemhöyük, Manastır Vadisi, Antik Nora Şehri

    AMASYA
    Amasya Elması, Borabay Gölü, Amasya Kalesi, Kral Kaya Mezarları, Ahşap Amasya Evleri, Darüşşifa ( Akıl hastalarının müzik ve su sesiyle tedavi edildiği ilk yer ), Şehzadeler Şehri

    ANKARA
    Ankara Kalesi, Anıtkabir, Tiftik Keçisi ( Ankara Keçisi ), Hacı Bayram Veli Türbesi, August Tapınağı, Roma Hamamı, Gordion ( Frigyanın Başkenti ), Atakule, Karum İş Merkezi, Kızılcahamam-Ayaş Kaplıcaları, Beypazarı Evleri

    ANTALYA
    Düden-Kurşunlu-Manavgat Şelaleleri, Dim-Damlataş-Karain Mağaraları, Olimpos-Beydağları-Köprülü Kanyon Milli Parkları, Konyaaltı-Lara-Patara Plajları, Turunçgil ve Seracılık Üretimi ile Alanya, Side, Manavgat, Kemer, Kalkan, Kaş Gibi Turizm Merkezleri, Tarihi Kaleiçi Evleri, Altın Portakal Film Yarışması, Kesme Çiçek Üretimi, Aspendos, Perge, Fhaselis, Termessos, Olympos Antik Kentleri

    ARDAHAN
    Kaşar Peyniri, Çıldır Gölü

    ARTVİN
    Boğa Güreşleri, Barhal Kilisesi, Sarp Sınır Kapısı, Çoruh Nehri, Karagöl - Sahara ve Hatilla Vadisi Milli Parkları

    AYDIN
    Deve Güreşleri, Büyük Menderes Nehri, Afrodisias-Milet-Didim-Priene Antik Kentleri ile Kuşadası, Aydın İnciri, Dilek Yarımadası Milli Parkı

    BALIKESİR
    Susurluk Ayranı ve Tostu, Manyas Gölü ve Manyas Yoğurdu, Ayvalık ve Edremit Zeytini, Kaz Dağları Milli Parkı, Bor mineralleri, Gönen-Manyas-Burhaniye Kaplıcaları, Kaz Dağları Sarıkız Şenlikleri, Şahin Deresi Kanyonu, Sütüven Şelalesi, Ayvalık-Altınoluk-Akçay-Ören Turizm Merkezleri, Hasanboğuldu, Tahtakuşlar Etnografya Müzesi, Balıkesir Kolonyası

    BARTIN
    Amasra Kalesi, İnkum Plajı, Bartın Çayı

    BATMAN
    Hasankeyf Türbesi ve Kalesi, Petrol Rafinerisi

    BAYBURT
    Bayburt Kalesi, Şehit Osman Türbesi, Aydıntepe Yeraltı Şehri, Sırakayalar Şelalesi

    BİLECİK
    Şeyh Edebali ve Ertuğrul Gazi Türbeleri, Saat Kulesi, Türk Büyükleri Platformu, Osmanlının Kuruluş Yeri Söğüt İlçesi, Mermer Üretimi ve Bozöyük Seramiği

    BİNGÖL
    Kös Kaplıcası, Soğuksu Mesiresi, Buzul Gölleri, Kiğı Kalesi, Yüzen Ada ( Turnalar Gölü ), Kartal ( Karakuş ) Halkoyunu

    BİTLİS
    Nemrut Dağı, Nemrut Krater Gölü, Ahlat Kümbetleri, Tütün Üretimi, Süphan Dağı, Adilcevaz Kalesi, İhlasiye Medresesi, El-Aman Kervansarayı, Ahlat Selçuklu Mezarlığı, Beş Minare ( Şerefiye, Kalealtı, Ulu, Meydan ve Gökmeydan Camileri )

    BOLU
    Yedi Göller, Abant, Gölcük, Sünnet Gölleri, Mudurnu ve Göynük’ün Tarihi Ahşap Evleri, Kartalkaya Kış Sporları Merkezi, Mengen’in Aşçıları, Akkaya Travertenleri, Seben Kaya Evleri, Seben Elması, Aladağ Yaylaları, Mudurnunun Sarot ve Babas Kaplıcaları

    BURDUR
    Sagalassos Antik Kenti, İnsuyu Mağarası, Burdur ve Salda Gölleri

    BURSA
    Yeşil Türbe, Ulu Cami, Kozahan, İznik Çinileri, Cumalıkızık Köyü ve Evleri, Uludağ Milli Parkı, Kestane Şekeri, Şeftali, Bıçak, Havlu, Gemlik ve Mudanya'nın Zeytini, İnegöl Köftesi, Çekirge-Oylat Kaplıcaları, İskender Kebabı, İnkaya Çınarı, Mihaliç Peyniri, İznik Gölü, Oylat Kaplıcaları

    ÇANAKKALE
    Gökçeada ve Bozcaada, Truva ve Assos Antik Kentleri, Gelibolu Şehitler Milli Parkı, Adatepe ve Çetmi (Yeşilyurt ) Köyleri, Dardanel Balık Konservesi, Domates ve Seramik Üretimi, Höşmerim, ( peynir tatlısı ) Kestanbol Kaplıcası

    ÇANKIRI
    Çankırı Kalesi, Taşmescit, Bülbül Pınarı Dinlenme Yeri, Kayatuzu Üretimi

    ÇORUM
    Yazılıkaya, Hattusaş, Alacahöyük Ören Yeri, Çorum Leblebisi ve Saat Kulesi

    DENİZLİ
    Pamukkale Travertenleri, Hierapolis Antik Kenti, Buldan Bezi, Havlu ve Bornoz Üretimi, Güney Şelalesi, Karahayıt Kaplıcaları, Kızıldere Jeotermal Kaynağı , Denizli Horozu

    DİYARBAKIR
    Diyarbakır Karpuzu, Malabadi Köprüsü, Diyarbakır Surları, Ergani Bakırı, Behrampaşa Camii, Delilo Halkoyunu, Deliller Hanı, Diyarbakır Sokakları, ( Küçeler ) Hilar Kayalıkları, Çermik Kaplıcası, Meryem Ana Kilisesi, Sarı Saltık Türbesi

    DÜZCE
    Samandere, Güzeldere, Aydınpınar, Sarıyayla, Saklıkent ve Aktaş Şelaleleri,Fakıllı, Sarıkaya ve Aksu Mağaraları, Akçakoca Turizm Merkezi, Efteni Gölü ve Kaplıcası, Konuralp Müzesi, Sakarca, Topuk, Kardüz, Odayeri , Torkul Yaylaları

    EDİRNE
    Selimiye Camii, Rüstempaşa Kervansarayı, Kırkpınar Yağlı Güreşleri, Ayçiçeği-Pirinç ve Beyaz Peynir Üretimi, Uzunköprü.

    ELAZIĞ
    Harput Kalesi ve Şehri, Keban Baraj Gölü, Hazar Gölü, Buzluk Mağarası, Çaydaçıra Halkoyunu, Ağın Kaplıcası

    ERZİNCAN
    Girlevik Şelalesi, Ekşisu Kaplıcası, Tulum Peyniri, Bakır İşlemeciliği, Aygır Gölü, Buz Mağaraları, Eğinin ( Kemaliye ) folklörü

    ERZURUM
    Palandöken Kayak Merkezi, Çifte Minareli Medrese, Tortum Şelalesi, Oltu Taşı, Aziziye Tabyaları, Üç Kümbetler, Çağ Kebabı, Tepsi Minare ( Saat Kulesi ), Erzurum Kalesi, Rüstem Paşa Bedesteni, Erzurum Kongresi Binası, Çobandede Köprüsü, Narman Peribacaları

    ESKİŞEHİR
    Lületaşı, Porsuk Çayı, Midas Tapınağı, Anadolu Üniversitesi, Yunus Emre Türbesi, Tarihi Odun Pazarı Evleri, Yazılıkaya Frig Vadisi ( Midas Kenti ), Uyuz, Çifteler ve Yarıkçı Hamamları, Çatacık Ormanları ve Mesire Yeri, Eti Bisküvileri, İnönü Planör Kampı, Sivrihisar Ermeni Kilisesi

    GAZİANTEP
    Antepfıstığı, Antep Baklavası, Zeugma-Karkamış-Yesemek Antik Kentleri, İplik Sanayi, Karpuzatan ve Dülükbaba Mesire Yerleri, Antep Mutfağı

    GİRESUN
    Giresun Kalesi, Fındık Üretimi, Hayırsız Ada, Şebinkarahisar Kalesi, Kümbet, Bektaş, Gölyanı, Kulakkaya ve Sisdağı Yaylaları, Aksu Şenlikleri, Pınarlar Şelalesi Aygır Gölü, Giresun Kalesi, Gedikkaya

    GÜMÜŞHANE
    Tomara ve Torul Şelaleleri, Satara Antik Kenti, Kuşburnu Çayı ve Marmeladı, İmera Manastırı ve Gümüşhane Evleri

    HAKKARİ
    Cilo ve Sat Dağları, Buzul Gölleri, Zap Suyu, Ters Lale ( Ağlayan Lale ), Şemdinli Balı, Sümbül Dağı, Hakkari Kilimleri

    HATAY
    Antakya Mozaik Müzesi, Harbiye Mesire Yeri, Arsuz Plajları, İskenderun Demir-Çelik Fabrikaları, Soğukoluk Mesire Yeri, Künefe Tatlısı, Sen Piyer Kilisesi, Erzin Kaplıcaları

    IĞDIR
    Pamuk Üretimi

    ISPARTA
    Kovada Gölü Milli Parkı, Isparta Gülü, El Dokuması Isparta Halıları, Eğirdir ve Gölcük Gölleri, Isparta Elması,Yazılı Kanyon Milli Parkı, Pınargözü Mağarası, Davraz Dağı Kayak Merkezi

    İSTANBUL
    Topkapı Sarayı, Sultanahmet ve Süleymaniye Camileri, Yerebatan Sarnıcı, Kapalıçarşı, Mısırçarşısı, İstiklal Caddesi, Dolmabahçe ve Çırağan Sarayları, Yıldız-Gülhane - Emirgan Parkları, Çamlıca Tepesi, Prens Adaları, Rumeli Hisarı, Haliç Piyerloti, Kız Kulesi, İstanbul Boğazı, Minyatürk, İstanbul Surları, Galata Kulesi, Sultanahmet Meydanı, Aya İrini Müzesi, Eyüp Sultan Camii, Boğaz Köprüleri, Bozdoğan Kemeri, Fener Rum Patrikhanesi

    İZMİR
    İzmir Saat Kulesi, Kadife Kale, Meryem Ana Evi, Kültürpark, Efes-Bergama Antik Kentleri, Balçova Kaplıcaları, Kemeraltı Çarşısı, Çamaltı Tuzlası ve Kuş Cenneti, Çeşme Kalesi, Kordon Boyu, Asansör, Kızlar Ağası Hanı, Birgi Çakırağa Konağı, İzmir Köfte, Lokma ve Kemalpaşa Tatlıları, Foça, Çeşme, Seferihisar, Selçuk, Alaçatı Turizm Merkezleri, Çeşme ve Şifne ile Kaplıca Kaplıcaları

    KAHRAMANMARAŞ
    Maraş Dondurması, Döngel Mağaraları, Afşin-Elbistan Termik Santrali, Maraş Kalesi

    KARABÜK
    Safranbolu Evleri, Safranbolu Lokumu, Demir-Çelik Fabrikası

    KARAMAN
    Hatuniye Medresesi, Yerköprü Şelalesi, Karaman Koyunu, Türkiyenin Bisküvi Üretim Merkezi, Karaman Elması

    KARS
    Kars Kalesi, Ani Harabeleri, Sarıkamış Kayak Merkezi, Kaşar Peyniri

    KASTAMONU
    Cehennem Deresi Kanyonu, Ilgarini Mağarası, Tosya Pirinci, Taşköprü Sarımsağı, Ilgaz Dağı Milli Parkı, Kır Pidesi, Kürenin bakırı

    KAYSERİ
    Erciyes Dağı Kayak Merkezi, Kayseri Pastırması, Bünyan Halısı, Sultansazlığı Kuş Cenneti, Kapuzbaşı Şelaleleri, Gesi Bağları, Talas Kenti, Gevher Nesibe Tıp Merkezi

    KIRIKKALE
    Silah Fabrikaları, Petrol Rafinerisi

    KIRKLARELİ
    Dupnisa Mağarası, Alpullu Şeker Fabrikası, Hamitabat Doğalgaz Santrali, Dereköy-İğneada-Kıyıköy-Kastro gibi Sayfiye Yerleri

    KIRŞEHİR
    Ahi Evran Türbesi, Hirfanlı Baraj Gölü, Seyfe Gölü, Petlas Lastik Fabrikası, Cacabey Medresesi, Mucur Yeraltı Şehri

    KİLİS
    Kilis Yorganları

    KOCAELİ ( İZMİT )
    Pişmaniye, Değirmendere Fındığı, Hannibal’ın Mezarı, Petrokimya ve Otomotiv Sanayi, Osman Hamdi Bey Müzesi, Eski Hisar Kalesi, Saat Kulesi, Hereke Halısı, Kandıra Yoğurdu, Abdülazizin Av Köşkü, Kaiser Wilhelm Köşkü, Ballıkayalar Vadisi ve Beşkayalar Tabiat Parkları, Darıca Kuş Cenneti, Maşukiye, Kartepe ve Kuzu Yaylası, Çoban Mustafa Paşa Külliyesi

    KONYA
    Mevlana Türbesi, Alaeddin Tepesi ve Camii, Karatay Medresesi, Çatalhöyük Antik Kenti, Akşehir Nasrettin Hoca Şenlikleri, Balatini Mağarası, Ilgın Kaplıcaları

    KÜTAHYA
    Porselen ve Çini İmalatı, Başkomutanlık Milli Parkı, Kütahya Kalesi, Aizanoi Antik Kenti, Tunçbilek-Seyitömer Linyitleri, Tavşanlı Leblebisi, Simav ve Gördes Halıları, Harlek Kaplıcası

    MALATYA
    Malatya Kayısısı, Günpınar Şelalesi, Pınarbaşı Mesire Yeri, Aslantepe Antik Kenti, Karakaya Barajı, Somuncu Baba Camii ve Balık Gölü, Sürgü ( Takaz ) Mesire Yeri, Arapgir Meydan Köprüsü, Battalgazi Kervansarayı, Sultansuyu Harası, Darende Kudret Hamamı

    MANİSA
    Sard Antik Kenti, Mesir Macunu, Spil Dağı Milli Parkı, Üzüm ve Tütün Üretimi, Soma’nın Linyiti, Ağlayan Kaya ( Nyobe ) Muradiye ve Ulu Cami Külliyeleri, Vestel Fabrikaları

    MARDİN
    Deyrul-Zafaran Manastırı, Mardin Kalesi, Taş Evleri, Telkari Gümüş İşlemeciliği, Dara Harabeleri ve Zinciriye Medresesi

    MERSİN ( İÇEL )
    Kız Kalesi, Cennet ve Cehennem Obrukları, Silifke Yoğurdu, Anamur Muzu, Turunçgil ve Seracılık Üretimi, Göksu Nehri, Sertavul Geçidi, Tarsus Şelalesi, Çamlıyayla ( Namrun )

    MUĞLA
    Bodrum, Marmaris, Datça, Fethiye, Dalyan, Göcek Gibi Turizm Merkezleri, Kelebekler Vadisi, Bodrum Kalesi, Beyaz Bodrum Evleri, Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi, Saklıkent Kanyonu, Ölü Deniz, Çamur Banyosu, İztuzu Plajı, Sedir Adası, Knidos-Letoon-Kaunos-Labranda-Keramos Antik Kentleri, Milas Halıları, Halikarnas Balıkçısı, Marmaris Çam Balı, Sığla Ağacı ve Yağı

    MUŞ
    Muş Ovası, Malazgirt Anıtı, Gaz Gölü

    NEVŞEHİR
    Peribacaları, Derin Kuyu ve Kaymaklı Yeraltı Şehirleri, Hacı Bektaşi Veli Türbesi, Üzüm Bağları ve Şarabı, Patates Üretimi, Testi Kebabı, Avanos’un Çanak Çömlek İşçiliği, Göreme Açık Hava Müzesi

    NİĞDE
    Saat Kulesi, Aladağlar, Bolkar Dağları, Türkiye’nin Elma ve Patates Deposu, Kuşkayası Mezarlığı, Çiftehan Kaplıcaları

    ORDU
    Türkiye’nin Fındık ve Bal Deposu, Boz Tepe, Çamlık Mesire Yeri, Yason Burnu ve Kilisesi, Keyfalan Yaylası

    OSMANİYE
    Toprakkale Kalesi, Hemite Kalesi, Karatepe-Aslantaş Açık Hava Müzesi, Karaçay ve Şarlak Şelaleleri, Zorkun Yaylası, Haruniye Kaplıcası, Yerfıstığı Üretimi

    RİZE
    Çay Bahçeleri, Kaçkar Dağları, Ayder ve Çamlıhemşin Yaylaları, Anzer Balı, Zilkale ve Buzul Gölleri, Elevit Şelalesi, Palovit Yaylası, Fırtına Deresi Vadisi, Rize Kalesi, Rize Bezi, Ayder Kaplıcası

    SAKARYA
    Sapanca ve Poyrazlar Gölleri, Akyazı Kuzuluk Kaplıcaları, Sakarya Nehri, Patates ve Soğan Üretimi

    SAMSUN
    Tütün Üretimi, Çarşamba ve Bafra Delta Ovaları, Havza ve Ladik Kaplıcaları, Atatürk Anıtı, Bafra Pidesi

    SİİRT
    Veysel Karani Türbesi, Büryan Kebabı, Perde Pilavı, Saat Kulesi, Siirt Yünlü Battaniyeleri, Derzin Kalesi, Billoris Kaplıcası, Jirkan Kilimi

    SİNOP
    Sinop Kalesi, Boyabat Pirinci, İnceburun ( Türkiye’nin En Kuzey Noktası ), Ayancık Kerestesi, Erfelek Tatlıca Şelaleleri, İnaltı Mağarası, Akgöl, Sinop Hapishanesi, Keten Üretimi

    SİVAS
    Buruciye Medresesi, Gök Medrese, Kangal Çoban Köpeği, Kangal Balıklı Kaplıcası, Divriği’nin Demiri, Pir Sultan Abdal ve Aşık Veysel, Divriği Ulu Camii ve Darüşşifa, Çifte Minareli Medrese, Sızır Şelalesi ( Gemerek ),Tödürge Gölü ( Zara )

    ŞANLIURFA
    Urfa Kalesi, Urfa Sıra Geceleri, Halil-ül Rahman Gölü ( Balıklı Göl ), Harran Harabeleri, Ceylanpınar Üretme Çiftliği, Çiğ Köftesi, Kelaynak Kuşları, Halfeti Evleri, Pamuk Üretimi, Hz.Eyüp Mağarası, Şuayip Şehri ve Mağarası

    ŞIRNAK
    Cudi Dağı, Kasrik Boğazı, Habur Sınır Kapısı, Mem-u Zin Türbesi

    TEKİRDAĞ
    Şarköy Üzümü ve Şarabı, Tekirdağ Rakısı, Ayçiçeği, Tekirdağ Köftesi, Rakoçzi Müzesi, Rüstempaşa Camii

    TOKAT
    Tütün Üretimi, Niksar Ayvaz Suyu, Almus Baraj Gölü, Ballıca Mağarası, Topçam Yaylası, Zinav Gölü, Gök Medrese, Tokat Çemeni, Sulu Saray ( Sebastapolis ) Tokat Kebabı, Yazma Üretimi

    TRABZON
    Sümela Manastırı, Atatürk Köşkü, Uzungöl, Zağanos Köprüsü, Hamsiköy Sütlacı, Kadırga Yaylası, Trabzon Bileziği, Akçaabat Köftesi, Boztepe, Beton Helva ve Vakfıkebir Odun Ekmeği, Ayasofya Müzesi, Horon, Kisarna ( Bengisu ) Madensuyu, Sultan Murat Yaylası, Kızlar Manastırı

    TUNCELİ
    Munzur Vadisi Milli Parkı, Düzgün Baba Dağı, Bağın Ilıcası, Munzur Gözeleri, Tek dişli Munzur Sarımsağı

    UŞAK
    Deri, Kilim ve Battaniye Sanayii, Şeker Fabrikası ( Türkiye’deki İlk Şeker Fabrikası ), Akse Çamlığı, Hamam Boğazı Şifalı Suları

    VAN
    Van Kedisi, Akdamar Adası, Van Gölü, Hoşap Kalesi, Muradiye ve Bendimahi Şelaleleri

    YALOVA
    Termal Kaplıcaları, Armutlu Kapıcaları, Atatürk Köşkü Müzesi

    YOZGAT
    Saat Kulesi, Yozgat Çamlığı Ulusal Parkı, Kerkenez Harabeleri (Keykavus Kalesi), Akdağ Ormanları

    ZONGULDAK
    Taşkömürü ( Karaelmas ), Cehennemağzı, Gökgöl ve İnağzı Mağaraları

    Coğrafya konusunda ilginç ve merak edilen konularda sorular ve c

    26/10/2008 · Kategori: Cografya_Odev

    Sıcaklık terselmesi nedir, nasıl olur?
    Normalde yeryüzünden yükseklere çıkıldıkça, sıcaklık her 200 metrede 1°C azalır. Ancak bazı durumlarda yerden yükseldikçe sıcaklık azalmaz, tersine artar. İşte bu olaya sıcaklık terselmesi ( inversiyon ) denir. Sıcaklık terselmesi daha çok soğuk kış mevsiminde görülür. Yeryüzünün karla örtülü olduğu, durgun ve bulutsuz kış gecelerinde yerden yansıma çok olduğundan yeryüzü çok soğur. Oysa yerden yüksek olan katmanlarda, soğuma bu kadar hızlı gerçekleşmediğinden, bu katmanlar yeryüzüne oranla sıcak kalır. Bu nedenle yukarı çıkıldıkça hava soğuyacağı yerde, belirli bir yükseltiye kadar ısınır.

    "
    İGLO" Adı Verilen Eskimo Evleri Neden Kar ve Buzdan Yapılır?
    Eskimoların yaşadığı yerler kutuplara yakın bölgelerdir. Bu bölgelerde sıcaklık yıl boyunca çok düşük olduğundan, her taraf kar ve buzla kaplıdır. Dolayısıyla; ev yapımında malzeme olarak ağaç ve taş kullanma imkanı yoktur. Bu nedenle; ev yapımı için en uygun malzeme, çevrede yaygın olarak bulunan kar ve buz örtüsüdür.

    180 Meridyeni Aşılınca Neden Tarih Değişir?
    180’i doğuda 180’i batıda olmak üzere 360 meridyen vardır. İki meridyen arası zaman farkı 4 dakika olduğuna göre, 360 meridyen arası 360x4 =1440 dakika, yani 24 saattir. Bu nedenle 180° meridyeninin iki yanı arasında 24 saatlik yani bir günlük zaman farkı vardır. Bu durum ise tarih değişikliğine neden olur. Bu nedenle; batıdan doğuya gidilerek 180° meridyeni geçilirse tarih bir gün geri; doğudan batıya doğru gidilerek,180° meridyeni geçilirse, tarih bir gün ileri alınır.

    Akarsular Araziyi Neden Deniz Seviyesine Kadar Aşındırır?
    Akarsuların hedefi denize ulaşabilmektir. Arazi deniz seviyesine kadar aşındırılmadığı sürece eğim olacağından, akarsu belirli bir hızla akar ve araziyi aşındırır. Oysa yatağını deniz seviyesine (sıfır metre) kadar aşındıran bir akarsu denge profiline ulaşmış olur ve derine aşındırması sona erer.

    Ay’da Neden Atmosfer Yoktur?
    Ay’ın kütlesi dünya kütlesinin 1/6 ‘sı kadardır. Bu yüzden Ay’da çekim daha azdır ve çevresini saran gaz tabakası uzay boşluğuna kaçmıştır, dolayısıyla atmosferi yoktur.

    Ay’da Neden Volkanizma ve Deprem Olayları Görülmez?
    Dünya ve Ay; aynı kızgın kütleden kopmalarına rağmen, Ay’ın tamamı soğuyup; katılaştığı halde, dünyanın içi sıcaktır. Çünkü Ay’ın kütlesi dünyanınkine oranla küçüktür ve tamamen soğuyup katılaşmıştır. Bu nedenle Ay’da volkanizma ve deprem gibi olaylar görülmez.

    Başlangıç meridyeni nasıl seçilmiştir?
    Başlangıç meridyeni seçilmeden önce her ülkenin harita yapımcıları başlangıç boylamı olarak kendi ulusal gözlemevinden geçen meridyeni esas alıyorlardı ABD’liler Washington, Fransızlar Paris, İngilizler Greenwich gibi… Ancak coğrafi keşifler ve harita yapımcılığı konularında İngilizler önde olduklarından birçok ülkenin gemicileri İngiliz haritaları kullanıyordu. Bu nedenle 1884 yılında Greenwich diğer ülkelerce de başlangıç meridyeni kabul edilmiştir. Greenwich’in başlangıç meridyeni seçilmesinin diğer bir nedeni de 0° meridyeni ile tam bir çember oluşturan 180° meridyeninin dünyada tarih değişikliğine yol açmasıdır. Greenwich başlangıç kabul edildiğinde 180° meridyeni Büyük Okyanusun tam ortasından geçtiğinden birkaç küçük ada ülkesi dışında tarih değişikliğine yol açmaz.

    Bazı ağaçların yaprakları niçin kışın dökülmez?
    Çam, köknar, servi, ladin ve ardıç gibi bazı bitkiler kış mevsiminde yaprak dökmezler; yalnızca yaprak değiştirirler Çünkü bu ağaçlarda iğne yaprak yüzeyinin küçük olması terleme yoluyla olan su kaybını azaltır. Ayrıca ağaçlar yıl boyunca yeşil kaldıklarından sürekli besin üretirler. Soğuk kış günlerinde bile besisuyu bunların yapraklarına kadar dağılabilir. Bu nedenle bu tür ağaçlar yaprak dökme ihtiyacı hissetmezler.

    Bir haftada niçin 7 gün vardır?
    Dünya’nın yörüngesi Ay, Dünya çevresindeki hareketini yaklaşık 28 günde tamamlar. Bu süre içinde yeniay, birinci dördün, dolunay, ikinci dördün olarak dört farklı görünüş ortaya çıkar. Dolayısıyla 28 gün 4’e bölündüğünde haftanın 7 günü bulunmuş olur. Bir haftanın 7 güne bölünmesi Keldanilerden kalma bir yöntemdir.

    Bir yılda niçin 12 ay vardır?
    Dünya Güneş çevresindeki turunu bir yılda; yani 365 günde tamamlar. Dünya çevresindeki bir turunu yaklaşık 28 günde tamamlayan Ay, bir yıllık sürede dünya çevresinde yaklaşık 12 kez dönmüş olur. Dolayısıyla bir aylık süre Ay’ın dünya çevresindeki bir turu, 12 ay ise bir yıllık turunun süresidir.

    Bulutlar neden gökyüzünde hareket eder?
    Bulutlar havada asılı su zerreciklerinden oluşurlar. Yeryüzünde hava durgun olsa bile, bulutların bulunduğu yüksek tabakalarda esen rüzgârlar bulutların yerini değiştirir. Bu nedenle yükseklerdeki bulutlar hareket etmiş olur.

    Bulutsuz Kış Gecelerinde Neden Ayaz (Soğuk) Olur?
    Atmosferdeki gazların varlığı ve yoğunluk,güneşten yeryüzüne gelen ve yeryüzünden yansıyan ışınların tutulmasında önemli bir etkendir. Bulutsuz kış gecelerinde havadaki su buharı az olduğundan yeryüzünde ısı birikimi azalır, yerden yansıyan ışınlar tutulamaz. Bu nedenle hava çok çabuk soğur ve ayaz olur.

    Buz Matken, Kar Neden Beyazdır?
    Cisimlerin renkli algılanmaları cismin göze yansıttığı ışığın rengiyle ilgilidir. Güneş ışınları kar kristalleri tarafından eşit oranda yutulduğundan yani; hiç biri diğerinden fazla yansıtılmadığından beyaz görünür. Kar da kristal yapıda olduğundan, ışığın tüm renklerini yansıtır ve bu nedenle beyaz görünür.

    Buzlanmaya karşı yollara neden tuz dökülür?
    Tuz buzun içine girdiğinde asetik özelliği nedeniyle onu çözer. Saf su 0°C’de donarken, çözülen tuzlu su donma noktasını düşürdüğünden sıfırın altındaki sıcaklıklarda dahi donmadan kalmasını sağlayabilir. Bu nedenle tuzlu su daha düşük bir sıcaklıkta donar. Böylece yolların buz tutması ve kayganlaşması önlenmiş olur.

    Bütün ülkelerde saatler neden aynı vakti göstermez?
    Bir yerde saatin kaç olduğunu güneşin konumu gösterir. Dünya ekseni etrafında döndüğünden, ülkeler güneşin önünden farklı zamanlarda geçer. Bu nedenle aynı anda her ülkenin yerel saati farklı zamanı gösterir.

    Çok Derinden Gelen Yer Altı Suları Neden Sıcaktır?
    Yerin derinlerinde bulunan mağma nedeniyle, derinlere inildikçe her 33 metrede sıcaklık 1°C artar. Bu nedenle; çok derinlerden, yani mağmaya yakın yerlerden gelen yer altı suları sıcaktır.

    Deniz kıyısındaki çoğu ağaç neden eğiktir?
    Deniz kıyısındaki yerlerde kara ve denizlerin ısınma özellikleri nedeniyle basınç farkları belirgindir. Bir bölgede basınç farkı oluştuğunda ise rüzgâr eser. Bu nedenle kıyı bölgelerinde rüzgârlar daha etkilidir ve çoğunlukla denizden karaya doğru eserler. Dolayısıyla büyüyen ağaçlar destek verilerek sağlamlaştırılmamışa esen rüzgârın etkisiyle bir yöne doğru eğilir veya bükülürler.

    Denizden Gelen Rüzgarlar Yazın Serin, Kışın Ilık Eser, Neden?
    Denizlerde güneş ışınları derinlere kadar ulaştığından, ısınma ve soğuma hızı karalardakine oranla yavaştır. Bu nedenle; denizler karalara oranla yazın daha serin, kışın ise daha ılıktır. Dolayısıyla; denizlerden gelen rüzgarlar yazın serin, kışın ılık eserler.

    Denizler neden tuzludur?
    Milyarlarca yıldır yağmur ve sel suları kayaçların bünyesindeki tuzu aşındırıp çözmektedir. Sel sularının beraberinde taşıdığı bu tuzlar denizlere ve bataklıklara taşınmaktadır. İşte deniz tuzluluğunun kaynağı taşınan bu malzemedir. Denizlerde ki suyun bir kısmının sürekli buharlaşması tuz oranın sabit kalmasına neden olmaktadır. Ancak her denizin tuzluluk derecesi buharlaşmaya dolayısıyla da bulunduğu enleme göre farklılık göstermektedir.

    Denizlerin Derinliği Nasıl Ölçülür?

    Ekograf adı verilen aletlerle deniz dibine ses dalgaları gönderilir ve yankının kaç saniyede döndüğü hesaplanır. Böylece ses hızından hareket edilerek derinlik ölçümü yapılabilir. Ayrıca;kurşun toplar halatlarla derine salınarak da derinlik ölçümü yapılmaktadır.

    Doğuya Doğru Gidildikçe Saatler Neden İleridir?

    Dünya, ekseni etrafındaki hareketini batıdan doğuya doğru yapar. Bu nedenle; doğudaki yerler güneşin önünden daha önce geçer ve saatleri daha ileridir.

    Dünya’dan neden Ay’ın hep aynı yüzü görülür?

    Dünya’nın uydusu Ay hem kendi ekseni etrafında, hem de Dünya çevresinde döner. Ay’ın kendi ekseni etrafındaki dönüş süresi, Dünya çevresindeki dönüş süresiyle aynı olduğundan Dünya’dan Ay’ın sürekli aynı yüzü görünür.

    Dünya’nın Ekseni Etrafındaki Çizgisel Dönüş Hızı Neden Her Enlemde Farklılık Gösterir?
    Dünya’nın küresel şekline bağlı olarak, enlemlerin boyları ekvatordan kutuplara doğru kısalır. Oysa, dünyanın ekseni etrafında ki dönüş süresi her enlemde aynı olup; 24 saattir. Bu nedenle ekvatordan kutuplara gidildikçe, aynı zamanda kat edilen yol giderek kısalacağından, dünyanın çizgisel dönüş hızı da her enlemde farklı olur.

    Dünyanın döndüğünü neden hissetmeyiz?
    Dünya Ekvator’da saatte 1670, Türkiye’de ise 800 kilometre hızla dönmektedir. Buna rağmen dünyanın döndüğü hissedilmez. Çünkü bizler de dünyayla birlikte büyük bir hızla hareket etmekteyiz. Birlikte döndüğümüzden dünyanın döndüğünü hissedemeyiz. Bu durum gözlerimizi kapadığımızda, sabit bir hızla giden bir uçak veya arabadaki hızı hissetmemeye benzer. Ayrıca dünya ile birlikte yaptığımız yolculukta hareketler sabit hızda olup, mesafelerin uzun olması nedeniyle yörüngeler düzmüş gibi algılanır. Bu da hızın hissedilmemesinde bir etkendir.

    Enlem ve Boylam ne işe yarar?
    Her hangi bir bölgenin; veya ülkenin dünya üzerindeki yerinin belirlenmesini sağlar. Böylece; hava ve deniz ulaşımında yön ve yer tespitinin yapılmasına, arama ve kurtarma çalışmalarında yerin tam tespit edilmesine katkı sağlar.

    Gayzerler neden fışkırır?
    Gayzerler, aktif yanardağların bulunduğu bölgelerde oluşur. Derinlerde ki magmaya veya yakınına kadar ulaşan yeraltı suları ısınarak kaynamaya başlar. Oluşan buhar ve gaz basıncı derinlerdeki suyu büyük bir kuvvetle dışarı fışkırtır. Yeraltındaki kaynamış su belirli aralıklarla fışkırır Kuzey Amerika’nın batısı, Yeni Zelanda ve İzlanda’da gayzer kaynakları yaygındır. Örneğin İzlanda’da 2000 gayzer vardır.

    Gece Neden Karanlıktır?
    Bir cismin aydınlanabilmesi için güneşten ışık alması gerekir. Güneş battıktan sonra güneş ışınları dünyanın güneşe dönük olmayan tarafına erişemez. Bu nedenle de; gece karanlık görünür.

    Gelgit olayı neden olur?
    Uzayda ki tüm gök cisimlerinin çekim kuvvetleri vardır. Cisimlerin çekim kuvvetleri k ütlelerinin büyüklüğü ve yakınlıklarıyla orantılıdır. Gök cisimleri içinde dünyaya en yakın olanı Ay’dır. Bu nedenle Ay özellikle açık deniz ve okyanusların üzerine gelince suları kendine doğru çeker, böylece okyanus suları yükselir. Buna “gel” denir. Dünya ekseni etrafında döndüğü için etki alanı içindeki deniz bir süre sonra yer değiştirmiş olur. Bu nedenle çekim etkisinden kurtulan okyanus suyu alçalır. Buna da “git” denir Ay ve Güneş aynı hizaya geldiklerinde çekim etkisi arttığından gelgit genliği artar.

    Gezegenler neden düşmez?
    Uzaydaki cisimler belli bir kütleye sahip olduklarından birbirlerini çekmeleri, dolayısıyla düşmeleri gerekirdi. Ancak uzaydaki cisimler döndüklerinden ortaya çıkan merkezkaç kuvvet diğer cisimlerin çekim kuvvetini dengeler. Dünyada yerçekimi vardır ve cisimleri kendine çeker. Güneş de dünyayı kendine çeker, oysa dünyanın kendi ekseni etrafında dönmesinden oluşan merkezkaç kuvvet dünyayı güneşten uzaklaştırmaya çalışır. Böylece dünya biri dünyayı güneşten uzaklaştırmaya çalışan diğeri güneşe çeken iki güç arasında düşmeden dengede durur.

    Gök Gürültüsü Nasıl Oluşur?
    Şimşek çaktığı zaman,çevredeki hava bir anda 30.000°C’ye kadar ısınır. Çok hızlı ısınan bu hava,aniden genleşir ve normal basıncın 100 misli bir hızla yayılır. Bu hızlı ısınma ve yayılma büyük bir gürültü yaratır. İşte bu genleşme ve patlamaya gök gürültüsü denir.

    Gökkuşağı Neden Oluşur?
    Güneş ışığı renksizmiş gibi görünmesine karşın, altı farklı renkten oluşur. Yağıştan sonra güneş açtığında, güneşi arkamıza alıp; atmosfere baktığımızda, gökkuşağı çoğu kez görülür. Bunun nedeni; güneşten gelen ışınların havada asılı duran su damlacıklarından geçerken kırılarak renklere ayrılmasıdır. Böylece gökkuşağı oluşur.

    Göktaşları Neden Parçalanarak Yeryüzüne Ulaşır?
    Yeryüzüne yönelen göktaşları ( meteorlar ) dünya atmosferine girdikleri anda; sürtünme ve aşırı ısınmanın etkisiyle, tutuşup parçalanırlar. Halk arasında bu olay, yıldız kayması ( akanyıldız ) olarak ta bilinir.

    Gökyüzü Neden Mavi Renkte Görünür?
    Gökyüzünün mavi görünme nedeni yerküreyi çepeçevre saran hava tabakası, yani atmosferdir. Atmosferin bileşimindeki gazlar güneş ışığındaki mavi rengi diğer renklerden daha çok yansıttığı için gökyüzü mavi görünür.

    Gündoğumu ve günbatımı anlarında Güneş neden kırmızı görünür?
    Dünya atmosferi toz parçacıklarıyla dolu bir hava tabakasıdır. Bu toz ve parçacıklar güneş ışığını dağıtır. Gündoğumu ve günbatımında güneş ışınları eğik açı ile geldiklerinden atmosferde kat ettikleri yol daha uzundur ve daha fazla dağılırlar. Güneş ışınlarının kırmızı ve turuncu kısımlarının dağılması daha zordur ve bu ışınların çoğu dünya ya ulaştığından gökyüzü kırmızı renkte görünür.

    Güneş bütün ülkelerden görünür mü?
    Güneş bütün ülkelerden görünür, ancak farklı zamanlarda. Çünkü dünya kendi ekseni etrafında döner. Dolayısıyla dünya döndükçe güneşin karşısına gelen ülke aydınlanmış olur. Güneşin karsından geçip giden kısımdaki ülkelerde ise hava kararır ve gece yaşanır. Ancak mevsimler nedeniyle kutup daireleri ile kutup noktaları arasında kalan bölgelerde bu durum her gün yaşanmaz, yani güneş her gün görülmez.

    Güneş ışınlarının en büyük açıyla geldiği 21 Haziran neden Kuzey Yarımkürenin en sıcak günü değildir?

    Güneş ışınlarının düşme açısı bir yerin ısınmasında etkili tek faktör değildir. Aslında bir yere güneş ışınları ne kadar büyük açıyla düşerse, oraya ulaşan enerji miktarı da o oranda artar. Ancak unutulmamalıdır ki bir yerin ısınmasında; denize uzaklık, yükselti, nem miktarı, okyanus akıntıları ve de ısınma süresi ile ısı birikimi de büyük öneme sahiptir. Bu nedenle Kuzey Yarımküre’nin en sıcak günü, güneş ışınlarının en büyük açıyla ulaştığı 21 Haziran olmayıp genelde ısı birikiminin en üst düzeye ulaştığı temmuz ayıdır.

    Güneşli havalarda niçin renkli cama sahip gözlük kullanılır?
    Çok yoğun ışık demeti ile ültraviyole ışınlar gözlerin retina tabakası üzerinde olumsuz biyolojik etkiler yaratabilir. İşte bu zararlı ışınlara karşı renkli gözlükler koruyucu bir perde işlevi görür. Renkli camlar sayesinde zararlı ışınların bir kısmı tutularak, gözlerin zarar görmesi engellenir. Bu nedenle güneşli havalarda renkli cama sahip gözlük yani “güneş gözlüğü” kullanılması yararlıdır.

    Günün En Sıcak Saati Neden 12:00 Değil de 13:00 veya 14:00’tür?
    Yeryüzünün ısınmasında, güneş ışınlarının düşme açısı ile birlikte ısı birikimi de önemli bir etmendir. Saat 12:00’de güneş ışınları daha büyük açıyla gelir, ancak ısı birikimi daha azdır. Oysa saat 13:00 veya 14:00’de güneş ışınlarının geliş açısı fazla değişmediği halde ısı birikimi saat 12:00’ye oranla daha fazladır. Bu nedenle günün en sıcak saati 12:00 olmayıp 13:00 veya 14:00’tür.

    Haritalar Neden Gerçeği Tam Yansıtamaz?

    Dünyanın şekli küreseldir. Haritalar ise düzlem üzerine aktarılır. Bu nedenle; küresel bir yüzeyi hiç bozmadan, hatasız bir şekilde düzlem üzerine aktarmak mümkün değildir. Ayrıca; yer şekillerinin eğim ve yükseltisi de her yerde aynı değildir. Haritalarda yer şekillerinin izdüşüm görünümü vardır. İşte bu nedenlerden dolayı, harita yapımı sırasında alan ve boyutlarda bozulma olur ve haritalar gerçeği tam yansıtamaz.

    Hava boşluğunda uçaklar neden aniden irtifa kaybeder?

    Hava boşluğu, hava yoğunluğunun normale göre az olduğu yerlerdir. Yoğunluğun az olduğu bu tip bölgelerde havanın kaldırma kuvveti azalır ve uçaklar yerçekimine bağlı olarak belli bir süreyle düşüş yaşarlar.

    Hava neden yükselir ya da alçalır?
    Isınan hava yükselir; çünkü ısınan havanın içindeki hava molekülleri seyrelir, genleşir ve hafifler. Yoğunluğu azalacağından zemindeki birim yüzeye uygulayacağı basınç azalır. Soğuyan hava ise alçalır; çünkü soğuyan havanın içindeki moleküller sıkışır, sıkışır ve ağırlaşır. Yoğunluğu artacağından zemindeki birim yüzeye uygulayacağı basınç artar.

    Hava sıcaklığı neden gölgede ölçülür?
    Gölgede ölçülen sıcaklıklar ölçümün yapıldığı ortamın sıcaklığı hakkında daha sağlıklı bilgi verir. Çünkü direkt olarak güneş ışığı alan insan ve doğal ortamlar, giysi ve ortamın özelliğine bağlı olarak güneş ışınlarının farklı dalga boylarını emer. Bu nedenle sıcaklığı farklı hissederler. Ayrıca güneşli ortamlarda ısı birikimi daha fazla olacağından, sıcaklıklar daha yüksek hissedilir. Örneğin aynı ortamda bulunan açık renk giysiye sahip biri ile koyu renk giysiye sahip birinin sıcaklıkları hissetme durumları farklıdır. Bu nedenle sıcaklıkların güneş ışınlarını direkt almayan gölge ortamlarda ölçülmesi, bir yerin sıcaklığı hakkında daha doğru bilgi verir.

    Hava Tahmini Nasıl Yapılır?
    Bunun için önce gözlem yapılır, yapılan gözlemler analiz edilir ve bu gözlemlere bağlı olarak, hava tahmini yapılır.

    Hava Tahmini Nedir?
    Belirli bir ülke, bölge veya merkezde; bir zaman dilimi içinde görülebilecek meteorolojik olayların bilimsel yöntemler kullanılarak, önceden öngörülmesidir.

    Her Bulutlu Hava Neden Yağış Bırakmaz?
    Yağışın oluşabilmesi,için hava kütlesinin içinde doyabileceği kadar nem olması şarttır. Bu nedenle,bulut kümesinin içinde havayı doyurabilecek kadar nem bulunmuyorsa;yani hava doymamışsa,yağış bırakmaz.

    Hissedilen sıcaklık nedir?
    Termometrenin gösterdiği sıcaklık ile insanların hissettikleri sıcaklık her zaman aynı değildir. Çünkü insanlar vücut sıcaklıklarını hep aynı tutmak zorundadır. İnsan vücudunun sıcaklığı çoğunlukla hava sıcaklığından fazla olduğundan, vücut sahip olduğu sıcaklığın fazlasını vererek sıcaklığı aynı derecede tutmaya çalışır. Ancak havadaki nem sıcaklık kaybını artırıp azalttığı için hissedilen sıcaklığın farklı algılanmasına neden olur. Örneğin % 30 oranındaki nemlilikte 20°C.lik sıcaklık rahatsızlık yaratmaz. Çünkü sıcak ve kuru havalarda, buharlaşma fazla olduğundan vücut serinler. Oysa % 90 oranındaki nemlilikte aynı sıcaklık değeri boğucu etkiler yaratabilir. Çünkü nemli ve sıcak bölgelerde buharlaşma az olacağından, ortamdaki sıcaklık vücutta birikir ve insanı bunaltır. Yine, örneğin % 30 oranındaki nemlilikte – 25°C.lik sıcaklık insanda fazla rahatsızlık yaratmaz. Çünkü kuru ve soğuk havalarda vücut serin olduğundan terleme olmaz ve ısı kaybı azalır. Oysa % 90 oranındaki nemlilikte aynı sıcaklık değeri dondurucu etkiler yapabilir. Çünkü nemli ve soğuk bölgelerde nem deriyi ıslatarak, buharlaşmayı artırır ve sıcaklık kaybına yol açar. Bu nedenle soğuk ve kuru havaya sahip Sibirya’da – 40°C.lik soğuğa rahatlıkla dayanılabildiği halde, soğuk ve nemli havaya sahip Batı Avrupa’da – 20°C.lik soğuğa dayanmak güçtür. Örneğin yaz mevsiminde Şanlıurfa, Mersin’den daha sıcak olduğu halde Şanlıurfa’nın kuru sıcağı insanı fazla rahatsız etmezken, Mersin’in nemli sıcağı insanı fazlasıyla rahatsız eder. Aynı nedenlerle çok nemli Ekvatoral bölgenin 25°C.lik sıcağı kuru çöllerin 38°C.lik sıcaklığından çok daha bunaltıcıdır. Dolayısıyla hissedilen sıcaklık, ortama göre vücudun algıladığı sıcaklıktır.

    Kar Nasıl Oluşur?

    Kar; donma noktasının altındaki sıcaklıklarda, genleşen bulutların içinde oluşur. Bu bulutlarda; buz kristalleri, su damlacıkları ve aşırı soğumuş su damlacıkları karışık halde bulunur. Aşırı soğumuş su damlacıkları, buz kristallerine temas ettiğinde hemen donar. Donan damlacıklar, daha sonra başka buz kristallerine yapışarak büyür ve kar tanelerini oluşturur. Kar taneleri, içindeki hava akımları tarafından tutulamayacak ağırlığa eriştiklerinde, düşmeye başlarlar.

    Kışın Koyu Renk Giysiler Yaygınken, Yazın Neden Açık Renk Giysiler Tercih Edilir?
    Koyu renk giysiler güneş ışınlarını emerken, açık renk giysiler güneş ışınlarını yansıtır. Bu nedenle; sıcaklıkların düşük olduğu kış aylarında koyu renk giysiler kullanılırken, sıcaklıkların insanları rahatsız edici boyutta olduğu yaz aylarında ise açık renk giysiler tercih edilir. Bu nedenle açık renk giysili bir insan ile koyu renk giysili bir insanın aynı sıcaklığı hissetme dereceleri farklıdır.

    Kışın Neden Şimşek Çakmaz?

    Şimşek oluşumu için, genel de kümülonimbus bulutlarına ihtiyaç vardır. Bunun için, yer ile 5 km yükseklikteki hava arasında 40°C’lik sıcaklık farkının bulunması gerekir. Örneğin; yerdeki sıcaklık 20°C ise yüksek seviyedeki sıcaklığın –20°C olması gerekir. Kış aylarında havanın alçak ve yüksek kısımları arasında ısı farkı az olduğundan, şimşek çakmaz. Şimşek çakması için, gerekli şartlar orta enlemlerde genellikle ilkbahar aylarında gerçekleşir.

    Kutuplara Yakın Ülkelerde Evlerin Çatıları Normalden Daha Diktir, Neden?
    Kutuplara yakın bölgeler, güneş ışınlarını yıl boyunca eğik açıyla aldıklarından; yıllık sıcaklık değerleri düşüktür ve yıllık yağışların büyük kısmı kar şeklindedir. Dolayısıyla; yağan karların çatıda birikmemesi ve daha kolay düşmesi için, çatıların eğimi normalden daha fazladır. Ayrıca kışın eğik açıyla gelen güneş ışınları eğimi fazla olan dik çatılara daha büyük açıyla düşeceğinden sıcaklığı arttırıcı bir etkiye sahiptir. Bu nedenle bu evlerin çatıları diktir.

    Kutuplardaki Buzlar Erirse Ne Olur?
    Yeryüzünde 37 milyon metreküp hacminde buz tabakası vardır. Kıyı şekilleri ve yükselti ortalamaları göz önüne alındığında, dünya üzerindeki buz tabakalarının tümü erirse deniz seviyesinde yaklaşık 60 metrelik bir yükselme olacağı tahmin edilmektedir. Bu da; özellikle Kuzey Avrupa da geniş bir bölgenin; Kuzey Fransa, Kuzey Almanya, Kuzey Polonya ile Hollanda ve Belçika'nın; ayrıca İskandinav ve Baltık ülkelerinin büyük bir bölümünün sular altında kalması demektir.

    Lodos rüzgârı estiğinde neden sık, sık soba zehirlenmeleri gözlenir?
    Rüzgârın esebilmesi için iki yer arasında basınç farkının, diğer bir ifadeyle sıcaklık farkının olması gerekir. Kış mevsiminde sobanın sıcak havası ve dumanı daha soğuk olan dış ortama doğru hızla yükselir. Bu nedenle bacanın çekişinde bir sorun yaşanmaz. Ancak lodoslu havalarda soba bacaları iyi çekmediğinden sık, sık gaz zehirlenmeleri yaşanır. Lodos güneybatı sektörden estiği için genellikle sıcak eser ve estiği ortamın sıcaklığını artırır. Bu ise dış ortam ile sobanın bacasından çıkan hava arasındaki sıcaklık farkını düşürür. Dolayısıyla soba bacasının çekiş gücü azalır. İçeriye yayılan karbonmonoksit gazından dolayı zehirlenmeler yaşanır.

    Lut Gölüne neden “ölü deniz” denir?
    Ürdün-İsrail arasındaki bu göl deniz seviyesinin 394 metre aşağısında olup yüzölçümü 920 km²’dir. % 26’lık oranıyla bu göldeki tuzluluk okyanuslardakinden tam altı kat fazladır. İşte bu olağanüstü tuzluluk nedeniyle sularında bazı bakteri türü dışında hiçbir canlı yaşayamaz. Bu nedenle Lut Gölüne “ölü deniz”de denilmektedir.

    Meteorolojik Gözlemler de Neler Ölçülür?
    Yer gözlemlerinde; rüzgarın yönü ve hızı, hava sıcaklığı, bağıl nem, bulutun cinsi ve miktarı, günlük buharlaşma, güneşlenme, yağış miktarı ile deniz suyu sıcaklığı ölçülür.

    Mevsimler Nasıl Meydana Gelir?

    Dünya, güneşin çevresindeki hareketini yaparken; düz değil de, bir yana eğik biçimde dönmektedir. Dünyanın bu eğik konumu nedeniyle, aynı anda güneş ışınları bir yarımküreye dik açıyla ulaşırken; diğerine eğik açıyla ulaşır. Böylece; her iki yarımkürede aynı anda farklı mevsimler yaşanır.

    Neden baraj gölleri yapılır?
    Akarsu yatakların önünün yapay bir setle kapatılmasına “baraj” denir. Bu setin arkasında biriken suya da baraj gölü denir. Barajlar vasıtasıyla toplanan muazzam su kütleleri elektrik santrallerini çalıştırdığı gibi kanallar vasıtasıyla kurak bölgelerin sulanmasına da olanak sağlar. Suları yağışlı mevsimde toplayıp kurak mevsimde serbest bırakarak, nehirlerin akışını düzenler; böylece sel ve taşkınlar önlenmiş olur. Baraj göllerinde ayrıca su ürünleri avcılığı ve taşımacılık ta yapılabilir.

    Neden Kerpiç Evler Güneydoğu ve İç Anadolu Bölgelerinde Yaygındır?
    Kerpiç;çamur, saman, ot ve saz karışımının kalıplara dökülerek; tuğla büyüklüğünde ve biçiminde, yapılan bir yapı malzemesidir. Dolayısıyla yıllık yağış miktarının az olduğu yörelere özgü bir yapı malzemesidir. Çok yağış alan bölgelerde kerpiç yapı eriyip bozulabilir. Güneydoğu ve İç Anadolu bölgelerinde yıllık yağış miktarı çok azdır. Bu nedenle bu bölgelerin kırsal kesimlerindeki yapılarda kerpiç yaygın olarak kullanılmaktadır.

    Neden Kıyı Turizmi Akdeniz Kıyılarında, Karadeniz Kıyılarındakine Oranla Çok Gelişmiştir?
    Akdeniz Kıyıları; Ekvatora daha yakın olduğu için, yıllık ve mevsimlik sıcaklık ortalamaları Karadeniz Kıyılarına oranla daha yüksektir. Ayrıca; güneşli gün sayısı da Karadeniz kıyılarındakine oranla fazladır. Kıyı turizmi denize girme ve güneşlenmeye dayalı bir faaliyettir. Bu nedenle kıyı turizmi Akdeniz kıyılarında Karadeniz kıyılarındakine oranla çok daha gelişmiştir.

    Okyanuslar neden dev ısı depoları olarak nitelendirilir?
    Gerçekten dünya yüzeyinin % 71’ini kaplayan okyanuslar dünya için bir ısı deposu rolü oynayarak canlı yaşamına büyük katkı sunmaktadır. Okyanuslar gün boyunca aynı büyüklükteki bir kara parçasından beş kat fazla emdiği güneş enerjisini depolarken, gece boyunca biriktirdiği güneş enerjisini atmosfere geri vermektedir. Böylece günlük ve mevsimlik sıcaklık farklarını azaltmaktadır. Örneğin karalar üzerinde yıllık sıcaklık farkları 80° C’yi bulurken, denizler üzerinde 10 ° C’yi pek geçmez. Kısacası okyanuslar dünya için termostat işlevi görmektedir.

    Pencere camları neden buğulanır?

    Dışarıda havanın soğuk olduğu zamanlarda, içeride bulunan su buharı soğur. Böylece pencere camlarına değen küçük su damlacıkları yoğuşarak buğu meydana getirir.

    Petrol Nasıl Oluşur?
    Gerek karalar üzerindeki; gerekse denizlerdeki canlı kalıntılarının milyonlarca yıllık süreç içerisinde, yer kabuğu tabakaları arasında sıkışıp; kalmasıyla oluşur. Canlı kalıntılarının üzerinde biriken toprak ve çamur katmanları zamanla taşlaşır ve bu katmanların altında kalan, çürümüş canlı kalıntıları, basıncın etkisiyle petrol ve gaz haline gelir.

    Pusulanın göstergesi niçin hep aynı yönü gösterir?
    Pusulanın göstergesi küçük bir mıknatıstır. Büyük ve güçlü mıknatıs her zaman küçük mıknatısı kendine çeker. Dev bir mıknatıs olan kuzey kutbu, bütün mıknatısların göstergelerinin bir ucunu kendine çeker. Bu nedenle pusulaların göstergesi hep aynı yönü gösterir. Ve denizciler ile havacılar yön bulmada pusuladan yararlanır.

    Rüzgar, Neden Her Zaman Esmez?
    İki yer arasında rüzgarın esebilmesi için; basınç farkının olması gerekir ki, yoğun hava, hafif olan havanın boşalttığı bölgeye doğru aksın. Bu nedenle; iki farklı yer arasında basınç farkı yoksa rüzgarın esmesi beklenemez.

    Rüzgârgülüne neden bu isim verilmiştir?
    Rüzgârların geldikleri yönü göstermek için bir kadranın üzerine bir çeşit gül resmi çizilir, bunun okları da bir gülün taç yaprakları gibi merkezden çevreye doğru yayılır. 16 doğrultusuyla rüzgârgülü açmış taçyapraklı bir gülü anımsattığı için böyle isimlendirilmiştir.

    Rüzgarlı ve Yağışlı Havalarda Televizyon Görüntüleri Neden Bozulur?
    Yağışlı ve rüzgarlı havalarda atmosfer yoğunluğu fazladır; dolayısıyla uydulara gönderilen ve uydulardan yansıyan ışın demetleri, çok yoğun ortamlarda kayba uğradığından; görüntüler bozulur, seslerde hışırtılar oluşur.

    Sera etkisi nedir?
    İnsanların sanayide ürettikleri kloroflorokarbon gazları, orman ve fosil yakıtların yanmasıyla açığa çıkan is, duman ve karbondioksit güneşten gelen kısa dalga boylarına sahip ışınların geçmesine olanak verirken, dünyadan atmosfere yansıyan uzun boylu ışınların geçmesini engeller. Bu nedenle yansıyan ısının bir kısmı hapsedilmiş olur. İşte bu durum “sera etkisi” olarak nitelendirilir.

    Sis nedir, nasıl oluşur?
    Sis, yeryüzüne inip her şeyi saran, uzağı görmeyi engelleyen kalın ve yoğunlaşmış su buharı katmanıdır. Atmosferdeki su kaynaklarından buharlaşan nemli hava kütleleri soğuk bir ortam ve yüzey ile temas ettiğinde yoğunlaşır ve sis meydana gelir. Bu nedenle sis genelde havanın en soğuk olduğu sabah saatlerinde gözlenir.

    Soğuk havalar da niçin ağzımızdan duman çıkar?
    Solunum sırasında akciğerlerimiz, genelde vücutta bulunan su buharının bir kısmını dışarıya atar. Fakat soğuk hava akciğerlerimizden gelen ılık su buharını yoğunlaştırır. Sıkışan ve bir araya gelen su damlaları ise ağzımızdan çıkışta bir duman görünümü alır.

    Soğuk kış gecelerinde kar yağdığında hava çok soğuk olmaz, neden?
    Karın yağması için havanın neme iyice doyması gerekir. Bu ise havada bulut yoğunluğunun fazla olması anlamına gelir. Bulutlar yeryüzünün ışınım yoluyla atmosfere verdiği ısıyı azaltarak ayaz oluşumunu engeller. Ayrıca kar yağışı sırasında aniden buza dönüşen su damlacıklarının faz değişimleri sırasında ortaya çıkan gizli enerji de atmosferin ısınmasında etkilidir.

    Sürekli Rüzgarlar ve Okyanus Akıntıları Neden Sapmaya Uğrar?
    Dünya, ekseni etrafında batıdan doğuya doğru dönerken; bir doğru boyunca yol alması gereken sürekli rüzgarlar ve okyanus akıntıları; dünyanın doğuya doğru olan hareketi nedeniyle, yer değiştirerek hareket etmiş olur. Bu yer değiştirme; dünyanın dönme yönüne bağlı olarak; Kuzey Yarımkürede hareket yönünün sağına, Güney Yarımkürede ise soluna doğrudur.

    Tarlalarda toprağa neden gübre karıştırılır?

    Toprakta yetiştirilen tarım ürünleri toprağın ihtiyacı olan minerallerin önemli bir kısmını tüketirler. Oysa azot, fosfat, potasyum, magnezyum ve kükürt gibi mineraller bitkilerin yetişebilmesi için önemli bir ihtiyaçtır. Çünkü bitkiler besinlerini topraktan alırlar. Bu nedenle toprağa gübre katılmazsa, toprakta mevcut mineraller tükenir. Böylece yetiştirilen yeni tarım ürünlerinin verimi azalır.

    Türk Mutfağının Çok Zengin Olması Neye Bağlıdır?
    Gerek matematik konum koşulları, gerekse yer şekillerinin çeşitliliği nedeniyle Türkiye’de birden fazla iklim çeşidi bulunmaktadır. İklim çeşitliliğine bağlı olarak; tarımsal ve hayvansal ürün çeşitliliği de fazladır. İşte bu hammadde çeşitliliği, Türk mutfak kültürünün gelişip zenginleşmesinde temel etkendir.

    Türkiye’deki Nüfusun Büyük Bir Kısmı Kıyı Kesimlerinde Toplanmıştır, Neden?
    Denizlerin ılımanlaştırıcı etkisi, kıyı bölgelerinin iklimini olumlu yönde etkilemiştir. Ayrıca kıyı bölgelerinde yağış miktarı daha fazla, su kaynakları ve doğal bitki örtüsü daha zengindir. Kıyılarda; deniz taşımacılığı, balıkçılık, tarım ve kıyı turizmi olanaklarının bulunması da nüfusu çeken etkenler arasındadır. Bu nedenlerden dolayı; Türkiye’deki nüfusun büyük kısmı kıyı kesimlerinde toplanmıştır.

    Ulusal Saatler Neden İleri Alınır?
    Bir çok ülkede güneş; yazın daha insanlar uyurken doğar. Bu da, aydınlık saatlerin bir bölümünün boşa geçmesine neden olur. Bu nedenle; saatler ileri alınarak, güneş ışığından daha çok yararlanılması amaçlanır.

    Uzay Neden Simsiyahtır?
    Dünya atmosferinde ki hava; toz ve su damlacıkları, güneş ışığındaki mavi rengi diğer renklere oranla saçtıklarından; dünyada gökyüzü mavi renkte görünür. Uzayda; güneş ışığını saçacak hava ve su olmadığından uzay simsiyah görünür.

    Yağmurun süresini ne belirliyor?
    Bulutlar genelde hareket halindedir. Bu nedenle yağış sırasında çoğunlukla bulutun tümü yağış olarak yeryüzüne inmez. Örneğin 800.000 litre su içeren 25 kilometrelik bir kümilo nimbus bulutunun ancak 3–15 kilometre arasındaki hücre kısmı yağış olarak düşer. Bu nedenle normal koşullarda yağış 30 dakika ya da en fazla bir buçuk iki saat sürebilir. Fakat yağış hücreleri atmosfer koşulları sonucu sürekli olarak yenileniyorsa yağış çok uzun süre devam edebilir.

    Yerdeki Gözlemler Nasıl ve Hangi Saatlerde Yapılır?
    Hava tahmini için yapılan gözlemlere sinoptik gözlem denir. Bu tür gözlemler bütün dünyadaki meteoroloji istasyonlarında Greenwich orta saatine ( GMT ) göre aynı anda yapılır. Greenwich boylamında saat 12.00 iken diğer ülkelerin yerel saatlerine göre de ölçümler yapılır. Örneğin; Greenwich’te saat 12.00’de yapılan bir sinoptik gözlem, yerel saatle Türkiye’de 15.00’te, Hindistan’da 18.00’de Avustralya’da 22.00’de, Orta Amerikada ise 05.00’de yapılır. Ölçülen bu değerler; ulusal meteoroloji istasyonlarına, buradan da uluslar arası toplama merkezlerine gönderilir. Uluslar arası merkezde işlenen bilgiler raporlar halinde kullanıcıların hizmetine sunulmak üzere ulusal merkezlere geri yollanır.

    Yerel Saat Ayarı Neye Göre Yapılır?
    Dünya ekseni etrafında döndüğünden; yeryüzündeki herhangi bir noktanın güneşin görünen durumuna göre konumu sürekli değişir. Dolayısıyla; güneşin önünden 1°lik meridyen yayı 4 dakikada geçer. Bu nedenle; peş peşe gelen meridyen yayları arasında, 4 dakikalık zaman farkı vardır. Ve herhangi bir yer üzerinden geçen meridyen güneşin tam karşısına geldiği anda;12.00'ye ayarlanan saat, o yerin yerel saat ayarı olarak kabul edilir. Ancak; saatlerde birlik sağlanması açısından 15° ve katlarının saatleri esas alınarak; ulusal saat ayarı yapılır. ( Örneğin; Türkiye yaz saati ayarını 45° doğu, kış saati ayarını ise 30°doğu meridyenine göre yapar. )

    Yerkabuğunu Oluşturan Plakalar Neden Hareket Eder?
    Yerkabuğunun derinliklerinde;mağma adı verilen,sıcak ve akışkan malzeme bulunur. Mağmanın çalkalanması; veya hareketlenmesi sırasında, onun üzerinde yer alan yerkabuğu da hareket eder.

    Yeryüzünden yükseklere çıkıldıkça Güneş’e yaklaşılmasına rağmen hava sıcaklığı neden azalır?
    Güneş ışınları atmosferden geçerken havayı ısıtmaz. Çünkü hava güneş ışınlarını fazla tutamaz. Yanan bir sobanın veya ateşin çevresine oturduğumuzda da benzeri bir durumla karşılaşırız. Sobadan ışımayla yayılan ısı havayı ısıtamadığı halde yüzümüzü ve bedenimizi ısıtır. Zira yüzümüz ışımayla gelen ısıyı yutarak onu ısı enerjisine dönüştürmüştür. İşte yeryüzünün ısınması da böyle olmaktadır. Işımayla yeryüzüne ulaşan ısı, yeryüzü tarafından yutulduğundan ısı enerjisine dönüşür. Yeryüzünde biriken ısı enerjisinin bir kısmı ışımayla atmosfere dönerek, atmosferin alttan üste doğru ısınmasına neden olur.

    Yüksek yerlere doğru çıkınca, kulaklarımız neden uğuldar ve tıkanır?
    Yükseklere çıkıldıkça, kulaklar bir süreliğine tıkanır, konuşulanlar zor anlaşılır hale gelir. Atmosferdeki gazlar insan vücudunda belli bir ağırlık yapar. Deniz seviyesinde havanın insan vücudunun 1 cm2’sine yaptığı ağırlık 1000 gramdır. Ancak yükseklere çıkıldıkça hava tabakasının kalınlığı ve yoğunluğu azalır. Örneğin havanın insan vücuduna yaptığı ağırlık 3000 metrede 700 grama, 1200 metrede 200 grama düşer. İşte, yükseklere doğru basıncın giderek azalması, insanın alıştığı normal basınçtan daha az ağırlık yapması nedeniyle insanların kulakları uğuldar ve tıkanır. Konuşulanlar zor anlaşılır, belli bir yükseklikten sonra baş dönmeye, nefes daralmaya başlar.

    Yün elbiseler neden sıcak tutar?
    Yün ipliklerinin dalgalı kıvırcıkları nedeniyle deriyle giyecek arasındaki hava tabakasının, yani vücut ısısının dışarı kaçmasına ve dışarıdaki soğuğun içeri girmesine engel olur. Yani yünlü giysi aslında ısıtmaz iyi bir yalıtkan görevi yaparak sıcak tutar.

    Ülkeler neleri ile ünlü, ülkeler ve ünlü yerleri, yazarları, ürü

    25/10/2008 · Kategori: Cografya_Odev

    ABD neleri ile ünlü
    Hawai Adaları, Kolarado Kanyonu (Büyük Kanyon), OSCAR Ödülleri (Hollywood), Dısneyland, Florida’daki Cap Canavarel Uzay Üssü (NASA), New York Şehri, Superior Gölü, Beyaz Saray, Pentagon, Yellowstone Milli Parkı, Kızılderililer, ABD’nin Simgesi Deniz Kartalı, San Fransisko Havaalanı, Yosemite ve Niagara şelaleleri,San Fransisko Köprüsü (Golden Gate) , Las Wegas, New Orleans (Caz müziğinin merkezi) Los Angelos (Hollywood) şehirleri, Harward,Yale üniversiteleri,Wall Street (New York Borsası) , Coca Cola,Pepsi, Mac Donalds,General Motors,Ford,Microsoft firmaları,Valley Kayalıkları (Arizona Çölü),Güney Dakotadaki dört Amerikan Başkanının büstünün bulunduğu Rushmoure Dağı,Jack London,Ernest Hemingway,John Steinbeck gibi yazarlar, Marilyn Monroe,Jane Fonda,E.Taylor,M.Brando,M.Streep,D.Hofmann,R.de Niro, Steven Spielberg,Michael Jacksen gibi sanatçıları,Times ve Neewsweek dergileri,Metropolitan Sanat Müzesi,Özgürlük Anıtı,Kaliforniyadaki Sekoya Ağaçları

    AFGANİSTAN
    Hayber Geçidi, Kaşmir Dokuması, Afgan Tazısı, Kabil Şehri,Hindikuş Dağları,Budda (Bamian) Kaya Heykelleri ve Tapınakları,(Taliban tarafından tahrip edildi)Halı Kilim Dokumacılığı,Mezar-ı Şerif ,Kandahar'daki Hırka-i Şerif Camii

    ALMANYA
    Otomotiv ( Mercedes, BMW, Opel, Wolkswagen ), Dayanıklı Tüketim Malları ( Bosch, Sıemens, Braun, Fakir, Mıele, Grundıg, Telefunken ), Bayer Kimya, Goethe, Brecht, Grass, Schiller, Thomas Mann, Remarque, Rilke Hienrich Böll gibi Yazarları, Beethoven, Bach, Brahms, Wagner,Robert Schuman gibi Müzisyenleri, Marx, Nietzche, Leibniz gibi Düşünürleri, Einstein, İmmanuel Kant, Martin Luther gibi Bilim Adamları, Michael Schumacher, Boris Becker, Franz Beckenbauer ( İmparator ) gibi sporcuları, Berlin ve Köln Katedralleri ile Bremen Mızıkacıları, Ren Havzası ( madencilik ), Lufthansa Hava Yolları, Berlin ( Berlin Duvarı, Brandenburg kapısı, Bergama Müzesi ) Hamburg, Frankfurt, ( Kitap Fuarı )Münih, Dresden Şehirleri

    ARJANTİN
    Tango Dansı, Eva Peron, Patagonya, Iguazu Şelalesi, And Dağları ve Aconcagua zirvesi ( Güney Amerikanın en yüksek zirvesi ) Büyükbaş Hayvan Besiciliği ve Arjantin Bifteği, Et, yün ve şarap üretimi, Başkent Buenos Aires, Colon Tiyatrosu, Jorge luis Borges

    ARNAVUTLUK
    Krom üretimi, İşkodra Gölü, Anavut ciğeri ve Arnavut böreği

    AVUSTURALYA
    Ayers Rock Kayalığı ( Dünyadaki en büyük monolit; Güneşin konumuna göre renk değiştirir. Aborjinlerin kutsal tapınağıdır.) Aborjinler ( Avustralya'nın kırkbin yıllık yerlileri ) Tasmanya Canavarı, Sydney’deki Opera Binası, Kanguru, Koyun Besiciliği, Okaliptus Ağaçları, Koala Ayısı ( keseli ayı ), Uçamayan Emu Kuşu, hertürlü sesi taklit edebilen Lir kuşu, Havlamayı bilmeyen köpek Dingo, Kakadu Ulusal Parkı, Melbourne Şehri, Büyük Mercan Kayalıkları, Yazar Patrick White

    AVUSTURYA
    Mozart, Schubert, John Straus, Haydn gibi bestecileri, başkent Viyana, Tuna Nehri, İnnsbruck ve Salzburg kayak merkezleri,

    AZERBAYCAN
    Azeri dansları, Hazar petrolleri

    BARBADOS
    Şekerkamışı, turizm

    BELÇİKA
    Demir-Çelik Endüstrisi, Anvers Limanı, Brüksel’deki AET Binaları, Atomium Heykeli, Brüksel Ulusal Tiyatro Binası, Brüksel ve Brügge Şehirleri, Kraliyet Güzel Sanatlar Müzesi, Brüksel Lahanası

    BELİZE
    Mercan resifleri

    BİRMANYA ( BURMA )
    İrrawadi Nehri, başkent Rangoon şehri, teak ağacı

    BOLİVYA
    Ülkenin Kurucusu Simon Bolivar, Kalay Madeni, Koka Bitkisi, Lama ve Alpacalar, Nevado de Llimani Dağları, Başkent La Paz ( dünyanın en yüksekte yer alan başkenti ) Tiahuannacu ve Aymara Kültürlerinin Kalıntıları, Potosi Şehri, Bolivya yaylaları

    BOSNA HERSEK
    Erik üretimi

    BREZİLYA
    Rio Karnavalı, Amazon Nehri, Tropikal Yağmur Ormanları, Kahve ve Muz Üretimi, Futbol, Iguazu Şelalesi, Şekerkamışı Üretimi ve İhracatı, Rio de Janerio Şehri ve Ünlü Copa Cabana Plajı, Sao Paulo, Brassilia ve Salvador Şehirleri, Mimar Oscar Niemeyer ( Başkent Brassilia'yı tasarladı ), Kahve satış limanı Santos şehri

    CEZAYİR
    Büyük Sahra Çölü, petrol ve fosfat üretimi

    ÇEK CUMHURİYETİ
    Tarihi dokusuyla ünlü başkent Prag, skoda otomobilleri, pilsener ( plzen ) birası, Bohemya kristalleri, Karsbald kaplıcaları, Vaclav Havel

    DANİMARKA
    Başkent Kopenhag, sığır eti, süt ve süt ürünleri, balıkçılık ( ringa, morina ), Hans Christian, Vikingler

    DOMİNİK CUMHURİYETİ
    Başkent Sano Domingo'daki Kristof Kolomb mezarı

    EKVATOR
    Muz Üretimi, Galapagos Adaları ( Darwinin Evrim Araştırmaları Yaptığı Adalar ), Mangrove Ormanları, Başkent Quito, Chimborazo Dağı, Tropikal Yağmur Ormanları, hasır şapka üretiminde kullanılan "kapok" ağacı

    ENDONEZYA
    Sumatra, Selebes, Cava, Borneo, Timor, Moluk, Bali adaları, kauçuk ve baharat ( Moluk Adası ) üretimi, Yağmur ormanları, çoğu volkanik 13.000 adası, 128 adet etkin yanardağ, Bali tapınakları güçlü, şanlı kent anlamına gelen başkent Cakarta, kazıklar üzerine kurulu evler, pirinç ve balık üretimi

    FAS
    Kazablanka şehri, fosfat üretimi, Rif Dağları

    FİLİPİNLER
    Sayısı 7000'e ulaşan ada, Tepesinde sarıçiçekler açan ve ülkenin simgesi olan “Narra ağacı” Bohol adasındaki karstik oluşumlu “çikolata tepeleri”

    FİNLANDİYA
    Fin Hamamı ( Sauna ), Ren Geyikleri, Buzul Gölleri, Zambak Çiçeği, Nokia Cep Telefonları, Ormanları, Lapplar ( Samiler ) ve Kültürleri, Kağıt Üretimi ve İhracatı, Rauma ve Helsinki Şehirleri

    FRANSA
    Kozmetik ( Vıchy, Loreal, Nıvea, Roc ) ve Otomotiv Endüstrisi ( Renault, Cıtroen,Peugot ) Cannes Film Festivali, Eyfel Kulesi, Versailles Sarayı, Champs Elysee Bulvarı Fransız Rivierası ( St.Tropez, Cannes, Nice ), Şarap ve Şampanya Üretimi, Moda’nın Merkezi Paris Şehri, Victor Hugo, Balzac, J.J.Roussou, Voltaire, Sartre, Moliere, Descartes, Montesguieu, Diderot, Stendhal, Emile Zola, Albert Camus gibi yazarları, Paul Gauguin, P.Cezanne, Renoir, Monet gibi Ressamları,J. P. Belmando, G.Depardieu, J.BinOche, I.Huppert, Notre Damus, Isabella Adjani Gibi Sinema Sanatçıları, Fransa Bisiklet Turu, Fransız Mutfağı, 1789 Fransız Devrimi, Mont Blanc Dağı, Napolyon Bonapart, Charles de Gaulle gibi Siyasetçileri, Normandiya Çıkarması, Paris Metrosu, Notre Dame Kamburu, HızlıTren, Sen ve Ren Nehirleri, Sarbonne Üniversitesi

    GÜNEY AFRİKA CUMHURİYETİ
    Ümit Burnu, Altın, Zümrüt, Elmas gibi yeraltı zenginlikleri, Nobel barış ödülü efsanevi lideri Nelson Mandela

    GÜNEY KORE
    Hyundaı Otomotıv ve Elektronik Endüstrisi, KIA, Samsung

    HAİTİ
    Kaplumbağa adası

    HIRVATİSTAN
    "Dalmaçya tipi kıyıları ve adaları," Zagrep şehri, turizm

    HİNDİSTAN
    Tac Mahal ( Agra ), Amristar Altın Tapınağı ( Sih Tapınağı ), İndus ve Ganj Nehirleri, Bilgisayar Yazılımı, Çay, Pirinç ve Hint Keneviri Üretimi, Mahatma Gandhi, Tagore, Salman Rüştü, Bombay, Kalküta, Yeni Delhi Şehirleri, Himalaya Dağları, Hindistan Cevizi, Mango Meyvesi, Budizm Dini, Ayur Veda, Sankrist Dili ve Alfabesi, Vittala ve Dilwara Tapınakları, Kobra Yılanları ile Ünlü Hint Fakirleri

    HOLLANDA
    Haarlem Lale Bahçeleri, Yel Değirmenleri, Montofon ve Holstein Cinsi İnekleri, Peynir Üretimi, Denizin Doldurulması İle Oluşturulan Topraklar (Polderler), Çiçek Bahçeleri, Rotterdam Limanı, Amsterdam, Den Haag (insan hakları mahkemesi) ,Lahey (uluslararası adalet divanı) ve Maastricht Şehirleri, Van Gogh, Rembredant gibi Ressamları

    HONDURAS
    Kahve, muz

    IRAK
    Babilin Asma Bahçeleri (Semiramis ), Hurma Üretimi, Bağdat Şehri, Petrol Yatakları, Şattülarap Nehri,Uruk ve Ninova harabeleri,Bağdat,Basra, Kerbela şehirleri

    İNGİLTERE
    Thames Nehri, Brıtısh Museum, Oxford Üniversitesi, Tower Brıdge, Bıg Beng Saat Kulesi, Wembley Stadı, Wımbledon Tenis Turnuvası, M.Jagger ( R.Stones ), P.Collins, Queen ( Fredy Mercury ), Rooben Hood ,İngiliz Porseleni, Çay Kültürü ( Beş Çayı ), İngiliz Pubları, Lordlar Kamarası, Londra, Liverpool, Birmingham şehirleri, Hyde Park, Endüstri Devrimi, Londra Borsası, Soldan akan Trafik, Kraliçe Elizabeth, İnç, Mil gibi ölçü birimleri, Francis Bacon, Bertrand Russel, Sheakespeare, Charles Dickens, George Orwell, Agatha Christie, Harold Pinter gibi yazarları, Windsor Kraliyet Sarayı, Devler Kaldırımı, Balmumundan ünlü heykellerinin sergilendiği Madame Tussaud Müzesi

    İRAN
    El Dokuması İpek, Tebriz, Isfehan, Şiraz Halıları, Cam ve Gümüş İşçiliği, Petrol Yatakları, Havyar,Tahran,İsfehan,Tebriz,Şiraz,Kum ve Meşhed şehirleri,Elbruz Dağı, Zerdüştlük,Bahailik Dinleri,Pehlevi Hanedanı,Humeyni,Minyatür resimleri, Seramik işlemeciliği,Hafız,Eşref,Hayyam ve Nizamilmülk gibi yazarları

    İSKOÇYA
    Gayda Çalgısı, İskoç Viskisi, Erkek İskoç Eteği, İlk Klonlanan Koyun Dolly, Edinburgh ve Glasgov Şehirleri, Sean Connory

    İSPANYA
    Boğa Güreşleri, Flamenko Dansı, El-Hamra Sarayı, Mayorka, Minorka İbiza Adaları( Balear Adaları ), Fiesta, Zeytinyağı, Seat Otomotiv, Barcelona, Madrid, Granada, Sevilla, Cordoba, Santiago de Compostela Şehirleri, Rioja Şarapları, Pamplona ( Boğa Güreşi Festivali ), Kanarya Adaları, Sevilla, Toledo, Salamanca ve Barcelona Katedralleri, Cordoba Camii, Kraliyet Ailesi, Picasso, Salvador Dali, Goya, El Greco gibi ressamlar, Luis Aragon, Cervantes ( Don Kişotun Yazarı ), Garcia Lorca gibi yazarlar, Carlos Saura ( Carmen ), Antonio Banderas, Penolepe Cruz, Luis Bunuel, Pedro Almodevar gibi sinema sanatçıları

    İSRAİL
    Kudüs şehri, Ağlama duvarı, Yafa portakalı, Lut ve Teberiye gölleri, Necef Çölü, Şeria Irmağı

    İSVEÇ
    Nobel Ödülleri, Ericsson Cep Telefonları, Volvo Marka Otomobil, İkea ( Mobilya Firması ), Astrid Lindgren ( Masal Kitabı Yazarı ), Selma Lagerlöf, Ren Geyikleri, Olof Palme, ( unutulmaz başbakan ), Stockholm, Malmö, Göteborg Şehirleri, Alfred Nobel, Öoland Adası, Lappland Bölgesi ( yazın uzun gündüzleri ile ünlü ), İngmar Bergman

    İSVİÇRE
    Saat Üretimi, Çikolata Üretimi, Kış Sporları, Gölleri, Doğal Güzellikleri, Bankacılık Sistemi, Cenevre ( Pek çok uluslararası kuruluşun merkezi ) Bern, Zürih Şehirleri, Davos Şehri ve Toplantıları, Alp Dağları, Kara ve Demiryolu Tünelleri, İlaç Endüstrisi, Rutli Çayırları, milli kahramanları Guillaume Tell

    İTALYA
    Pisa Kulesi, Rönesansın Merkezi Floransa Şehri ( Roma ), Kanalları ve Gondolları ile Ünlü Venedik Şehri, Sardunya ve Sicilya Adaları, Etna ve Vezüv Yanardağları, Modanın Merkezi Milano Şehri, Deri, Gözlük , Giyim ( Benotton, Dıesel ), Otomotiv ( fiat,alfa romeo, ferrari,i veco ) ve Zeytinyağı Sanayii, Spagetti ve Pizza, Şarap ( Cianti ), Pavarotti, Rossini, Vivaldi, Puccini gibi Müzisyenleri, Leonardo Da Vinci, Fellini, Michelangelo, Raffael, Boticelli, Marco Polo, Roma, Cenova, Torino, Napoli, Palermo Şehirleri, Alp Dağları, Toskana Bölgesi, Collosseum, Dante Alleghri, Carlo Levi, Umberto Eccho, Giovanne Bocacccio Gibi Yazarları, Sophia Loren, Ornella Muti Gibi Sinema Sanatçıları, Abruzzo Ulusal Parkı, Gard köprüsü

    İZLANDA
    Balık Avcılığı, Volkanik Arazi ve Gayzerler ( Ateş ve Buzlar Ülkesi ), Geleneksel Koyun Yetiştiriciliği, Başkent Reyjkavik, Gullfoss Şelalesi, Edda Destanı,Sky tatlısı, Saga halk öyküleri, Reyjkavik turfandalıkları

    JAMAİKA
    Boksit üretimi, ( Alüminyumun hammaddesi ) Atletizm sporu, şeker kamışı ve muz üretimi

    JAPONYA
    Fuji Yanardağı, Çiçek Süsleme Sanatı ( İkebana ), Bonzai ( Küçük Ağaçlar ), Kimono ( Geleneksel Giysi ) , Otomotiv Endüstrisi( Honda, Mazda, Toyota, Mitsibusi, Isuzu ) Elektronik Eşya ( Sony, Sharp, Canon, JVC, Yashica ) ve Bilgisayar, Optik Aletler, Balık Avcılığı ( Suşhi ), Geyşalar, Sergei İmamura, Akira Kurosava Gibi Sinema Yönetmenleri, Sumo Güreşi, Tokyo, Kyoto,Nagasaki, Hiroşima Şehirleri, Depremlere Dayanıklı Yapıları, Hızlı Trenler, Budizm, Zen Budizm ve Şintoizm Dinleri

    KAMBOÇYA
    Kızıl Khmerler, Mekong Nehri, Budha Heykeli, Budha rahiplerince kutsal sayılan Angkor-vat şehri, Teak ağacı, pirinç

    KANADA
    Ülkenin Simgesi Akçaağaç, Kutup Ayıları, Eskimolar(İnuit=insan), Balık Avcılığı, Kağıt Sanayi, Calgary Kış Olimpiyatları, Kış Mevsimi,Toronto Televizyon Kulesi,Tundralar ve Buzullar,Ulusal Parklar,Ottawa,Toronto,Montreal,Calgary,Quebec,Van couver Şehirleri,Niagara Şelalesi

    KAZAKİSTAN
    Baykal ve Aral gölleri, Kızılkum Çölü, Seyhun Nehri ( Sir-i Derya ), Baykonur uzay üssü

    KENYA
    Nairobi ve Mombasa Şehirleri, Masai Yerlileri, Klimanjaro Volkanik Dağı, Safari Turları, Tsavo ve Masai Mara Ulusal Parkları, Nakuru Gölü, Rift Vadisi

    KOLOMBİYA
    Zümrüt Madeni, Medelin, Gabriel Garcia Marguez, Başkent Bogota, Altın Zenginliği ve Başkent Bogota'daki Altın Müzesi ( dünyada birinci ), Nevada del Ruiz ve Nevada del Tulima Volkanik Dağları, Kok Ağacı, Kahve Bitkisi ve ihracatı, Olmek Büstleri, Dünyanın en zengin kuş çeşidi

    KUVEYT
    Petrol Yatakları,Kraliyet Ailesi

    KÜBA
    Havana Purosu ,Havana, Dansları ( rumba, mambo, konga, salsa, Küba bolerosu )Efsanevi Lider Fidel Castro, Şekerkamışı ve tütün Üretimi, Başkent Havana, atletizm, voleybol, boks gibi spor dalları

    LİBERYA
    Deniz ticaret filosu

    LİBYA
    Petrol Yatakları, Çöl Bedevileri, Muammer El Kaddafi, Fizan Çölü

    LÜBNAN
    Beyrut Şehri, Lübnan Sediri

    LÜKSEMBURG
    Demir rezevleri ve demir-çelik sanayi

    MACARİSTAN
    Balatan Gölü,Hun İmparatorluğu,Atilla,Bela Bartok (Besteci) İmre Kertez,Zoltan Fabri,Başkent Budapeşte

    MADAGASKAR
    Boabab Ağaçları ( Maymun Ekmeği Ağaçları ), Madagaskar Maymunu ( Katta ), Mahafaly Mezarlıkları ( Doğa Dinine ait ), "zebu" adı verilen hörgüçlü sığırlar, 800'ü bulan kelebek türü

    MAKEDONYA
    Mostar Köprüsü, başkent Üsküp

    MALDİVLER
    Mercankaya adaları, turizm

    MALEZYA
    Petrona Towers İkiz Kuleleri, Palmiye Yağı, Kauçuk, Kereste, Kalay, Başkent Kuala Lumpur, Tropikal Ormanlar, Taman Negara Ulusal Parkı

    MALTA
    Malta Şövalyeleri, Malta Eriği, Turizm,Başkent Valetta

    MEKSİKA
    Maya ve Aztek Uygarlıkları, Mısır Cipsi, Acapulco Sahilleri, Hasır Meksika Şapkası, Meksika Yemekleri, Viva Zapata, Pancho Villa, Meksiko City Şehri, Tikal Harabeleri, Barracana Del Cobre Kanyonu ( 1200 metre derin ) Frida Kahlo, Octavia Paz, Carlos Fuentes gibi sanatçıları, "hacienda" adı verilen büyük çiftlikler, gümüş ve petrol üretimi, domates ve bal üretimi

    MISIR
    Keops, Kefren, Mikerinos ve Gize Piramitleri, Nil Nehri ve deltası, Süveyş Kanalı, Pamuk ve hurma Üretimi, Kahire, İskenderiye Şehirleri, Assuan Barajı, Neferetetti, Tutan Kamon, Ramses, Ömer Şerif, Sina Yarımadası, El-Ehzer Üniversitesi, Papirus, Çöl Arazisi, Luxor Şehri ve Harebeleri ( Abu-simbel, Ramses obeliksi ) Kral Faruk, Cemal Abd-el nasır, Enver Sedat, İskenderiye feneri

    MOĞOLİSTAN
    Yurt Adı Verilen Moğol Çadırları, Taşlık Gobi Çölü, Kımız İçkisi, Kubilay Han, Cengiz Han, Timurlenk, Başkent Ulan Bator, Göçebe yaşam

    MONACO
    Monte Carlo'nun kumarhaneleri, okyanus müzesi, otomobil yarışları, turizm

    NAMİBYA
    Namib Çölü, Etoşha Ulusal Parkı, Büyük Balık Irmağı Kanyonu

    NİJERYA
    Nijer Nehri, Mangrov ormanları, petrol ve doğalgaz rezervleri, kakao üretimi, yağmur ormanları, konuşulan 500 farklı dil, Wase Kayası

    NİKARAGUA
    Sandinista gerillaları

    NORVEÇ
    Vikingler, Balık Avcılığı, Sogne Fiyordu, Orman Ürünleri, Kuzey Denizi Petrolleri, Henrik İbsen ( Yazar ), Somon ve Ringa Balığı Üretimi, Kağıt Üretimi ve İhracatı, Ren Geyikleri, Kutup gece ve gündüzleri, Denizci Kızıl Erik ( Kristof Kolombdan 500 yıl önce Amerika kıtasına ayak basmıştır.)

    ÖZBEKİSTAN
    Semerkant ve Buhara ile Taşkent Şehirleri, Pamuk Üretimi, İpek Yolu,Kızılkum Çölü,Aral Gölü

    PAKİSTAN
    İndus Nehri

    PANAMA
    Panama Kanalı, bakır rezervleri

    PERU
    İnka Uygarlığı, Nazca Çölü ve Dev Nazca Heykelleri, Titicaca Gölü, Balıkçılık, Koka Bitkisi, yük hayvanı "lama" ile yün üretiminde yararlanılan "alpaka," And Dağları, Machu Picchu Harabeleri, Huaca del Sol ( Güneş Piramidi ), Lima Şehri, İnkaların Başkenti Cuzco Şehri

    POLONYA
    Polka Dansı, Varşova’daki Bilim ve Kültür Sarayı,Varşova ve Krakov Şehirleri,Solidarnosc Sendikası,Lech Walesa,Auschwitz (Oswiecim) Nazi Toplama Kampı

    PORTEKİZ
    Lizbon Şehri, Asor Adaları, Kristof Kolomb, Magellan, Bartolomeu Dias, Vasco de Gama gibi gezginleri ve deniz seferleri, Maderia Adası, Fadango ve Fado Müziği, Fatima, Porto Şehri, Karanfil Devrimi, Porto şarabı

    PORTO RİKO
    Salsa dansı

    ROMANYA
    Karpat Dağları, Karpatların maradonası George Hagi, Nikolay Çavuşesku

    RUSYA FEDERASYONU
    Kızılmeydan, Kremlin Sarayı, Moskova Metrosu, Bolşoy Opera ve Balesi, Moskova Sirki, Tayga Ormanları, Sibirya Ovaları, San Petersburgun ( Leningradın ) Beyaz Geceleri , Lenin, Stalin Gibi Politikacıları, Tolstoy, Çehov, Turgenyev, Mayakowski Dostoyevski, Gogol, Pasternak, Ehrenburg Gibi Yazarları, Rahmaninov, Çaykovski Gibi Müzisyenleri, Rudolf Nureyev, Wladivostok, Nowgorad ve İrkutsk Şehirleri,Yenisey, Don, Obi ve Lena Nehirleri, Çarlık Yönetimi ve Ekim Devrimi, Baykal Gölü, Trans Sibirya Demiryolu, Mihail Gorbaçov, Boris Yeltsin Gibi Siyaset Adamları, Anna Kournokovika ( Tenisçi )

    SEYLAN ( SRİ LANKA )
    Yatan Budha Heykeli, Seylan çayı

    SUDAN
    Nübye Çölü, pamuk üretimi, Afrika kıtasının en geniş alanlı ve ençok komşuya sah ip ( 10 ülke ) ülkesi

    SURİYE
    Şam ( Damascus ) ve Halep Şehirleri, Golan Tepeleri, Caber Kalesi, Zengin Mutfak Kültürü

    SUUDİ ARABİSTAN
    Kabe’deki Hac ve Umre Ziyaretleri, Arap Atları, Petrol Zenginliği, Hurma Üretimi, Nüfud,Rubulhali ve Deha Çölleri, Mekke ve Medine Şehirleri,Cidde Havaalanı,Suud Ailesi ve Kraliyet Yönetimi,Deve Kervanları

    ŞİLİ
    Bağcılık ve Şarap Üretimi, Bakır Üretimi, Pablo Neruda, Atacama Çölü, Başkent Santiago, Salvador Allende, A.Pinochet, And Dağları, Dev taş heykelleriyle ünlü Paskalya Adası

    TAHİTİ
    Turizm

    TAYLAND
    Çivi Adası, Fil Yarışları, Bangkok Şehri, Tayland Uçurtmaları, Maymun Festivali, Kwai Köprüsü, Budist Tapınakları, Kauçuk Üretimi, Mekong Nehri ve Deltası, Siyam Kültürü ve Kedisi, Başkent Bangkok'un su üstündeki evleri ( Klongları ),Fra-Patom-Şedi Tapınağı

    TAYVAN
    Gece Kulüpleri, Taipeh Şehri, Elektronik Eşya Üretimi, Chiang-Kai-Shek Müzesi, 501metrelik yüksekliği ile dünyanın en yüksek binası olanTaypey gökdeleni

    TİBET
    Tibet Öküzü (yak ), Tibet Rahipleri, Lhasa Şehri, Dalay Lama, Potala Sarayı

    TUNUS
    Zeytin ve Zeytinyağı Üretimi, Turizm, Kartaca Harabeleri,Şott Cerid Gölü, Şot adı verilen tuzlu ve sığ göller, Atlas Dağları, İslam mimarisi, Matmata'daki Mağara Evler

    TÜRKİYE
    Yoğurt, İstanbul Şehri, Kız Kulesi, Peribacaları, Pamukkale, Türk Döneri, Türk Mutfağı,Nemrut Dağı,Truva Atı,Efes Antik Kenti,Ağrı Dağı,Türk Rakısı,Topkapı Sarayı,İstanbul Boğazı,Truva,Efes,Bergama Harabeleri,Ayasofya Camii, İstanbul ve Çanakkale Boğazları,Kazdağı (İda),İstanbul,Antalya,İzmir,Ankara Şehirleri

    TÜRKMENİSTAN
    Pamuk Tarımı,Aşkabat Şehri,Karakurum Çölü,Petrol ve Doğalgaz Üretimi

    UKRAYNA
    Kiev ve Yalta şehirleri, Donets kömürleri, Krivoy Roy demirleri, Çernobil Nükleer Santrali

    URUGUAY
    Parana Irmağı ve Parana halici, inek ve danaları ( Güney Amerikanın İsviçre’si )

    ÜRDÜN
    Lut Gölü (Ölüdeniz),Haşimi Krallığı,Amman ve Akabe Şehirleri,Wadi Rum

    VATİKAN
    Katolik Kilisesi , Papa, Hırıstıyanlığın Merkezi

    VENEZUELLA
    Angel Çağlayanı, Petrol Yatakları, Muz Üretimi, Güzellik Kraliçeleri,Caracas Şehri,Orinoco Nehri

    VİETNAM
    Along Koyu, Angkor Vat Tapınağı

    YEMEN
    Kahve Üretimi,Başkent Sana ve Sana Şehrinin ünlü Kerpiç Mimarisi

    YENİ ZELANDA
    Maori Yerlileri, Koyun Yetiştiriciliği ve yün üretimi, Başkent Wellington, Waitomo mağaraları

    YUNANİSTAN
    Antik Yunan Mitolojisi ( Helen Kültürü ), Atina’daki Akropol Tepesi, Aynaroz Kayalıkları, Rodos ve Girit Adaları, Deniz Ticaret Filosu, Sirtaki, Olimpos, Delphi, Athos Dağı ve Rahipleri, Maria Callas, Nikos Theodorakis, 12 Adalar, Papandreu, Onasis, Başkent Atina, Korint Kanalı, Zeytinyağı üretimi,Hipokrat Yemini ( Doktorlar için )

    ZAİRE ( KONGO )
    Tanganika Gölü, manyok ve şekerkamışı üretimi

    ZAMBİYA
    Zambezi Çağlayanları, Güney Luangwa Ulusal Parkı

    ZİMBABWE
    Zambezi Irmağı, Hwange ulusal parkı, Viktorya ve Inyangambe çağlayanları, Kariba Gölü

    « Önceki :: Sonraki »