Domuz gribinin gizli tarihi , domuz gribi ilk olarak ne zaman ortaya çıktı, dünya da hangi tarihlerde büyük grip salgınları yaşandı, hangi salgına hangi virüs türü yol açtı, hangi salgında kaç kişi öldü, daha önce yaşanan grip salgınları
1/11/2009 · Kategori: Sağlık
1889: Bu yıla kadar insandan insana bulaşarak dolaşan temel grip virüsü H1 ailesindendi. Ancak 1889’da Rusya’da H2 adı verilen yeni bir virüs cinsi türedi ve hızla dünyaya yayılarak 1 milyondan fazla insanın ölümüne yol açtı. Daha sonra bu virüs H1’in yerini aldı. Grip salgınlarında bu tür yer değiştirmeler sıkça rastlanan bir durum.
Dolayısıyla 1889’dan önce doğanlar H1 virüsüne karşı bir derece bağışıklık sahibi. Bu da onlara 1918’deki H1N1 salgınında kısmi koruma sağladı. 1889’dan sonra doğanların ie H1’e karşı hiç bir koruması yoktu.
1918: Patlak veren ‘İspanyol Gribi’ tüm dünyada en az 50 milyon kişiyi öldürdü. Hastalığa, bir tür kuş gribinden insan gribine doğrudan evrilerek ortaya çıkan H1N1 virüsü neden oluyordu. Çoğu kişi hastalığı hafif atlatıyordu ama bazılarında hastalıkla birlikte ciğerlerde enfeksiyonlar ortaya çıkıyordu. Ölümlerin asıl sebebi de buydu. 1889’dan önce doğup H1N1 virüsüne maruz kalanlar, kısmen bağışık oldukları için daha şanslıydı. H1N1 virüsü 1919’dan sonra da insanlarda ve domuzlarda mevsimsel salgınlara yol açtı.
1931: Domuz gribi ilk kez Iowa’da bir domuzdan ayrıştırıldı.
1933: İnsan grip virüsü ilk kez Londra’da insanda ayrıştırıldı. Kobay gelinciğe verilen virüsün hayvanda yarattığı grip, Iowa’daki domuz gribi virüsünün semptomlarımdan pek azını taşıyordu. Yani insan virüsüne bağışıklık geliştiren gelincik domuz gribine karşı savunmasızdı. Bu da iki virüsün birbirinden farklı istikamette evrilmeye başladığını gösterdi.
1957: ‘Asya Gribi’ne yol açan H2N2 virüsü, 1918’den beri insanlar arasında dolaşan H1N1 virüsünün yerini aldı. Orta şiddette olmasına karşın dünyada 1-1.5 milyon insanın ölmesine yol açtı. Bu yeni versiyon, inanın bağışıklık geliştirdiği H1N1 virüsünin H2N2 kuş gribi virüsüyle gen değiş tokuşu sonucunda doğmuştu. Virüsteki yeni tip H ve N proteinlerine insanlar bağışık değildi ama 1918’teki virüsten gelen ve insanın bağışık olduğu genleri, salgının aşırı şiddetli olmasıın önledi.
İnsan vücudu genelde ilk karşılaştığı grip virüsüne karşı en iyi bağışıklık yöntemini geliştiriyor. Dolayısıyla 1957’den önce doğup da ilk gribini H1N1 virüsüyle yaşayanların 2009 Domuz Gribi salgınından görece daha az etkilenebiliyor. 1957’den sonra doğanların bu kısmi bağışıklığı bulunmuyor.
1968: Hong Kong gribine yol açan H3N2 virüsü, Asya gribindekinden bile daha zayıftı. Dünyada 750 bin ila 1 milyon kişiyi öldürdü. H2N2’den sadece tek bir ‘H’ yüzey proteinie farklılaşıyordu. İnsanların çoğunun, yeni virüste değişmeden bulunan N2 yüzey proteinine bağışıklığı olduğu için, salgın da çok şiddetli olmadı. Ancak H3N2, selefi olan H2N2’nin tümüyle yerini aldığı için 1968’den sonra doğanların H2’ye bağışıklığı bulunmuyor.
1972: Araştırmacılar Graham Laver ve Robert Webster su kuşlarının grip virüsleri için doğal taşıyıcısı olduğunu keşfetti. Bu kuşlar insanda henüz bilinmeyen grip virüsü türlerini barındırıyor, bu virüsler insandakilerle karışıp yepyeni virüslere ve salgınlara yol açabiliyordu.
1977: Çin’in kuzeydoğusunda ortaya çıkan bir H1N1 virüsü insanlar arasında yayılmaya başladı. Virüs, esasen H1N1 virüsünün son kaybolduğu yıl olan 1957’den sonra doğanları etkiledi. Ancak asıl sürpriz, bu son H1N1 virüsünün, o yıllarda yaşayan daha tehlikeli ve mevsimsel H3N2virüsünün yerini almaması, ondan ayrı olarak dolaşmasıydı.
Bu H1N1’le enfekte olanlarda üretilen antikorlar, ne yazık ki 2009 Domuz Gribi’ne karşı bağışıklık sağlamıyor. Ancak enfeksiyonlarla sadece antikorlar değil ‘hücre-aracılı bağışıklık’ yoluyla da savaşılabiliyor. Enfeksiyon, hücre-aracılı bağışıklığı harekete geçiriyor ve bazı beyaz kan hücreleri enfekte olan hücreleri yakalayıp imha ediyor. Bu da H1N1’e karşı belki tam bir koruma getirmiyor ama hastalığın daha hafif geçirilmesini sağlıyor.
1998: 2009 H1N1’in selefi olan domuz gribi ABD’de ortaya çıktı. Bu yeni nesil, insan, domuz ve kuş gribi virüslerinin bir meleziydi ve 1999’da ABD’deki domuzlarda en çok görülen grip virüsü olarak kayda geçti.
Ülkedeki domuz çiftlikleri hastalığı aşıyla alt etmeye çalıştılar ancak başaramadılar, çünkü virüs çok çabuk evriliyor, çekirdekteki genetik yapısını muhafaza ederken aşının hedeflediği yüzeydeki proteinlerini değiştirerek hedef saptırıyordu. 2009 salgınındaki virüs de 1998’tekinin bir türevi ve aynı şekilde davranıyor.
2004-2006: İlk kez 1997’de Hong Kong’ta tespit edilen ve insanlar için tehdit olarak sınıflanan H5N1 virüsü, yabani kuş sürüleri yoluyla Asya’dan tüm dünyaya yayıldı. İnsanlar için ölümcül olduğu açıklanan virüs bulaştığı insanların yarısıı öldürdü, ama yayılma hızı, insandan insana bulaşma kabiliyeti olmadığı, korkulduğu kadar yüksek değildi. Virüs eşzamanlı olarak Endonezya’daki bazı domuzlarda da görüldü ve domuzdaki insan gribi virüsleriyle gen değiş tokuşu yapıp çok daha ölümcül türevler doğurmasından korkuldu.
Kuş Gribi salgını, dünya çapında farkındalığı da artırdı. Hükümetler ve uluslararası örgütler, ilk kez elbirliğiyle geniş çaplı programlar geliştirip aşı stoklamayı öğrendi. İlaç firmaları da grip aşılarına ayırdıkları Ar-Ge bütçesini artırdılar.
2007-2008: Salgın korkusu, grip visülerine yönelik araştırmaları patlattı. Avrupalı bilimciler yabani kuşlarda grip virüslerini takip için organize olurken, Vietnamlı bilim insanları kuş gribine karşı vücudun geliştirdiği antikorların diğer grip visürlerine karşı da koruma sağlayabileceğini ortaya çıkardı. Ayrıca gripten ölme ihtimalinin kısmen kişinin genetik özellikleriyle de ilintili olduğu belirlendi.
Mart 2009: Yeni tip domuz gribi ilk kez California ve Teksas’ta Mart’ın sonlarına doğru rapor edildi. Müteakip araştırmalar, virüsün insanlar arasında iki ay önce, Ocak’ta yayılmaya başladığını gösterdi.
Nisan 2009: Meksika’da 27 Nisan’da 900 kişinin domuz gribine yakalandığı açıklandı. Dünya sağlık Örgütü (WHO), salgın alarm derecesini altı dereceli ölçekte 3’ten 4’e yükseltti. Yeni virüsü anlama ve aşı geliştirme çalışmalarına hemen başlandı.
Araştırmalar sonunda, seyahat yasaklarının veya bu yöndeki caydırıcı uyarıların virüs yayılmasını durdurmadığı tespit edilse de ABD kendi vatandaşlarını Meksika’ya gitmemesi yönünde uyardı.
Mayıs 2009: Domuz gribi yavaş yayılıyor gibi görünse de, bir salgın olma yolunda işaretler veriyordu. WHO, salgın uyarısı yapmaya çekiniyordu, çünkü virüsün ilk görüldüğü yer olan Amerika kıtasının dışına çıktığı henüz görülmemişti.
Amerika’dan yeni gelen kişiler dışında Avrupa’da kimseye test yapılmıyordu. Bu yüzden Avrup’da varolan enfeksiyonların çoğu başlarda ‘görülemedi’. Ülkeler yine hazırlıksızdı ve H1N1 aşısı, ikinci salgın dalgasına kadar yetişemeyebilirdi.
Haziran 2009: Domuz gribi virüsünün Tamiflu’ya dirençli olduğu ortaya çıktı. Üstelik aşısı da normal grip virüsü aşısına göre yarı hızda gelişiyordu.
Araştırmalara göre domuz gribinin ölümcül olabilmesinin temel nedeni, virüsün akciğerde çok aşağılara kadar yerleşebilmesiydi. Aslında virüs için ‘öldürücü’ demek zor zira teşhis konulan hastaların önemli kısmı hastalığı hafif geçirirken, şiddetli geçiren hastaların pek çoğunu önceden başka hastalığı bulunanlar, obez ve gebe olanlar gibi bünyeleri zayıf ve tehditlere açık kişilerin oluşturması dikkat çekiyor.
Güney yarımkürede domuz gribinin, mevcut iki mevsimsel grip virüsünün de tamamen yerine geçmesi bekleniyor. Ancak 1977’deki durumu hatırlayan araştırmacılar, domuz gribinin sonbahar atağından sonra önceki H3N2 virüsünün geri dönme ihtimalini de dışlamıyor.
Eylül 2009: Dört büyük ilaç firması, geliştirdikleri domuz gribi aşısının tek bir dozla koruma sağlayabildiğini açıkladı. 2009 H1N1 (domuz gribi) virüsünün 1977’deki H1N1 virüsüyle benzer yüzey proteinlerine sahip olması, aşının varolan hücre-aracılı bağışıklık desteğiyle de etkili olabildiğine işaret ediyordu.
Kuzey yarımkürede devlet, sivil sağlık ve akademi organları domuz gribine karşı şimdilik hazır görünüyor. Ancak bu virüsün, kuş gribi virüsünden H5 yüzey proteinini alıp melezleşerek hızlı yayılan ve daha öldürücü olan yeni bir melez tür oluşturma ihtimaline karşı da çalışmalar devam ediyor.
Ekim 2009: Aşılama programları ABD ve Avrupa’da başladı. Üretimdeki gecikmeler programın hızlı ilerlemesini zaman zaman aksatıyor.
Ntvmsnbc
Domuz gribi H1N1 tipi influenza (grip) virusu hakkında bilgi, domuz gribinden ölüm oranı nedir
1/11/2009 · Kategori: Sağlık
Domuz gribi H1N1 tipi influenza (grip) virusu ile oluşan bir enfeksiyondur. İlk kez Nisan 2009’ da A.B.D.’ de saptanmış; ardından mevsimsel özellik nedeniyle, başta güney yarıküre olmak üzere dünyanın pek çok ülkesine yayılmıştır. İlk saptanmasından bu yana, Dünya Sağlık Örgütü’ ne bildirilen influenza olgularının yarısından fazlası H1N1 tipindedir. Bununla ilişkili olarak, hastalığın görüldüğü ülkelerde, grip nedeniyle sağlık kuruluşlarına yapılan başvuru, hastaneye yatış sayıları ve ölüm oranları, bu mevsimde beklenenlerin üstündedir. Şimdiye dek H1N1 enfeksiyonuna bağlı ölüm oranının %0.1 düzeyinde olduğu bildirilmektedir.
Domuz gribi konusunda dünyadaki deneyim 14-16 Ekim 2009 arasında DSÖ tarafından düzenlenen bir toplantıda değerlendirilmiştir. Veriler, H1N1 enfeksiyonu gelişen hastaların çok büyük bölümünde, hastalığın grip benzeri hafif bir tabloyla seyrettiğini, tedavi gerekmeksizin, bir hafta içinde tümüyle iyileşme sağlandığını göstermektedir. Diğer yandan, temel kaygı giderek hastalığın hızlı ve ağır bir seyir gösterdiği bazı alt gruplarda yoğunlaşmaktadır. Bu hasta gruplarında organ yetmezlikleriyle seyreden ciddi pnömoni (zatürre) veya astım, kronik bronşit, KOAH (kronik obstrüktif akciğer hastalığı) gibi hastalıkların kötüleşmesi izlenebilmekte; bu ciddi klinik tablolar, daha sık hastane ve yoğun bakım birimlerine yatış gerektirmektedir.
Hastalığın ciddi seyrettiği olgularda en sık sorun virusun doğrudan yol açtığı pnömonilerdir. Ayrıca, hastaların %30 kadarında bu virus enfeksiyonuna eklenen başka bir bakterinin (en sıklıkla Streptococcus pneumoniae ve Staphylococcus aureus) de pnömoniye yol açtığı gözlenmiştir. Pnömoni zemininde gelişen solunum yetmezliği ve şok tablosu ölüme neden olmaktadır.
Dünya deneyimi, ağır H1N1 enfeksiyonunun yol açtığı klinik tablonun mevsimsel gripte gözlenenden belirgin şekilde farklı olduğunu göstermektedir. Ciddi hastalık için üç temel risk grubu belirlenmiştir: altta yatan önemli sağlık sorunu (KOAH,astım gibi kronik solunum sistemi hastalıkları, diyabet, kronik kalp-damar hastalıkları, bağışıklığın baskılanması) olanlar, özellikle ilk üç ay içindeki hamileler,iki yaş altı çocuklar. Bu üç grubun dışında, obes hastalarda da ciddi klinik tablolara
rastlanmıştır. Son olarak, daha düşük oranda, sağlıklı gençlerde de ciddi hastalık
tablosu gelişebilmektedir, ancak bu kişilerde, halen herhangi bir risk faktörü
tanımlanamamıştır.
Ağır hastalarda, genel olarak yakınmaların ilk başlamasından itibaren 3-5. günlerde,
hızla solunum yetmezliğine ilerleyen bir kötüleşme gözlenmiştir. Halen H1N1 virüsü
antijenik yapısında bir değişiklik göstermediği için, hem geliştirilen aşılar, hem de
eldeki antiviral ilaçlar (oseltamivir, zanamivir) etkindir. İlaçlarla, klinik tablonun daha hafif seyretmesi ve ölüm riskinin azaltılması mümkün olmuştur. Bir bakteriyel enfeksiyonun eklendiğinin düşünüldüğü olgularda uygun antibiyotikler de kullanılmalıdır.
Advisory Comittee for Immunization Practices (ACIP: Center for Disease Control - CDC- ’ün aşılamadan sorumlu komitesi) Eylül 2009’da yayınladığı duyurusunda aşağıdaki grupların öncelikli olarak aşılanmasını önermiştir: Hamileler, 6 ay -24 yaş arası çocuklar, 6 aydan daha küçük bebeklere bakım veren ya da birlikte yaşayan kişiler, 24-64 yaş arasındaki astım, diyabet gibi kronik hastalığı olan ya da bağışıklık sistemi zayıflamış olan kişiler, sağlık personeli. Hamilelerin aşılanması bebeklerde bir sağlık sorununa yol açmamakta, aksine annede oluşan antikorların bebeğe de geçerek koruyucu olabileceği bildirilmektedir.
Mevsimsel grip aşısı, domuz gribine karşı koruyucu değildir; bu nedenle iki aşının ayrı ayrı uygulanması gereklidir. Mevsimsel grip için risk grubu olduğu bilinen 60 yaş üstü popülasyonda şimdiye dek domuz gribi nedeniyle hastane başvurularının görece düşük olduğu gözlenmiştir. Bunun, bu yaş grubunun önceden geçirdiği enfeksiyonlardan kazandığı bağışıklıkla ilişkili olabileceği düşünülmektedir. Bu nedenle, domuz gribi aşılamasında öncelikli gruplar arasında yer almamaktadır. H1N1 aşıları halen A.B.D., Avustralya, Çin ve pek çok Avrupa ülkesinde ruhsat almış ve uygulanmaya başlanmıştır. Diğer birçok ülkede de kısa sürede uygulanması beklenmektedir. Ancak, toplam üretim kapasitesi ihtiyacı karşılamada yetersiz kalabilmektedir; bu nedenle, ülkemizde de aşı ihtiyacı zaman içinde karşılanacaktır ve risk gruplarının sırayla aşılanması planlanmaktadır. Tüm ülkeler ruhsatlama sürecinde, aşıların etkinlik ve güvenliliğini dikkatle incelemektedir; ancak, pandemik virusun yeni bir virus olması nedeniyle, halen klinik ve laboratuar izlem çalışmaları sürmektedir. Bugüne dek tamamlanan çalışmalarda, üretilen aşıların mevsimsel grip aşıları kadar güvenli olduğu gözlenmiştir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), aşının uygulandığı tüm ülkelere, uygulanan popülasyonun etkinlik ve güvenlilik açısından izlenmesini sağlayacak bir sistem oluşturmalarını önermektedir. DSÖ ve AB sağlık örgütleri ülke verilerini izlemekte ve önerilerini düzenli olarak güncellemektedir.
Aşıların üretim sürecinde değişik katkı maddelerinin kullanılması gerekmektedir. Bunlardan biri, adjuvan olarak tanımlanan, aşının etkinliğini arttıran ve şimdiye dek
pek çok aşıda kullanılan maddelerdir. Yapılmış olan 70 klinik çalışmada, insan sağlığı açısından anlamlı bir soruna yol açmadıkları gözlenmiştir. Diğer bir katkı maddesi, cıva içeren tiyomersal tiyosalisilattır ve aşının steril kalmasını sağlayan bir
koruyucudur. Cıva içeriği, besin maddelerinde izin verilen düzeyin altındadır ve DSÖ
uzmanlar kurulu, sağlık için bir tehdit oluşturmayacağını bildirmiştir.
Aşının güvenliliği kapsamında, Guillain-Barre Sendromu (GBS) olarak tanımlanan,
sinir sistemini tutan ve milyonda 1-2 oranında görülen bir hastalığa yol
açabileceğine ilişkin söylemler vardır. Ancak, mevsimsel grip aşıları ile elde edilen
deneyim, aşıların bu hastalıkla kesin kanıtlanmış bir ilişkisi olmadığını; buna
karşılık, influenza enfeksiyonunun kendisisinin GBS’ ye yol açabileceğini göstermektedir.
Ükemizde domuz gribinin durumuna ilişkin olarak T.C. Sağlık Bakanlığı düzenli
olarak bilgileri güncellemektedir ( www.saglik.gov.tr ). Bu kapsamda, korunma
önerileri olarak, sık sık su ve sabunla ellerin yıkanması, sabun olmayan ortamlarda,
varsa, alkol bazlı dezenfektanların kullanılması, gözler, burun ve ağıza elle
temastan kaçınılması, öksürük ve hapşırık esnasında ağız ve burnun tek kullanımlık
kağıt mendillerle kapatılması ve mendilin çöp kutusuna atılması, mendil yoksa,
kolun iç yüzüne hapşırılması, içinde bulunulan mekanların havalandırılması, sık
dokunulan eşyaların ve yüzeylerin temiz tutulması, grip belirtileri olan çocukların
kreş ya da okula gönderilmeyip evde tutulması ve mümkün olduğunca diğer kişilerle
temaslarının sınırlandırılması önerilmektedir.
Domuz gribi aşısı hakkında sorular ve cevapları, Domuz gribinin belirtileri nelerdir?, Kaç ölüm bekleniyor?, Aşı nerede yaptırılacak?, Domuz gribi aşısının olası yan etkileri nelerdir?, Hangi hastalıkları olanlara domuz gribi aşısı vurulamaz?,
1/11/2009 · Kategori: Sağlık
İşte domuz gribi aşısı hakkında herşey
H1N1 aşısı nerede üretildi, olası yan etkileri neler, kimlere yasak, nerede, nasıl yaptırılacak?
Önce başkentteki Özel Bilkent İlköğretim Okulu'nda görülen ardından Diyarbakır'da iki okulda tespit edilen domuz gribi hastalığı ( H1N1) yayılmaya devam ediyor. Hastalığa karşı gözler, ilk partisi (Novartis'ten sağlanan 500 bin doz) önceki akşam Türkiye'ye gelen domuz gribi aşısında. Aşılar daha vurulmaya başlanmadan, güvenilirliği ve etkinliği tartışmaya açıldı. Radikal, domuz gribi ve aşı hakkında merak edilenleri Sağlık Bakanlığı'na sordu.
Domuz gribinin belirtileri nelerdir?
Belirtileri normal gripte olduğu gibi; yüksek ateş (koltuk altından ölçülen 38 derece ve üzeri), öksürük, boğaz ağrısı, başağrısı, burun akıntısı, genel vücut ağrıları, titreme, halsizlik, nadiren kusma ve ishal. Eğer, bu belirtiler sizde veya yakınınızda varsa, acilen en yakın sağlık kuruluşuna gidin. Kimseyle temasta bulunmamaya özen gösterin.
Türkiye'de son tahminlere göre kaç kişinin domuz gribine yakalanması bekleniyor?
Yapılan simülasyona göre, domuz gribi virüsü hiçbir önlem alınmazsa, Türkiye'de enfekte olması beklenen insan sayısı 21 milyon.
Kaç ölüm bekleniyor?
21 milyon domuz gribi vakasından 8.8 milyonunun hastaneye başvurması bekleniyor. Başvuranlardan 96 bini hastaneye yatırılacak. Bunların da 15 bin 500'ü yoğun bakım hizmeti alacak. Bu süreçte 5 bin 300 kişinin ölmesi bekleniyor. Aşılama gibi önlemlerle enfeksiyon sayısı 1.8 milyonla sınırlı tutulabilecek. 7 bin 500'ü hastaneye, bunların da 1200'ü yoğun bakıma yatırılacak. Bu durumda 400 ölüm bekleniyor.
Hangi belirtiler olursa hastaneye başvurmalı?
Hastalıkların seyri ülkeden ülkeye göre değişmekle birlikte, sağlık hizmetleri iyi ülkelerde hastaların çoğu grip sürecini evde izole olarak geçirebilecek. Hastaneye başvurmak için solunum sorunları önemli bir belirti sayılacak.
Domuz gribi çocukları, yaşlıları, hamileleri nasıl etkiler?
Domuz gribinin yoğun görüldüğü ülkelere ait veriler, hastalığın gebeler, küçük çocuklar, kalp hastalığı, şeker hastalığı, akciğer ve böbrek hastalığı gibi kronik hastalıkları olan risk grubundaki kişilerde ağır seyrettiğini ortaya koyuyor. Bu nedenle, riskli grup olarak hamileler, sağlık çalışanları, altı-35 aylık bebekler, kritik alanlardaki personel; diyabet, kronik akciğer hastalığı ve kronik hastalık sebebiyle risk taşıyan kişiler, kolluk kuvvetleri, silahlı kuvvetler mensupları, 65 yaş üstü kişiler, okul öncesi, ilköğretim, ortaöğretim ve üniversite öğrencileri belirlendi. Bu gruptakiler, öncelikli grup olarak aşılanacak.
Aşı nerede yaptırılacak?
Bakanlık aşıları ücretsiz uygulayacak. İlaç şirketleri yoğun talep nedeniyle eczanelere aşı vermeyeceğini bildirdi. Bu nedenle aşılama, okul ve işyeri gibi toplu yerler dışında, aile hekimliği ve sağlık ocağı gibi sağlık kuruluşlarında yapılacak.
Domuz gribi aşısının olası yan etkileri nelerdir?
Daha önce grip aşısında reaksiyona uğramış olanlar ile yumurtaya alerjisi bulunanlara domuz gribi aşısı önerilmiyor. Aşının tatbik edildiği yerde şişlik ve kızarıklık, ateş ve hafif grip benzeri yan etkiler görülebilir. Belirtiler iki gün kadar sürebilir. Domuz gribi tedavisinde aşının haricinde gripte kullanılan Tamiflu ve Relenza gibi antiviral ilaçlar kullanılyor. İlaçlar hastalık belirtileri başladıktan sonra ilk 48 saat içerisinde verildiğinde rahatsızlığın şiddetini azaltıp süresini kısaltabiliyor. Ancak antibiyotik kesinlikle önerilmiyor.
Yaygın grip aşısı ile domuz gribi aşısının bir arada yapılması sorun yaratır mı? Domuz gribi aşısıyla birlikte kullanılması sakıncalı ilaçlar var mı?
Domuz gribi, mevsimsel gripten farklı. Bu nedenle grip aşısı yapılanların da domuz gribi için aşı olması gerekiyor. Domuz gribi aşısıyla etkileşen herhangi bir ilaç maddesine rastlanılmadı.
Hangi hastalıkları olanlara domuz gribi aşısı vurulamaz?
Domuz gribi aşısının yan etkileri olabilir. Ancak bu etkiler diğer ilaç ya da aşılardan fazla değil. Daha önce grip aşılarına reaksiyon gösterenler ya da yumurta alerjisi olanların aşı yapması önerilmiyor.
Aşının diğer aşılardan farklı bir yan etkisi var mı?
Aşılar ruhsatlandırılmadan önce ciddi üretim sürecinden geçiriliyor. Ruhsat verildikten sonra ülkede bazı prosedürler uygulanıyor. Sağlık Bakanlığı yetkilileri aşının öncelikle Avrupa ve ABD'de ruhsatlandırılmış olmasını şart koştuklarını Türkiye'de ruhsatlandırma için de veri sunulması gerektiğini belirtti. Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi'nde biyolojik kontroller yapıldıktan sonra aşının uygulanacağını ifade eden yetkililer, "Domuz gribi aşısının diğer aşılardan farklı, bilinen yan etkilerin olmadığını şu anki bilgilerle söyleyebiliriz, ama elbette iyi takip etmek durumundayız" dedi. Sağlık Bakanlığı'na göre, 'pandemik aşılar özelliği nedeniyle çok fazla kişide kullanılıp bilgiler elde edilmeden belli riskler göze alınarak kullanılmak zorunda.'
Aşının içindeki 'adjuvan' adlı madde sakıncalı mı? Sakıncası yoksa 'adjuvan' neden sadece ABD'deki aşılarda yok?
ABD'deki ilaçlar, ABD Gıda ve İlaç Dairesi'nin (FDA) onayından geçtikten sonra kullanılabiliyor. Avrupa'da ise ilaçları Avrupa İlaç Ajansı (EMEA) onaylıyor. Bunların dışında her ülke, kendi ilaç ruhsatını kendisi veriyor. ABD, yıllardır adjuvan içeren ilaçları onaylamıyor. EMEA ise onaylıyor. Aynı durum, domuz gribi aşısında da geçerli; adjuvan içeren aşıları FDA onaylamazken, EMEA onayladı. Adjuvan dediğimiz ise ilaçların içinde bulunan bir katkı maddesi; zararlı değil.
Domuz gribi aşısını hangi firmalar üretiyor?
Domuz gribi aşısını, Glaxo Smith Kline, Novartis ve Sanofi Pasteur isimli ilaç firmaları üretiyor. Türkiye Glaxo Smith Kline'dan 25 milyon doz, Novartis'ten 15 milyon doz, Sanofi Pasteur'den 3 milyon doz aşı siparişi verdi. Türkiye'ye ay sonuna kadar 1 milyon 800 bin aşı gelecek.
Türkiye'de kaç doz aşı uygulanacak? Domuz gribi aşısının başarı oranı nedir?
Domuz gribi aşısının başarı oranı yüzde 95 olarak öngörülüyor. 43 milyon doz aşı siparişi verildi.
Aşı domuz gribine karşı uzun süreli bağışıklık sağlayacak mı?
Aşılar uzun süre bağışıklık sağlayabilecek. Geçmişte domuz gribine yakalananların bir daha yakalanmaması, bağışıklık konusunda umut veriyor.
Eski Sağlık Bakanı Osman Durmuş'un 'Türkiye aşı kobayı olacak' iddialarına Sağlık Bakanlığı ne diyor?
İddiayı yalanlayan Bakan Recep Akdağ, ABD'nin aşıyı kullanmaya başladığını söylüyor.
Kaynak: Radikal
Domuz gribi nedir? Domuz etinden geçer mi?, Belirtileri nelerdir? , Bulaşma yolları nelerdir?, Tedavisi var mı?, Nasıl korunabiliriz ve önlem alabiliriz?, Hasta kişiler ne yapmalı?
31/10/2009 · Kategori: Sağlık
Tüm dünyada paniğe yol açan Domuz gribi salgınında ölenlerin sayısı 200’e yaklaşmak üzere. Meksika ve ABD’den sonra Avrupa’ya da sıçrayan hastalığın ülkemizde de görülmesinden büyük endişe duyuluyor. Bu nedenle Kadıköy Şifa Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Aylin İzat Liceoğlu Domuz gribi ile ilgili en çok merak edilen soruları cevaplandırdı.
1. Domuz gribi nedir? Domuz etinden geçer mi?
Domuz gribi domuzlarda aralıklı salgınlara sebep olan İnfluenza tip A’nın sebep olduğu bir solunum yolu hastalığı. İnsanlar arasında görülmesi olağan değil ancak olabilir. Geçmişte insanlarda görülenin aksine şimdi tespit edilen domuz gribinin (influenza A/H1N1) çok daha bulaşıcı olduğu bildirilmekte. Domuz eti veya diğer gıdaların yenmesiyle bulaşmaz.
2. Belirtileri nelerdir?
Belirtileri mevsimsel grip hastalığına benzer. Ateş, öksürme, boğaz ağrısı, vücut ağrısı, baş ağrısı, üşüme, halsizlik gibi. Bazı kişilerde ishalle birlikte kusmanın da görülebildiği bildirilmekte. Ölümler akciğer enfeksiyonu ve solunum yetmezliğine bağlıdır. Ancak hastalık mevsimsel grip hastalığı gibi yaşlılar, altta yatan hastalığı olanlar ve bağışıklık sistemi zayıflamış olanlarda daha kötü seyretmektedir.
3. Bulaşma yolları nelerdir?
İnsandan insana öksürme, hapşırma yoluyla bulaşır. Hasta kişilerin ellerinden de bulaşma olabilir. Kişi hastalandıktan ancak henüz şikayetler başlamadan 1 gün öncesinden şikayetlerinin başlamasından itibaren 7 gün boyunca bulaştırıcıdır. Gençlerde ve çocuklarda bulaştırıcılık daha uzun sürebilir. Yani kişiler hasta olduklarını henüz bilmiyorlarken bulaştırıcılıkları başlamıştır. Virüs yüzeylerde bir süre canlılığını sürdürebilir. Bu nedenle ortak kullanım alanlarında bulunan masa, kapı kolları gibi yüzeylerden temasla bulaşabilir.
4. Tedavisi var mı?
Virüsün oseltamir ve zanamivir isimli ilaçlara hassas olduğu biliniyor. İlaç hastalıktan korunmada ve oluşan hastalığı hızlı atlatmakta etkilidir. Tedavi için kullanıldığında, şikayetlerin başlamasından sonraki 2 gün içinde ilacın başlanması gerekmekte. Ancak bu salgından önce bildirilen domuz gribi vakalarının ilaçsız da iyileştiği, belki her vakada ilaç kullanımının gerekmeyebileceği bildirilmekte.
5. Nasıl korunabiliriz ve önlem alabiliriz?
Hastalık için şu anda mevcut bir aşı yok.
• Korunmada ilk ve en önemli yöntem el yıkamak. Su ve sabunla 15 - 20 saniye süreyle ve sık el yıkamak hastalık riskini azaltabilir.
• Alkol bazlı el dezenfektanı içeren jeller ve mendiller el yıkayamadığımız durumlarda alternatif olarak kullanılabilir.
• Vücudumuzu sağlıklı tutmak: Yeterli uyku, stresten uzak kalmak, düzenli ve sağlıklı beslenme, bol sıvı almak
• Hasta kişilerle yakın temastan kaçınmak.
6. Hasta kişiler ne yapmalı?
Domuz gribinin görüldüğü bölgelerde bulunanlar ateş ve gribal şikayetleri olduğunda mutlaka bir sağlık kuruluşuna müracaat etmelidir. Test veya tedavi gerekliliğine sağlık kuruluşu karar vermelidir.
Hastalığın mevcut olduğu durumda yatak istirahati, bol sıvı almak mevsimsel grip hastalığında olduğu gibi önerilir. Başka insanlara bulaştırmamak için kalabalık ortamlara girmemek, yaşlı ve çocuklardan uzak kalmak, öksürme ve hapşırma sırasında mendille ağız ve burunu kapamak ve sonrasında mendili atmak.
Domuz gribi aşısı hakkında bilgiler, sorular ve cevaplar, Halen var olan grip aşısı yeterli mi? Domuz gribi aşısı farklı mı?, Tek bir aşı mı var, farklı aşılar mı var? Hangisi tavsiye ediliyor?, Aşıların yan etkileri nedir
31/10/2009 · Kategori: Sağlık
Halen var olan grip aşısı yeterli mi? Domuz gribi aşısı farklı mı?
Pandemik grip (H1N1) için geliştirilen aşı şu anda ABD, İsveç ve Macaristan’da kullanılmaktadır. Şu an Türkiye’de var olan aşı bir yıl öncesinin influenza virusüne karşı geliştirilen mevsimsel grip aşısıdır. Pandemik grip (H1N1) aşısının üretim çalışmaları Temmuz ayı başından bu yana devam etmektedir. Yaklaşık 5 bin civarında çocuk ve erişkinde denendiğini ve belirgin bir yan etkisinin izlenmediğini biliyoruz.
Tek bir aşı mı var, farklı aşılar mı var? Hangisi tavsiye ediliyor?
ABD ve Avrupa’da üretilen iki tip aşı var. Bu iki tip aşının etken maddeleri birbirinden farklı. Birinde zayıflatılmış canlı virüs var diğeri ise ölü virüs içeriyor. Aşılar içerisinde üç önemli madde var. Bunlardan birisi, antijen denilen vücutta esas bağışıklığı sağlayacak olan virüsün parçasını içeren kısım. İkinci madde ise ABD'de olmayan ve Avrupa'da olan adjuvan denilen ve aşının bağışıklık yapma gücünü artıran madde. Aşılarda bu amaçla uzun yıllar alüminyum kullanılmıştı. ABD, var olan ancak bilimsel olarak kanıtlanmış bulunmayan iddialar nedeniyle, aşıların içinde adjuvan madde kullanılmasına izin vermiyor. Adjuvanların çok nadir olarak alerjik reaksiyonlara yol açtığı, bazı romatolojik hastalıklar gibi istenmeyen bazı yan etkilere yol açtığı öne sürülüyor. Bu nedenle de ABD'de hukuki olarak sorumlu tutulan çok sayıda dava olduğu için bu maddenin aşılara konulmasına izin verilmiyor. Avrupa'daki aşıların içinde adjuvan maddesi var. Bu aşılar 5 büyük firma tarafından üretiliyor. Türkiye'ye gelecek aşıların içerisinde büyük olasılıkla bu madde olacak. “Bunun bulunmasının bir zararı var mı” sorusuna kesin bir yanıt verilemiyor ancak Avrupa Birliği’nde adjuvanlı (sequalen veya alüminyum) aşılar yıllardır uygulanıyor ve ciddi bir yan etki hali hazırda bildirilmiş değil. Ama bu sadece Türkiye'ye özgü bir şey değil, ABD dışındaki tüm ülkelerdeki aşıların içerisinde adjuvan maddesi olacak. Üçüncü madde ise cıvalı bir bileşik. Aşının, başka mikroplarla kontamine olmasını, bulaşmasını engelleyen koruyucu bir madde. ABD'deki aşıların içerisinde bu da bulunmuyor. Civa olması çok da bir önem taşımıyor. Çünkü, arka arkaya çok dozda aşı yapıldığı takdirde, vücutta birikip özellikle çocuklarda bir takım rahatsızlıklara yol açabiliyor, ancak tek doz yapımında bir sorun bulunmuyor.
Aşıların yan etkileri söylendiği gibi mevcut grip aşılarından daha fazla mı?
Grip aşısı dünyada 50 yıldan daha uzun süredir üretilen bir aşı. Üretme tekniği teknolojinin de gelişmesiyle çok daha iyileşmiş olmakla birlikte temel olarak üretim basamakları on yıllardır hep aynı. Embriyonlu tavuk yumurtasından üretiliyor. Son yıllarda doku kültürlerinden de üretilse de bunların sayısı çok az. Dolayısıyla dünyada bu konuda ciddi bir deneyim ve birikim var. Domuz gribi aşısının mevsimsel influenzadan daha fazla bir yan etkisi olduğu bugüne kadar tespit edilmedi. Ancak lokal yan etkiler olabiliyor; aşı yerinde hafif kızarıklık, aşı yerinin hafif ağrıması gibi. Buna karşılık ciddi yan etkiler çıkması olasılığı son derece düşük ve mevsimsel grip aşısında beklenen yan etki oranından daha fazla değil. Ancak dünyada ilk kez böyle büyük bir kitlesel aşılama faaliyeti olacağı için milyonda bir ya da daha nadir görülen yan etkilerin de ortaya çıkma olasılığı da ihmal edilmiyor. Dünya Sağlık Örgütü bunları takip ediyor. Aşının kanser yaptığına dair söylenceler kesinlikle doğru değil.
Söylendiği gibi geçmiş yıllarda, 1950-60 larda yaşanmış olumsuz tecrübeler var mı?
Grip aşılarının üzerine haksız bir şekilde yapışıp kalan kötü şöhret, 1976 yılında ABD’deki aşılama sırasında sinir sistemini tutan bir hastalık olan Guillain-Barre hastalığının sıklığında bir artış tespit edilmesinden kaynaklanıyor. Ancak bu artışın aşıdan kaynaklandığı kesin olarak gösterilemediği gibi sonraki on yıllar boyunca grip aşılarının bu hastalığa neden olduğu ispatlanamamıştır. Arada doğrudan bir nedensellik ilişkisi kurulamamıştır. Bu hastalık her toplumda 100.000’de 4-5 sıklıkta görülmekte ve viral infeksiyonlar tarafından da başlatıldığı düşünülmektedir. ABD’de aşı yan etkilerini takip eden kuruluş yıllar içerisinde yüz binlerce aşı uygulamasını değerlendirdikten sonra grip aşılarının bu hastalık riskini artırmadığını tersine bir miktar azalttığını belirtmiştir.
Aşı yapımı nasıldır? Adjuvan etki nedir?
Aşı adjuvanla birlikte yapıldığı zaman bağışıklık potansiyeli çok daha yükseliyor. Birisi yüzde 70 bağışıklık kazandırıyorsa, birlikte olduğunda bu oran yüzde 90'a çıkıyor. “Adjuvana bağlı yan etki görülebilir mi” sorusuna da kesin yanıt verilemiyor, çünkü dünyada hiç bu kadar çok yaygın bir aşılama uygulanmadı. Nadir olasılıklar olacak diye insanların aşıdan mahrum kalması doğru değildir. Böyle bir yan etkinin olup olmayacağını şu anda bilmeden bu konuda spekülasyon yaratmak doğru bir yaklaşım değil.
Domuz gribi aşısı olunmasını öneriyor musunuz?
Evet. Aşının faydası olası yan etkinin yaratacağı zarardan çok daha büyüktür. Bu nedenle yan etki olabileceği endişesiyle aşı yaptırmamak büyük hata olur. Çünkü aşının alternatifi hastalığa yakalanmaktır. Bunun sonuçları ise daha kötü olabilir.
65 yaş altı tüm nüfusun belli bir öncelik sırasına göre aşılanması gerekmektedir. Sıranın başında hastalığa en açık kesim olarak nitelenen 6 ay - 24 yaş arasındaki kişiler, hamileler, altta yatan kronik hastalığı olanlar, hastalıkla öncelikli karşılaşabilecek hizmet grupları; sağlık çalışanları, itfaiye, güvenlik görevlileri vs. yer alıyor.
Domuz gribi hakkında en çok sorulan sorular ve cevapları, Domuz gribi hakkında kısa bilgi, Hastalığın klinik seyri nedir?, Kimler daha çok etkileniyor?, Endişeli olunan nokta nedir?, Hasta olmamak için ne yapmalı?, Belirtileri neler ve ne yapmalı
31/10/2009 · Kategori: Sağlık
Türk Tabipleri Birliği, domuz gribi ile ilgili güncel gelişmeler doğrultusunda, Prof. Dr. Murat Akova ve Doç. Dr. Alpay Azap’ın katılımıyla bir basın toplantısı düzenledi. Akova ve Azap’ın domuz gribi hakkında en çok sorulan sorulara verdikleri yanıtlar şöyle:
Pandemik İnfluenza A (H1N1) virüsünün neden olduğu domuz, kuş ve insan grip virüslerinin bir karışımı olarak karşımıza çıkmış olan yeni grip türüdür. İlk defa Mart 2009’da Meksika’da insanlar arasında görülmeye başlayan grip salgını hızla dünyaya yayılmış ve hatırlanacağı üzere Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 11 Haziran 2009’da pandemi (faz 6) alarmı vermiştir. Geçen dönem güney yarı kürede görülen hastalık, kış mevsiminin gelmesiyle birlikte son haftalarda kuzey yarı kürede yayılmaya başlamıştır.
Hastalığın klinik belirtileri mevsimsel gripten farklı değildir. Pandemik grip (H1N1) şu aşamada mevsimsel influenzadan daha ağır seyretmemektedir. Ancak hızlı yayılma özelliğine sahiptir. Mevsimsel influenzadan en önemli farkı toplumun büyük kesiminin daha önceden bu ve benzeri olan viruslerle karşılaşmamış olmasıdır. Bu nedenle dünya nüfusunun önemli bir kısmı hastalığa açıktır. Pandemik H1N1’in öldürme hızı binde 3-5 arasındadır. Bu normal influenzadan daha düşük bir orandır. Ancak hastalığa yakalananlar arasında belli gruplarda ölüm oranı normal influenzaya göre daha yüksektir.
Hastalığın bugüne kadarki seyri incelendiğinde, 6 ay-24 yaş arası çocuk ve gençlerin daha çok etkilendiği görülmüştür. Hamileler, hasta olan kişilerle ilk temas edebilecek hizmet grupları hastalıktan etkilenecek gruplar arasında sayılmaktadır. Hastalık 65 yaş üzerindeki kişilere kolay bulaşmamaktadır. Bunun 1918’de meydana gelen büyük salgın ile ilgili olduğu düşünülüyor. 1918’de meydana gelen grip salgınındaki virus bugünkü viruse çok benziyor. O virus 1950’lere kadar dolaştığı için 65 yaş üzerindeki kişilerin kısmi bağışıklık geliştirdiği kabul ediliyor.
Endişeler influenza A virusunun çok kolay yapı değiştirmesinden kaynaklanmaktadır. Bu bağlamda, ilerleyen süreçte hastalığın seyrinin daha ağır olup olmayacağı hakkında kesin bir şey söylenememektedir. Geçtiğimiz yüzyılda yaşanan grip salgınlarında, başlangıçta hafif enfeksiyona neden olan virüsün sonradan daha öldürücü hastalık yapma yeteneğine kavuştuğu izlenmiştir.
Hasta olmamak için ne yapmalı?
Öncelikli risk grubu olarak ifade edilen çocuk-genç yaş grubunu hastalıktan korunması için kişisel hijyene dikkat başta gelmektedir. Okullarda hijyene, özellikle el hijyenine maksimum önem verilmeli, eller sık sık yıkanmalıdır. Küçük yaş gruplarında eğer çocukların sık sık ellerini yıkamaları sağlanamıyorsa alkollü el dezenfektanları kullanılmalıdır. Okullarda, çocukların bir arada bulunmalarının zorunlu olmadığı sınıf dışı faaliyetler sınırlanmalıdır. Ne kadar çok farklı gruptan çocuk bir araya getirilirse riskin o kadar artacağı unutulmamalıdır. Okul gezileri sınırlanmalıdır.
Hastalık görüldüğünde, okulların kapatılması için bir ölçüt var mıdır?
Beraber çalıştığımız birisinde ya da çocuğumuzun sınıf arkadaşında hastalık olunca ne yapmalı? Koruyucu ilaç almalı mı?
Hasta olduğu düşünülen kişilerle temas etmiş olanların rutin olarak bu virusun varlığı yönünden taranmasına gerek yoktur. Hastanın grip semptomları yönünden takip edilmesi yeterlidir. Ancak semptom çıkması durumunda hasta tedavi yönünden değerlendirilmelidir. Semptom gözlenen hastaların önemli bir kısmında da tedaviye ihtiyaç duyulmayacaktır. Uluslararası bilimsel kurumların hastalığa yakalanan herkesin tedavi edilmesine yönelik önerisi bulunmamaktadır. Belli bir takım risk faktörü taşıyan kişilerin tedaviye alınması gerekecektir.
Belirtileri neler ve görülünce/hasta olunca ne yapılmalı?
Pandemik grip (H1N1) in belirtileri mevsimsel griple aynı olup ateş, öksürük, boğaz ağrısı, baş ağrısı, kas ağrıları ve daha geri planda kalan burun akıntısı, ishal, bulantı-kusma gibi belirtilerdir. Hastalanan çocuklar okula gönderilmemeli, veliler bu konuda uyarılmalıdır. Hastalanan çocuklar hastalık tamamen iyileşene kadar -ki bu süre genellikle 7 gündür- evde tutulmalı, hastalığın daha uzadığı durumlarda ise ateş düştükten en erken 24 saat sonra okula gönderilmelidir. Hastalanan çocukların iyi beslenmesi ve bol sıvı alması sağlanmalıdır.
Domuz gribinden korunma yolları nelerdir, DÜZENLİ UYUYUN, İÇKİ İÇMEYİN, Ellerinizi yıkayın!, Öksüren insanlardan uzak durun, Bağışıklık sisteminizi güçlendirin
31/10/2009 · Kategori: Sağlık
Prof Öz’den domuz gribi tüyoları
Domuz gribine yakalanmamak için yapılacak şeyler gayet basit! Elinizi yıkayın, bağışıklık sisteminizi güçlü tutun ve öksürenlerden uzak durun!
PROF. DR. MEHMET ÖZ’ün önerileri
Domuz gribine bağlı ölüm sayısı giderek artıyor. Ancak bu konudaki endişeler ölüm sayısından daha da fazla artıyor. Şu sıralar televizyon, radyo ve basın organlarının çoğunda domuz gribi konuşuluyor. Çoğu kimse bu griple ilgili detayları bilmiyor ama en azından sadece endişe etmenin dışında da bu hastalıktan korunmak için yapabileceğiniz bazı şeyler var.
DÜZENLİ UYUYUN, İÇKİ İÇMEYİN
Bu gribi kontrol edemeyeceğinizi kabul edin.
Ne sıklıkta ve nasıl yayıldığını kontrol edemezsiniz. Stres bağışıklık sisteminizi zayıflatır ve bu da grip gibi birçok hastalığa davetiye çıkartır.
Ellerinizi yıkayın!
Biriyle tokalaştığınız zaman ellerinizi yıkayın. Her hangi bir şeye temas ettiğiniz zaman ellerinizi yıkayın. Özellikle yemekten önce ve sonra ellerinizi sabunla yıkayın.
Öksüren insanlardan uzak durun.
Eğer bir hastanede veya sürekli öksüren insanların bulunduğu bir ortamda çalışıyorsanız, doktorunuzla görüşüp soğuk algınlığı ve gribe karşı bir ilaç yazmasını isteyin.
Kalabalıklarda ve uçaklarda dikkatli olun.
Toplu taşıma araçlarında dikkatli olun. Bu tür mekanlar yüksek grip riski taşır.
Bağışıklık sisteminizi güçlendirin.
Her gün en az yedi buçuk veya sekiz saat uyuyun. Her gün bir kadehten fazla alkollü içki içmeyin. Her gün multivitamin ve D-3 vitamini alın. Tuzlu olmamak kaydıyla tavuk suyu çorba için.
Çantanızda her zaman alkollü ıslak mendil taşıyın.
Sadece elleriniz mikrop taşımaz. Hanımlar, çantalarınızın da temiz olmasına özen gösterin.
Sabah-Günaydın
Domuz gribi neden bu kadar çabuk yayılıyor?, Domuz gribinden nasıl korunurum?, Domuz gribi oldum. Ne yapmalıyım?, Anne sütü bebekleri bu hastalıktan korur mu?, Hastayken bebeğimi emzirebilir miyim?, acil müdahale gerektiren durumlar nelerdir
31/10/2009 · Kategori: Sağlık
- Domuz gribi neden bu kadar çabuk yayılıyor?
- Çünkü hiçbir insan vücüdu henüz bu virüsü tanımamıştır.
- Domuz gribinden nasıl korunurum?
- Grip solunum ve temas yolu ile bulaşan bir hastalıktır. Ellerinizi yıkamaya başlayarak domuz gribinden korunmaya başlayabilirsiniz. Umumi ortamlarda ortak kullanım bölgelerini mümkünse el ile açmamak gibi basit önlemler de atmanız gereken ilk adımlardır. Kapalı ortamlarda ise mümkünse hava temzleyen cihazlar kullanmak ve sık sık odayı havalandırmanız gereklidir.
- Domuz gribinin belirtileri nelerdir?
- Kronik durumlar haricinde mevsimsel gripten farklı belirtiler göstermemektedir. Lütfen sayfamızı ziyaret edin.
- Domuz gribi oldum. Ne yapmalıyım?
- İstirahat etmelisiniz. Normal grip nasıl atlatıyorsanız bir çoğunuz da domuz gribini öyle atlatacaktır. Hatta bu virusu ayakta geçirenler bile olacaktır. Salgının yayılmasını önlemek için öksürüklerinizi elinize değil mendile, ani bir aksırık gelirse en azından kafanızı çevirip değil kolunuza doğru yapmalısınız. Kullan at türü mendiller kullanmalısınız. Acil müdahele gerektren durumlara buradan ulaşabilirsiniz.
- Hamilelikte domuz gribi.
- Hamile kişiler özellikle 4.aydan sonra kendilerine çok dikkat etmeliler. Gribin virüsünden daha çabuk etkilenirler.
- Domuz Gribinde Bebeklerin Beslenmesi
- Grip 2 yaşından küçük bebeklerde daha ağır seyredebilir. Bu nedenle bebeklerin korunmasına özellikle dikkat edilmelidir.Ellerinizi bol su ve sabunla yıkamaya daha fazla önem veriniz. Bebeğinizi beslerken veya onunla ilgilenirken kesinlikle bebeğinizin yüzüne doğru öksürüp hapşırmayınız. Hasta iseniz mutlaka maske kullanınız ve bebekleri öpmeyiniz.
- Anne sütü bebekleri bu hastalıktan korur mu?
- Anne sütünün bebekleri hastalıklardan koruyucu etkisi oldukça fazladır. Anne sütü bebeğin bağışıklık sistemini güçlendireceğinden gribin daha ağır seyretmesini de engelleyebilir.
- Grip olduğumu düşünüyorsam bebeğimi emzirmeyi sürdürmeli miyim?
- Evet, emzirmeye devam etmelisiniz. Çünkü bağışıklık sisteminin gelişiminde anne sütü oldukça önemlidir. Emzirmek, bebeklerin hastalıklarla başa çıkabilmelerine de yardımcı olur.
- Hastayken bebeğimi emzirebilir miyim?
- Hasta olsanız bile emzirmeyi kesmeyiniz. Bebekler en az 6 ay boyunca ek olarak su bile verilmeden anne sütü ile beslenmelidir. Eğer emziremeyecek kadar hastaysanız, pompa ile sütünüzü cam bir biberona sağıp bebeğinize verilmesini sağlayınız.
- Bebeğim hasta ise emzirmem doğru mudur?
- Hasta olan bebeğiniz için yapabileceğiniz en faydalı şeylerden biri onu emzirmeye devam etmektir. Bebekler hasta oldukları zaman, daha çok sıvıya ihtiyaç duyarlar. Anne sütü diğer sıvı gıdalardan çok daha faydalıdır. Eğer bebeğiniz ememeyecek kadar hasta ise sütünüzü damlalık kullanarak vermeyi deneyiniz.
- Emzirirken antiviral grip ilacı almak doğru mudur?
- Doktor tarafından tavsiye edilen antiviral grip ilacı kullanan anneler bebeklerini emzirmeye devam edebilirler.
- Yetişkinlerde acil müdahale gerektiren durumlar nelerdir?
- * Zor nefes almak veya nefes darlığı
- * Bilinç bulanıklığı
- * Sık ve uzun süreli kusma
- Çocuklarda acil müdahale gerektiren durumlar nelerdir?
- * Hızlı veya zor nefes alma
- * Vücutta solgunluk ya da morarma
- * Beslenememe
- * Uyarılara cevapta azalma ve uykuya meyil
- * Huzursuzluk
- * Ateşle beraber döküntü görülmesi
- Domzu Gribi aşısı?
- Domuz gribi aşısı ülkemizde test edildi ve 2 Kasım’da sağlık personelinin aşılanacağı duyuruldu.
Sağlık Bakanlığı
Domuz gribi ile ilgili sorular ve cevapları, domuz gribi hakkında nilmeniz gerekenler hakkında bilgileri, domuz gribi nedir, Kuş gribi ya da domuz gribi virüsleri tehlikeli mi?, Küresel bir pandemik ne kadar kötü olabilir?
31/10/2009 · Kategori: Sağlık
Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Profesör Anthony Komaroff, Washington’un kamu sağlığı için acil durum çağrısı yapmasına neden olan domuz gribi ile ilgili soruları cevapladı.
Amerikan Hükümeti, Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (CDC), bir domuz gribi salgınının Meksika ve ABD’de etkili olmaya başladığını söylüyor. Domuz gribi birçok kişinin ölümüne yol açmış durumda ve bu salgının pandemik haline geleceğini gösteren işaretler mevcut. Pandemik, tüm dünyaya yayılan bir salgın demek. Pandemikler çoğunlukla diğer daha küçük çaplı salgınlardan çok daha ciddi sonuçlara sebep olabiliyor.
27 Nisan Pazartesi günü ABD kamu sağlığı için acil durum ilan etti. Aynı gün dünyanın bir çok bölgesinden şüpheli ya da doğrulanmış vaka haberleri gelmeye başlamıştı. Eğer bir pandemik oluşursa bu insan sağlığı için ve küresel ekonomi (ki kötü haberler duymak ekonominin şu anda en son ihtiyacı olan şey) için çok ciddi sonuçlar doğurur.
- Domuz gribi ve kuş gribi nedir?
Grip, influenza virüsünün neden olduğu bir hastalıktır. Bu virüs insanlara, domuzlara, kuşlara ve diğer tüm hayvanlara bulaşabilir. Tipik olarak influenza virüsü belirli bir türe bulaşır; yani insanlara bulaşan influenza virüsü ile domuzlara ya da kuşlara bulaşan virüs farklıdır. Ancak bazen bir virüs birden fazla türe bulaşabilir. Örneğin domuzlar bazen sadece domuz influenza virüsü ile değil, insan ve kuş influenza virüsü ile de enfekte olabilirler. Sonra bu virüsler birbirlerine sokularak gen değiş tokuşunda bulunurlar ve insan, kuş ve domuz virüslerinin genlerinin bir karışımını içeren yeni bir virüs meydana getirirler. Şu andaki domuz virüsünde olan da bu. Bazen bu gen değiş tokuşu, daha önce sadece domuzları ya da kuşları enfekte edebilen bir virüse insanları da enfekte etme özelliği kazandırır. Bu olduğu zaman, biz hastalığı “kuş gribi” ya da “domuz gribi” olarak adlandırırız. Şu andaki virüs, hem domuz gribi virüsünden hem de kuş gribi virüsünden genlere sahip olduğu için aslında “domuz/kuş gribi” olarak adlandırılabilir. Ancak basitçe sadece domuz gribi olarak adlandırıldı.
- Kuş gribi ya da domuz gribi virüsleri tehlikeli mi?
Domuz gribine ya da kuş gribine neden olan virüslerin birçoğunun insandan insana geçmesi çok zordur; bunlar salgınlara yol açmazlar. Fakat bazen genlerdeki başka türlü değişiklikler insanlar arasında hızla yayılabilen ve daha ciddi hastalıklara yol açabilen bir virüs yaratır. Bu hastalığın daha ciddi olmasının bir sebebi virüsün yeni olmasıdır. İnsanların her yıl yakalandığı gribe, çoğunlukla daha önceki yıllarda gribe neden olan virüslere benzer sıradan bir insan influenza virüsü neden olduğu için, insanların bu en son virüse karşı belirli ölçüde bir bağışıklıklığı vardır. İnsandan insana bulaşma özelliği kazanan bu sıra dışı domuz gribi ya da kuş gribi virüsü o kadar farklıdır ki, insanların bu virüse karşı ya hiç bağışıklığı yoktur ya da çok az bağışıklığı var. Domuz gribiyle ilgili endişeler büyük ölçüde bundan kaynaklanıyor.
- Küresel bir pandemik ne kadar kötü olabilir?
Modern çağdaki en kötü pandemik 1918-1919 yıllarındaki influenza pandemiği. İnsan ırkının üçte birini etkileyen bu pandemik bir yıldan az bir sürede en az 40 milyon kişinin ölümüne neden oldu. Bu sayı otuz yılda ölen AIDS hastalarının sayısından fazla. Dünya ekonomisi büyük bir durgunluğa girdi. Ortalama insan ömrü 10 yıl azaldı. Başka bir deyişle küresel pandemikler çok ciddi sorunlar yaratabiliyor. Öte yandan diğer pandemikler 1918-1919 pandemiğinden daha hafiftiler.
- Bu yeni domuz gribi virüsü insandan insana kolayca geçebilir mi?
Ne yazık ki bu yeni domuz gribi virüsü insandan insana geçebiliyor. Şu anda insandan insana bulaşmasının ne kadar kolay olduğu ya da tam olarak nasıl bulaştığı belli değil. Neredeyse kesin olan şu ki, hapşırmayla ve öksürmeyle ve de enfekte olmuş kişi ile deriden deriye temasla (el sıkışmak ya da öpüşmek) geçiyor.
- Virüsü kapan insanlar nasıl iyileşiyor?
Virüsü kapan insanların çoğunluğu iyileşti. Hatta ABD’de virüsü kapan insanların hepsi iyileşti. Fakat Meksika’da bazı insanların hastalığı ilerledi ve ölenler oldu. Her kış ortaya çıkan normal grip virüsü de zaman zaman ölüme yol açabiliyor. Genellikle bu çok küçük çocuklarda ve zayıf bünyeli yaşlılarda oluyor. Uzmanları endişelendiren durum, Meksika’daki ölümlerin büyük kısmının sağlıklı genç yetişkinlerde meydana gelmiş olması. Geçmiş pandemiklerde de 1918-1919 pandemiğinde olduğu gibi genç, sağlıklı yetişkinler ölüyordu. Uzmanlar salgının neden ABD’de değil de Meksika’da daha kötü sonuçlara yol açtığını açıklamakta zorlanıyorlar.
- Bu gribin tedavisi var mı?
Yeni virüs iki antiviral ilaçla tedavi ediliyor: Oseltamivir ve Zanamivir. Diğer grip virüslerinden edinilen deneyimlere göre tedavi, semptomların başlamasından itibaren iki gün içinde uygulanmaya başlandığı zaman en etkili oluyor. Şu andaki domuz gribi virüsü insanları enfekte etmeye devam ettiği sürece muhtemelen yetkililer durumu ciddi hastaların bu ilaçları almalarını tavsiye edecek. Diğer taraftan, ilaçları semptomlar ortaya çıkmadan önce almanın kanıtlanmış bir yararı yok; hatta zararlı olduğu kanıtlanmış durumda: İlaçların gereksiz yere kullanılmasının yaygınlaşması dirençli virüslerin oluşmasına neden oluyor. Yeni virüs için henüz bir aşı yok ve CDC bu yılki normal grip virüsüne karşı olan aşının etkisi konusunda da şüpheleri olduğunu açıkladı.
- Domuz gribi olup olmadığımı nasıl anlarım?
Bu grip virüsünün ilk belirtileri normal, her yıl ortaya çıkan virüsün yol açtığı gribin semptomları gibi: Ateş, kas ağrısı, burun akıntısı ve boğaz ağrısı. Mide bulantısı, kusma ve ishal normal gripte olduğundan daha sık oranda bu gripte görülebilir. Eğer bu salgın sizin yaşadığınız çevreyi da etkilediyse ve grip benzeri semptomlar göstermeye başlarsanız, doktorunuz muhtemelen boğazınızdan ya da balgamınızdan numuneler alacak ve test için kamu sağlığı laboratuarlarına gönderecek.
- Kendimi nasıl koruyabilirim?
Kendinizi domuz gribinden korumak için normal gripten ya da soğuk algınlığından korunmak için gereken önlemleri uygulamalısınız:
- Ellerinizi yıkayın ya da sık sık alkol bazlı el temizleyicileri kullanın.
- İnsanlarla karşılaştığınızda el sıkışmayın ya da öpüşmeyin.
- Grip belirtileri gösteren insanlarla temastan kaçının.
- Başkalarını korumak için, hapşırmaya ve öksürmeye başlarsanız, burnunuzu silmek için mendil kullanın ve ağzınızı kapatın ve kağıt mendilleri tuvalete ya da çöpe atın.
- İnsanlardaki virüs ne kadar süre ile bulaşıcı oluyor?
Yetişkinler semptomların başlamasından itibaren en az yedi gün boyunca virüsü bulaştırabilirler. Çocuklarda bu süre 10 ila 14 gün arasındadır.
- Domuz gribi virüsü domuz eti yemekle bulaşır mı?
Kesinlikle hayır. Fakat domuz eti, az pişmiş etten bulaşan diğer hastalıklardan korunmak için tamamıyla pişirilmeli.
- Eğer küresel bir pandemik meydana gelirse hayatlarımızı etkileyecek olağandışı tedbirler alınabilir mi?
Eğer küresel bir pandemik olursa belirli bir süre için devletler seyahatlere kısıtlama getirebilir (şu anda bazı hükümetler bunu zaten yapmış durumda). Hükümetler, okulları, kamusal mekanları kapatabilir, mümkün olan en çok sayıda insanın evden çalışmasını sağlayabilir, semptomları gösteren herkese kendilerini evde karantina almaları talimatını verebilir ve daha ciddi semptomlar gösterenlere acilen ilaç tedavisine başlamalarını söyleyebilir.
Bu semptomlar neler?
Yetişkinler, gençler ve 3 ila 12 yaş arasındaki çocuklar için en çok endişe verici semptomlar şunlar:
- Nefes darlığı
- Sürekli kusma
- Zihin karışıklığı
- Baş dönmesi
2 yaşından küçük çocuklar için en çok endişe verici semptomlar:
- Çok hızlı nefes alma
- Normal olmayan davranışlar, yeme ve içmede bozukluk, olağandışı sinirlilik hali ya da olağandışı uyku hali
- Yüksek ateş ve kurdeşen
- Mavimsi dudaklar ve cilt
Domuz gribinde kimler risk altında, hangi hastalığı olanlar için domuz gribi tehlikeli, domuz gribi hangi yaş grupları için daha tehlikeli, ne gibi rahatsızlığı olanlar risk altında
31/10/2009 · Kategori: Sağlık
KİMLER DOMUZ GRİBİ RİSKİ ALTINDA?

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ender Pehlivanoğlu, “domuz gribinin, mevsimsel griple benzerlik gösteren bir hastalık” olduğunu söyledi.
Prof. Pehlivanoğlu, “Mevsimsel grip, ülkemizin de yer aldığı kuzey yarımkürede bu yıl da hızlı yayılma eğilimi
göstermeye başladı. Bu nedenle enfeksiyonla mücadele ederek direnç kazanamamış küçük çocuklar arasında ve okullarda grip salgınları görülecektir” dedi.
Griple domuz gribinin belirtilerini öğrenin
Prof. Pehlivanoğlu’na göre H1N1 virüsünün neden olduğuhastalığın ana belirtilerini “ateş, boğaz ağrısı, baş ve eklem ağrıları” oluşturuyor. Öksürük, burun akıntısı ve tıkanıklık her tür gripte görüldüğü için domuz gribinde ateş günlerce yüksek devam ediyor. Bu nedenle belirtilere ek olarak 3 günden daha uzun süren ateşli gripte H1N1’den şüphelenilmesi gerekiyor.
Kimler risk altında?
Anne karnındaki bebekler
2 yaşından küçükler
Astım hastaları
Kötü beslenenler
Beyin hastalığı olanlar
Kronik hastalığı bulunanlar
Diyabet, Obezite
Böbrek, karaciğer ve kalp hastalığı olanlar.
Risk grubunda olmayan çocuklar, ilaç almasın
Risk grubunda olmayan çocukların özel ilaç tedavisine ihtiyaç duymadıklarını belirten Prof. Dr. Pehlivanoğlu, virüsün bölünerek çoğalmasını önleyen antiviral ilaçların, çocuklarda çok sayıda yan etkiye yol açabileceğini söylüyor. “Grip tedavisinde doktor kontrolünde verilen iki tür ilacın etkili olduğunu belirten
Pehlivanoğlu’na göre, ağır hastalık geçiren çocuklar ve risk grubunda bulunanlarda
antiviral ilaçlara başlanması gerekiyor.
Annenin öpücüğü mikropları öldürür
Prof. Dr. Ender Pehlivanoğlu, “Anne sütünde bulunan birçok madde ve hücreler, grip virüsünün en etkili ilaçlarıdır” diyor. Bazı durumlarda ise yeni ortaya çıkan virüse karşı tam korunmada anne sütü bile yeterli olmayabiliyor. Burada devreye giren bir gerçek, mucize gibi bir sonuca işaret ediyor. Daha önce enfeksiyon geçirmiş ya da belirtisiz olarak geçirmekte olan anneler, bebeklerini korumak için onlara özel ilaçları kendi vücutları içinde üretiyor. Prof. Dr. Pehlivanoğlu’na göre bu, doğanın annelere ilaç sanayiinden çok daha önce verdiği bir olanak. Çocuğunu öperek onun bedenindeki mikrop ve çevresindeki maddeleri yutan anne, bağırsağında bunları emerek, lenf bezleri sayesinde mikropları ve grip virüsünü öldürmek için gerekli antikorları üretmiş oluyor. Bu sihirli sistemin işleyişi doğa dışında taklit edilemiyor.
« Önceki :: Sonraki »

