10.sınıf dil ve anlatım dersi 2.ünite ölçme ve değerlendirme, An
ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
1.
• Anlatımda kaynaklara başvurulmuş olması anlatımı en çok inandırıcılık yönüyle etkiler.
• Bir betimlemenin en önemli kaynağı gözlem tekniğidir.
2.
• Anlatım yapılırken kişisel deneyimlerden de yararlanılır. (D)
• Gözlem tekniği düşünce yazılarında daha çok kullanılır. (Y)
3. C) Masal
4. D) Toplanan bilgileri aynen yazmak
5. Gazete, dergi, internet, ansiklopedi ve kitap günümüzde bilgi toplama kaynaklarıdır.
6. Metinlerde, genelden özele gidilebileceği gibi özelden genele de gidilebilir ancak tutarlı bir sıra ve derecelendirmenin bulunması gerekir. Ana düşünce etrafında birleşen yardımcı düşünce, bilgi, deneyim ve örnekler sebep-sonuç ilişkisine göre düzenlenmelidir.
Metin, .öyküleme ise öykünün anlatılmasına nereden, niçin ve nasıl başlanması gerektiği; olayın hangi noktalarının anlatılacağı, hangi kısımlarının farklı ifadelerle tekrar edileceği, hangi kısımlarının okuyucunun veya dinleyicinin anlayışına bırakılacağının belirlenmesi gerekir.
Her yazı; kendi düzeni, teması ve ifade biçimiyle kendi içinde anlamı olan organik bir birliktir.
Hanımın çiftliği romanın konusu ve özeti, Orhan Kemal'in ese
Yazarı Orhan Kemal
Muzaffer Bey çiftlik sahibidir. Çiftlikte ev işlerine Muzaffer Bey’in metresi ve Gülizar bakmaktadır. Muzaffer Bey’in sıska yeğeni Ramazan ise evlenmeye karar vererek şehirden Güllü isimli bir kız getirdi.Muzaffer Bey bu sırada Ankara’ ya gitmişti. Geldiğinde Muzaffer Bey bu kızı görürse ona göz dikebilirdi. Bunun için Gülizar , Bey gelmeden önce Ramazan ile Güllü’ yü evlendirip bir eve sokmalıydı. Ama Bey buna çok kızardı.Çünkü kendinden habersiz bir iş yapılmasını istemezdi.
Muzaffer Bey Ankara’ dan geldi ve Güllü’ yü gördü.Gördüğü an ona hayran kaldı.Güllü de Bey’ i çok beğenmişti. Güllü, Gülizar’ı çiftlikten attırıp çiftliğe hanım olmak istiyordu. Muzaffer Bey, eskiden köylünün ektiği ama sonradan kendisinin ekmeye başladığı toprakları kendi üzerine geçirmek istiyordu. Bunun için mahkemeye başvurmuştu bile.
Bunu köylüler duyduktan sonra sinirleri iyice gerildi ve Muzaffer Bey’e düşman kesildiler.Bunların başında Habib vardı. Habib, köylüyü her zaman bu konuda kışkırtıyordu.Muzaffer Bey Güllü’ ye gözü dikti ve onunla evlenmeye karar verdi. Bu başta çiftlik olmak üzere köyde de büyük bir tedirginlikle karşılandı.
Ramazan dayısına bu konuda rest çekti ve dayısı da onu çiftlikten kovdu. Gülizar da aynı tepkiyi gösterince Ramazan’ a olanların aynısı Gülizar’ ın başına da geldi.Köylüler, Güllü ile olan bu ilişkiden sonra Muzaffer Bey’ in çok ileri gittiğini anladılar. Habib köylüyü bu olaydan sonra dini de kullanarak ayaklandırdı. Bir gün Muzaffer Bey Güllü’den baba olacağı haberini alınca çok sevindi. Bunun üzerine çiftlikte çiftlik ağalarıyla birlikte bir parti verdi.
O gün bir karar aldı ve Güllü’ ye söyledi. Bu karar Avrupa’ ya beraber gitmeleriydi. Güllü doğum yapmıştı ve Avrupa’ ya gitmek için hiçbir engel kalmamıştı. Muzaffer Bey’ de Ankara’ da işleri halletmek için çiftlikten ayrıldı.Habib bunu gördü.Köylü tam ayaklanmıştı.Habib, Muzaffer Bey Ankara’dan dönerken yolu ağaç dalıyla kapatmış onun gelmesini bekliyordu.Muzaffer Bey geldi ve orada durdu.
Yoldaki dalı almak için arabasından dışarı çıktığında Habib gizlenmiş bir şekilde Muzaffer Bey’ i vurdu.Ardından soluğu evde aldı.Muzaffer Bey’ in öldüğü ertesi gün anlaşılabildi.Soruşturma açıldı.İlk başta Habib ve ailesinden başladılar.Habib inkar ediyordu.Habib karda yürümüş izini belli etmiyordu.Soruşturma tamamlandı. Fakat Muzaffer Bey’ i kimin vurduğu anlaşılamamıştı.
Güllü, bir iki hafta yas tuttuktan sonra çiftliğin hanımı olmuştu.Bütün işlerle o uğraşıyordu.Bir gece Habib çiftliği yakmak için köylüyü toplayarak gitti. Güllü’ nün bebeği ağlamaya başlamıştı. Güllü bebeğini orada bırakarak kendini pencereden aşağı attı ve kaçmaya başladı. Çiftlik cayır cayır yanıyordu. Habib, Güllü’ nün peşinden koşup onu yakaladı.Onu öldürecekti. Onu öldürürse bütün topraklar köylüye kalacaktı. Güllü yalvarmaya başladı. Habib onu öldürmekten vazgeçti.
Güllü’ de hiçbir resmi kuruma şikayet etmeyeceğini söyledi. Habib oradan kaçmaya başladı. Güllü sorguya çekilmesine karşı hiçbir şey söylemedi. Fakat Habib’ in iki kardeşi ile diğer köylüler bütün suçu ona yüklediler. Habib ise hiçbir zaman ele geçmedi.
Hanımın Çiftliği
ORHAN KEMAL KİMDİR, ORHAN KEMAL İN HAYATI, ORHAN KEMALİN BİYOGRA
15 Eylül 1914’te Adana’nın Ceyhan ilçesinde doğdu. 2 Haziran 1970'te yaşamını yitirdi. Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi öykü ve roman yazarı. Asıl ismi Mehmet Raşit Öğütçü. İlk Büyük Millet Meclisi’nde Kastamonu Mebusu olan ve seçildiği Adalet Bakanlığı’ndan 3 gün sonra istifa ettirilip nerdeyse tüm İstiklal Mahkemeleri’nde yargılanan Abdülkadir Kemali Bey’in oğlu. Babasının, 1930’da Ahrar Fırkası'nı kurmak ve gazete çıkarmak yüzünden öldürülme korkusuyla Suriye’ye geçmesi üzerine, ortaokul son sınıfta öğrenimini yarıda bırakmak zorunda kaldı. Bir süre Suriye ve Lübnan’da yaşadı. 1932’de Adana’ya döndü. İşçilik, dokumacılık, ambar memurluğu, katiplik yaptı. 1939'da ilk şiirlerini de yazdığı askerliği esnasında, komünizm propagandası yapmak suçlamasıyla 5 yıl hapse mahkum oldu. Kayseri, Adana ve Bursa cezaevlerinde yattı. Bursa Cezaevi'nde Nâzım Hikmet'le tanışması yaşamının ve yazarlığının dönüm noktası oldu. 1943'te salıverildikten sonra Adana'ya döndü. Amelelik, sebze nakliyeciliği, Adana Verem Savaş Derneği’nde katiplik yaptı. 1950’de İstanbul’a yerleşti, hayatını yazılarıyla kazandı. 1966'da bir lokantadaki konuşmasında komünizm propagandası yaptığı suçlamasıyla yargılandı, beraat etti. Yaşamının son döneminde Bulgaristan ve Romanya Yazarlar Birliği’nin davetlisi olarak, daha çok da tedavi amacıyla Soyfa'ya gitti. 2 Haziran 1970’te Sofya'da tedavi edildiği hastanede beyin kanamasından öldü. İstanbul’da Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi.
Hece ölçüsüyle Kayseri Cezaevi'nden yazıp gönderdiği ilk şiiri "Duvarlar" 1939'da Yedigün dergisinde "Reşad Kemal" imzasıyla yayınlandı. "Raşid Kemali" takma adıyla yazdığı şiirler Yedigün ve Yeni Mecmua'da çıktı. İlk romanı "Babaevi"nin bir bölümünü oluşturan "Balık" öyküsü, Yeni Edebiyat dergisinde 1940'ta yayınlandı. Bundan sonra çalışmalarını öyküde yoğunlaştırdı. "Orhan Kemal" adını ilk kez 1942'de "Yürüyüş" dergisinde yayınlanan şiir ve öykülerinde kullandı. Öyküleri, Varlık, Seçilmiş Hikayeler, Yeditepe başta olmak üzere dönemin tüm dergilerinde yer aldı. Gazetelere tefrika romanlar ve film senaryoları yazdı. Geçimini sağlamak, para kazanmak amacıyla durmadan yazdı. "72. Koğuş, Murtaza, Eskici ve Oğulları, Kardeş Payı" adlı eserleri tiyatroya uyarlandı. Doğrudan oyun olarak 1964'te yazdığı tek eseri "İspinozlar", "Yalova Kaymakamı" adıyla sahnelendi. Öykü ve romanlarında günlük yaşamın değişik yönlerini işledi. Kahramanlarını çoğunlukla sömürülen, yoksul insanlardan seçti. Bu insanların yaşamlarını, sorunlarını, iç dünyalarını yansıtırken kinsiz, sevecen, umutlu bir yaklaşım benimsedi. "Babaevi"nde çocukluk yıllarını, "Avare Yıllar"da gençliğini anlattı. Eserlerinin hemen hepsinde toplumsal yapıdaki çelişkileri ustaca vurguladı. Güçlü gözlem gücüyle, özgün ve yalın anlatımıyla hâlâ çok okunan ve sevilen eserler yarattı. Eselerinde hızlı bir olay akışı ve devingenliğin yanısıra "diyaloglara" ağırlık verdiği dikkat çeker. Sanatının olgun döneminde daha çok Adana yöresindeki toprak ve fabrika işçilerini konu aldı. Çukurova'nın toplumsal ekonomik yapısındaki değişimin yöre halkı üzerindeki etkilerini inceledi. Ailesi 1971'den itibaren adına "Orhan Kemal Roman Armağanı" vermeye başladı.
--------------------------------------------------------------------------------
ESERLERİ
ÖYKÜ:
Ekmek Kavgası 1949, Sarhoşlar 1951, Çamaşırcının Kızı 1952, 72. Koğuş 1954, Grev 1954, Arka Sokak 1956, Kardeş Payı 1957, Babil Kulesi 1957, Dünyada Harp Vardı 1963, Mahalle Kavgası 1963, İşsiz 1966, Önce Ekmek 1968, Küçükler ve Büyükler (ölümünden sonra) 1971.
Öykülerinden yapılan derlemeler Bilgi Yayınevi’nce dört cilt olarak yayınlandı: 1. Yağmur Yüklü Bulutlar 1974; 2. Kırmızı Küpeler 1974; 3. Oyuncu Kadın 1975; 4. Serseri Milyoner/İki Damla Gözyaşı 1976. Arslan Tomson, (ö.s.) 1976; İnci’nin Maceraları (ö.s.) 1979.
ROMAN:
Baba Evi 1949, Avare Yıllar 1950, Murtaza 1952, Cemile 1952, Bereketli Topraklar Üzerinde 1954, Suçlu 1957, Devlet Kuşu 1958, Vukuat Var 1958, Gavurun Kızı 1959, Küçücük 1960, Dünya Evi 1960, El Kızı 1960, Hanımın Çiftliği 1961, Eskici ve Oğulları 1962 ( Eskici Dükkanı adıyla 1970), Gurbet Kuşları 1962, Sokakların Çocuğu 1963, Kanlı Topraklar 1963, Bir Filiz Vardı 1965, Müfettişler Müfettişi 1966, Yalancı Dünya 1966, Evlerden Biri 1966, Arkadaş Islıkları 1968, Sokaklardan Bir Kız 1968, Üç Kağıtçı 1969, Kötü Yol 1969, Kaçak (ö.s.) 1970, Tersine Dünya (ö.s.) 1986.
OYUN:
İspinozlar 1965, 72. Koğuş 1967
ANI:
Nazım Hikmet’le Üç buçuk Yıl 1965
İNCELEME:
Senaryo Tekniği ve Senaryoculuğumuzla İlgili Notlar 1963
RÖPORTAJ:
İstanbul’dan Çizgiler (ö.s.) 1971
ÖDÜLLERİ:
1958 Sait Faik Hikaye Armağanı Kardeş Payı ile
1967 Ankara Sanatseverler Derneği Yılın En İyi Öykücüsü ödülü
1969 Sait Faik Hikaye Armağanı Önce Ekmek ile
1969 Türk Dil Kurumu Öykü Ödülü Önce Ekmek ile
HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR KİMDİR, HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR HAKKINDA B
19 Ağustos 1864’te İstanbul’da doğdu. 8 Mart 1944’te Heybeliada’da yaşamını yitirdi. Heybeliada’daki Abbas Paşa Mezarlığı’na defnedildi. Roman ve öykü yazarı. Eserlerinde 19 ve 20'nci Yüzyıl başındaki İstanbul yaşamını gerçekçi bir biçimde yansıttı. Hünkar yaveri Mehmet Sait Paşa’nın oğlu. 3 yaşında iken annesinin ölümü üzerine Girit’te bulunan babasının yanına gönderildi. İlkokula burada başladı. Babası tekrar evlenince 6 yaşında İstanbul’a anneannesinin Aksaray'daki Konağı'na döndü. Yakubağa Mektebi, Mahmudiye Rüşdiyesi ve İdadide öğrenim gördü. 1878’de Mekteb-i Mülkiye’ye girdi. 1880'de hastalık nedeniyle ikinci sınıfta iken okulu bıraktı. Kısa bir süre Adliye Nezareti Ceza Kalemi’nde memur, Ticaret Mahkemesi’nde Azâ Mülazımı olarak çalıştı. 1887’de Ahmed Mithad Efendi'nin Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazmaya başladı. Batı uygarlığının yaşantısını taklit ederken gülünç duruma düşen insanları anlattığı ilk romanı "Şık" aynı yıl bu gazetede tefrika şeklinde yayınlandı. Paul Bourget, Paul de Kock, Alfred de Musset gibi Fransız yazarlardan çeviriler yaptı. 1894'te İkdam gazetesine geçti. Kendisine büyük ün sağlayan ilk eseri "Mürebbiye" ile "Metres", "Tesadüf" ve "Nimetşinas" bu gazetede tefrik edildi. Sansürün "Alafranga" (1911'de "Şıpsevdi" adıyla basıldı) romanını yasaklaması üzerine yazarlığı bıraktı. 1908'e kadar suskun kaldı.
İkinci Meşrutiyet döneminde Ahmet Rasim ile birlikte 37 sayı süren "Boşboğaz ile Güllâbi" adlı mizah dergisini çıkardı. Sabah ve Vakit gazetelerinde çalıştı. 1912'de Heybeliada'ya taşındı. Kütahya milletvekili olduğu 1936-1943 dışında tüm yaşamını Heybeliada'da geçirdi. 1924'te Son Posta gazetesinde tefrik edilen "Ben Deli miyim" romanı ahlaka aykırı bulunarak yargılandı, beraat etti. Anneannesinin yalısında dadılar arasında geçirdiği çocukluk ve gençlik yılları, İstanbul yaşamı ve insanlarını tüm detaylarıyla öğrenmesini sağladı. Ev kadınlarının çeşitli konulardaki düşüncelerini öğrendi. Batılı yazarların yanısıra Türk halk edebiyatından da yararlandı. Romanı ahlakın aynası olarak gördü. Geniş bir okur kitlesine ulaşabilmek için yalın bir dil kullandı. Çok okunan bir yazar olmasını da bu yalınlığına bağladı. Eserlerinde toplumsal ve ekonomik eşitsizlikleri, kadın-erkek ilişkilerini, din sorunlarını konu aldı. Zeki ve kurnazların, saf ve cahilleri kandırarak işlerini yürüttükleri çarpık bir düzenden kurtulmak için akılcı düşüncenin gelişmesi gerektiğini savundu. Dar sokakları, ahşap evleri, konakları, yalıları ve çarşılarıyla hep İstanbul'u işledi. Romanlarında döneminin İstanbul'un her kesiminden, sınıfıntan insana yer verdi. Külhanbeyler, züppeler, fahişeler, hanımefendiler, mahalle kadınları, paşalar, memurlar, beslemeler, imamlar, esnaf. Çevre betimlemeleri üzerinde durmaktansa karakterlerini güçlendirmeyi tercih etti. Bu karakterleri yerel şivelerle konuşturmakta ustalaştı. Emile Zola'nın deneysel roman yöntemini benimsedi ve uyguladı. Ömrünün son otuz yılını Heybeliada’daki köşkünde yazarak geçirdi. En çok ürün veren, en çok okunan ve sevilen yazarlardan biri oldu.
--------------------------------------------------------------------------------
ESERLERİ
ROMAN:
Şık (1889)
İffet (1896)
Mutallâka (1898
Mürebbiye (1899)
Bir Muadele-i Sevda (1899)
Metres (1900)
Tesadüf (1900)
Şıpsevdi (1911)
Nimetşinas (1911)
Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç (1912)
Gulyabani (1913)
Cadı (1912)
Sevda Peşinde (1912)
Hayattan Sayfalar (1919)
Hakka Sığındık (1919)
Toraman (1919)
Son Arzu (1922)
Tebessüm-i Elem (1923)
Cehennemlik (1924)
Efsuncu Baba (1924)
Meyhanede Hanımlar (1924)
Ben Deli miyim (1925)
Tutuşmuş Gönüller (1926)
Billur Kalp (1926)
Evlere Şenlik, Kaynanam Nasıl Kudurdu (1927)
Mezarından Kalkan Şehit (1928)
Kokotlar Mektebi (1928)
Şeytan İşi (1933)
Utanmaz Adam (1934)
Eşkıya İninde (1935)
Kesik Baş (1942)
Gönül Bir Yeldeğirmenidir Sevda Öğütür (1943)
Ölüm Bir Kurtuluş mudur (1954)
Dirilen İskelet (1946)
Dünyanın Mihveri Para mı Kadın mı (1949)
Deli Filozof (1964)
Kaderin Cilvesi (1964)
İnsanlar Maymun muydu (1968)
Can Pazarı (1968)
Ölüler Yaşıyor mu (1973)
Namuslu Kokotlar (1973)
ÖYKÜ:
Kadınlar Vaizi (1920)
Namusla Açlık Meselesi (1933)
Katil Bûse (1933)
İki Hödüğün Seyahati (1934)
Tünelden İlk Çıkış (1934)
Gönül Ticareti (1939)
Melek Sanmıştım Şeytanı (1943)
Eti Senin Kemiği Benim (1963)
OYUN:
Hazan Bülbülü (1916)
Kadın Erkekleşince (1933)
Tokuşan Kafalar (1973)
İki Damla Yaş (1973)
Gülbahar Hanım
TARTIŞMA:
Cadı Çarpıyor (1913)
Şekavet-i Edebiye Tartışmaları (1913)
Sanat ve Edebiyat (Ölümünden sonra H. A. Önelçin derledi, 1972)
ADALET AĞAOĞLU KİMDİR, ADALET AĞAOĞLU HAYATI, ADALET AĞAOĞLU ESE
ADALET AĞAOĞLU
--------------------------------------------------------------------------------
HAYATI
1929’da Ankara'nın Nallıhan ilçesinde doğdu. Ortaöğrenimini 1946'da Ankara Kız Lisesi’nde tamamladı. 1950'de Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nin Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Açılan bir sınavla Ankara Radyosu’na girdi. 1051-1971 arasında TRT’de çeşitli görevlerde bulundu. TRT Radyo Dairesi Başkanlığı’ndan, kurumun özerkliğine el konulması sonucu istifa etti. Yazmaya 1946'da Ulus gazetesinde yayınlanan tiyatro eleştirileriyle başladı. 1948-1950 arasında Kaynak dergisinde şiirleri yayınlandı. Sevim Uzgören'le birlikte yazdığı "Bir Oyun Yazalım" adlı oyun 1953'da Ankara Küçük Tiyatro'da sahnelendi. İlk romanının yayınladığı 1973'e kadar sadece tiyatro yazırlığıyla ilgilendi. 1973'ten sonra çalışmalarını öykü ve romanda yoğunlaştırdı. Eserlerinde toplumun çalkantılı dönemlerini ve bu dönemlerin bireyler üzerindeki etkilerini irdeledi. Konularının yanısıra eserlerinin biçimsel yetkinliğiyle, özellikle ayrıntıları değerlendirişiyle, geriye dönüşler iç monologlar gibi değişik tekniklerden yararlanmadaki başarısıyla dikkat çekti. İlk romanı "Ölmeye Yatmak" 1973'te basıldı. Doğa, toplum, zaman ilişkilerinin insanın iç dünyasındaki yansımalarını düşünce üretebilecek boyutlarda irdeledi. Değişimler karşısında edebiyatın yapısal durumu bakımından da arayışçı davrandı, kendine özgü anlatım biçimleri geliştirdi. İstanbul’da yaşıyor.
--------------------------------------------------------------------------------
ADALET AĞAOĞLU ESERLERİ
Oyun:
Evcilik Oyunu (1964)
Çatıdaki Çatlak (1965)
Sınırlarda (1970)
Tombala (1967)
Üç Oyun: Bir Kahramanın Ölümü, Çıkış, Kozalar (1973)
Kendini Yazan Şarkı (1976)
Duvar Öyküsü (1992)
Çok Uzak-Fazla Yakın (1991)
Fikrimin İnce Gülü (1996)
Roman:
Ölmeye Yatmak (1973)
Fikrimin İnce Gülü (1976)
Bir Düğün Gecesi (1979)
Yazsonu (1980)
Üç Beş Kişi (1984)
Hayır (1987)
Ruh Üşümesi (1991)
Romantik Bir Viyana Yazı (1993)
Öykü :
Yüksek Gerilim (1974)
Sessizliğin İlk Sesi (1978)
Hadi Gidelim (1982)
Hayatı Savunma Biçimleri (1997)
Anı :
Göç Temizliği (1985)
Gece Hayatım (Rüya Anlatısı, 1991)
Deneme :
Güner Sümer Toplu Eserleri (1983)
Adalet Ağaoğlu Seçmeler (1993)
Karşılaşmalar (1993)
Geçerken (1996)
Başka Karşılaşmalar (1996)
ÖDÜLLERİ
1974 Türk Dil Kurumu Tiyatro Ödülü Üç Oyun’la
1975 Sait Faik Hikaye Armağanı Yüksek Gerilim’le
1979 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü Bir Düğün Gecesi ile
1980 Orhan Kemal Roman Armağanı Bir Düğün Gecesi ile
1980 Madaralı Roman Ödülü Çok Uzak-Fazla Yakın’la
1992 Türkiye İş Bankası Edebiyat Büyük Ödülü (Tiyatro)
1997 Aydın Doğan Vakfı Roman Ödülü Romantik Bir Viyana Yazı ile
1995 Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat (Edebiyat) Büyük Ödülü
12.SINIFLAR DİL VE ANLATIM DERSİ I.DÖNEM I.YAZILI SINAVI, lise 4
DİL VE ANLATIM DERSİ 12.SINIFLAR I.DÖNEM I.YAZILI SINAVI
A) Aşağıdaki cümleleri “doğru-yanlış” (D/Y) olarak değerlendiriniz.
1) ( ) Masallarda yer ve zaman belirlidir.
2) ( ) Masallar öğreticiliği amaçlayan yazı türüdür.
3) ( ) Sanat metinlerinde ileti doğrudan verilir.
4) ( ) Öğretici metinlerde dil göndergesel işlevde kullanılır.
5) ( ) Fabllar, masallardan sonunda bir ahlak dersi vermesi yönüyle ayrılır.
6) ( ) Fabl türünün ilk örneklerini Yunan edebiyatında Aristophanes vermiştir.
7) ( ) Olay örgüsü masalın yapısını oluşturan temel unsurdur.
8) ( ) Belirli davranışlar sergileyen, zihniyeti ve çevreyi temsil eden benzerleri diğer eserlerde de bulunan kalıplaşmış kahramanlara tip karakter denir.
9) ( ) Masallar öğreticiliği amaçlayan yazı türüdür.
10)( ) İtalyan yazar Boccacio’nun “Decameron” adlı eseri Batıda hikaye türünün ilk örneği sayılır.
B) Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yere uygun kelime/kelimeleri yazınız.
1) Türkiye’de halk ağzından derlenmiş ilk masal kitabı ________________________ ‘tür.
2) Masalların dinleyiciyi alıştırmak için söylenen döşeme kısmına _________________ denir.
3) Durum/kesit hikâyelerinin öncüsü Rus yazar ____________________’dur.
4) Türk edebiyatında basılan ilk hikâye kitabımız __________________’ın ________________
adlı esridir.
5) Hikâye Türk edebiyatına ___________________ döneminde girmiştir.
6) Edebiyatımızda Maupassant tarzı hikâyeleri ile tanınmış en ünlü yazarımız ______________ dir.
7) Çehov tarzı hikayeleri tanınan yazarlarımız ___________________ ve ___________________ dır.
8) Masallarda ____________ ve _____________ belirsizdir.
9) Orhan Veli Kanık _______________ ‘tan fabl tercümeleri yapmıştır.
10) Halk masalları _________________ bir özellik gösterir.
C) Aşağıdaki çoktan seçmeli test sorularını cevaplayınız.
1) Aşağıdakilerin hangisi masalın özelliklerinden biri değildir?
a) Olayların belli bir zamana bağlanmaması b) miş’li geçmiş zamanla anlatılması
c) Belli bir yazarının bulunmaması d) Milli duygularla dini inançları işlemesi
e) Eğitici nitelik taşıması
2) Bence edebiyat, bütün türleriyle masalla başlar, masalla biter. Masal türler içinde en çok şiire yakındır. Ritmiyle, tekrarlarıyla, hayaliyle… Eşine rastlamadığımız ama umutlarımızı, korkularımızı, sevinçlerimizi taşıyan yeni eşyalar, yeni insanlar, yeni hayvanlar yaratır masal. Bu nedenle en çok şiire yakındır.
Bu parçada masalla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
a) Yinelemelere yer verildiğine b) Düş ögesinden yararlandığına
c) Çok aranan ve okunan bir tür olduğuna d) Değişik türlerin kaynağı olduğuna
e) Duygusal yönünün bulunduğuna
3) Dünya masallarında olduğu gibi Türk masalları da tarihin bilinmeyen bir devrinden bu yana sözlü gelenekte yaşamaya devam edegelmiştir. Sözlü gelenekten gelen bu masalların derlenip yazıya geçirilmesi ise ___________ sonra olmuştur.
Bu parçada boş bırakılan yere verilen bilgilere göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
a) 19.yüzyıldan b) 18.yüzyıldan c) 17.yüzyıldan d) 16.yüzyıldan e) 15.yüzyıldan
4) Hikâye ile ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?
a) Olayın geçtiği yer sınırlıdır. b) Karakterler ayrıntılı bir şekilde anlatılır.
c) Yalın bir olay örgüsüne sahiptir. d) Az sayıda karaktere yer verilir.
e) Gerçek ya da düş ürünü bir olay anlatılır.
5) Memduh Şevket ESENDAL durum hikâyesi alanında çok başarılı eserler vermiştir. Bu tür hikâyelerde olay esas alınmaz. Hatta çoğunda olay bile yoktur. Anlatılan olaylarda kesinlik yoktur. Kişiler tam olarak tanıtılmaz. Hikâye bitmesine rağmen ele alınan olay veya konu kesin bir sonuca bağlanmaz. Bundan sonrası okuyucunun hayal gücüne ve yorumuna bırakılır. Asıl önem verilen tasvirdir. Çevre ve insana ait ayrıntılar dikkatle tasvir edilir, psikolojik tahlillere yer verilir.
Bu parçada durum hikâyeleri ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
a) Olay merkezli öyküler olmadığına b) Betimlemeye çok yer verildiğine
c) Okurun yorumuna yer verildiğine d) Kahramanların iç özelliklerinin ağır bastığına
e) Serim, düğüm, çözüm bölümlerinin yer aldığına.
6) Aşağıdaki edebi türlerin hangisinde olay örgüsü yoktur?
a) Masal b) Hikaye c) Makale d) Mesnevi e) Roman
7) Türk edebiyatında Batı tarzı ilk hikâyelerin ilk örneklerini ___________ vermiştir. Sanatçı Letaif-i Rivayat adı altında bu hikâyelerini toplamıştır. Bu öykülerde meddah hikâyeciliğinin etkisi görülür.
Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
a) Nabizade Nazım b) Hüseyin Rahmi Gürpınar c) Ahmet Mithat Efendi
d) Samipaşazade Sezai e) Halit Ziya Uşaklıgil
8) (I) Masallar bütünüyle nazım şeklindedir. (II) Nesilden nesile geçerek günümüze kadar gelmiştir. (III) Masallarda olağanüstü nitelikleri olan kahramanların başından geçen olaylardan söz edilir.
(IV) Evrensel özellikleri ağır basan masallarda amaç, öğreticiliktir. (V) Dünyanın en eski masallarından biri de Kelile ve Dimne’dir.
Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde bilgi yanlışı yapılmıştır?
a) I. b) II. c) III. d) IV. e) V.
D) Aşağıdaki klasik sorulara cevap veriniz. Cevaplarınızı verirken noktalama işaretlerine ve imla kurallarına uymaya dikkat ediniz.
1) Ben merkezli hikaye hakkında bilgi veriniz.
2) Çocukların eğitiminde masalın önemini açıklayınız.
Puanlama: A ve B grubundaki soruların her bir doğru cevabı 2’şer puandır. C grubundaki her bir sorunun doğru cevabı 5’er puandır. D grubundaki her bir sorunun doğru cevabı 10’ar puandır.
DİL VE ANLATIM DERSİ 12.SINIFLAR I.DÖNEM I.YAZILI SINAVI
CEVAP ANAHTARI
A) Aşağıdaki cümleleri “doğru-yanlış” (D/Y) olarak değerlendiriniz.
1) ( Y ) Masallarda yer ve zaman belirlidir.
2) ( D ) Masallar öğreticiliği amaçlayan yazı türüdür.
3) ( Y ) Sanat metinlerinde ileti doğrudan verilir.
4) ( D ) Öğretici metinlerde dil göndergesel işlevde kullanılır.
5) ( D ) Fabllar, masallardan sonunda bir ahlak dersi vermesi yönüyle ayrılır.
6) ( Y ) Fabl türünün ilk örneklerini Yunan edebiyatında Aristophanes vermiştir.
7) ( D ) Olay örgüsü masalın yapısını oluşturan temel unsurdur.
8) ( Y ) Belirli davranışlar sergileyen, zihniyeti ve çevreyi temsil eden benzerleri diğer eserlerde de bulunan kalıplaşmış kahramanlara tip karakter denir.
9) ( D ) Masallar öğreticiliği amaçlayan yazı türüdür.
10)( D ) İtalyan yazar Boccacio’nun “Decameron” adlı eseri Batıda hikâye türünün ilk örneği sayılır.
B) Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yere uygun kelime/kelimeleri yazınız.
11) Türkiye’de halk ağzından derlenmiş ilk masal kitabı Billur Köşk ‘tür.
12) Masalların dinleyiciyi alıştırmak için söylenen döşeme kısmına tekerleme denir.
13) Durum/kesit hikâyelerinin öncüsü Rus yazar Anton Çehov’dur.
14) Türk edebiyatında basılan ilk hikâye kitabımız Emin Nihat’ın Müsameretname adlı esridir.
15) Hikâye Türk edebiyatına Tanzimat döneminde girmiştir.
16) Edebiyatımızda Maupassant tarzı hikâyeleri ile tanınmış en ünlü yazarımız Ömer Seyfettin’dir.
17) Çehov tarzı hikâyeleri tanınan yazarlarımız Sait Faik Abasıyanık ve Memduh Şevket Esendal’dır.
18) Masallarda zaman ve mekân belirsizdir.
19) Orhan Veli Kanık Aisopos‘tan fabl tercümeleri yapmıştır.
20) Halk masalları anonim bir özellik gösterir.
C) Aşağıdaki çoktan seçmeli test sorularını cevaplayınız.
1) Aşağıdakilerin hangisi masalın özelliklerinden biri değildir?
a) Olayların belli bir zamana bağlanmaması b) miş’li geçmiş zamanla anlatılması
c) Belli bir yazarının bulunmaması d) Milli duygularla dini inançları işlemesi
e) Eğitici nitelik taşıması
2) Bence edebiyat, bütün türleriyle masalla başlar, masalla biter. Masal türler içinde en çok şiire yakındır. Ritmiyle, tekrarlarıyla, hayaliyle… Eşine rastlamadığımız ama umutlarımızı, korkularımızı, sevinçlerimizi taşıyan yeni eşyalar, yeni insanlar, yeni hayvanlar yaratır masal. Bu nedenle en çok şiire yakındır.
Bu parçada masalla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
a) Yinelemelere yer verildiğine b) Düş öğesinden yararlandığına
c) Çok aranan ve okunan bir tür olduğuna d) Değişik türlerin kaynağı olduğuna
e) Duygusal yönünün bulunduğuna
3) Dünya masallarında olduğu gibi Türk masalları da tarihin bilinmeyen bir devrinden bu yana sözlü gelenekte yaşamaya devam edegelmiştir. Sözlü gelenekten gelen bu masalların derlenip yazıya geçirilmesi ise ___________ sonra olmuştur.
Bu parçada boş bırakılan yere verilen bilgilere göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
a) 19.yüzyıldan b) 18.yüzyıldan c) 17.yüzyıldan d) 16.yüzyıldan e) 15.yüzyıldan
4) Hikâye ile ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?
a) Olayın geçtiği yer sınırlıdır. b) Karakterler ayrıntılı bir şekilde anlatılır.
c) Yalın bir olay örgüsüne sahiptir. d) Az sayıda karaktere yer verilir.
e) Gerçek ya da düş ürünü bir olay anlatılır.
5) Memduh Şevket ESENDAL durum hikâyesi alanında çok başarılı eserler vermiştir. Bu tür hikâyelerde olay esas alınmaz. Hatta çoğunda olay bile yoktur. Anlatılan olaylarda kesinlik yoktur. Kişiler tam olarak tanıtılmaz. Hikâye bitmesine rağmen ele alınan olay veya konu kesin bir sonuca bağlanmaz. Bundan sonrası okuyucunun hayal gücüne ve yorumuna bırakılır. Asıl önem verilen tasvirdir. Çevre ve insana ait ayrıntılar dikkatle tasvir edilir, psikolojik tahlillere yer verilir.
Bu parçada durum hikâyeleri ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
a) Olay merkezli öyküler olmadığına b) Betimlemeye çok yer verildiğine
c) Okurun yorumuna yer verildiğine d) Kahramanların iç özelliklerinin ağır bastığına
e) Serim, düğüm, çözüm bölümlerinin yer aldığına.
6) Aşağıdaki edebi türlerin hangisinde olay örgüsü yoktur?
a) Masal b) Hikaye c) Makale d) Mesnevi e) Roman
7) Türk edebiyatında Batı tarzı ilk hikâyelerin ilk örneklerini ___________ vermiştir. Sanatçı Letaif-i Rivayat adı altında bu hikâyelerini toplamıştır. Bu öykülerde meddah hikâyeciliğinin etkisi görülür.
Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
a) Nabizade Nazım b) Hüseyin Rahmi Gürpınar c) Ahmet Mithat Efendi
d) Samipaşazade Sezai e) Halit Ziya Uşaklıgil
8) (I) Masallar bütünüyle nazım şeklindedir. (II) Nesilden nesile geçerek günümüze kadar gelmiştir. (III) Masallarda olağanüstü nitelikleri olan kahramanların başından geçen olaylardan söz edilir.
(IV) Evrensel özellikleri ağır basan masallarda amaç, öğreticiliktir. (V) Dünyanın en eski masallarından biri de Kelile ve Dimne’dir.
Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde bilgi yanlışı yapılmıştır?
a) I. b) II. c) III. d) IV. e) V.
D) Aşağıdaki klasik sorulara cevap veriniz. Cevaplarınızı verirken noktalama işaretlerine ve imla kurallarına uymaya dikkat ediniz.
2) Ben merkezli hikâye hakkında bilgi veriniz.
Hikâyeci gözlemlerinden ve dış dünyada yaşanan olaylardan yola çıkarak bireysel bunalım ve çıkmazlarına yönelir. Birey dış dünyayı olduğu ve gördüğü gibi değil, içinde bulunduğu ruh haline göre olması gerektiği gibi algılar ve anlatır. Bunalım ve yaşama sevinci arasında kalan birey var olandan hareketle düş dünyasına sığınır.
2) Çocukların eğitiminde masalın önemini açıklayınız.
Masallarda evrensel ahlak konular işlenir ve masallarda iyiler ödüllendirilip kötüler cezalandırılır. Bu açıdan örnek davranışlar kazandırması bakımından masalın çocukları eğitiminde önemi vardır. Aynı zamanda masal çocukları hoş vakit geçirmelerini v hayal güçlerinin zenginleşmesini de sağlar.
Puanlama: A ve B grubundaki soruların her bir doğru cevabı 2’şer puandır. C grubundaki her bir sorunun doğru cevabı 5’er puandır. D grubundaki her bir sorunun doğru cevabı 10’ar puandır.
12. SINIFLAR TÜRK EDEBİYATI DERSİ 1. DÖNEM 1. YAZILISI soruları,
12. SINIFLAR TÜRK EDEBİYATI DERSİ 1. DÖNEM 1. YAZILISI
SORULAR
1. Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı anlayışını ortaya çıkaran sebepleri beş madde ile belirtiniz. ( 15 puan)
2. Aşağıda verilen eserlerin yazarlarını yazınız. (15 puan)
Sözden Önce
Sözde Kızlar
Bir Rüzgar Esti
Bir Adam Yaratmak
Tohum
3. Aşağıdaki cümlelerin sonuna doğru ise D, yanlış ise Y yazınız. (15 puan)
*Cumhuriyet dönemi eserlerinde psikoloji ve psikiyatri alanında yapılan çalışmalardan faydalanılmıştır.( )
*Cumhuriyet dönemi eserlerinin dili Servet-i Fünun dili gibi ağır ve süslüdür. ( )
*Muallim Naci, Cumhuriyet döneminin önemli sanatçılarındandır.( )
*Divan edebiyatında Cumhuriyet dönemine göre daha fazla öğretici metin yazılmıştır.( )
*Hatıra türünde anlatılanlar nesnel bir şekilde anlatılmalıdır.( )
4. Aydınlarımıza göre Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı hangi iki kaynaktan beslenmelidir? Açıklayınız. (10 puan)
5. Yedi Meşaleciler olarak bilinen grup ne zaman ortaya çıkmıştır, temsilcilerini yazınız.
(4puan+21 puan= 25p)
11. sınıf Dil ve Anlatım Dersi 1. dönem 1. Yazılı Soruları, lise
1. Dönem 11. sınıf Dil ve Antlım Dersi 1. Yazılı Sorularıdır.
1.Metin:Bazılarına göre roman okumak anlamsızdır.Bu fikre karşıyım.Her roman aynı kategoride değildir;bu bir.Her satırı dikkatle okunacak,notlar alınacak,tartışılacak ve birtakım bilimsel sonuçlar alınabilecek romanlar vardır.Örneğin biyografik roman bilimsel,araştırmalara dayanır.
2. Metin:Tel dolabı açtı,pişirdiği yemekleri bir kez daha üst rafa yerleştirdi.Görevini yapmış olmanın rahatlığı ile önlüğünü çıkardı mutfaktan çıkmadan dönüp şöyle bir ortaya baktı.Bir şey unutmuş muydu?Turşuyu Yusuf gelince çıkarırdı küpten.Hoşaf hazır.Yusuf,anasının elini sever.
1- a) Yukarıdaki metinlerde kullanılan anlatım tekniklerini yazınız. ………………………………
…………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………
b) Yukarıdaki metinlerde, dilin ağırlıklı olarak hangi işlevde kullanıldığını yazınız.…………………..
2a)Geçmişle şimdi arasındaki fark;şimdi,geçmişin bilincindedir;fakat geçmiş şimdiyi bilemez. Birisi şöyle demiştir.”Göçüp gitmiş olan yazarlar ,bizden az şey biliyorlar,biz onlardan çok şey biliyoruz.Bizim bildiklerimiz onlardır.”
b)Erişkinlerin bir günde almaları gereken protein miktarı kilo başına bir gramdır.Yani 60 kilo gelen bir insan bir günde 60 gram protein almalıdır.Bu da günlük total kalori ihtiyacının %10’u ile 15’i kadardır.Ancak kilo başına hesap edilen protein miktarı çocukta veya erişkinde ideal vücut kilosuna göre hesaplanmalıdır,yoksa o andaki kilosuna göre değil.
Yukarıdaki paragraflarda düşünceyi geliştirme yollarından hangileri kullanılmıştır? (10)
3-Aşağıdaki cümlelerde geçen ses olaylarını bulup adlarıyla yazınız. (10)
“Adamın alnındaki çizgiler çocuğun dikkatini çekti.Çocuk, adamı izliyordu
4-“Okuruma Mektuplar”, “Hac Yolunda”,” Limni ve Malta Mektupları”,”Yolculuk Defteri”,”Anılarda Görmek “ isimli eserlerin yazarlarını yazınız.
5-Edebiyatımızda mektup tarzında yazılmış romanlardan 4 tanesinin adını yazarıyla birlikte yazınız.
6-Türkün Ateşle İmtihanı,Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu,Çankaya isimli eserler hangi türe örnek olarak yazılmıştır.
7-Kaç çeşit Günlük vardır,kısaca açıklayınız.
8- Aşağıdaki cümlelerin karşısına doğruysa (D), yanlışsa (Y) yazınız
* Halide Edip’in “Handan” romanı mektup türünde yazılmıştır. ( )
*Metnin hiçbir engele takılmadan kolay okunmasına akıcılık denir. ( )
*Günlüklerde gözlem ve kişisel dikkat önemlidir. ( ) Mektup türü………………………..mektup……………………mektubu ve……………………….mektup diye üç bölüme ayrılır.( )
Anı yazarları anlattıkları zaman dilimiyle ilgili bütün kaynaklardan yararlanabilir. (
9- Okula geç kaldığınız gün için mazaretinizi belirten bir dilekçe yazınız.
11. sınıf Türk Edebiyatı Dersi 1. dönem 1. yazılı soruları Test
S1.Tarih içinde gazete ve dergilerin,yayımladığı yazılardan dolayı kapatılması ya da sansüre uğraması edebiyatın hangi alanla ilişkisini ortaya koyar?
A)Tarih B)Siyaset C)Sosyal hayat D)psikoloji E)Sosyoloji
S2.Felatun Bey ve Rakım Efendi,Ahmet Mithat Efendi’nin 1875 yılında yazdığı bir romandır.Tanzimatı takip eden yıllarda ortaya çıkan ilk Türk romanlarının ana teması”yanlış Batılılaşma”üzerine kurulmuştur.Bu romanın teması da aynıdır.Karakterlerden Felatun Bey,kendi değerlerinden uzaklaşıp Batılılaşmak isteyen bir tiptir.Ne var ki Felatun Bey Batılılaşmayı yüzeysel olarak yorumlamış ve sefa hayatı sürmüştür. Rakım Efendi ise ona karşıt bir karakter olarak öne çıkmıştır.Doğu kültrünü temsil eden Rakım Efendi oldukça çalışkan ve tutumlu biridir.Eserin sonunda bu dönem romanlarından beklenileceği üzere Rakım Efendi dilediği hayatı elde ederken,Felatun Bey yaptığı hataların sonucuna katlanmak zorunda kalmıştır.
Bu parçada sözü edilen Felatun Bey ve Rakım Efendi romanında aşağıdaki çatışmalardan hangisi ağır basmaktadır?
A)Zihniyet B)Sanat C)Üslup D)Tema E)Sosyal çevre
S3.Aşağıdakilerden hangisi Tanzimat’ın ikinci dönem
sanatçıları için söylenemez?
A)Sosyal konulardan çok bireysel konulara ağırlık vermeleri
B)”Sanat için sanat”görüşüne yer vermeleri
C)Hece veznini savunup,başarıyla uygulamaları
D) İçerikten çok, söyleyişe önem vermeleri
E)Şekil ve içerik olarak şiire yenilikler getirmeleri
S4.Aşağıda verilen belirtici niteliklerden hangisinde Tanzimat romanında rastlanmaz?
A)Konular genellikle günlük hayattan ya da tarihten alınır.
B)Cariyelik kurumunu ve alafrangalık özentisini işler.
C)Kişiler genellikle tek yönlü ele alınır; iyiler mükâfatlandırılır.
D)Olayların akışında rastlantılara çok yer verilir.
E)Romanın içinde bilgi ve öğüt vermekten kaçınılır.
S5.Ne efsunkâr imişsin ah ey didar-ı hürriyet
Esir-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esaretten
Yukarıdaki dizelere göre, 1. dönem Tanzimat şiirinin özellikle hangi alanda yenileştiği söylenebilir?
A)Ölçü B)Konu C)Dil D)imge E)sanat
S6. Divan edebiyatı ile Tanzimat edebiyatının karşılaştırılmasına ilişkin aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıstır?
A) Divan şiirindeki ‘parça güzelliği anlayışı yerine, Tanzimat şairleri konu birliğine ve ‘bütün güzelliğine önem vermişlerdir.
B)Divan edebiyatında sanatçılar, seçkin kişiler için eser vermiş, Tanzimatçılar ise halk için yazmayı amaçlamışlardır.
C)Divan edebiyatında aruz ölçüsü kullanılmış, Tanzimat edebiyatında ise aruzun yanında az da olsa hece ölçüsüne yer verilmiştir.
D)Divan nesrinde söz hünerleri gösterme, Tanzimat nesrinde ise birtakım düşünceleri halka yayma amaçlanmıştır.
E)Tanzimat nazmında, Divan edebiyatı nazım biçimleri tümüyle bırakılıp Fransız şiirinde görülen nazım biçimleri benimsenmiştir.
S7.Namık Kemal ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?
A)Edebiyatı, düşüncelerini halka yaymak, toplumu geliştirmek için bir araç olarak kullanmıştır.
B)Eski edebiyata karşı olduğu halde yeni düşünce ve kavramları yazmak amacıyla yazdığı şiirlerinin çoğunda biçim ve dil bakımından eskiye bağlı kalmıştır.
C)Batı şiirini tanıtmak amacıyla Fransız şairlerinden manzum çeviriler yapmıştır.
D)Edebiyattaki yerini, nesir alanında özellikle makale,piyes,roman,eleştiri,tarih türünde yazdığı eserler belirlemiştir.
E)Yazıda konuşma dilinin kullanılmasından yana olmuş ve özellikle tiyatrolarını oldukça sade bir dille yazmıştır.
S8.Aşağıda verilen bilgilerden hangisi Şinasi’ye ait değildir?
A) Dil ve edebiyat üzerine görüşlerini Londra’da çıkan Hürriyet gazetesinde yayımladığı “Şiir ve inşa” makalesinde anlatmıştır.
B) Şiirlerinde konu birliğine ve bütün güzelliğine önem vermiştir.
C) Fransızcadan manzum olarak Türkçeye çevirdiği bazı şiirleri, asıllarıyla birlikte Tercüme-i Manzume adlı, bir kitapta toplanmıştır.
D) Batı edebiyatı yolunda eser veren ilk Türk sanatçısıdır.
E) Düşüncelerini yalın ve açık bir anlatımla söylemeye, konuşma dilini yazı dili haline getirmeye çalışmıştır.
S9.Türk edebiyatında Ahmet Mithat Efendi’nin
Felâtun Bey’le Rakım Efendi, Namık Kemal’in
I İ
İntibah, Samipaşazâde Sezâi’nin Zehra, Recaizâde
II III
Mahmut Ekrem’in Araba Sevdası, Nabizâde Nazım’ın
IV
Sergüzeşt isimli yapıtları sosyal içerikli romanlara
V
örnek olarak gösterilebilir.
Yukarıdaki cümlede numaralanmış yapıtlardan hangileri birbiriyle yer değiştirirse bilgi yanlışı giderilmiş olur?
A) I. ile II. B) I. ile IV. C) II. ile III. D) III. ile V. E) IV. ile V.
S10.Tanzimat’ın ilk kuşağını oluşturan Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal ve Ahmet Mithat bu dönemin toplumsal yaşamını değişik ölçülerde edebiyata yansıtmaya çalışmıştır. İlk kuşaktan sonra, ----, ----, ----, ---- oluşan ikinci kuşak, bu toplumsal sanat anlayışını arka plana atarak daha çok “insan”ı ve onun kişisel serüvenini ele almıştır.
Bu parçada verilen bilgilere göre boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
A)Tevfik Fikret – Cenap Şehabettin – Ali Ekrem – Süleyman Nazif’ten
B) Halit Ziya – Mehmet Rauf – Hüseyin Cahit – Ahmet Şuayıb’dan
C) Rıza Tevfik – Mehmet Emin – Mehmet Âkif – Muallim Naci’den
D)Recaizâde Ekrem – Abdülhak Hâmit – Samipaşazâde Sezai – Nabizâde Nâzım’dan
E)Yahya Kemal-Halide Edip-Yakup Kadri–Refik Halit’ten
S11.Aşağıdakilerden hangisi coşku ve heyecanı dile getiren eserlerden değildir?
A)Hürriyet Kasidesi B)Makber C)Karabibik
D)Tercime-i Manzume E)Validem
S12.Aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?
A)İlk edebi romanımız İntibah’tır.
B)Şemsettin Sami dil alanındaki çalışmaları ile öne çıkar.
C)Muallim Naci “göz için kafiye”yi savunur.
D)Ziya Paşa bireysel konular işlemiştir.
E)Abdülhak Hamit Tarhan şiirde metafizik konulara ağırlık vermiştir.
S13. Aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?
A)Ahmet Vefik Paşa Moliere’den çeviriler yapmıştır.
B)Tahrib_i Harabat eleştiri türündedir.
C)Birinci dönem Tanzimat edebiyatında romantizm ve klasizm etkilidir.
D)Sergüzeşt’te cariyelik konusu işlenmiştir.
E)İkinci dönem Tanzimat tiyatroları sahnelenmek için yazılmıştır.
S14.Tanzimat Edebiyatıyla ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?
A)İlk realist roman Felatun Bey ve Rakım Efendi’dir.
B)İlk tezli roman Zehra’dır C)ilk tarihi roman cezmi’dir
D)İlk çeviri roman Telemak’tır
E) İlk yerli roman Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat
S15.Tanzimat Edebiyatıyla ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?
A)İlk Türk mizah gazetesi Diojen’dir.
B)Tercüman-ı Ahval ilk özel gazetedir.
C)Tanzimat edebiyatı Takvim-i Vekayi’nin çıkarılmasıyla başlar.
D)Ceride-i Havadis yarı resmi bir niteliğe sahiptir.
E)Tasvir-i Efkar İbrahim Şinasi tarafından çıkarılmıştır.
S16.Tanzimat Edebiyatıyla ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?
A)Batılı anlamdaki ilk tiyatro Şinasi’nin Şair Evlenmesi’dir
B)Sahnelenen ilk tiyatro Namık Kemal’in Vatan yahut Silistre’sidir.
C)Aruzla yazılan ilk manzum tiyatro eseri A.Hamit /Eşber veya Sardanapal
D) Heceyle yazılan ilk manzum tiyatro eseri:A.Hamit/Nesteren
E)ilk tiyatro çevirisi Şinasi/ Çok Bilen Çok Yanılır
S17. I. - II. Tanzimat dönemleri karşılaştırılırsa, aşağıdaki yargılardan hangisine varılamaz?
A)I. dönem toplumsal konulara öncelik verir. II. dönemde bireysel konular ağırlık kazanır.
B)I. dönemde toplumsal aydınlanma amaçlanır. II. dönemde tek amaç güzelliktir.
C)I. dönemde yalın bir dil çabası görülür. II. dönemde konuşma dilinden uzaklaşılır.
D)I. dönemde eski nazım biçimleri kullanılır. II. dönemde dil kuralları önemsenmez, yeni biçimler görülür.
E)1. dönemde uyak tartışılır,kulak için olduğu savunulur.2. dönmede göz için olduğu kabul edilir.
S18.Tanzimat Edebiyatıyla ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?
A)İlk pastoral şiir:A.Hamit Tarhan /Sahra
B)Edebiyatımızda ilk kafiyesiz şiirini yazan :A. Hamit / Validem
C)İlk köy şiiri: Muallim Naci / Köylü Kızların Şarkısı
D)Şiirde Türk adını ilk kullanan Mehmet Emin Yurdakul’dur.
E) İlk şiir çevirisi yapan Ahmet Vefik Paşa’dır.
S19.Aşağıdakilerden hangisi Tanzimat edebiyatının özelliklerinden biridir?
A) Sembolizm akımından etkilenmişlerdir.
B) Roman ve hikayelerde yapılan tasvirler, süs için yapılmamış kahramanların kişiliklerinin oluşumunu daha iyi anlatabilmek için yapılmıştır.
C) Şiirlerde biçim eski, içerik yenidir.
D) Sanatçılar, dönemin koşulları gereği eserlerinde toplumsal konuları işleyememiştir.
E) Yazarlar, eserlerde kişiliklerini gizlemişlerdir.
S20.
11. sınıf türk edebiyatı dersi 1. dönem yazılı cevapları, lise 3
TÜRK EDEBİYATI DERSİ 11. SINIFLAR 1. DÖNEM 1. YAZILI YOKLAMA SORULARIDIR.
“ - Kızım, ben de zulümden kaçarak bana sığınmış bir çocuğu kimseye vermem, deyince Mustafa Efendi söze atılarak :
- Eviniz hırsız yatağı mı, diye sordu. İhtiyar kadın sustu. İhtiyarlara saygı, kadınlara hürmet, çocukları koruma, insanlığın ve medeniyetin vicdanına yüklediği mukaddes bir vazife olduğunu bilmeyen bu murdar vahşi - Esirim değil mi? Öldürürüm de yine sana satmam, der demez ihtiyar ayağa kalktı.
- Lanet olsun size, dedi.”
1. Sergüzeşt adlı romandan alınan yukarıdaki metni ve romanın okuduğunuz diğer bölümlerini düşünerek, romanın temasını belirtiniz. Romanda geçen olayları kısaca özetleyiniz.
2. Roman kahramanlarının tip mi karakter mi olduklarını yazınız. Yazarın olay kahramanlarına yaklaşımı nasıldır? Açıklayınız.
3. Tanzimat dönemi romanının özelliklerini yazınız.
4. Aşağıdaki cümlelerin karşısına yargılar doğru ise “D” , yanlış ise “Y” yazınız.
( )* Tanzimat Fermanı 1839’da ilan edilmesine karşılık edebiyatta Tanzimat 1856’da başlar.
( )* Felatun Bey’le Rakım Efendi romanında Felatun Bey, kendini iyi yetiştirmiş, kültürlü, dürüst bir kişiliktir.
( )* Ceride-i Havadis yarı resmi bir gazetedir.
( )* Osmanlı toplumunda modernleşme halkın isteğiyle gerçekleşmiştir.
( )* Şinasi, Ziya Paşa ve Namık Kemal’in eserlerinde genellikle “sanat için sanat” anlayışı hâkimdir.
5. Aşağıdaki metni en kısa ve öz biçimde yeniden yazınız.
“Mademki bir sosyal toplulukta yaşayan halk, bunca kanuni vazifelerle yükümlüdür, elbette sözlü ve yazılı olarak kendi vatanının menfaatine dair fikir ileri sürmeyi kazanılmış haklarından sayar.” (Tercümân-ı Ahval Mukaddimesi)
6. Aşağıdaki beyitleri ayrı ayrı açıklayınız. (20 P)
Diyar-ı küfrü gezdim beldeler kâşâneler gördüm Ne mümkün zulm ile bî-dâd ile imhâ-yı hürriyet
Dolaştım mülk-i İslâmı bütün vîrâneler gördüm Çalış idrâki kaldır muktedirsen âdemiyetten
( Ziya Paşa) (Namık Kemal)
7.
Çıkarım ………………………………………………………… …………………………………………………………………………………………………………………………… ……………………………………………………………………………………… …………………………………………………………………………………….. Çalıkuşu Vatan Yahut Silistre Oliver Twist “Feride” isminin yaygınlaşması Piyesi izleyenlerin gösteri düzenlemesi İngiltere’de çocuk haklarıyla ilgili tartışma ve çalışmalar yapılması Edebi Eser Etkisi
8. Aşağıdaki cümlelerde yer alan boşlukları doldurunuz.
· Sergüzeşt romanında …………… ……………….. akımlarının etkisi görülmektedir.
· Felatun Bey’le Rakım Efendi romanında kullanılan ………….. bakış açısı yazarın olayları istediği gibi yönlendirmesine imkan vermiştir.
· Tanzimat Edebiyatıyla birlikte edebiyatımıza Batıdan gelen ………………….. ……………. …………….gibi yeni kavramlar girmiştir.
· Tanzimat Edebiyatı öğretici metinlerinde ikilik, yani …………….. ………………… çatışması varlığını hissettirir.
· Tanzimatla birlikte edebiyatımızda ………………………………………………………………gibi edebî türler görülmeye başlar.
9. Bir edebî eser yazıldığı dönemin nelerinden etkilenir?
1. Sergüzeşt adlı romandan alınan yukarıdaki metni ve romanın okuduğunuz diğer bölümlerini düşünerek, romanın temasını belirtiniz. Romanda geçen olayları kısaca özetleyiniz.
Romanın teması esarettir. Bir küçük kız Kafkaslardan kaçırılıp esirciler tarafından bir aileye satılır. Bu evde çok zor günler geçirir. Evden kaçar ama tekrar o eve teslim edilir. Daha sonra o evden tekrar esirciye satılır. Bu sırada çeşitli eğitimlerden geçer. Başka bir konağa satılır. Burada biraz rahat eder. Zamanla konağın genç delikanlısı ile aralarında bir aşk başlar. Anne bunu anlayınca kızı satar. Delikanlı yatağa düşer, kız da Mısır’a bir zengine satılır. Oradan onu kaçırmak ve yardım etmek isteyen haremağası kaza ile ölür, kız da kendini Nil Nehrine atar.
2. Roman kahramanlarının tip mi karakter mi olduklarını yazınız. Yazarın olay kahramanlarına yaklaşımı nasıldır? Açıklayınız.
Roman kahramanları birer tiptir. Yani iyiler ve kötüler vardır. Kız, delikanlı ve yaşlı kadın gibiler iyilerin simgesi; evin hanımı gibiler ise kötülerin simgesidir. Yazar, iyilerin tarafını tutar. Romantizmin etkisi.
3. Tanzimat dönemi romanının özelliklerini yazınız.
Romantizm akımının etkisiyle iyiler hep iyi kötüler hep kötüdür. Yazar iyilerin tarafını tutar. Sonunda iyiler ödüllendirilir, kötüler cezalandırılır. Gereksiz tasvirler yapılır. Tesadüflere yer verilir. Yazar kişiliğini gizlemez. Dil süslüdür. Konularını günlük yaşamdan ve tarihten alır. Amaç halkı eğitmektir.
4. Aşağıdaki cümlelerin karşısına yargılar doğru ise “D” , yanlış ise “Y” yazınız.
(Y ) * Tanzimat Fermanı 1839’da ilan edilmesine karşılık edebiyatta Tanzimat 1856’da başlar.
( Y ) * Felatun Bey’le Rakım Efendi romanında Felatun Bey, kendini iyi yetiştirmiş, kültürlü, dürüst bir kişiliktir.
( D ) * Ceride-i Havadis yarı resmi bir gazetedir.
( Y ) * Osmanlı toplumunda modernleşme halkın isteğiyle gerçekleşmiştir.
( Y ) * Şinasi, Ziya Paşa ve Namık Kemal’in eserlerinde genellikle “sanat için sanat” anlayışı hâkimdir.
5. Aşağıdaki metni en kısa ve öz biçimde yeniden yazınız.
“Mademki bir sosyal toplulukta yaşayan halk, bunca kanuni vazifelerle yükümlüdür, elbette sözlü ve yazılı olarak kendi vatanının menfaatine dair fikir ileri sürmeyi kazanılmış haklarından sayar.” (Tercümân-ı Ahval Mukaddimesi)
Bir toplumda ödev varsa, bireylerin de hakları vardır.
6. Aşağıdaki beyitleri ayrı ayrı açıklayınız. (20 P)
Diyar-ı küfrü gezdim beldeler kâşâneler gördüm Ne mümkün zulm ile bî-dâd ile imhâ-yı hürriyet
Dolaştım mülk-i İslâmı bütün vîrâneler gördüm Çalış idrâki kaldır muktedirsen âdemiyetten
( Ziya Paşa) (Namık Kemal)
Batı ülkelerini gezen Ziya Paşa oralarda gelişmiş ülkeler olması nedeniyle hep güzel yapılar, yerler görmüş. Ama İslam ülkelerini gezdiği zaman ise hep viranelik, yıkıntı görmüş. Sanatçı Batı karşısında Doğunun geri kalmışlığını vurguluyor ve duyduğu üzüntüyü dile getiriyor.
7. Bu tablodan şu sonucu çıkarabiliriz: bir edebî eser yazıldığı dönemde toplumda derin etkiler bırakabilir.
8. Aşağıdaki cümlelerde yer alan boşlukları doldurunuz.
· Sergüzeşt romanında ROMANTİZM VEREALİZM akımlarının etkisi görülmektedir.
· Felatun Bey’le Rakım Efendi romanında kullanılan İLÂHÎ bakış açısı yazarın olayları istediği gibi yönlendirmesine imkan vermiştir.
· Tanzimat Edebiyatıyla birlikte edebiyatımıza Batıdan gelen HAK, ADALET, HÜRRİYET VE EŞİTLİK gibi yeni kavramlar girmiştir.
· Tanzimat Edebiyatı öğretici metinlerinde ikilik, yani DOĞU-BATI çatışması varlığını hissettirir.
· Tanzimatla birlikte edebiyatımızda ROMAN, HİKÂYE, TİYATRO gibi edebî türler görülmeye başlar.
9. Bir edebî eser yazıldığı dönemin nelerinden etkilenir?
Bir edebî eser yazıldığı dönemin siyasi, dinî, sosyal, ekonomik askerî ve sivil yaşamından etkilenir.
Son Yazılarım
- <%RecentEntry%>
Web Stats

Kategori: 
19/11/2009