Dikkat Chat Kutusu Siteden Kaldırılmıştır. Sohbet etmek için burayı tıklayın
camween.com

Sayfada Arama yap

Tiyatro terimleri sözlüğü Tiyatro terimleri hakkında bilgi tiyatro terimleri nedir

13/12/2008 · Kategori: Ingilizce Zamanlar - English Tenses

Tiyatro Terimleri


Adapte nedir: Yabancı bir eseri yer adları, şahıs adları, deyimleri, gelenek ve görenekleriyle yerli hayata uygulayarak çevirme; uyarlama.

Adaptasyon nedir: Adapte etme. uyarlama.

Aksesuar nedir: Tiyatro sahnesinde kullanılan eşya.

Aksiyon nedir: Roman, hikâye, tiyatro vb. türlerde konuyu genişleten asıl olaylar. Genel anlamıyla hareket.

Aktör nedir: Erkek tiyatro sanatçısı.

Aktrist nedir: Kadın tiyatro sanatçısı.

Akustik nedir: Tiyatro, konser salonu ve benzeri kapalı yerlerin, sesleri bozmadan yansıtabilme özelliği.

Antik tiyatro nedir: Eski Yunan - Lâtin tiyatrosu.

Darülbedayi nedir: İstanbul Şehir Tiyatrosunun eski ismi. 1914'te kurulmuştur.

Dekor nedir: Tiyatroda, sahneyi eserin konusuna göre döşeyip hazırlamada kullanılan eşyanın toplu adı. Üç çeşit dekor vardır: realist dekor, şairane dekor, stilize dekor.

Diksiyon nedir: Tiyatro ve benzeri edebiyat türlerinde dilin müzik karakterini başarı ile yaşatabilme yeteneği. Tiyatro okullarında ders olarak okutulmaktadır.

Diyalog nedir: İki kişi arasında karşılıklı konuşma. Roman, hikâye ve tiyatroda kahramanların konuşmaları.

Döşeme nedir: Türk Halk Edebiyatında "başlangıç" karşılığı kullanılan bir kelime.

Dramatize etmek nedir: Bir olayı, duyguyu, düşünceyi canlandırarak anlatmak; (mec.) bir vak'ayı olduğundan daha acıklı bir şekle sokmak.

Dublör nedir: Tiyatroda ve sinemada bir rolün yedek oyuncusu.

Entrik unsur, Entrika nedir: Roman, hikâye ve tiyatro türlerinde, olayların okuyucuda ya da seyircide merak uyandıracak şekilde birbirine dolanması.

Epizot nedir: Bir hikâyede asıl olaya karışan ikinci derecede önemli bir olay. Bugünkü perde karşılığı.

Fantazi pastoral nedir: Çobanların hayatını fantazilerle süsleyerek anlatan tiyatro çeşidi.

Fars (Farce) nedir: Komedinin, sanat yönü az, kaba bir türü. Çok eskiden tiyatrolarda perde arası gösterisiydi, sonra bağımsız oldu.

Fasıl nedir: Bölüm. Tiyatroda perde karşılığı kullanılmıştır. Karagöz oyununda belli bir vak'anın geçtiği bölüm.

Feeri nedir: Masalların tiyatro sahnesinde dramatize edilmesinden doğma, cinlerin perilerin de rol aldığı bir tiyatro türü.

Grotesk n e demektir: Gülünç, güldürücü.

Jest nedir: Tiyatro sahnesinde, sanatçıların bütün el, kol, ayak ve benzeri beden hareketleri.

Kabare tiyatrosu tanımı nedir: Daha çok güncel konuları iğneleyici, taşlayıcı biçimde ele alan skeçlerin oynandığı, monologların, şarkıların ve şiirlerin söylendiği küçük tiyatro.



Kanto ne demektir: Tanzimat Dönemi'nde Türk sahnesinde azınlık aktristlerce bağlatılan oyunlu ve neşeli şarkılar.

Koro nedir: Eski Yunan tiyatrosunda bir grup erkek ve kadından kurulu şarkıcılar topluluğu. Oynanan eserin konusuna da katılırlar ve eserdeki olaya karşı, toplumun duygu ve düşüncelerini temsil ederlerdi. Hayvanlar, ağaçlar, bulutlar yerine sembol olarak kullanıldıkları da olmuştur.

Kostüm nedir: Tiyatroda sanatçıların giydiği oyuna uygun kıyafet.
Kulis: Tiyatroda, sahnenin arkasında bulunan kısım; sahne arkası.

Maket nedir: Tiyatroda dekor taslağı.

Makyaj nedir: Tiyatro ve sinemada sanatçıların yüzlerinde boya ve başka maddelerle yapılan tuvalet ve değişiklikler.

Mimik nedir: Bir duygu veya düşüncenin kaş, göz. ağız, yüz hareketleriyle anlatılması.

Mizansen nedir: Bir tiyatro eserinin sahneye konması, sahneye göre düzenlenip uygulanması.

Monolog nedir: Tek kişinin konuşması. Tek kişilik taklitli bir komedya türü. İnsanın içinden kendisiyle konuşması.

Muhavere nedir: Konuşma. Tiyatro, roman, hikâye, fabl, röportaj ve benzeri türlerde kahramanların konuşmaları.

Pandomim nedir: Sessiz hareket. Sessiz hareketler, jestler, yüz ifadeleri ve kostümler yoluyla duyguları, düşünceleri, tutkuları anlatmaya yarayan tiyatro çeşidi.

Perde nedir: Tiyatro eserinde bir perdenin açılmasından kapanmasına kadar geçen bölüm.

Piyes nedir: Tiyatro eseri.

Reji nedir: Sahneye koyma ve yönetme işi.

Rejisör nedir: Sinema ve tiyatroda, eserin sahneleninceye veya seyirci önüne çıkıncaya kadar geçirdiği her anı yöneten kimse; yönetmen.

Repertuvar nedir: Opera, operet ve tiyatro topluluklarının bir oyun mevsiminde gösterecekleri eserlerin listesi.

Rol nedir: Opera, operet, tiyatro ve benzeri sahne sanatlarında, oyuncuların, eser kişilerini sahnede canlandırmaları.

Rövü (revü) nedir: Tiyatroda, eserden önce gösterilen müzikli ve danslı oyun.

Sahne nedir: Tiyatro. Tiyatro sahnesi. Tiyatro eserinde bir per****k bölümün, dekor bakımından değişik olan küçük kısımları. Bir per****k bölüm içinde, kişilerin girip çıkmasıyla değişen topluluk, meclis. Yapılarına göre tiyatro sahneleri şunlardır: sabit sahne, döner sahne, asansörlü sahne.

Sahne eseri nedir: Tiyatro eseri, piyes.

Senaryo nedir: Tiyatroda yazılı metin. Sinemada filmin konusunun yazılı şekli.

Suflör nedir: Tiyatroda, kuliste durarak oyunculara sözlerini fısıltıyla söyleyip hatırlatan yardımcı.

Şakşak nedir: Ona oyununda Pisekâr'ın elinde bulunan kapalı yelpazeye benzer bir gürültü aracı. Vuruşlarda ses çıkarır.

Tablo nedir: Tiyatro eserlerinde, perdeden daha küçük bölümlerin her biri. Bir perde çeşitli lablolara bölünmüş olabilir.

Takım nedir: Orta oyununda kişiler, rol alan bütün sanatçılar.

Temaşa nedir: Tiyatro.

Temsil nedir: Bir tiyatro eserinin oynanması.

Tirat nedir: Sahnede kişilerin birbirlerine karşı söyledikleri uzun sözler.

Tirajik nedir: Korku, sıkıntı, şiddetli heyecan veren veya korkunç, kötü, sonu ölümle neticelenen.

Trajikomik nedir: Hem acı, hem gülünç olayların anlatıldığı tiyatro. Olaylar gülünç ama olay kahramanları acınacak hâlde verilir.

Tuluat nedir: Tiyatro türlerinden biri. Sanatçılar, oynadıkları eserin konusuna bağlıdırlar; ama oyundaki sözleri içlerinden geldiği gibi söylerler. Yazılı esere uymak mecburiyetleri yoktur. Per**** orta oyunu da denir.

İngilizce Kurs Notları 1- ingilizce Zamanlar The Simple Present Tense The Simple Past Tense The Future Tense PRONOUNS Verilen Bir Cümlenin Zamanını Bulma Zamanların Kullanıldığı Yerler Present Tense’lerin Kullanıldığı Yerler

3/12/2008 · Kategori: Ingilizce Zamanlar - English Tenses

Zamanlar) LESSON 1

A) Simple: Do + V1

1.) Past (-di)
2.) Present (-ir)
3.) Future (-ecek)

B) Continuous: (-yor) Be + V1......ing

1.) Past (-yordu)
2.) Present (-yor)
3.) Future (-yor olacak)

C) Perfect: (-miş) Have + V3

1.) Past (-mişti)
2.) Present (-miş)
3.) Future (-miş olacak)

D) Perfect Continuous: (-mekte) Have Been + V1......ing

1.)Past (-mekteydi)
2.)Present (-mekte)
3.)Future (-mekte olacak)

To speak: Konuşmak

***Not: Bir fiilin mastarsız haline (to’suz) o fiilin birinci hali denir.

D) Perfect Continuous: (-mekte) Have Been + V1......ing


1.) The Present Perfect Continuous Tense: I have been speaking. (Konuşmaktayım)0,

2.) The Past Perfect Continuous Tense: I had been speaking. (Konuşmaktaydım)

3.) The Future Perfect Continuous Tense: I will have been speaking (Konuşmakta olacağım)
Not: İngilizcede, zaman ne olursa olsun bir cümlede yapılacak değişikliklerin hepsi
yardımcı fiil üzerinde yapılır.
Not: Formal yazışmalarda kesinlikle kısaltmalar yapılmaz.
Not: İngilizcede bir olayın basit olması demek, continuous olmaması demektir.
Not: Bir olayın perfect olması demek iki olaydan öncekini vurgulamak demektir. Tek başına bir perfect olaya nadiren rastlanır.
C) Perfect: (-miş) Have + V3


1.) The Present Perfect Tense: I have spoken. (Konuşmuşum)

2.) The Past Perfect Tense: I had spoken. (Konuşmuştum)

3.) The Future Perfect Tense: I will have spoken. (Konuşmuş olacağım)

B) Continuous: (-yor) Be + V1......ing


1.) The Present Continuous Tense: I am speaking. (Konuşuyorum)

2.) The Past Continuous Tense: I was speaking. (Konuşuyordum)

3.) The Future Continuous Tense: I will be speaking. (Konuşuyor olacağım)

V1 V2 V3
Be: am, is, are.......was, were...........been

Not: Her zamanda üç yapıyı bir arada gösterip üzerinde farklılığı görmek daha öğreticidir.
Continuous:Devamlı, devam eden.
Progressive:Kademe kademe gelişen.
Present:Şu an, hediye.
Not: Devamlı zamanları continuous ile ifade etmek daha uygundur. Con tinuous’ları anlatırken “Be” fiilleri ve bunların hallerinden bahsetmek verimliliği arttırır.
Not: Bir cümlenin zamanını öğrenebilmek için ilk önce yardımcı fiillere bakılır. Bu bize, bu cümlenin 4’lü gruptan hangisine gideceğimizi gösterir.

The student has been waiting for us.
My father will be repairing his car.
He had seen us.
We will have completed the study.
Not: Perfect’li cümleler tek başlarına bir yargı ile kullanılmaz. Daha iyi anlaşılsın diyebu cümleler verildi. Normalde bu cümleler ingilizcede yoktur veya eksiktir.


A) Simple: Do + V1


1.) The Simple Present Tense: (Geniş zaman) Ali speaks.(Ali konuşur)

2.) The Simple Past Tense: (Dili geçmiş zaman) Ali spoke.(Ali konuştu)

3.) The Future Tense: (Gelecek zaman) Ali will speak. (Ali konuşacak)
İngilizler dilde kısaltmayı çok severler. İngilizcede temel zamanları 4 gruba ayırarak inceledik. Simple dışındaki gruplarda yardımcı fiillerle zamanları çekiyor ve yardımcı fiillere bakarak cümlenin hangi zamanla kurulduğunu öğreniyoruz. Örneğin “have” varsa perfect, “be” varsa continuous’tur diyoruz. Bu yüzden İngilizler, simple dışındaki üç grupta kısaltma yapamamışlardır.

I do speak. (Konuşurum)
You do speak
He does speak
We do speak
You do speak
They do speak

Simple zamanlarda yardımcı fiil olmadan da hangi zaman olduğunu anlayabiliriz. Cümleye bakarak “have” yok, perfect değil; “be” yok continuous değil, o zaman simple’dır diye kolaylıkla söyleyebiliriz. Bu yüzden İngilizler Simple grupta kısaltma yapmışlardır.

Simple Gruptaki Kısaltmalardan Doğan Zorluklar

Bir fiilin isim hali ile birinci hali aynıdır. Simple Tense’lerde bu durum karışıklığa yol açmaktadır.
· To decrease: Azalmak (verb) To book: Rezerve yapmak (verb)
· The decrease: Azalış (noun) The book: Kitap (noun)

Bu zorluğu gidermek için simple cümlelerde üçüncü tekil şahıslarda temel fiile “s” takısı getirilir. Bu durum isimlerin tekil-çoğulu ile ters ilişkilidir. ”s” takısı kelimenin isim değil; fiil olduğunu gösterir.

This decrease: This tekildir. Decrease’de “s” takısı yok. O zaman bu isimdir diyoruz. (Bu azalış)

This decreases: This tekildir. Decrease’de “s” takısı vardır. O zaman bu fiildir diyoruz. (Bu azalma)

O halde şimdi simple zamanlara gidebiliriz.

1 .) The Simple Present Tense: (Geniş zaman): Ali speaks. (Ali konuşur)


Not: Simple present’te “do” kısaltılır. Eğer düz olumlu cümlede “do” varsa, bu vurgu için kullanılır.

I do believe. (Tabi ki inanıyorum)

2.) The Simple Past Tense (Dili geçmiş zaman)


I did speak. (konuştum)

Did, do’nun ikinci halidir. Simple past tenste yardımcı fiil kısaltılınca, kendisine uygulanan ikinci hale getirme temel fiile uygulanır. Yani temel fiil ikinci halde yazılır. Kısaltılmış şekliyle yazacak olursak;I spoke şeklinde olur.

Fiillerin ikinci halinin kullanıldığı tek yer Simple Past Tense’ dir. V2 kullanıldığından isim ile karıştırma problemi de kalmıyor.

Eğer bu tense’de did kullanılsa simple present tense’de olduğu gibi anlamı pekiştirmek içindir. Olumsuz, soru ve olumsuz soru cümlelerinde “did” yardımcı fiili kullanılır. Did’in cümlede olması durumunda temel fiil daima V1 halinde yazılır.


1.) The Future Tense: (Gelecek zaman)


İngilizcede Future, bir zaman olarak kabul edilmez. Çünkü gelecekte olayın gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli değildir. Bu sebeple “Will” ve “Shall” aslında yardımcı fiil değillerdir. Bunlar Modall’lar içinde düşünülür. Bu sebeple normalde;

I shall do speak. (Konuşacağım)
You will dospeak

Şeklinde yazılmalıdır. “Do” kısaltması yapıldığında, fiil de birinci halde olduğu için diğer Simple gruplarındaki gibi karışıklık olmuyor ve “Will” ve “Shall” sanki yardımcı fiilmiş gibi görev görüyor. Bu şekilde “–ecek, acak” anlamını temel fiile yükleyerek gelecek zaman anlamını katıyor.

Burada önemli bir nokta da şudur: Cümleyi olumsuz veya soru yaparken Simple grubunun yardımcı fiili olan “Do” yu çağırmaya gerek yoktur. Çünkü bu görevi yardımcı fiil rolü üstlenen “Will” ve “Shall” görür.

Modal matığı da bu şekildedir. Yani aslında modal’ların kullanımında da normalde “Do” yardımcı fiili vardır ve kısaltma yapıldığı için direkt olarak modal’dan sonra temel fiil birinci haldedir.


PRONOUNS


Pro:...nın yerine, ileriye. Noun: İsim (gramatikal olarak)

Bu yüzden “Pronoun” ifadesi ismin yerine geçen yani zamir demektir.Şimdilik özne olan ve nesne olan zamirleri göreceğiz.

Subject Pronouns Object Pronouns
I Me
You You
He Him
She Her
It + VERB + It
We Us
You You
They Them


Subject Pronouns’ lar mutlaka çekimli bir fiilden önce gelirler. Bu nedenle zaten bu zamirler özne; fiiller de yüklem oluyor.

Object Pronouns’lar da mutlaka çekilmiş fiillerden sonra gelirler.

Yukarıdaki tablodan da gördüğümüz gibi bazı özne ve nesne zamirleri birbirinin aynıdır. Bir cümlede böyle zamirlerin özne veya nesne olduklarını anlamak için bunların fiilden önce - sonra geldiğine bakmak gerekir.

Not: Özneler daima yalın haldedir. Kitap, okul, Ali gibi. Kitabi, okulda, Ali’ye gibi hal ekleri almış durumda kesinlikle özne olamazlar.

Verilen Bir Cümlenin Zamanını Bulma

Bir cümlede zamanını bulmak için önce asıl fiile sonra da yardımcı fiillere bakılır. Bunların özelliğine göre cümlenin hangi zamanla kurulduğuna karar verilir.

We had been conducting the experiment. (Deneyleri yapmaktaydık)

Be + V1.....ing olduğundan “Continuous”lu bir zamandır diyoruz. Have var, “Perfect” ; ve V2 formda olduğu için de “Past” olduğunu söylüyoruz. Böylece cümlemizin zamanı “Past Perfect Continuous”tur.

Conduct:Yapmak, yürütmek,Beraber ***ürmek
Ducere:Conduct’un latincesidir. Lider, ***ürmek gibi anlamı vardır. İngilizcesi “Ducedir.
Duct:***ürmek. Con: beraber; Conduct: Beraber ***ürmek, yürütmek anlamına gelir.


Aşağıda yazacağımız cümlelerin zamanları da aynı mantıkla bulunur.

She will be waiting for us this time next week. (O gelecek hafta bu zamanda bizi bekliyor olacak)

(Burada “for” bir edattır. Edatların kullanımı dilden dile farklılık arz eder. İngilizce’de bazı fiiller edatla kullanılır. Wait for: ...için beklemek gibi. Biz yukarıdaki cümleyi çevirirken “O, gelecek hafta bu zamanda bizi bekliyor olacak” deriz. Ama bir İngiliz bu cümleyi düşünürken “O, gelecek hafta bu zamanda bizim için bekliyor olacak” der.)

My father was watching them. (Babam onları izliyordu.)

I have seen it before. (Onu daha önce görmüşüm.)

He often critizes us. (O sık sık eleştirir.)

Thay had been struggling for victory. (Onlar zafer için mücadele etmekteydiler.)

Struggle for: ...için mücadele etmek

We stadied English at university. (Biz üniversitede İnglizce çalıştık.)

At: ...de, ...da. (Süreklilik arzeder. Ev, hastane, üniversite gibi süreklilik gerektiren ifadelerle kullanılır.)
İn: ...de, ...da. (anlık bir süre gerektiren durumlarda kullanılır.)


Zamanların Kullanıldığı Yerler


Past Perfect Past Present Future


Past Perfect Continuous Past Continuous


Olay, bir noktada olup bitmişse,Simple
· Olay, bir devamlılık arz ederse Continuous
· Olay, bir olayın öncesi veya sonrası ile ilgili ise Perfect’tir.

Zaman çizelgesinden de gözlenebileceği gibi Simple Past ile Past Continuous çakışıyor. Bu yüzden ikisi aynı yerde kullanılabilir ve birbirinin yerini alabilirler.

Geçmişte iki olay çakışmıyorsa, biri diğerinden önce oluşmuşsa Perfect’ te gideriz. Past Perfect, past öncesi bir noktada; Past Perfect Continuous ise, past öncesi devamlılık gösteren bir olayda oluşmuş ve ikisi çakışıyor demektir.

Past Perfect, geçmişin öncesi olduğu için kompleks bir cümledeki iki cümlecik Past Perfect ile kurulamaz.

Şimdi bu dört zamanın alternatif cümle kurma formlarını inceleyelim:

1.) Gerek Simple Past, gerekse de Past Continuous tek başına bir cümlede kullanılabilirler.

I saw them last night. (S. Past)

I was sleeping last night at ten o’clock. (Past Continuous)

2.) Cümlede iki cümlecik var - iki yüklem - ve çakışmışsa ikisi de Simple Past olabilir.

I saw him when he enteredthe room.
S. Past S. Past

3.) İki cümlecik var ve çakışmışsa biri S. Past, diğeri Past Continuous olabilir. Hangisi önce, hangisi sonra önemli değildir.

When you phoned, I was sleeping. (I was sleeping when you phoned.)
S. Past Past Continuous

4.) İki cümlecik var ve çakışıyorsa ikisi de Past Continuous olabilir.

I was reading the newspaper while my wife was watching TV.
Past Continuous Past Continuous

Özet olarak;

a) Bir cümlede iki cümlecik Past Perfect ile kurulamaz.
b) Simple Past ve Past Continuous tek başlarına bir cümlede olabilirler, ikisi aynı yerde kullanılabilirler.
c) Bir cümlede iki cümlecik var ve ikisi çakışmış ise ikisi de Simple Past olabilir.
d) Bir cümlede iki cümlecik var ve ikisi çakışmış ise biri Simple Past, biri Past Continuous olabilir.
e) Bir cümlede iki cümlecik var ve ikisi çakışmış ise ikisi de Past Continuous olabilir.

Geçmişte iki olaydan biri önce, biri de sonra oluşmuşsa; yani olaylar çakışmıyorsa;

Önce cümle çözümlenecek. Bu iki olaydan önceye giden Past Perfect, sonra olan S. Past’tır.

The lesson had started when I arrived there.
Past Perfect S. Past

Burada geçmişte meydana gelen iki olay vardır. Bunlar, çakışmamakta ve biri diğerinden önce meydana gelmiştir. Önce olan Past Perfect ile sonra olan S. Past ile ifade edilmelidir. Bu durumdaki cümle kuruluşunda başka alternatifler de vardır. Önceki Past Perfect Continuous, sonraki Past Continuous veya diğer formlar da olabilir.

My mother had been serving the table when I arrivedhome.
(Ben eve vardığımda, annem masayı hazırlamaktaydı.)

My mother was serving the table when I arrivedhome.
(Ben eve vardığımda, annem masayı hazırlıyordu.)

Türkçe’de “Hazırlamaktaydı” ve “Hazırlıyordu” aynı anlamda kullanılmaktadır. İngilizce’de, bunlar tamamen ayrı anlamdadır. “Hazırlamaktaydı” ifadesinde,ben eve gittiğimde annemin yaptığı eylemi görmüyorum, çünkü eylem olmuş, bitmiştir. “Hazırlıyordu” ifadesinde ise, benim eve gitmemle annemin yaptığı eylem çakışmış; ben annemin yaptığı eylemi görüyorum. Bu iki ifadenin karışıklığa yol açması İngilizce’nin yapısından değil; Türkçe’nin yapısından kaynaklanmaktadır.

My children were sleeping when I arrived home. (Eve vardığımda çocuklarım uyuyorlardı)

My children had been sleeping when I arrived home. (................uyumaktaydılar.)

Thomson’un Grameri adlı Kitaptan bir örnek:

I saw the man on his knees when I openedthe door. I understood that he had been looking
at throw the key hole. (Kapıyı açtığımda, adamı dizlerinin üstünde gördüm. Anladım ki adam anahtar deliğinden bakmaktaydı.)


Past Perfect S. Past Past’ın Sonrası
xxxxXxxxx xxxxXxxxx xxxxXxxxx

Past Perfect Cont. Past Continuous
Türkçe’nin yapısından kaynaklanan “Hazırlamaktaydı” ve “Hazırlıyordu” ifadelerinin anlam karışıklığını gidermek için yukarıdaki örnek verilmiş çok güzel bir örnektir. Olayın son cümlesinde, Past Perfect Continuous yerine kesinlikle Past Continuous kullanılamaz. Çünkü kapı açılmıştır ve adam eylemini sürdüremeyecektir. Dolayısıyla kapıyı açanın da adamın bakma eylemini görmesi mümkün değildir. Eğer Past Perfect Continuous yerine Past Continuous kullanılsaydı ki bu kullanım yanlış olurdu; kapıyı açma ile adamın anahtar deliğinden bakması aynı anda olmuş olacaktı. Bu da cümleden de anlaşıldığı gibi mümkün değildir.

Yukarıdaki zaman çizelgesinde de gözlendiği gibi bir de Past’ın sonrası gerçekleşen olaylar vardır. Diyelim ki geçen hafta biri ile görüştük ve o, işinden istifa edeceğini söyledi. Bu iki olay nasıl aktarılacak?

Eğer biz onunla görüştüğümüzde istifa etmiş olsaydı ve bunu bize söyleseydi bu durumda biz cümlemizi S. Past ve Past Perfect ile kurardık. Yani cümlemiz;

He said that he had resigned. (O istifa ettiğini söyledi) olurdu.

Eğer biz onunla görüştüğümüzde yukarıda dediğimiz gibi istifa edeceğini söyleseydi bu durumda cümlemiz;

He saidthat he would resign. (O istifa edeceğini söyledi) olur.

Geçmişin sonrası durumunda, sonraki eylem bir devamlılık da arz edebilir. Eğer eylem sürekli bir eylem ise, continous ile verilmelidir. O zaman cümlemiz;
He said that he would be working as a manager at the bank. (O, bankada müdür olarak çalışacağını söyledi)
When:.....dığı zaman
While:....iken. (Bu bağlaç genellikle continuıus’lularla kullanılır.)

PARTİCPLES
Türkçe karşılığı “ortaç, sıfat fiil” demek olan Participles’lar İngilizcede biçimsel olarak üç bölüme ayrılırlar.

Present Participle Past Participle Perfect Participle

Sleeping Slept Having slept
Speaking Spoken Having spoken
Coming Come Having come

Present Tense’lerin Kullanıldığı Yerler


1.) The Simple Present Tense

2.) The Present Continuous Tense

3.) The Present Perfect Tense

4.) The Present Perfect Continuous Tense



Present Perfect Present Future
xxxxXxxxx XX

Present Perfect Cont.

Present Perfect Tense ile Present Perfect Continuous Tense’nin kullanıldığı yer aynıdır. Present Perfect Tense, geçmişte bir noktada olmuştur. Present Perfect Continuous Tense ise aynı yerde, fakat sürekli bir durumda olmuştur. Bu iki zamanın kullanımında önce ile ilişkisi düşünülmelidir. Ayrıca bu iki zamana özgü bazı zarf ve edatlar vardır. Aşağıda verilecek olan bu zarf ve edatlar görüldüğünde mutlaka Present Perfect Tense ile Present Perfect Continuous Tense’lere gidilmelidir.

Present Perfect Tense ile Present Perfect Continuous Tense Gerektiren Zarf ve Edatlar:

For:...dır ....den beri
Since:...den beri
Just: Henüz, yeni, az önce, şimdi.(Çok kısa bir süre önce olan eylemleri anlatır.)
Yet:Daha, henüz.
Already:Halihazırda, .......mış bile
Recently:Son zamanlarda
Lately:Son zamanlarda
Over: Boyunca, .....de, ....da
Ever: Hayatında, hiç, şu ana kadar.
Never:Hayatında, hiç, Şu ana kadar. (Ever’ın olumsuz yapısıdır.)

İngilizce Zamanlar 1 - Present Continuous Tense - Şimdiki Zaman, Cümle yapısı, olumsuz, soru şekli, Kullanım yerleri, ilgili cümleler

23/5/2008 · Kategori: Ingilizce Zamanlar - English Tenses

 

Şu anda yapılmakta olan eylemleri anlatmak için kullanılan zaman kalıbıdır.

Fiile ing eki getirilir yardımcı fiil olarak özneden sonra am, is, are kullanılır.

 

Genel cümle yapısı özne(subject) yardımcı fiil(to be fiili) esas fiil(verb)+ing diğer  şeklindedir.

 

I am walking on street. (Ben caddede yürüyorum)
You are reading a book.(Sen bir kitap Okuyorsun)
He is talking with me.(O benimle konuşuyor.)
We are cooking meal.(Biz yemek yapıyoruz.)
They are bulding a new house. (Onlar yeni ev inşa ediyorlar. )

 

Şimdiki Zamanın Olumsuz şekli yardımcı fiilden sonra not getirilerek yapılır.

 

I am not walking on street. (Ben caddede yürümüyorum)
You are not reading a book.(Sen bir kitap okumuyorsun)
He is not  talking with me.(O benimle konuşmuyor.)
We are not cooking meal.(Biz yemek yapmıyoruz.)
They are not bulding a new house. (Onlar yeni ev inşa etmiyorlar. )

 

Yardımcı fiil ve özne genelde kısaltılarak kaynaştırılır.
I'm, You're, It's, We're, They're


Şimdiki Zamanın Soru şekli yardımcı fiil cümlenin başına alınarak oluşturulur.

 

Am I walking on street ? (Ben caddede yürüyor muyum ?)
Are you  reading a book ?(Sen bir kitap Okuyor musun)
Is he talking with me ? (O benimle konuşuyor mu ?)
Are we  cooking meal.(Biz yemek yapıyor muyuz ?)
They are bulding a new house. (Onlar yeni ev inşa ediyorlar mı. )

 

Şimdiki Zamanın Olumsuz soru şekli özneden sonra NOT getirilerek oluşturulur.

 

Am I not walking on street ?    (Ben caddede yürümüyor muyum ?
Are you  not reading a book ? (Sen bir kitap Okumuyor musun)
Is he not talking with me ?       (O benimle konuşmuyor mu ?)
Are we  not cooking meal.      (Biz yemek yapmıyor muyuz ?)
They are not bulding a new house. (Onlar yeni bir ev inşa etmiyorlar mı )

 

Olumsuz soru cümlerinde kaynaştırma yardımcı fiil ile NOT birleştirilerek yapılır.
Aren't I, Aren't you, Isn't he, Isn't she, Isn't it, Aren't we, Aren't they.

 

Present Continuous Tense - Şimdiki Zamanın Kullanım Yerleri

 

Now, at the moment, still, right now, just now, at present, at this time, at this moment, today  gibi şu anı, şimdiyi ifade eden zaman ifadeleri şimdiki zaman kalıbında çok kullanılan ifadelerdir.

 

Bulunduğumuz sırada  devam eden olan olaylar anlatılırken kullanılır.

 

He is writing an article now. (O şimdi bir makale yazıyor.)


Şu an yapılmakta olan hareketleri ifade etmenin yanı sıra, yakın gelecekte planlanmış eylemleri ifade etmek için de bu zamanı kullanabiliriz.

 

They are  leaving  this night from Ankara. (Bu gece Ankara'dan ayrılıyorlar.)

 

Present Continuous Tense şu sıralar yapılmakta ve devam etmekte olan eylemleri genel olarak ifade etmek için de kullanılır.

 

They are building new bridge nowadays.(Onlar bugünlerde yeni bir köprü inşa ediyorlar.) 

 

Sürekli olarak rahatsız edici olan olaylar anlatılırken always ile kullanılır.

 

My brother is always sleeping so late. (Kardeşim her zaman geç uyuyor.)

 

Duyu fiilleri adı verilen fiiller ing eki almazlar ve geniş zamanda gibi kullanılırlar fakat şimdiki zaman anlamı verirler.

 

I want to read this book now. (Bu kitabı şimdi okumak istiyorum.)

 

İngilizce Zamanlar 3 - The Simple Past Tense- Geçmiş zaman(di'li), Cümle yapısı, olumsuz, konu ile ilgili soru cümleleri , Kullanım yerleri, kullanım şekilleri

23/5/2008 · Kategori: Ingilizce Zamanlar - English Tenses

İngilizce Zamanlar 3 Simple Past Tense - Geçmiş Zaman (-dili)

 

Geçmişte yaşanmış ve şu an sona ermiş olayları anlatmak için kullanılan zaman kalıbıdır. Türkçe’de fiile –di eki getirilerek yapıldığı için di’li geçmiş zaman olarak ta adlandırılır.

İngilizce de farklı türde past(geçmiş) zamanlar vardır. Simple Past(basit geçmiş) zaman temel geçmiş zaman kalıbıdır.

 

Bu zamanda Fiilin ikinci hali kullanılır. İngilizce de fiiller düzenli (regular) ve düzensiz (irregular) fiiller olarak ikiye ayrılır. Düzenli fiillerin ikinci hali temel fiile –ed eki getirilerek yapılır fakat düzensiz fiillerde bu kural geçerli değildir. Düzensiz fillerin ikinci halinin öğrenilmesi gerekir.

 

Simple Past Tense - Geçmiş Zaman Genel Olumlu(positive) cümle yapısı:

Özne(subject) + Fiilin 2. hali (Verb 2)   + (others)

 

We walked to the wood.

Biz ormana yürüdük.

I talked there last week.

Ben geçen hafta orada konuştum.

He told the true.

O , doğruyu söyledi.

I met my uncle.

Ben amcam ile görüştüm.

They put the flowers to vase.

Onlar çiçekleri vazoya koydular.

 

 

Simple Past Tense - Geçmiş Zaman Genel Olumsuz(negative) cümle yapısı:

Olumsuz cümle yapısında fiilden önce did not getirilir. Fiil birinci hale dönüşür.

Did not yerine kısaltılmış hali didn’t kullanılabilir.

 

We did not walk to the wood.

Biz ormana yürümedik.

I didn’t talk there last week.

Ben geçen hafta orada konuşmadım.

He didn’t tell  the true.

O , doğruyu söylemedi.

I didn’t met my uncle.

Ben amcam ile görüşmedim.

They did not put the flowers to vase.

Onlar çiçekleri vazoya koymadılar.

 

 

Simple Past Tense - Geçmiş Zaman soru cümle yapısı

Soru cümlelerinde did yardımcı fiili cümle başına getirilir. Fiil ise birinci hale döner.

 

Did you write your name?

Siz adınızı yazdınız mı?

Did he learn the questions?

O soruları öğrendi mi?

Did they walk  in the garden?

Onlar bahçede yürüdü ler mi?

 

 

Simple Past Tense - Geçmiş Zaman olumsuz soru cümle yapısı

Olumsuz Soru cümlelerinde did yardımcı fiilinden sonra not  getirilir. Fiil ise birinci hale döner.

 

Did not you write your name?

Siz adınızı yazdmadınız mı?

Did not he learn the questions?

O soruları öğrenmedi  mi?

Did not they walk  in the garden?

Onlar bahçede yürüdümediler mi?

 

Simple Past Tense - Geçmiş Zamanın kullanıldığı yerler, kullanım şekiller, örnekler

 

1) Geçmişte yapılmış, bitmiş, tamamlanmış olayları ifade eder.

I bought these things.

Ben , bu şeyleri satın aldım.

I caught those birds.

Ben şunlar kuşları yakaladım.

I chose these fruits.

Ben , bu meyvaları seçtim.

 

2) Geçmişte birbirini izleyen olayları hikaye etmede kullanılır

3) Geçmişte belli bir süre içerisinde devam etmiş olayları,eylemleri anlatmak için kullanılır

4) Geçmişteki alışkanlıkları ifade eder

İngilizce FUTURE CONTINUOUS TENSE - Gelecekte Devam Eden Zaman

21/4/2008 · Kategori: Ingilizce Zamanlar - English Tenses

FUTURE CONTINUOUS TENSE

FORM Future Continuous


[WILL BE] + [VERB+ing]

EXAMPLE:

When your plane arrives tonight, I will be waiting for you.

(Bu gece uçak vardığında, seni bekliyor olacağım.)

[AM / IS / ARE] + [GOING TO] + [VERBing]

EXAMPLE:

When your plane arrives tonight, I am going to be waiting for you.
(Bu gece uçak vardığında seni bekliyor olacağım.)

NOT: "Will" Future veya "Going to" Future tensle'lerin kullanımı arasında pek fark yoktur.


Dikkat! Zaman zarflarından sonra gelecek zaman kullanılmaz.

Diğer Future Tense'lerde de olduğu gibi "when" "while" "before" gibi zaman zarflarından sonra future tense kullanılmaz.


EXAMPLES:

While I am finishing my homework, she is going to make dinner.
Doğru

While I will be finishing my homework, she is going to make dinner.
Yanlış

USE 1 Interrupted Action in the Future
(Gelecekte yarıda kesilen eylemler)


Use the Future Continuous to indicate that a longer action in the future will be interrupted. The interruption is usually an action in the Simple Future.

(Future Continuous Tense gelecekte uzun bir eylemin yarıda kesileceği durumlarda kullanırız. Uzun eylemi yarıda kesen eylem genelde "Simple Future" Tense ile kullanılır.)

EXAMPLES:

I will be watching TV when she arrives tonight.
(Bu gece vardığında televizyon seyrediyor olacağım.)

I will be waiting for you when your bus arrives.
(Otobüs vardığında seni bekliyor olacağım.)

While I am working, Steve will make dinner. (NOTICE "am working" because of "while.")
(Ben çalışırken, Steve yemeği yapacak.) (DİKKAT "while" olduğu için "am working" gelmiştir.)

I am going to be staying at the Madison Hotel, if anything happens and you need to contact me.
(Eğer herhangi bir şey olur ve bana ulaşman gerekirse, ben Madison Otel'de kalıyor olacağım.)

He will be studying at the library tonight, so he will not see Jennifer when she arrives.
(Bu gece kütüphanede çalışıyor olacak, bu yüzden Jennifer geldiğinde onu göremeyecek.)


USE 2 Specific Time as an Interruption
(Gelecekte belirli bir zaman belirtme)


In USE 1, described above, the Future Continuous is interrupted by an action in the Simple Future. However, you can also use a specific time as an interruption.

(Birinci kullanımda gelecekte bir eylem diğer bir eylem tarafından bölünmüştü. Bu kullanımda ise eylem değil, belirli bir zaman vardır.)

EXAMPLES:

Tonight at 6 p.m., I am going to be eating dinner.

(Bu gece 6'da akşam yemeği yiyor olacağım.)

At midnight tonight, we will still be driving through the desert.
(Bu geceyarısı ıssız bir yolda araba kullanıyor olacağız.)



USE 3 Parallel Actions
(Paralel eylemler)


When you use the Future Continuous with two actions in the same sentence, it expresses the idea that both actions will be happening at the same time.

(Future Continuous Tense'i iki eylemle aynı cümlede kullandığımızda, gelecekte iki eylemin aynı anda yapılacağını belirtmiş oluruz.)

EXAMPLES:

I am going to be studying while he is making dinner.
(O yemek yaparken, ben ders çalışıyor olacağım.)

While Ellen is reading, Tim will be watching television.
(Ellen kitap okurken, Tim televizyon seyrediyor olacak)

Tonight, they will be eating dinner, discussing their plans, and having a good time.
(Bu gece kitap okuyarak, planları hakkında tartışarak iyi vakit geçiriyor olacaklar.)

USE 4 Atmosphere
(Ortam)


In English we often use a series of Parallel Actions to describe atmosphere in the future.
(İngilizce'de gelecekte bir ortamı anlatmak için paralel eylemler serisi kullanırız.)

EXAMPLE:

When I arrive at the party everybody is going to be celebrating. Some will be dancing. Others are going to be talking. A few people will be eating pizza and several people are going to be drinking beer. They always do the same thing.

(Partiye vardığımda herkes kutluyor olacak. Bazıları dansediyor olacak. Diğerleri konuşuyor olacak. Birkaç insan pizza yiyor olacak ve bazıları da bira içiyor olacak. Onlar her zaman aynı şeyi yaparlar.)

İngilizce PAST PERFECT CONTINUOUS Tense

21/4/2008 · Kategori: Ingilizce Zamanlar - English Tenses

PAST PERFECT CONTINUOUS
Bu tense aynı Present Perfect Continuous Tense'de olduğu gibi geçmişte yaşanan ve belirli bir süreci kapsayan eylemleri anlatmak için kullanılır. Fakat bu tense'i kullanmamız için geçmişte yaşanan ve bir süre devam eden eylemin, başka bir eylemden önce yaşanmış olması gerekir.


FORM
Past Perfect Continuous

[HAD BEEN] + [VERB+ing]

EXAMPLES:

I had been waiting there for two hours before she finally arrived.
(O vardığında orada iki saattir otobüs beklemekteydim.)

She had only been studying English for two years before she got the job.
(İşe girmeden önce sadece iki yıl boyunca İngilizce çalışmıştı.)

We use the Past Perfect Continuous to show that something started in the past and continued up until another time in the past. "For five minutes" and "for two weeks" are both durations which can be used with the Past Perfect Continuous. Notice that this is related to the Present Perfect Continuous; however, the duration does not continue until now.

(Past Perfect Continuous Tense, geçmişte bir eylemin başladığını ve geçmişte yaşanan başka bir eyleme kadar devam ettiğini ifade etmek için kullanılır. "Beş dakika boyunca" veya "iki hafta boyunca" gibi zaman ifade eden kalıplar bu tense ile kullanılabilir. Dikkat ederseniz bu tense'in kullanımı Present Perfect Continuous tens'in kullanımına yakındır, fakat bu tense'de bahsedilen eylem bu güne kadar sürmemektedir.)

EXAMPLES:

They had been talking for over an hour before Tony arrived.
(Tony varmadan önce bir saatten fazla bir süredir konuşmaktaydılar.)

She had been working at that company for three years when it went out of business.
(Şirket batmadan önce üç yıldır orada çalışmaktaydı.)

James had been teaching at the University for more than a year before he left for Asia.
(James Asya'ya gitmek için ayrılmadan önce bir yıldan fazla bir süredir Üniversite'de eğitim veriyordu.)


USE 2 Cause of Something in the Past
(Geçmişteki bir şeyin nedenini belirtmek için)

Using the Past Perfect Continuous before another action in the past is a good way to show cause and effect.

(Bu tense ayrıca yaşanan bir eylem veya durumun sebebini belirtirken kullanılır.)

EXAMPLES:

Jason was tired because he had been jogging.
(Jason yorgundu, çünkü yürüyüş yapmıştı/yapmaktaydı.)

Sam gained weight because he had been overeating.
(Sam kilo aldı çünkü çok yiyordu/yemekteydi.)

İngilizcede zamanlar 4 - The Future Tense - Going to yapısı-Gelecek Zaman, Cümle yapıları, Konu ile ilgili Örnek cümleler, Kullanım yerleri

22/2/2008 · Kategori: Ingilizce Zamanlar - English Tenses

Gelecek zamanda yapılması planlanan, tasarlanan eylemleri ifade etmek için ingilizce de iki tür

gelecek zaman yapısı kullanılır. Tükçedeki -ecek, -acak yapısına karşılık gelir.


Going to yapısı gelecekle ilgili olarak daha kesin olarak planlanmış eylemleri ifade ederken, will yapısı bir kerelik olayları, isteyerek yapılan olayları, söz vermeyi, somut gerçekleri, beklentileri ve tahminleri ifade eder. Modern ingilizcede genellikle her şahıs için will kullanılır ve genellikle kısaltılarak kullanılır.

Gelecek Zaman Cümleleri

Olumlu Cümle ÖZNE + WILL/SHALL + FİİL (YALIN) + ZARFLAR
Soru Cümlesi WILL + ÖZNE + FİİL (YALIN) + ZARFLAR
Soru Sözcüklü Soru Cümlesi SORU SÖZCÜĞÜ + WILL + ÖZNE + FİİL (YALIN) + ZARFLAR
Olumsuz Cümle ÖZNE +WON’T / SHAN’T + FİİL (YALIN) + ZARFLAR

 

going to ile özne+am,is,are+going to+ fiil+ diğer

 

Basit gelecek zaman İngilizce’de temel olarak iki şekilde ifade edilir: Birisi “will” ile diğeri ise “ “be going to” iledir. Bu iki şekilden birini kullanmak bazen aynı kapıya çıkar, ama genel olarak ikisi birbirinden çok değişik anlamlar ifade eder. Bu farklılık önceleri çok soyut gibi görünebilir. Fakat zamanla ve alıştırma yaparak, farklılıkları anlamak ve kullanmak kolaylaşır.

Will ve shall geleceği anlatmanın saf (pure) şekilleridir.

1- Her iki şekil de gelecekte spesifik bir zamana gönderme yapar. Hareket, gelecekte devam etmez. Bir kerelik aksiyondur.

Geçmiş Şimdi Gelecek

2-

a) Will ile gelecek zamanı göstermek için özneden sonra “will yardımcı fiiliyle esas fiilin kök hali kullanılır. Soru hariç, will modern İngilizcede her şahıs için çok yaygın olarak kullanılmaktadır.

Örnekler:
I will always support you = Seni daima destekleyeceğim.

Where will you go after the lesson?   Dersten sonra nereye gideceksin?

She will never believe her husband    O kocasına hiçbir zaman güvenmeyecek.

I will soon learn English very well.      İngilizceyi yakında çok iyi öğreneceğim.

Will the shops be open tomorrow?     Dükkanlar yarın açık olacak mı?

 

b) Will genellikle kısaltılır ki bu daha iyi bir İngilizce sayılır.

 

You’ll remember these good days.      Bu güzel günleri hatırlayacaksın.

How’ll you get home?                       Eve nasıl gideceksin?

He’ll visit you in your office tomorrow. Yarın sizi büronuzda ziyaret edecek.

We’ll fight for our country                 Ülkemiz için savaşacağız.

Where’ll they go tomorrow evening?    Yarın akşam nereye gidecekler?

3- İsteyerek yapılan (Gönüllü) bir hareket için will kullanılır.

Will konuşmacının gönüllü olarak bir hareket veya davranışta bulunacağını gösterir. Bu hallerde, will yardımcı fiilini başka birisinin şikayetine veya yardım talebine yanıt olarak kullanırız. Ayrıca, başka birisinden yardım istediğimizde veya bizim için gönüllü olarak bir aksiyonda bulunmasını arzuladığımızda kullanabiliriz.

Başkası için bir harekette bulunmayı reddettiğimiz zaman ise, “will not” veya “won’t” kullanırız.

Örnekler:

I will give you the information you need.  Gereksindiğin malumatı sana vereceğim.

I won’t do all this work for you.              Bütün işleri sizin için ben yapmayacağım.

You will not warn them again.                Onları bir daha ikaz etmeyeceksin.

Will you help me carry this suitcase?       Bu bavulu taşımama yardım edermisin?

I will do something about it.                   Bu hususta bir şeyler yapacağım.

 

4- Will bir söz vermeyi, taahhüdü ifade eder.

I’ll always love you.  Seni daima seveceğim.

I’ll give you a call when I arrive  Vardığımda, seni telefonla arayacağım.

I promise that I will never do it again.  Bir daha yapmayacağıma söz veririm.

I’ll take care of it.  Ben icabına bakarım.

5- Will tahmin bildirir.

Will gelecek hakkında tahminlerde kullanılır. Böyle cümlelerde, öznenin gelecekteki olaylar üzerinde pek kontrolü yoktur.

Örnekler:

The year 2008 will be very critical= 2008 yılı çok kritik olacak.

Alex will be the biggest star in soccers. = Alex futbolun en büyük yıldızı olacak. .

Turkey will be an international actor. = Türkiye uluslar arası aktör olacak.

6- Will somut gerçekleri ifade eder.

 

One day we’ll all die.  Bir gün hepimiz öleceğiz.

Our country will always survive  Ülkemiz daima yaşayacaktır.

The sun will always rise.  Güneş daima doğacaktır.

7- Will beklentileri ifade eder.

I’ll marry her sooner or later  Er veya geç onunla evleneceğim.

She will be my wife             O benim karım olacak.

We’ll all be doctors.             Hepimiz doktor olacağız.

 

8- Will now = from now on = from now onwards = Bundan böyle, artık anlamını taşır


I will now leave this country.   Artık bu ülkeyi bırakacağım.

He will now be more strict.      Bundan böyle daha sert olacaktır.

You will now know me beter.   Artık beni daha iyi tanıyacaksın.

They will now learn the truth.  Artık gerçeği öğrenecekler.

9- Will cümlesinde Zarfların Yeri

Zaman zarflarının yerini doğru saptamak gerekir.

Örnekler :

He will never help you     Sana hiçbir zaman yardım etmeyecek.

She will always be mine   Daima benim olacak.

They will never come together  Hiçbir zaman bir araya gelmeyecekler.



10- Will ile shall ayırımı


''Will” ve “Shall”’in her ikisi de özel yardımcı fiildir(modal auxillary).

Kural olarak saf gelecek zaman birinci tekil şahısta “shall” ile, diğer şahıslarda “will” ile ifade edilir.

Ancak, çağdaş İngilizce’de tüm şahıslarda “will” kullanılabilir. Eski İngilizce’de shall, I ve we zamirlerinde will’in alternatifiydi. Ama artık özellikle Amerikan İngilizcesinde shall kullanımı giderek azalıyor. Bunun istisnası soru cümleleridir.

Örnekler:

When shall we meet again?  Tekrar ne zaman buluşacağız?

Shall we go now?               Artık gidelim mi?

Why shall I do this ?           Bunu neden yapacağım(yapayım)?

11- Will/Shall her ikisi de saf gelecek ifadesi olduğundan, herhangi bir kişinin irade ve eğilimine değil, dış çevreye bağımlıdır. Bu en ayırıcı özellikleridir.

12- “Shall” tavsiyeler, öneriler ve ikramlar için kullanılabilir.

Shall I start reading?  Okumaya başlayayım mı?

Shall we start the match?  Maça başlayalım mı?

What shall do I now?  Şimdi ne yapayım.

13- Shall, will’e göre daha kişisel ve daha afakîdir.

I shall ask everybody what this means  Bunun ne demek olduğunu herkese soracağım.

You shan’t see me again.  Beni bir daha görmeyeceksin.

I shall be there soon.  Yakında orada olacağım.



14- Will birinci tekil şahısta (I=ben) kullanıldığında kararlığı, shall, ikinci l şahısta(you=sen, siz) kullanıldığında zorlamayı ifade eder. Ancak, modern İngilizce’de, özellikle Amerikan İngilizce’de bu kural da kuvvet kaybediyor.

I’ll accomplish this job whatever it takes.  Bedeli ne olursa olsun bu görevi başaracağım.(kararlılık)

You shall do what I say.  Dediğimi yapacaksın. ( Zorlama)

You shall all come to see me. Hepiniz beni görmeye geleceksiniz (zorlama)

Going To:

Yazı ve konuşma dilinde geleceği ifade eden belki de en yaygın yoldur. Ama saf bir gelecek değildir. Geleceğin renkli bir anlatımını sağlar.

Dikkat : “going to” istisnalar hariç, sadece tek cümleli yapılarda kullanılır.

1-“Going to” müsbet cümlelerde kullanılır ve yakın geleceği gösterir.

Örnekler:

I am going to see you soon. = Seni yakında göreceğim.

She is going to meet her boss. = Patronuyla görüşecek.

They are going to appear on TV. = Televizyona çıkacaklar.

2-Will/Shall’ den farklı olarak, “going to” kişisel eğilim ve niyetle ilgilidir. Dışsal faktörlere bağımlı değildir. Bu husus “going to” nun en önemli özelliğidir. Örnekler:

He is going to sell his house. = Evini satacak

They are going to make a meeting. = Toplantı yapacaklar.

We’re going to be friends. = Arkadaş olacağız.

She is going to make a big cake. = Büyük bir pasta yapacak.

3-Konuşanın aklında “going to” kesinlik ifade eder.

I’m going to fire him. = Onu (mutlaka) işten atacağım.

She is going to turn me down. = Beni (kesinlikle) reddedecek.

You are going to regret for this. = Bunu yaptığına (mutlaka) pişman olacaksın.

4-“going to” eşyalarla, maddelerle ilgili olduğu zaman, tahmin veya kaçınılmaz duruma işaret eder.

It’s going to rain. = Yağmur yağacak ; (bulutlardan belli)

FB is going to be the champion = FB şampiyon olacak (Puan durumu öyle gösteriyor)

She is going to have a baby. = Onun bir bebeği olacak. (Çünkü hamile)

 

5-Bazen daha önce alınmış bir kararı gösterir.

I am going to change my school. = Okulumu değiştireceğim.

He is going to change his job. = O işini değiştirecek.

She is going to buy a new car. = O yeni bir otomobil alacak. 

örnek ve açıklamalar http://www.sakaryarehberim.com sitesinden alınmıştır.


 

« Önceki :: Sonraki »