TÜRKLERİN ORTA ASYA'DAN ÇIKIŞI VE GÖÇLER lise tarih ders öze
8/9/2009 · Kategori: tarih odevi
TÜRKLERİN ORTA ASYA'DAN ÇIKIŞI VE GÖÇLER
Türklerin tarih içerisinde çok geniş bir coğrafyaya yayıldıkları ve göç ettikleri bölgede güçlü devletler kurduklarını biliyoruz. Bu Türk göçleri, atalarımızın ilkel göçebe bir toplum yapısına sahip oldukları gibi, yanlış ve haksız bir iddianın da mesnedi olarak gösterilmeye çalışılmıştır. Halbuki bu göçlerin sebep ve sonuçları göz önüne alındığında, Türklerin ilkel göçebe bir anlayışla değil, aksine, kendine has yüksek bir kültür ve medeniyetin sahibi ve yayıcısı olarak göç ettikleri görülür. Dünya üzerinde atı ilk kez ehlileştiren ve onu binek hayvanı olarak kullanan Türkler, atın sağladığı hız ile yüksek devlet ve toplum telâkkilerini geniş coğrafyalar üzerinde hâkim kılmıştır. Konar göçer, atlı yaşantının temelinde büyük oranda hayvancılık ve kendine yeterli bir ziraat kültürü yer alır. Dolayısıyla, Türk göçleri bu yaşantıya uygun olan sahalara doğru olmuştur. Hem Türk tarihi hem de Dünya tarihi üzerinde çok büyük tesirleri olan bu göçlerin birçok sebepleri vardır. Bu sebepleri şöyle sıralayabiliriz:
1-GÖÇLERİN SEBEPLERİ NELERDİR
İktisadî ve Sosyal Sebepler: Daha çok hayvancılıkla geçimlerini sağlayan Türkler, kuraklık, salgın gibi tabiî olayların etkisiyle göç etmek zorunda kalmışlardır. Otlakların yetersiz kalması veya nüfusun artması, Türkleri, iklimi ve coğrafyası müsait yeni bölgelere sevk etmiştir. M.S.IV. yüzyıldaki Hun göçlerinde, Orta Asya'da hüküm süren "kuraklık"ın etkili olduğunu biliyoruz.
Toprağın artan nüfusu besleyemez hâle gelmesi veya hayvanlar için yeterli otlakların kalmaması, iktisadî düzeni sarstığı zaman, Türkler, kendi yaşantılarına uygun, tabiatın zengin ve nispeten nüfusun az olduğu bölgelere yönelmişlerdir. Selçuk Bey ve Arslan Yabgu'ya bağlı Türkmenlerin Horasan ve Harezm'e göçmeleri veya XI.-XII. yüzyıllarda, Anadolu'nun Selçuklular tarafından fethinde bu durumu görebiliriz. Siyasî Sebepler: Yabancı kavimlerin baskısı veya kendi aralarındaki hâkimiyet mücadelesi göçlerin diğer bir sebebidir. Meselâ XI. yüzyıldaki Kitanlar'ın hücumu Türklerin batıya göçlerini beraberinde getirmiştir. Orhun-Yenisey'deki Uygur Devleti'nin 840 yılında yine bir Türk kavmi olan Kırgızlar tarafından ortadan kaldırılması, Kutlu yurt Ötügen'in elden çıkmasıyla neticelenmiş ve Uygurlar, Turfan, Kansu, Tarım Havzası gibi daha güneydeki bölgelere göç etmek zorunda kalmışlardır. Belki de Uygurların meşhur "Göç" destanı bu olayın hatırasını taşımaktadır.
Destanda vatanı sembol eden "Kutlu Dağ"ın Çinlilere verilmesi ve Çinliler tarafından dağın parçalanarak Çin'e götürülmesi, ülkede felâket ve kuraklığa sebep olur ve bütün canlı cansız mahlûkat "göç, göç" diye inler. Bu ilâhî emre uyan Uygurlar, Beşbalıg'ın olduğu yere gelerek beş ayrı şehir kurarlar. İlkel göçebelerde görülmeyen bu mukaddes vatan anlayışı, istiklâl ile perçinlenmektedir. Türkler, istiklâlini kaybetmektense göç etmeyi yeğlemişler ve kendilerine yeni vatan aramışlardır. Türklerdeki bu güçlü vatan oluşturma ve devlet kurma geleneği, atalarımızı yeni fetihlere sürükleyen diğer önemli bir sebeptir. Zaman içerisinde, dünyayı huzur ve sükûna kavuşturmayı, insanları adalet ve eşitlik içinde yönetmeyi töresinin bir hususiyeti olarak hedefleyen bu fütuhat anlayışı, Türklerde, "Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi"nin doğmasını sağlamıştır.
Dolayısıyla Türk göçleri ilkel göçebe anlayışından farklıdır. Göçebeler vatan kavramını tanımayan, nerede duracağı belli olmayan ilkel topluluklardır. Türkler ise vatan kabul ettikleri ülkede, belirli yaylak ve kışlaklar arasında yaşayan "töreli" bir millettir. Bu sebeple eski Türkler konar göçer bir hayat yaşamaktaydılar.
2-TÜRKLERİN YAYILDIKLARI BÖLGELER NERELERDİR
Milâttan Önce Türklerin Yayıldıkları Sahalar: Altay-Sayan dağlarının kuzey-batı kesimlerinde yaşayan Andronovo kültürü insanı, M.Ö.1700'lü yıllarda Altay, Tanrı dağları ve Maverâünnehir' e kadar olan bölgelere uzanmaktaydı. M.Ö. 1100 yıllarında aynı kültür Çin'in kuzeyindeki Ordos ve Kansu bölgesinde görülmekteydi. M.Ö. IV. yüzyıldan itibaren Hazar ve güney Rusya da Türklerin yaşadıkları bölgeler arasına girmiştir. Bu duruma en iyi örnek mühim bir kısmını Türk kabilelerinin oluşturduğu, konar göçer, atlı kültüre sahip bir kavimler topluluğu olan İskitler (Sakalar)dir. İskitler, M.Ö . VIII. yüzyılda, Orta Asya'nın Tanrı dağları ile Hazar denizi arasında kalan geniş bozkırlarında yaşarlarken, daha sonra göç ederek, Karadeniz'in kuzeyinde, İtil ve Tuna nehirleri arasındaki düzlüklere yayılmışlardır. M.Ö. VI.-IV. yüzyıllarda Dnyeper ve Dnyester sahasındaki bazı Slâv zümrelerini hâkimiyetleri altına alan İskitler, Karadeniz'in kuzeyinde varlıklarını M.Ö.II. yüzyıla kadar devam ettirmişlerdir. Aynı sahada bulunan ve M.S. II. yüzyıla kadar Don ve Tuna boylarına kadar uzandıkları bilinen Sarmatlar ile onların içinden çıkan Roksalan ve Yazığların da en azından yönetici sınıflarının Türk olduğu da iddia edilir. Bu
kavimler Slâv ve Cermen zümreleri üzerinde derin tesirler bırakmıştır.
Bozkır medeniyeti diye adlandırılan atlı-nomad yaşayışın öncüleri İskitler olmuşlardır. Hun sanatıyla büyük benzerlik gösteren, geometrik şekiller ve hayvan figürlerinin dikkat çektiği İskit sanatı, M.IV. ve III. yüzyıllarda doruk noktasına ulaşmıştır. Milâttan sonra Türklerin yayıldıkları sahalar: Türk göçleri bu dönemde batı yönünde gelişmeye başlamıştır. Hunlar Orta Asya'dan, Hindistan'ın kuzeyine ve güney Rusya'ya kadar genişlediler. Bir kısmı Orta Avrupa'ya kadar ilerledi. Sabar, Avar, Bulgar, Peçenek, Uz ve Kuman boyları Hazar ve Karadeniz'in kuzeyi ile Orta Avrupa ve Balkanlara kadar uzandılar. Kalabalık Oğuz boyları X .-XI. yüzyıllarda Maverâünnehir üzerinden İran, Irak, Azerbaycan ve nihayet Anadolu'ya hâkim oldular.
Türk Göçleri, tarih boyunca doğudan batıya doğru gerçekleşmiştir. Bu istikamet içerisinde bazı Türk kavimleri Hazar'ın kuzeyinden Avrupa'nın içlerine kadar yönelirken-Bulgar-Kuman-Kıpçak ve Çağatay dil grubu-, bir kısmı da İran üzerinden Anadolu ve Orta Doğu'ya göç etmişlerdir- daha çok batı Türkleri'nden Oğuz boyları-. Bu iki göç yolu üzerinde değişik dil, din ve medeniyetten topluluklarla temasa geçen Türk kavimleri yüzyıllar boyu bu coğrafyalarda varlığını sürdürmüştür. Türk bünyesine uymayan inanç sistemlerinin, hayat tarzlarının benimsendiği ya da zaman içerisinde nüfus bakımından beslenemediği yerlerde bulunan bazı Türk kavim ve boyları tarih sahnesinden çekilmişlerdir. Çin'deki Tabgaç'lar, Orta Avrupa'daki Hunlar ve Balkanlardaki Bulgarlar buna örnektir. Ancak bu olumsuzluklardan etkilenmeyen Türk toplulukları büyük bir coğrafyada varlıklarını devam ettirmektedirler.
TÜRK BOYLARININ YAŞADIKLARI YERLER NERELERDİR
Aynı zamanda son durum için 27.konuda Türk Toplulukları maddesini inceleyebilirsiniz Günümüzde varlıklarını devam ettiren Türk boyları, ana kütlesini Anadolu, Azerbaycan ve İran ile Büyük Türkistan'ın oluşturduğu çok geniş bir coğrafyaya yayılmışlardır. Bu ana kütleden zaman zaman taşan Türkler, daha nispî de olsa, bugün başka devletlerin elinde bulunan topraklarda da yaşamaktadır. Dolayısıyla 170 milyonu aşan bu büyük Türk Dünyası içerisinde bağımsız yaşayanlar olduğu gibi, daha az da olsa, başka devletlerin hâkimiyetinde bulunanlar da mevcuttur. Osmanlı devletini oluşturan Türkiye Türklerinin devamı ve bakiyesi durumundaki bir kısım Türk nüfusu, bugün, eski Yugoslavya'da; Makedonya ve Üsküp'te, Bulgaristan'da; Mestanlı, Deliorman, Plevne, Varna, Filibe, Kızanlık'ta, Yunanistan'da; Batı Trakya ve Ege Adaları'nda, Polonya ve Romanya'da; Dobruca ve Baserabya'da, Irak'ta; Musul-Kerkük'te, Suriye'de; Münbiç, Azez ve Lazkiye'de yaşamaktadır. Bu bölgelerdeki toplam Türk nüfusu yaklaşık 7 milyondur.
1991 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla birlikte, komünizmin boyunduruğundan kurtulan Türk boyları büyük oranda bağımsızlıklarını ilân etmişlerdir. Bu tarihî olay neticesinde Özbekistan, Türkmenistan, Kazakistan, Kırgızistan Türk Cumhuriyetleri ortaya çıkmış ve böylece 40 milyona yaklaşan toplam nüfusuyla, Türkistan'ın bir bölümü (Batı) yeniden istiklâline kavuşmuştur. Ancak bazı Türk toplulukları Sovyetler Birliği'nin yerine oluşturulan Rusya Federasyonu'nun sınırları
içerisinde, İdil (Volga)- Ural bölgesinde, muhtar cumhuriyetler olarak kalmıştır; Tataristan, Başkurdistan ve Çuvaşistan. Sibirya'da ise Yakut, Tuva ve Altay özerk bölgeleri oluşturulmuştur. Buradaki Yakut (Saha),Tatar,Hakas, Tuva, Dolgan gibi Türk boylarının nüfusu bir milyonu geçmektedir.
Kafkasların haritası da Sovyetler Birliği'nin dağılması neticesinde değişmiş ve Azerbaycan Cumhuriyeti ortaya çıkmıştır. 7 milyonu aşan nüfusları ile Azerî Türkleri, Orta Asya ile Anadolu Türklüğü arasında önemli bir köprü vazifesini görmektedir. Rusya Federasyonuna dahil olan Kuzey Kafkaslar, pek çok etnik grubun yaşadığı bir bölgedir. Ancak Ermeni ve Gürcülerin dışında kalan toplulukların çoğu ortak yaşayış, kültür ve inançlara sahiptir. Bu bölgenin toplulukları için İslâmiyet belirleyici bir unsurdur. Dağıstan, Çeçenistan, Osetya, Karaçay gibi muhtar cumhuriyetler ile Oblastlarda yaklaşık 6 milyon Kafkas akraba topluluğu yaşamaktadır. Bunların bir milyondan fazlasını ise Kumuk, Karaçay, Balkar, Nogay ve Kundurlar gibi Türk boyları oluşturmaktadır. Kuzey Kafkaslardan, Moldova'ya kadar uzanan bölgelerde ise II. Dünya Savaşı sonrasında yurtlarından sürülen Kırım ve Ahıska Türkleri ile Hristiyan Gagavuz ve Musevî Karaim ve Kırımçakla bulunmaktadır. Bu toplulukların toplam nüfusunun bir milyona ulaştığı tahmin edilmektedir.
Doğu Türkistan'da yaşayan Türkler, Batı Türkistan'daki soydaşları kadar şanslı değillerdir. Sovyetler ile birlikte Türkistan'ı bölen Çinliler, Doğu Türkistan'ı, Sincang (sonradan kazanılmış topraklar) adıyla işgal ederek, büyük çoğunluğunu Uygurların oluşturduğu Türkleri tam bir baskı ve zulme tâbi tutmuşlar ve tutmaya devam etmektedirler. Doğu Türkistan'da, Sincang-Uygur muhtar bölgesinde, Uygur, Kazak, Kırgız, Özbek ve Tatar asıllı yaklaşık 20 milyon Türk yaşamaktadır. Çin'in Kansu bölgesinde de yüz bin dolayında Salar Türkü bulunmaktadır.
Afganistan'ın kuzeyi ve Tacikistan'da önemli oranda Türk nüfusu yaşamaktadır. Herat, Tükurgan ve Mezarışerif ile Maymana, Maruçak, Andhoy ve Vahan civarında iki milyonu aşkın Özbek, Teke, Yamut, Sarık ve Salur boylarına mensup beş yüz bini aşan Türkmen ve Yüz elli bini bulan Kırgız, Kazak ve Karakalpak bölgenin asli unsurlarını oluşturur. Günümüzde Kuzey Afganistan Türkleri, Afganistan yönetimini ele geçirmiş olan Talebanlara karşı mücadele vermektedir. Yoğun Türk nüfusunun bulunduğu diğer bir bölge de İran'dır. İran nüfusunun neredeyse yarısını oluşturan yaklaşık 20-25 milyon Türk asıllı kavim ve topluluk bu büyük coğrafyada yaşamaktadır. İran'daki en büyük Türk grubunu yaklaşık 20 milyona varan nüfuslarıyla, Güney Azerbaycan'da yaşayan Azerî Türkleri oluşturur. XIX. yüzyıl başlarında Gülistan ve Türkmençay anlaşmalarıyla İran ve Rusya, Azerbaycan'ı bölmüş ve Aras'ın kuzeyi Rusya'da kalırken, Güney Azerbaycan İran'ın elinde kalmıştır. Tebriz, Erdebil, Urmiye, Hoy, Maku, Culha vb. gibi bölgeleri içine alan, yüz bin km2'yi aşan yüz ölçümüyle Güney Azerbaycan Fars milliyetçiliğinin tehdidi altında bulunmaktadır. İran'ın güneyindeki Fars eyaletinde konargöçer yaşayan Kaşgay'lar 500 bini aşan nüfuslarıyla İran'daki diğer önemli bir Türk unsurudur. Türkmenistan sınırına yakın bölgelerde ise Yamut, Göklen, Sarık ve Salur boyuna mensup Türkmenler yaşamaktadır (500 bin). Ayrıca bir milyonu bulan Afşar, Kaçar, Karapapak, Hamse, Şahseven gibi değişik adlara sahip topluluklar, İran'daki güçlü Türk dünyası içerisinde yerlerini almışlardır.<_script /><_script /><_script /><_script />
Tanzimat Fermanı (Gülhane Hatt-ı Hümayunu) tarih lise konu anlat
8/9/2009 · Kategori: tarih odevi
Tanzimat Fermanı (Gülhane Hatt-ı Hümayunu)
Sultan Abdülmecid Han zamanında, Sadrazam Mustafa Reşid Paşa tarafından hazırlanarak, 3 Kasım 1839’da Topkapı Sarayı'nın Gülhane Bahçesinde okunup, ilan edilen ve ıslahat programını bildiren belge.
Avrupa’da 18. yüzyıldan itibaren görülen teknik ilerleme, her geçen gün Osmanlı Devleti'nin aleyhine gelişti. Yeni buluşlar; askerî, sivil, iktisadî bünyeye süratle girerek, Avrupa milletlerini güçlendirdi. Ayrıca Fransız İhtilâliyle yaygınlaşan ve şiddetle benimsenen milliyetçilik hareketleri, bu milletlerin derlenip toparlanarak, bilhassa Osmanlı Devletine karşı düşmanlıklarını arttırdı. Haçlı zihniyetinin kinleri ve asırlar boyunca süren Müslüman-Türk üstünlüğüne son verme ihtirasları da, bu teknolojik imkân ve güçlerle birleşerek, askerlikte, ticarette, dış ve iç siyasette, Osmanlı Devleti aleyhine komploları, açık ve gizli tecavüz ve mücadeleleri en ileri noktalara doğru tırmandırdı.
Bunun neticesi olarak Osmanlı Devleti içinde yer alan başta Hıristiyan azınlıklar, kavmiyetçilik ve Haçlılık hisleri tahrik edilerek, devamlı surette taşkınlıklara, isyanlara, tahrik ve teşvik edildi. Bu hareketleri, düşman devletlerce maddî ve manevî yardımlarla desteklendi. Öte yandan 17. yüzyıldan sonra yeniçerilerde görülen bozulma, Sultan İkinci Mahmud Han devrinde, siyasî ve ticarî hayata da bulaşarak, devlet içten içe çürütülmeye başlandı. Bu durum, devletin gücünü tedricen azaltarak, dışarıda ve içeride zaafa uğrattı. Yüksek dereceli bazı memurlar arasında yaşanan şahsî çekişme, kin, haset ve garez, zaman zaman, devletin otorite ve gücünü zayıflatmak ve yok etmek pahasına da olsa, sürdürülerek, devletin düşmanlarına yardım edildi.
Böylece, esasen devlete sadık ve temiz halk, yükselme devrinde görülen basiretli ve ilerletici sevk ve idareden mahrum, ilimden uzaklaştırılarak sanayi ve ticarette teknik kolaylıklardan habersiz bırakıldı.
Bu durum, Tanzimat Fermanı’ndan çok önce Osmanlı sultanları tarafından fark edilerek çeşitli ıslahat hareketleri planlandı ve uygulandı. Yeniçeri Ocağının kaldırılması, kılık kıyafetin düzenlenmesi, eğitim müesseselerindeki ıslahatlar, teknolojik gelişmeleri ülkeye sokma gayretleri, bunlardan bazılarıdır. Ancak, bu hareketlerin çoğunda düzeltilmek istenen asıl hususlar, insan unsuru ve müesseselerin işleyişi ve teknolojiye ayak uydurmak şeklinde görülür. Sultan Abdülmecid Han da bu anlayışa sahip, ıslahat hareketlerini devam ettirmek ve devleti Avrupa ile henüz dengede duran gücünden düşürmemek; bir de hakim güç hâline getirmek için, azim ve gayret ile çalışan bir hükümdardı.
Avrupa milletleri ve bilhassa İngilizler; Osmanlı Devletinde yapılacak ıslahatın, devletin temellerine nüfuz etmesini, Osmanlı müesseselerinin yıkılarak, Avrupaî bir idare tarzı altında, devletin yapısına ters bir zihniyetin hakim olmasını, azınlıkların istiklâli temin edilerek, parçalanma ve yıkılışa yol açmasını arzu ediyorlardı. Bunu sağlamak için hususî teşkilâtlar kurarak bazı Osmanlı devlet adamlarını elde etmeye, ıslahat gayretlerini kendi planlarına uygun şekle çevirmeye çalıştılar. Mason locaları dahil, çeşitli isim ve şekiller altında yürütülen bu faaliyetler içerisinde, Gülhane Hatt-ı Hümâyûnu’nun hazırlandığı günlere gelindi.
Tanzimat-ı Hayriye de denilen bu fermanın hazırlayıcısı Mustafa Reşid Paşadır. Mustafa Reşid Paşa; daha önce Paris ve Londra elçiliklerinde bulunmuş, batı kültürü hayranı, millî meziyetler ve İslâm bilgilerinden önemli ölçüde uzak kalarak yetişmiş bir kişiydi. İstanbul’a dönüşünde İngiltere sefiri Lord Rading’in ısrarlı tavsiyeleri neticesinde sadrazamlığa getirilmişti. Lord Rading’in, Osmanlı Devletini parçalamak için İngiltere’de kurulmuş olan “İskoç Mason Locası”nın önde gelen bir üyesi olduğu, tarihî kayıtlarda mevcuttur.
Tanzimat Fermanı; 3 Kasım 1839 tarihinde, Gülhane Bahçesinde, yabancı devlet sefir ve konsolosları, bütün saray erkânı ve devlet ricali ile büyük halk kalabalığı önünde, bizzat Reşid Paşa tarafından okunup, ilan edildi. Oldukça uzun bir metin olan bu ferman, ihtiva ettiği fikirler itibariyle, beş kısma ayrılabilir:
1. İlk kısımda; Osmanlı Devletinin kuruluşundan itibaren, şeriatın kanunlarına uyulduğundan, devletin kuvvetli hâle ve halkın müreffeh bir duruma vasıl oldukları belirtilmektedir.
2. İkinci kısımda; yüz elli yıldan beri türlü gaileler ve türlü sebeplerle dine ve kanunlara riayet edilmediğinden, devletin zayıfladığına işaret edilmektedir.
3. Üçüncü kısımda; Allah’ın inayeti ve Peygamberin yardımları ile devletin iyi bir şekilde idaresini sağlamak gayesiyle yeni kanunların konulmasının gerekliliği belirtilmektedir.
4. Dördüncü kısımda; bu yeni kanunların dayanacağı prensipler belirtilmekte olup, bunlar:
a) Müslüman ve Hıristiyan bütün tebaanın ırz, namus, can ve mal güvenliğinin temini;
b) Verginin düzenli bir usule göre ayarlanıp toplanması;
c) Askerliğin düzenli bir şekle sokulması.
5. Beşinci kısımda ise, bu kanunların yapılması ve tatbiki için gereken tedbirlerden bahsedilmektedir.
Muhtevası, uygulanışı ve neticeleri itibariyle Osmanlı tarihinde, üzerinde en çok tartışılan konulardan biri olan bu Ferman hakkında yapılan çeşitli değerlendirme ve tenkitler şöyle sıralanabilir:
İlk üç bölüm, Hatt-ı Hümâyûnun dördüncü bölümündeki yeniliklere, Müslüman tebaanın reaksiyonunu azaltmak ve onların itimadını kazanmak için kaleme alınmıştır. Tanzimat Fermanı’nın en önemli kısmı, dördüncü kısmıydı. Ferman’ın ilanından bir müddet sonra, fermanda, gerekli olduğu belirtilen tedbirlerin alınmasına başlandı.
Dördüncü bölümde sayılan prensiplerle, evvelden beri Osmanlı idaresinde, sanki bir kamu düzeni ve kanun bulunmadığı şeklinde bir hava verilmeye çalışılmıştır ve ferman, bu düzensizliği ortadan kaldırıyor iddiası ile ortaya atılmıştır. Halbuki, kanun ve nizam hakimiyeti, devletin kuruluş yıllarından itibaren padişah dahil, herkes tarafından en çok riayet edilen husustur. Osman Bey, en yakın çocukluk arkadaşı, beyliğinin ileri gelen kumandanı, çok sevdiği Samsa Çavuş’un, Leblebici Hisarı’nın gelirinin kendisine verilmesi talebini; “Karındaşım; kanunumuz, harpsiz teslim olan hisarların düzenine, gelirine dokunmayı men eder. Leblebici Hisarı kılıçla alınmadı!” diyerek kanun ve nizam ile devleti, şahsî dostluğundan üstün tuttuğunu göstermiştir. Temeli böyle atılan devlette, kanun ve nizam, hep önde gelmiş, keyfî idare gayesi güdülmemiştir. Ayrıca, bir devlet içinde kanunları ihlâl eden bazı kimselerin bulunması, yeni kanun yapmayı gerektirmez. İhmal edenlerin cezalandırılmasını gerektirir.
Bu fermandan sonra ferdî hakların korunması bakımından önemli olan yeni bir ceza kanunu yapıldı. Memur suçlarına ait yeni bir İdare Kanunu düzenlendi ve rüşvet için ağır cezalar kondu. Tanzimat'ın birinci ve ikinci yıllarında iltizam ve âşar toplama usulleri kaldırıldı. Âşar, muhassıl-ı emvâl denilen maliye memurları vasıtasıyla toplanmaya başlandı. Hıristiyanların verdikleri cizye de, patrikhaneler vasıtasıyla toplandı.
Mustafa Reşid Paşanın mühim bir gayesi de, bu tedbirle ortaya çıkmaktadır. Vergi almak, devletin vazifesidir. Müslümanların vergisini Şeyhülislâmlık makamı toplamadığı, devlete verildiği hâlde, Hıristiyanların vergilerini kiliseler toplamaktadır. Bu, bir nevi muhtariyet işareti vermektir. Nitekim yüzlerce yıl sulh içinde Müslümanlarla beraber yaşayan Ermeniler, bu tarihten sonra teşkilâtlanıp, devlete yüz yıldan ziyade gaile olmuşlardır. Bütün devlet memurları, maaşa bağlandı. Tanzimat'ın bânisi Reşid Paşa, malî saha ile ilgili teferruatlı bir programa sahip olamadığından, beklenilen netice elde edilemedi. Buradan da, Reşid Paşanın asıl hedefinin sosyal bünye olduğu anlaşılmaktadır. Kısa bir süre sonra âşar ve cizyenin toplanmasında eski usule dönüldü. Vergi işleri için defterdarlıklar kuruldu. Vergilerin tespit ve tahsilinde, belediye ve vilayet meclislerine bazı yetkiler verildi. İlk kâğıt para da bu dönemde çıkarıldı. Fakat karşılığı olmadığı için, kısa süre sonra değerden düştü. 1846 Ticaret Kanunu çıkarıldı.
Yüzyıllardır, askerlik nedir bilmeyen Hıristiyanlara askerlik mükellefiyeti yüklenemediğinden, onların askere alınmalarından vazgeçildi. Böylece fermanın getirdiği askerlikte, Hıristiyan-Müslüman eşitliği ilk darbeyi yedi.
Tanzimat Fermanı’nda doğrudan doğruya millî eğitimle ilgili bir kısım görülmez. Mustafa Reşid Paşa, Hatt-ı Hümâyûnu okuduğu gün, birçok kordiplomatik şahıslara ek olarak, bazı Avrupa devletlerinin ileri gelenleri de hazır bulundu. Bunlardan İngiliz Prensinin, diğer sefirlere nazaran, Reşid Paşaya yakınlığı çok fazla idi. Çünkü Paşa, İngiltere’de sefirken, Prensle şahsî dostluk kurmuşlardı. Batı kültürünün hayranı olan Paşa’nın bu yakınlık karşısında, birçok fikrî taahhütleri de olmuştur. Gülhane bahçesinde Paşa, fermanı okurken hazır bulunan İngiliz Prensi, Paşa’yı hararetle tebrik ederek; “Paşam, siz İngiltere’deki sohbetlerimizde planlarınızı bana anlatırdınız. Ben ise Osmanlı cemiyetinde bu değişikliklerin değil yapılması, sözünün bile edileceğine ihtimal vermezdim, ama, sizi kırmamak için de itiraz etmezdim. Fakat görüyorum ki hayallerinizi gerçekleştirdiniz. Beni yanılttınız, sizi tebrik ederim!” demekten kendini alamamıştır. Halbuki Osmanlı cemiyetinin bu şekilde bozulmasını, dejenere edilmesini Reşid Paşaya İngilizler empoze etmişlerdi.
Osmanlı Devletine dostluk elini bugüne kadar uzatmamış İngiltere, iki sene sonra 1841’de, Mısır’daki Mehmed Ali Paşa gailesinde, Osmanlı Devletini, donanması ile desteklemiş, fakat öbür taraftan da Mısır’ı Osmanlılar üzerine kışkırtmıştır. Arkadan Kırım Harbi'nde de bu sahte dostluğunu, Osmanlı Donanmasını Karadeniz’de, Sinop baskınında Ruslara imha ettirerek devam ettirmiştir. Adım adım ilerleyen bu durum, Devletin çökmesine kadar sürmüştür.
Millî eğitim sahasındaki yenilikler, Sultan İkinci Mahmud zamanında başlatılmıştı. Bu dönemde ise Sultan Abdülmecid Hanın emriyle, yeni mekteplerin açılması ve sıbyan mekteplerinin çoğaltılmasına çalışıldı. Millî eğitim işlerinin yürütülmesi ve kontrolünü takip etmek maksadıyla “Meclis-i Dâimî Maârif-i Umûmiye” kuruldu. 1846’da temeli atılan Dârülfünûn’un bitirilişine kadar, burada okutulacak dersler için eserler hazırlamak üzere 1851’de “Encümen-i Dâniş” adı ile ilk Osmanlı İlimler Akademisi kuruldu. Bu meclisin üyeleri olan Fuad Paşa ile Ahmed Cevdet Paşa'nın müştereken hazırladıkları Kavâid-i Osmâniye adlı kitap, bu Encümen tarafından kabul edilen ilk eserdir.
İdarî teşkilâtta da bazı yenilikler yapıldı. Memleketin eyaletlere bölünmesine devam edildi. Eyaletler sancaklara, sancaklar kazalara ve kazalar da köyleri ihtiva eden nahiyelere ayrıldı. Her eyaletin başında müşir rütbesinde birer vali, sancaklarda birer paşa bulunmakta, kazaların birçoğu ise muhassıllar tarafından idare olunmakta idi. Her valinin yanında, bölge kuvvetlerine komuta edecek bir muhafız ile, malî işlere bakacak bir defterdar verildi. Bazı eyalet ve sancaklarda mahallî meclisler kuruldu. Bu meclislerde Müslüman ve Hıristiyan ahali, nüfusları nispetinde temsil edildi.
Tanzimat, Osmanlı Devletinde Sultan Üçüncü Ahmed’den itibaren başlamış olan ıslahat hareketleri içinde bir merhale teşkil eder. Fakat bu merhale, kendilerinden öncekilere nispetle çok farklı bir özellik taşır. O zamana kadar, daha ziyade askerî sahada ıslahat yapılırken, bu dönemde devletin başına gelen gailelerin sebepleri, Osmanlı cemiyetinin düzeninde görülmüş ve bu düzenin temellerinin ıslahı düşünülmüştür. Bunun için Tanzimat Fermanı bir nevi vatandaş hakları beyannamesi olarak ortaya çıkmıştır. Fakat bu beyanname, bir halk hareketi neticesinde halktan gelmeyip yukarıdan aşağıya, yani idare edenlerden gelmiştir. Bu husus, Tanzimat'ın zayıf taraflarından birini teşkil eder. Bunun içindir ki halk tarafından kolaylıkla benimsenmemiştir. Bu da, alınan tedbirlerin, dış baskılarla emr-i vâki olduğunun en açık delilidir.
Osmanlı Devletinde vuku bulan bu liberal hareket, Rusya ve Avusturya tarafından hoş karşılanmadı. İngiltere ve Fransa ise, müspet karşıladılar. Ancak her devlet kendi menfaatleri doğrultusunda siyasî ve iktisadî çıkarları için, Ferman’dan faydalanma yolunu tuttular. Osmanlı devlet otoritesinde bir gedik açılmıştı. Çünkü, insan hak ve hürriyetleri başka, azınlıkların devlet idaresine karıştırılması başkadır. Osmanlı Devletinin kuruluşundan beri azınlıkların hak ve hürriyetleri zaten vardı. Tanzimat ile onlar da devlet idaresine karıştırıldı. Kolayca dış düşmanların güdümüne girdiler. Böylece Haçlı Avrupa’nın arzusu doğrultusunda, devlet, kademe kademe çökmeye yüz tuttu. Rusya Ortodoks, İngiltere Protestan, Fransa Katolik tebaalar için müdahalede bulunup, Tanzimat'ın yeter derecede gelişmediğini ileri sürerek, akıl hocalığı yapmaya kalktılar. Tanzimat'a, açıktan muhalifliğini ilan eden Avusturya başvekili Metternich, Avrupa usullerinin, Türkiye’yi zayıf düşüreceğini ileri sürerek, Türklerin eski rejime bağlı kalmaları gerektiğini bildirmişti. Başlangıçta Osmanlı hükümetinin kendi isteğiyle başlatmış olduğu bu düzen, yabancı devletlerin artan müdahaleleri yüzünden, onların istek ve ısrarıyla yapılan ve yürütülen bir hareket hâlini aldı.
Tanzimat, Osmanlı Devletinin kendi içinde de bir düşmanlığın meydana gelmesine sebep oldu. Bilhassa, Devlette hep hakim ve asıl unsur olan Müslümanların, gayrimüslimlerle eşit sayılması, Müslüman camiada hoşnutsuzlukla karşılandı.
Fermanın okunmasında hazır bulunan halkın, dağılırken fikrini; “Bundan sonra gâvura gâvur diyemeyeceksiniz!” şeklinde belirtmesi, duyulan tepkinin en meşhur ifadesi olmuştur. Hıristiyan zümrelerden, en çok imtiyaza sahip olan Rumlar, imtiyazlarının azalacağı endişesiyle memnun kalmadılar. Diğer Hıristiyan tebaa da, Tanzimat'ın gelişmesi sırasında, Gülhane Hattı’nın tebaa eşitliğini belirten prensiplerinin, gereği gibi yürütülmediğini ileri sürerek, yeni haklar istemeğe kalktılar. Ayrıca, refah ve huzur içinde olmalarına rağmen, siyasî haklara kavuşmak için yabancı devletlere başvurmaktan çekinmediler. Halbuki Gülhane Hatt-ı Hümâyûnuna göre, şikâyetlerini Bâbıâli’ye yapmaları lâzımdı.
Islahat Fermanı
Henüz Kırım Savaşı sürerken, Viyana'da bir araya gelen İngiltere, Fransa ve Avusturya, Hristiyanlarla Müslümanlar arasındaki farklılıkların her alanda ortadan kaldırılmasını öngören bir fermanı sultanın yayımlamasını, barış için ön şart koşmuşlardı. Paris Antlaşması müzakere edilirken, müttefiklerin bu istekleri I.Abdülmecit tarafından yerine getirildi ve Islahat Fermanı ilân edildi (18 Şubat 1856). Tanzimat'la kabul edilen hususların esas alındığı bu fermanla, Müslümanlarla Hristiyanlar arasında eşitlik sağlandığı Avrupa'ya garanti edilmiş oluyordu. Ayrıca iç hukuk alanında ve ticaret hukukunda da yenilikler getiriliyor, Ceza ve medenî hukukun bir bölümü, dinî esaslardan arındırılıyordu. Aslında Tanzimat süreciyle başlayan bu değişiklikler, idari yapılanmada da kendisini hissettirmiştir. 1868'de Şura-yı Devlet ve Divan-ı Ahkam-ı Adliye kurularak buralarda hem Hristiyanlar hem de Müslümanlar görevlendirilmiştir. Islahat Fermanı ile getirilen düzenlemelerin uygulanması daha çok I.Abdülaziz'in tahta çıkması (1861-1876) ile gerçekleşebilmiştir.
Paris Antlaşmasına imza koyan devletler, anlaşma maddesinde de yer aldığı için Islahat Fermanı'nı, Osmanlı Devleti'ne müdahale etmede bir koz olarak kullanmışlardır. Nitekim Fransa, Dürzilerin Katolik Marunilere saldırmasını bahane ederek Lübnan'a asker çıkarmış ve 1871'e kadar orada kalmıştır. Karadağ'da çıkan bir anlaşmazlık yine büyük devletlerin aracılığı ile halledilmiştir (1862). Güçlü devletler tarafından teşvik ve tahrik edilen Balkanlardaki Hristiyan toplulukları, çıkardıkları isyanlar bastırılsa dahi, Osmanlı Devleti'nden yeni haklar elde etmeyi başaracaklardır. Örneğin Sırplar ve Bulgarlar yeni haklar elde etmiş, Eflâk ve Boğdan'ın Romanya adı altında birleşmeleri kabul edilmiştir. Muhtariyet hakları genişletilen Mısır'da, İngiliz-Fransız nüfuz mücadelesi kızışmış, III. Napolyon'un teşebbüsü üzerine, Abdülaziz istemediği hâlde Süveyş Kanalı projesini kabul etmek zorunda kalmış ve kanal 1869'da büyük bir törenle açılmıştır.
I.Meşrutiyet
Avrupa devletleri ve özellikle Rusya'nın kışkırttığı topluluklar, bağımsızlıklarını ilân etmek için harekete geçmekteydiler. 1866'da Girit İsyanı çıktı. Yunanistan'a bağlanmak amacıyla başlayan isyan bastırılmasına rağmen, Avrupa devletleri araya girerek sultanın Girit'e yeni bir statü vermesini sağladılar (1868). Rusya tarafından oluşturulan komitalar vasıtasıyla Bulgarlar ayaklandırıldı. Onlara da geniş haklar verildi (1870). Fakat bununla yetinmeyen Bulgarlar, Bosna ve Hersek'teki karışıklıkların ardından yeniden ayaklandılar (1875-76).
Bulgar isyanı sert biçimde bastırıldı. Fakat bu sırada Genç Osmanlılar, Abdülaziz'e başlattıkları muhalefeti, mücadeleye dönüştürdüler. Nihayet Mithat Paşa'nın öncülüğündeki yenilikçi idareciler Abdülaziz'i tahttan indirerek yeğeni V.Murat'ı başa geçirdiler(30 Mayıs 1876). Ancak hastalığı sebebiyle üç ay sonra o da tahttan indirilerek, Kanun-ı Esasi'yi ilân edeceğini beyan eden kardeşi II.Abdülhamit Osmanlı tahtına çıkarıldı.
Bu arada Rusya'nın Osmanlı Devleti'ne baskı kurmasını kendi menfaatine aykırı gören İngiltere, Balkanlardaki bunalımı görüşmesi için İstanbul'da uluslar arası bir konferans toplanmasını sağlamıştı. İstanbul Konferans çalışmalarını sürdürürken II.Abdülhamit Meşrutiyet'i ilân etti (23 Aralık 1876). Kurulacak Meclis-i Mebusan'da bütün topluluklar temsil edilebilecekti. Parlâmenter monarşi, İstanbul Konferansı'nın toplanış sebebini tamamen ortadan kaldırmasına rağmen, konferansa katılan devletler, Balkan topluluklarının bağımsızlıklarını istediklerinden bir sonuca varılamadı. Osmanlı Devleti'nin çağrılmadığı Londra'da toplanan bir başka konferansta, büyük devletler isteklerini tekrarladılar. Rusya, Osmanlı Devleti'ne alınan kararları kabul ettirmek için savaş ilân etti.(Nisan 1877). Tarihimizde "93 Harbi" diye bilinen 1877-1878 Osmanlı Rus Harbi, askerî ve siyasî bakımdan önemli sonuçlar doğurmuştur.
II.Meşrutiyet
I.Meşrutiyet'in kaldırılmasından sonra II.Abdülhamit içte ve dışta meydana gelen olumsuz gelişmelerin de etkisiyle, katı bir yönetim sergilemeye başlamıştı. Meşrutiyet taraftarları da buna karşılık muhalefetlerinin dozunu artırmışlardı. Osmanlılık fikrinin temsilcisi olan Sadrazam Midhat Paşa 1881'de ölüm cezasına çarptırılmış, sonra affedilerek, Arabistan'a sürgüne gönderilmiş ve 1883'te öldürülmüştü.
Ali Suavi, Ziya Paşa ve Namık Kemal gibi kişiler de sultan tarafından bertaraf edilmişlerdi. Ancak devletin içinde bulunduğu güç durum onların başlattığı muhalefetin güçlenerek büyümesine zemin hazırlamaktaydı. Balkanlardaki çalkantıların yanı sıra Osmanlı Devleti iktisadî açıdan da çok zor durumda idi. Devlet iç ve dış borçlarını kapatabilmek için batılıların elindeki Osmanlı Bankası ile malî bir anlaşma imzalamak zorunda kalmıştı (1879 ve 1881). Buna göre banka mali yardımları karşılığında, devletin bazı gelirlerini devralıyordu. İngiliz ve Fransızların kontrolünde bu maksatla kurulan Düyun-ı Umumîye İdaresi Osmanlı ülkesini âdeta bir sömürge hâline getirecektir.
Genç Türkler veya Jön Türkler adı verilen ve yurt dışında ve içinde faaliyet gösteren Meşrutiyet taraftarları, İstanbul'da İttihad-ı Osmani derneğini kurmuşlar ve bu dernek 1894/95'te İttihat ve Terakki Cemiyeti adını almıştı. Selanik'te Enver ve Niyazi Paşalar gibi subayların da katılmasıyla güçlenen İttihatçılar, Osmanlı devletini ancak Kanun-ı Esasî'nin yeniden kabulünün kurtarabileceğini düşünüyorlardı. Kolağası Niyazi Bey ve ona katılan Enver Bey'in Resne'de isyan ederek dağa çıkmaları ve Rumeli'de halk tarafından büyük bir destek bulmaları üzerine II.Abdülhamit anayasayı yürürlüğe koyarak II.Meşrutiyet'i ilân etti ((23 Temmuz 1908).
17 Aralık 1908'de meclis yeniden açıldı. Yapılan seçimlerde İttihat ve Terakki Fırkası büyük bir başarı sağlamıştı. Ancak bu gelişmeler esnasında Bulgaristan bağımsızlığını elde etmiş ve Girit meclisi Yunanistan'a ilhak kararı almıştı.
İşgal altındaki Bosna Hersek ise Avusturya tarafından fiilen ilhak edilmişti (5 Ekim 1908) Millî bir politika izlemeyi amaçlayan İttihatçılar, olumsuz gelişmelerin de etkisiyle gittikçe otoriter bir idare oluşturmaya başlamışlardı. Bundan faydalanmak isteyen Meşrutiyet aleyhtarları, bazı Avrupa devletlerinin de kışkırtmasıyla isyan ettiler. İstanbul'daki Avcı Taburları'nın 13 Nisan 1909'da başlattıkları isyan sırasında pek çok İttihatçı öldürüldü. II.Abdülhamit olayları önleyemedi. Bunun üzerine Mahmut Şevket Paşa komutasındaki ordu Selanik'ten yola çıktı. Harekat Ordusu adı verilen bu ordunun kurmay başkanı Mustafa Kemal idi. Harekat Ordusu, kısa sürede duruma hâkim olarak isyanı bastırdı. İsyandan sorumlu tutulan II.Abdülhamit, şeyhülislâmdan alınan fetva ile meclis tarafından tahttan indirildi (27 Nisan 1909) ve kardeşi V. Mehmet Reşat yerine getirildi. V.Mehmed (1909-1918) devlet idaresinde inisiyatifi İttihatçı hükûmete bırakmıştı. Yeni iktidar zamanında da felâketler birbirini takip etti. Osmanlı Devleti hızla dağılma devrine girmekteydi.
<_script /><_script /><_script /><_script />
HZ. MUHAMMED'İN HAYATI, Peygamberimizin hayat öyküsü, kısa o
7/9/2009 · Kategori: tarih odevi
HZ. MUHAMMED'İN HAYATI
*** Hz. Muhammed 571 yılında Mekke şehrinde dünyaya geldi. Babasının adı ABDULLAH, annesinin adı AMİNE dir. Hz. Muhammed küçük yaşta önce babasını daha sonra da annesini kaybetti. Önce dedesi ABDÜLMUTTALİB, o da ölünce amcası EBU TALİB in yanında kaldı. Amcası ile beraber ticaretle uğraştı. Küçük yaşından itibaren çevresinde doğruluğu, güvenirliliği ile ün kazandı. Kendisi çevresindeki insanlar gibi putlara hiç ilgi duymuyor, sık sık HİRA dağına çıkıp yalnız kalıyordu.
*** Yine böyle bir zamanda Hira mağrasında düşünceler içerisinde iken vahiy meleği Cebrail ilk vahyi getirdi. (Yaradan Rabbi!nin adı ile oku!-Alak Süresi). Bu şekilde Hz.Muhammed'in peygamberlik süreci başlamış oldu. Hz. Muhammed'e ilk inananlar Hz.Hatice, Hz.Ali, Hz.Ebu Bekir, ve Hz. Zeyd oldu. Ancak yeni gelen din (İslam) Mekkeliler tarafından hiç hoş karşılanmadı. Çünkü İslam dini kendi dinleri putperestlik ile hiç benzeşmiyordu. Atalarının dinine büyük bir bağlılık duyan Araplar Hz.Muhammed'e ve yeni dine şiddetle karşı geldiler. Bu karşı gelme zamanla Müslümanlara karşı şiddete dönüştü. Bunun üzerine Hz.Muhammed Müslümanlara hicret (göç) emrini verdi. 615 yılında Müslümanlar önce Habeşistan'a baskılar artınca da 622 yılında Mekke'yi terk ederek Medine şehrine hicret (göç) ettiler. Hicret 'ten sonra Medine İslamiyet'in merkezi durumuna geldi
Hz.Muhammed'in Ahsa Valisi El-Münzire gönderdiği mektup
BEDİR SAVAŞI (624)
Nedeni: Mekkelilere ait bir ticaret kervanı Müslümanlarca ele geçirilmek istenmişti. Bu şekilde Müslümanların Hicret esnasında Mekke'de bıraktıkları malların karşılığı alınacaktı. Bu durum iki tarafı karşı karşıya getirdi.
????: Web Hattı - Türkiyenin En Güncel Forumu /kultur/63740-kisaca-hz-muhammedin-hayati.html
Sonuçları:
1.Bedir savaşı Müslümanların kazandığı ilk askeri zaferdir.
2.Müslümanların kendilerine olan güvenleri artmıştır.
3.Şam ticaret yolu Müslümanların eline geçmiştir.
4.Mekkeli esirlerden okuma-yazma bilenler 10 Müslüman'a okuma-yazma öğretme karşılığında serbest bırakıldılar.
*** UHUD SAVAŞI (625)
Nedenleri:
1.Mekkelilerin Bedir savaşının intikamını alma istekleri.
Mekkelilerin Medine şehrine doğru gelmeleri üzerine iki taraf Uhud dağı eteklerinde karşı karşıya geldiler. Savaşın başlangıcında Müslümanlar üstün iken Peygamber tarafından görevlendirilen okçuların yerlerini terk etmeleri savaşın kaybedilmesine yol açmıştır.
Sonuçları:
1.Mekkeliler savaştan galip gelmelerine rağmen kesin bir sonuç elde edemediler.
2.Okçuların yerlerini terk etmeleri savaşın kaybedilmesine yol açmıştı. Bu durum Peygamberin emirlerine uymanın ne kadar önemli olduğunu gösterdi.
*** HENDEK SAVAŞI(627)
Nedenleri:
1.Uhud savaşından sonra Medine 'den çıkarılan Yahudilerin Mekkelileri sürekli kışkırtmaları.
2.Mekkelilerin Müslümanlara kesin bir darbe vurma istekleri.
Kalabalık bir ordu ile harekete geçen Mekkelilere karşı Medine şehrinin savunulmasına karar verildi. Salman-ı Farisi adında bir İranlı Müslüman'ın önerisi ile şehrin etrafına hendekler kazıldı. Mekkeliler bu hendekleri aşamadılar ve bir sonuç alamadan geri döndüler.
Sonuçları.
1.Bu savaş Mekkelilerin Müslümanlar üzerine yaptıkları son saldırı olmuştur. Bundan sonra Müslümanlar saldırı, Mekkeliler savunma konumuna geçmiştir.
2.Medine çevresindeki bir çok Arap kabilesi Müslüman olmuştur.
*** HUDEYBİYE BARIŞI(628)
628 yılında Müslümanlar Mekke'de bulunan Kabe'yi ziyaret etmek istediler.Mekkeliler bu durum karşısında tedirgin oldular ve ziyarete izin vermek istemediler. Bunu üzerine taraflar arasında Hudeybiye Antlaşması imzalandı.
1.Her iki taraf istedikleri kabileler ile ittifak yapabilecekler. Ancak askeri yardım yapmayacaklardı.
2.Müslümanlar o yıl Kabe'yi ziyaret etmeyecekler,ertesi yıl ziyaret yapacaklar.
3.Müslüman olan Mekkeli gençler ailesinin izni olmadan Medine'ye alınmayacak, Mekke'ye sığınanlar ise geri verilmeyecekti.
4.Barış on yıl süre ile geçerli olacaktı.
ÖNEMİ: Bu antlaşma ile Mekkeliler Müslümanları hukuken tanımış oldular.
*** HAYBER'İN FETHİ (629)
Hayber'de yaşayan Yahudiler Müslümanlar aleyhine işler yapıyorlar, İslam'ı kötülüyorlardı. Bunun üzerine Buranın fethine karar verildi. Hayber kalesi Yahudilerden alındı.
ÖNEMİ : Hayber'in fethi ile Şam ticaret yolunun kontrolü Müslümanların eline geçmiş ve güvenliği sağlanmıştır.
*** MUTE SAVAŞI (629)
Müslümanlar ile Bizanslılar arasında yapılan ilk savaştır. Çok kalabalık olan Bizans ordusu karşısında Müslümanlar bir sonuç elde edemediler.
*** MEKKE'NİN FETHİ (630)
Mekkelilerin Hudeybiye Barışını bozmaları üzerine Mekke'nin fethine karar verildi. Mekke şehri hiçbir karşı koyma görmeden kısa sürede ele geçirildi. Mekke'nin fethi ile Arap yarımadasının tamamı kısa sürede Müslümanların kontrolüne girdi.
*** HUNEYN SAVAŞI (631)
Mekke'nin fethinden sonra İslam'ı benimsemeyen Arap kabileleri Mekke'nin dışında toplandılar. Müslümanlar ve Putperest Arap kabileleri arasında yapılan bu savaşı Müslümanlar kazandı ve ardından Ta'if şehri de kuşatıldı ancak alınamadı. Bir süre sonra Ta'if halkı kendi istekleri ile Müslüman oldular.
*** TEBÜK SEFERİ (631)
Bizans İmparatoru Heraklius'un büyük bir ordu ile Arabistan'a geldiği haberi üzerine Hz. Muhammed Tebük' e doğru sefere çıktı. Ancak haberin doğru olmadığı anlaşıldı. Tebük Seferi Hz. Muhammed'in son seferi olmuştur.
Hz.Muhammed son bir kez Mekke'de kalabalık bir Müslüman kitlesine VEDA HUTBESİNİ söyledi. 632 yılında Medine'de vefat etti. Hz.Muhammed vefat ettiği yere gömüldü. Medine şehrindeki peygamberimizin bu mezarına "Ravza-i Mutahhare" denir.
A DAN Z YE BÜTÜN ÜNLÜ BİLİM ADAMLARI VE DALLARI, ünlü müslümsn v
7/9/2009 · Kategori: tarih odevi
Abdüsselam : ( 1926 - 19 ) Pakistanlı Fizik Bilgini İlk nobel ödülü alan müslüman bilim adamı.
Ahmed Bin Musa : ( 10 yüzyıl ) Sistem mühendisliğinin Öncüsü. Astronom ve Mekanikçi.
Akşemseddin : ( 1389 - 1459 ) Pasteur önce Mikrobu bulan ilk bilim adamı. İstanbulun fethinin manevi babasıdır. Fatih sultan Mehmet' in Hocasıdır
Ali Bin Abbas : ( ? - 994 ) 1000 sene önce ilk kanser ameliyatını yapan bilim adamı. Kılcal damar sitemini ilk defa ortaya atan bilim adamıdır. Eski çağın en büyük hekimlerinden olan hipokratesin (Hipokrat) Doğum olayı görüşünü kökünden yıktı.
Ali Bin İsa : ( 11 yüzyıl ) İlk defa göz hastalıkları hakkında eser veren müslüman bilim adamı.
Ali Bin Rıdvan : ( ? - 1067 ) Batıya tedavi metodlarını öğreten islam alimi.
Ali Kuşçu : ( ? - 1474 ) Ünlü Bir türk astronomi ve matematik bilginidir.
Ammar : ( 11 yüzyıl ) İlk katarak ameliyatını kendine has biçimde yapan müslüman bilim adamı.
Battani : ( 858 - 929 ) Dünyanın en meşhur 20 astrononumdan biri trigonometrinin mucidi, sinus ve kosinüs tabirlerini kullanan ilk bilgin.
Beyruni : ( 973 - 1051 ) Dünyanın döndüğünü ilk bulan bilim adamı ümit burnu, amerika ve japonyanın varlığından bahseden ilk bilim adamı. Beyruni amerika kıtasının varlığını kristof colomb'un Keşfinden 500 sene önce bildirmiştir. Matematik, Jeoloji, Coğrafya, Tıp, Felsefe, Fizik, Astronomi gibi dallarda eserler yazmıştır. Çağın En Büyük Alimidir.
Bitruci : ( 13 yüzyıl ) Kopernik'e yol açan öncülük eden astronom bilim adamı.
Cabir Bin Eflah : ( 12 yüzyıl ) Ortaçağın büyük matematik ve astronom bilginidir . Çubuklu güneş saatini bulan ilk bilim adamıdır.
Cabir Bin Hayyan : ( 721 - 805 ) Atom bombası fikrinin ilk mucidi ve kimyanın babası sayılır. Maddenin en Küçük parçası atomun parçalana bileciğini bundan 1200 sene önce söylemiştir.
Cahiz : ( 776 - 869 ) Zooloji İlminin öncülerindendir. Hayvan gübresinden amonyak elde etmiştir.
Cezeri : ( 1136 - 1206 ) İlk sistem mühendisi ve ilk sibernetikçi ve elektronikçi Bilgisayarın babası; oysa bilgisayarın babası yanlış olarak ingiliz matematikçisi Charles Babbage olarak bilinir..
Demiri : ( 1349 - 1405 )Avrupalılardan 400 yıl önce ilk zooloji ansiklopedisini yazan alimdir ... Hayatül hayavan isimli kitabı yazmıştır.
Dinaveri : ( 815 - 895 ) Botanikçi Ve astronom bir alim olarak bilinir.
Ebu Kamil Şuca : ( ? - 951 ) Avrupaya matematiği öğreten islam bilgini.
Ebu'l Fida : ( 1271 - 1331 ) Büyük Bir bilgin tarihçi ve coğrafyacıdır.
Ebu'l Vefa : ( 940 - 998 ) Matematik ve Astronomi bilginidir trigonometriye tanjant, kotanjant, sekant ve kosekantı kazandıran matematik bilginidir.
Ebu Maşer : ( 785 - 886 ) Med-cezir olayını (gel-git) ilk keşfeden bilgindir.
Evliya Çelebi : ( 1611 - 1682 ) Büyük Türk seyyahı ve meşhur seyahatnamenin yazarıdır.
Farabi : ( 870 - 950 ) Ses olayını ilk defa fiziki yönden ele alıp açıklayıp izah getiren ilk bilgindir.
Fatih Sultan Mehmet : ( 1432 - 1481 ) İstanbulu feth eden ve Havan topunu icad eden yivli topları döktüren padişahtır fatihin kendi icadı olan ve adı "şahi" olan topların ağırlığı 17 ton ve bakırdan dökülmüş olup 1.5 ton ağırlığındaki mermileri 1 km ileriye atabiliyordu bu topları 100 öküz ve 700 asker ancak çekebiliyordu..
Fergani : ( 9 yüzyıl ) Ekliptik meyli ilk defa tesbit eden astronomi alimi.
Gıyasüddin Cemşid : ( ? - 1429 ) Matematik alimi. Ondalık kesir sistemini bulan çemşid cebir ve astronomi alimi.
Harizmi : ( 780 - 850 ) İlk cebir kitabını yazan ve batıya cebiri öğreten bilgin. Adı algoritmaya isim oldu rakamları Avrupa' ya öğreten bilgin. Cebiri sistemleştiren Bilgin.
Hasan Bin Musa : ( - ) Dünyanın çevresini ölçen, üç kardeşler olarak bilinen üç kardeşten biri..
Hazini : ( 6 - 7 yüzyıl ) Yerçekimi ve terazilerle ilgili izahlarda bulunan bilgin.
Hazerfen Ahmed Çelebi : ( 17 yüzyıl ) Havada uçan ilk Türk. Planörcülüğün öncüsü.
Huneyn Bin İshak : ( 809 - 873 ) Göz doktorlarına öncülük yapan bilgin.
İbni Avvam : ( 8 yüzyıl ) Tarım alanında ortaçağ boyunca kendini kabul ettiren bilgin.
İbni Battuta : ( 1304 - 1369 ) Ülke ülke , kıta kıta dolaşan büyük bir seyyah.
İbni Baytar : ( 1190 - 1248 ) Ortaçağın en büyük botanikçisi ve eczacısıdır.
İbni Cessar : ( ? - 1009 ) Cüzzam hastalığının sebeb ve tedavilerini 900 sene önce açıklayan müslüman doktor.
İbni Ebi Useybia : ( 1203 - 1270 ) Tıp Tarihi hakkında eşsiz bir eser veren doktor.
İbni Fazıl : ( 739 - 805 ) 12 asır önce ilk kağıt fabrikasını kuran vezir.
İbni Firnas : ( ? - 888 ) Wright kardeşlerden önce 1000 sene önce ilk uçağı yapıp uçmayı gerçekleştiren alim.
İbni Haldun : ( 1332 - 1406 ) Tarihi ilim haline getiren sosyolojiyi kuran mütefekkir. Psikolojiyi tarihe uygulamış, ilk defa tarih felsefesi yapan büyük bir islam tarihçisidir. Sosyolog ve şehircilik uzmanı.
İbni Hatip : ( 1313 - 1374 ) Vebanın bulaşıcı hastalık olduğunu ilmi yoldan açıklayan doktor.
İbni Havkal : ( 10 yüzyıl ) 10 asır önce ilmi değeri yüksek bir coğrafya kitabı yazan alim.
İbni Heysem : ( 965 - 1051 ) Optik ilminin kurucusu büyük fizikçi. İslam dünyasının en büyük fizikçisi, batılı bilginlerin öncüsü, göz ve görme sistemlerine açıklık kazandıran alim. Galile teleskopunun arkasındaki isim.
İbni Karaka : ( ? - 1100 ) Dokuzyüz yıl önce torna tezgahı yapan bilgin.
İbni Macit : ( 15 yüzyıl ) Ünlü bir denizci ve coğrafyacı. Vasco da Gama onun bilgilerinden ve rehberliğinden istifade ederek hindistana ulaştı.
İbni Rüşd : ( 1126 - 1198 ) Büyük bir doktor, astronom ve matematikçidir.
İbni Sina : ( 980 - 1037 ) Doktorların sultanı. Eserleri Avrupa üniversitelerinde 600 sene temel kitap olarak okutulan dahi doktor. Hastalık yayan küçük organizmalar, civa ile tedavi, pastör' e ışık tutması, ilaç bilim ustası, dış belirtilere dayanarak teşhis koyma, botanik ve zooloji ile ilgilendi, Fizikle ilgilendi, jeoloji ilminin babası.
İbni Türk : ( 9 yüzyıl ) Cebirin temelini atan islam bilgini.
İbni Yunus : ( ? - 1009 ) Galile'den önce sarkacı bulan astronom.
İbni Zuhr : ( 1091 - 1162 ) Endülüsün en büyük müslüman doktorlarından asırlarca Avrupa'da eserleri ders kitabı olarak okutuldu.
????: Web Hattı - Türkiyenin En Güncel Forumu /kultur/48740-unlu-turk-bilim-adamlari.html
İbnünnefis : ( 1210 - 1288 ) Küçük kan dolaşımını bulan ünlü islam alimi.
İbrahim Efendi : ( 18 yüzyıl )Osmanlılarda ilk denizaltıyı gerçekleştiren mühendis.
İbrahim Hakkı : ( 1703 - 1780 ) Büyük bir sosyolog, psikolog, astronom ve fen adamı. En ünlü eseri marifetnâme, Burçlardan, insan fizyoloji ve anatomisinden bahsetmiştir.
İdrisi : ( 1100 - 1166 ) Yedi asır önce bügünküne çok benzeyen dünya haritasını çizen coğrafyacı.
İhvanü-s Safa : ( 10 yüzyıl ) çeşitli ilim dallarını içine alan 52 kitaptan meydana gelen bir ansiklopedi yazan ilim adamı. Astronomi , Coğrafya, Musiki, Ahlâk, Felfese kitapları yazmıştır.
İsmail Gelenbevi : ( 1730 - 1791 ) 18 yüzyılda osmanlıların en güçlü matematikçilerinden.
İstahri : ( 10 yüzyıl ) Minyatürlü coğrafya kitabı yazan bilgin.
Kadızade Rumi : ( 1337 - 1430 ) Çağını aşan büyük bir matematikçi ve astronomi bilgini. Osmanlının ve Türklerin ilk astronomudur.
Kambur Vesim : ( ? - 1761 ) Verem mikrobunu Robert Koch'dan 150 sene önce keşfeden ünlü doktor.
Katip Çelebi : ( 1609 - 1657 ) Osmalılarda rönesansın müjdecisi coğrafyacı ve fikir adamı.
Kazvini : ( 1203 - 1283 ) Ortaçağın Herodot'u müslümanların Plinius'u , astronom ve coğrafyacı bilgin.
Kemaleddin Farisi : ( ? - 1320 ) İbni Heysem ayarında büyük islam matematikçisi, fizikçi ve astronom.
Kerhi : ( ? - 1029 ) İslam Matematikçilerinden.
Kindi : ( 803 - 872 ) İbni Heysem'e kadar optikle ilgili eserleri kaynak olan bilgin. Fizik, felsefe ve matematik alanında yaptığı hizmetleri ile tanınmıştır.
Kurşunoğlu Behram : ( 1922 - ? ) Genelleştirilmiş izafiyet teorisini ortaya atan beyin güçlerimizden. Halen prof. Behram Kurşunoğlu Amerika da florida üniversitesinde teorik fizik merkezinde başkanlık yapmaktadır
Lagarî Hasan Çelebi : ( 17 yüzyıl ) Füzeciliğin atası, osmanlılarda ilk defa füze ile uçan bilgin.
Macriti : ( ? - 1007 ) Matematikte başkan kabul edilen Endülüslü Matematikçi ve astronom.
Mağribi : ( 16 yüzyıl ) Çağının en büyük matematikçilerinden . Mağribinin eseri olan Tuhfetü'l Ada isimli kitabında üçgen, dörtgen, daire ve diğer geometrik şekillerinin yüz ölçümlerini bulmak için metodlar gösterilmiştir.
Maaşallah : ( 72? - 815 ) Meşhur islam astronomlarındandır. Usturlabla İlgili ilk eseri veren bilgindir.
Mes'ûdi : ( ? - 956 ) Kıymeti ancak 18. 19. Yüzyıllarda anlaşılan büyük tarihçi ve coğrafyacı. Mesudi günümüzden 1000 sene önce depremlerin oluş sebebini açıklamıştır. Mesûdinin eserlerinden yel değirmenlerinin de müslümanların icadı olduğu anlaşılmıştır.
Mimar Sinan : ( 1489 - 1588 ) Seviyesine bugün dahi ulaşılamayan dahi mimar. Mimar Sinan tam manası ile bir sanat dahisidir.
Muhammed Bin Musa : ( 9 yüzyıl ) Dünyanın Çevresini ölçen 3 kardeşten biri. Matematikçi ve astronom.
Mürsiyeli İbrahim : ( 15 yüzyıl ) Piri reisten 52 sene önce bugünkü uygun Akdeniz haritasını çizen haritacı. Günümüzden 500 sene önce kadar önce yaşamıştır.
Nasirüddin Tusi : ( 1201 - 1274 ) Trigonometri sahasında ilk defa eser veren, Merağa rasathanesini kuran, matematikçi ve astronom.
Necmeddinü-l Mısri : ( 13 yüzyıl ) Çağının ünlü astronomlarından.
Ömer Hayyam : ( ? - 1123 ) Cebirdeki binom formülünü bulan bilgin. Newton veya binom formülünün keşfi ömer hayyama aittir.
Piri Reis : ( 1465 - 1554 ) 400 sene önce bu günküne çok yakın dünya haritasını çizen büyük coğrafyacı. Amerika kıtasının varlığını kristof kolomb 'dan önce bilen ünlü denizci.
Razi : ( 864 - 925 ) Keşifleri ile ün salan asırlar boyunca Avrupa'ya ders veren kimyager doktor ünlü klinikçi. Devrinin En büyük bilgini İbni Sina ile aynı ayarda bir bilgin.
Sabit Bin Kurra : ( ? - 901 ) Newton' dan çok önce diferansiyel hesabını keşfeden bilgin. Dünyanın çapını doğru olarak hesaplayan ilk islam bilgini. Matemetik ve astronomi alimi.
Sabuncu Oğlu Şerefeddin : ( 1386 - 1470 ) Fatih devrinin ünlü doktor ve cerrahlarındandır. Deneysel fizyolojinin öncülerindendir.
Seydi Ali Reis : ( ?-1562 ) Ünlü bir denizci, matematik ve astronomi alimidir.
Şemsettin Halili : ( ?-1397 ) Büyük bir astronomi bilginidir.
Şihabettin Karafi : ( ? - 1285 ) orta çağın en büyük fizikçi ve hukukçularından.
Takiyyüddin Er Rasit : ( 1521 - 1585 ) İstanbul rasathanesi ilk kuran çağından çok ileride asrın önde gelen astronomi alimidir.
Uluğ Bey : ( 1394 -1449 ) Çağının en büyük astronomu ve trigonometride yeni çığır açan ünlü bir alim ve hükümdar.
Zehravi : ( 936 -1013 ) 1000 sene önce ilk çağdaş ameliyatı yapan böbrek taşlarının nasıl çıkarılacağını ve ilk böbrek ameliyatını gerçekleştiren bilim adamı..
Zerkali : ( 1029 - 1087 ) Keşif ve hizmetleri ile ün salmış astronomi alimidir.
9. sınıf tarih sorumluluk sınavı soruları, lise 1 tarih sorumlul
23/6/2009 · Kategori: tarih odevi
BAŞARILAR..
11. SINIF SOSYAL TARİH 2. DÖNEM 3. YAZILISI LİSE 3 TARİH YAZILI
9/5/2009 · Kategori: tarih odevi
11 sosyal II. dn. III. yazılı (klasik, bosluk,test)
………… LİSESİ 2007/2008 ÖĞRETİM YILI TARİH III DERSİ 11 S SINIFI II. DÖNEM III. YAZILI SINAVI
1. Mohaç Savaşının (1526) sonuçlarını yazınız.
2. Preveze Deniz Savaşının(1538) sonuçlarını yazınız.
3. Sokullu Mehmet Paşa tarafından ortaya atılan Don-Volga Kanalı projesiyle amaçlananlar nelerdi? Yazınız.
4. Kapıkulu Ordusu hakkında bilgi veriniz.
5. Osmanlı Devletinin Duraklamasının dış nedenlerini yazınız.
6. Osmanlı Devletinde Hukuk hakkında bilgi veriniz.
7. Tımar sisteminin bozulma nedenlerinden dördünü yazınız.
8. a) Kapıkulu Ocağının silahlarını yapan, tamir eden askeri sınıf………………………………………………………..Ocağıydı.
b) Osmanlı Devletinde ilk gümüş Para…………………………………………………………………tarafından bastırıldı.
c) Osmanlı Devletinde hayvancılıkla uğraşanlardan……………………………………………………vergisi alınırdı.
d) Osmanlı toplum hayatında esnaf, çiftçi gibi halk kesiminin oluşturduğu sınıfa ……………….……………………….denirdi.
9. Osmanlı devletin olağanüstü durumlarda ihtiyaçlar dahilinde toplamış olduğu vergiye ne ad verilir?
A) Çiftbozan B) Avarız C) Cizye D) Haraç E) Ağnam
10. Selçuklular ve Osmanlıların uyguladığı tımar sistemi sayesinde;
I. Üretimde süreklilik sağlanmıştır.
II. Devlet otoritesi ülkenin her bölgesine ulaş¬mıştır.
III. Devlet gelirleri artırılmıştır.
IV. Ülke bayındır hale getirilmiştir.
Bunlardan hangisi ülkede iç güvenliğin sağlanmasında etkili olmuştur? A) Yalnız I B) Yalnız II C) Yalnız III D) II ve IV E) III ve IV
Not: 1-7. Sorular 10’ar puan; 8. Soru 20 puan 9 ve 10. Sorular 5’er puandır. BAŞARILAR…
9.SINIFLAR,TARİH DERSİ II. DÖNEM, II. YAZILI SINAV SORULARI, LİS
9/5/2009 · Kategori: tarih odevi
9.SINIFLAR,TARİH DERSİ II. DÖNEM, II. YAZILI SINAV SORULARI (A)
Adı Soyadı:
Sınıfı:
No:
1) Bir tarihi olayın değerlendirilmesinde
I.Olayı meydana geldiği dönemin şartlarına göre değerlendirmek
II.Olayı günümüzdeki bazı olaylarla karşılaştırmak
III.Olayı farklı kaynaklara dayanarak incelemek
Yargılarından hangilerine önem verilmesi objektif bir yaklaşım sergilenmesini sağlar?
A)Yalnız I B)Yalnız II C)I ve II D)I ve III E)II ve III
2)Tarih öncesi ve Tarihi Çağlar’ın günümüze yaklaştıkça sürelerinin kısaldığı görülür. Aşağıdakilerden hangisinin bu durum üzerinde etkisi olduğu söylenemez?
A)Toplumlararası iletişimin hızlanması B)Toplumsal gelişmenin yavaşlaması
C)Ticari faaliyetlerin hızlanması D)Teknolojinin hızla genişlemesi
E)Toplumlararası rekabetin artması
3)Yaşanan olaylar doğrudan tarihi bilgi ve kaynak olarak değerlendirilmezler. Bir olay üzerinden belli bir sürenin geçmesi beklenir. Bu durum
I.Objektif bir değerlendirmenin yapılabilmesi
II.Olayların tüm sonuçlarıyla birlikte ortaya çıkması
III.Olayların başka olaylarla bağlantılı olması gibi yargılardan hangileriyle ilgilidir?
A)Yalnız I B)Yalnız II C)I ve II D)I ve III E)I, II ve III
4) Lidya uygarlığında ticari faaliyetleri kolaylaştırma düşüncesi paranın icadına, paranın icadı uluslar arası ticaretin gelişimine, o da Kral Yolu’nun yapılmasına neden olmuştur. Buna göre;
I.Olaylar arasında neden-sonuç ilişkisi bulunduğu
II.Bir olayın sonucunun, sonraki olaya neden olduğu
III.Lidyalıların yalnız ticari faaliyetlerle ilgilendikleri yargılarından hangilerine ulaşılabilir?
A)Yalnız I B)Yalnız II C)I ve II D)I ve III E)I, II ve III
5)Cilalı Taş Devri’ni yaşamış olan bir bölgede yapılan kazılar sonucunda;
-buğday kalıntılarına,
-seramiklere
-hayvan koşumlarına rastlanmıştır. Buna göre;
I.Yerleşik yaşam başlamıştır.
II.Ateşten yararlanılmıştır
III.Devirleri sırasıyla yaşamışlardır.
IV.Hayvanlar ehlileştirilmiştir. Yargılarından hangilerine ulaşılabilir?
A)I ve II B)II ve IV C)II ve III D)I, II ve III E)I, II ve IV
6) İlkçağ’da gözümüze çarpan;
-Sümerlerin çivi yazısını kullanmaları
-Hititlerin anal denilen yıllıklar yazmaları
-Lidyalıların parayı kullanmaları gibi gelişmelerin ortak özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
A)Kendi alanlarında ilk buluşlar olmaları B)Tarih öncesi dönemde gerçekleştirilmeleri
C)Toplum tarafından benimsenmiş olmaları D)Tarihi çağları başlatmış olmaları
E)Evrensel nitelikteki gelişmeler olmaları
7)MÖ.1280 yılında imzalanan Kadeş Antlaşması’na göre;
I.Mısır veya Hititlerden kaçan bir sığınmacı iade edilecek
II.Kaçan sığınmacı öldürülmeyecek
III.Suçundan dolayı ailesine zarar verilmeyecektir. Buna göre bu maddelerden hangileri, toplu ceza yerine bireysel hukuk anlayışına kesin kanıt olarak gösterilebilir?
A)Yalnız I B)Yalnız II C)Yalnız III D)I ve II E)I ve III
8) Ahiret inancına sahip Mısırlılar, bedenin bozulmaması amacıyla ölüleri mumyalamışlar ve ölüler için anıt mezarlar yapmışlardır. Bu durum Mısırlıların aşağıdaki alanların hangilerinde gelişme göstermelerine sebep olmuştur?
A) Bürokrasi- Yasa hazırlayıcılığı B)Tıp- Mimari C)Savaş- Merkezi Krallık
D)Bilim- Felsefe E)Ticaret- Tarım
9) İyonlardaki
I.Şehir devletleri halinde yaşayarak özgür bir ortam oluşturmaları
II.Site yöneticilerinin bilimle uğraşanları desteklemeleri
III.Çok tanrıcılığı benimsemeleri
IV.Ticaret sayesinde diğer uygarlıklarla etkileşime geçmeleri gibi özelliklerden hangileri bilim ve felsefe alanındaki gelişmelerde etkili olmamıştır?
A)Yalnız III B)II ve IV C)I ve II D) III ve IV E)I ve III
10) Orta Asya’da islamiyetten önce kurulan Türk devletlerinde ülke, hanedanın ortak malı olarak kabul edilmiş ve aile üyelerine ülke yönetiminde görevler verilmiştir. Bu durumun ortaya çıkardığı en önemli sonuç aşağıdakilerden hangisidir?
A)Kısa sürede yıkılmaları B)Halka baskı uygulamaları C)Savaşçı bir toplum olmaları
D)Göçebeliği benimsemeleri E)Avrupa’ya göç etmeleri
11) Göçebe Türklerin sanat faaliyetlerinde çoğunlukla savaş sahneleri, av sahneleri ve hareketli figürler yer alır. Bu durum Türk Sanatı ile ilgili aşağıdakilerden hangisinin bir göstergesidir?
A)Boyların katkıları ile oluştuğunun B)Göçebe yaşantıdan etkilendiğinin
C)Klasik bir dönem yaşandığının D)Halk tarafından benimsenmediğinin
E)Başka kültürlerden etkilendiğinin
12) Kavimler Göçünden sonra merkezi krallıkların yıkılması ile kendi güvenliğini sağlayamayan köylüler ve toprak sahipleri, daha güçlü olanın yanında yer almaya çalışmışlardır. Bu durum aşağıdakilerden hangisinde etkili olmuştur?
A)Kilisenin etkinliğinin azalmasında B)Merkezi yönetimin kurulmasında
C)Tarım gelirlerinin artmasında D)Halk arasında dayanışma oluşmasında
E)Feodal yönetim şeklinin doğmasında
13) Orta Asya Türk devletlerinde devlet yönetiminde Hakana yardımcı olunabilmesi amacıyla Kurultay adlı bir meclis oluşturulmuştur. Bu meclis karar alma meclisi değil danışma meclisi niteliğindedir. Buna göre;
I.Son kararın Hakana ait olması
II.Devletin ileri gelenlerince oluşturulması
III.Devlet yönetiminde Hakana yardımcı olması gibi özelliklerinden hangileri Kurultaya danışma meclisi niteliği katmaktadır?
A)Yalnız I B)Yalnız II C)I ve II D)I ve III E) II ve III
14) Uygurlarda Maniheizm resmi din olarak kabul edilmesine rağmen devlet içerisinde başka dinlere ait mabetlere de sıkça rastlanmaktadır. Buna göre Uygurlarla ilgili olarak;
I.Dini inançlara karşı hoşgörüyle yaklaşılmıştır.
II.Toplumda mezhep farklılıkları bulunmaktadır.
III.Laik devlet anlayışı benimsenmiştir. Gibi yargılardan hangilerine ulaşılabilir?
A)Yalnız I B)Yalnız II C)I ve II D)II ve III E)I,II ve III
15) İslamiyetten önce Arabistan halkının bir kısmı, Hristiyanlığa ve Museviliğe, büyük bir kısmı ise putperestliğe inanmaktaydı. Halk kabileler halinde yaşamaktaydı. Ayrıca toplumda kan davaları eksik olmuyordu. Bu açıklama aşağıdakilerden hangisine bir kanıt olarak gösterilebilir?
A)Ekonomik olarak geri kalınmış bir toplum olduğuna B)Halk arasında sınıflaşmalar olduğuna
C)Dini ve siyasi yönden toplumda bütünlük bulunmadığına D)Ticaretin önemli bir geçim kaynağı olduğuna
E)Çevre uygarlıklardan etkilenildiğine
16) I.Durum: Dört Halife Devrinde halifelerin işbaşına gelişinde Mekke’nin ileri gelenleri söz sahibi olmuşlar ve halifeleri seçimle belirlemişlerdir.
II.Durum: Emevilerle birlikte ölen halifenin yerine oğlu geçmeye başlamıştır. Bu iki durum aşağıdakilerden hangisinin göstergesi olamaz?
A)İslam toplumunda çoğulculuğa her zaman önem verildiğinin
B)Emevilerden itibaren halifelikte saltanat sisteminin benimsendiğinin
C)Emevilerle birlikte yönetimin aynı aileden devam ettiğinin
D)Halifelerin her zaman seçimle işbaşına geçmediğinin
E)İslam Devletinde demokratik dönemler bulunduğunun
17) Hz.Ebubekir döneminde;
-dinden dönen kabileler itaat altına alınmış
-zekat vermek istemeyenlerin üzerine gidilmiş
-sahte peygamberler ortadan kaldırılmıştır. Bu gelişmeler aşağıdakilerden hangisine yöneliktir?
A)Devlet otoritesini sağlamaya B)Sınırları genişletmeye C)Kur’an’ın orjinalliğini korumaya
D)Arap Milliyetçiliğini önlemeye E)Ticaret gelirlerini artırmaya
18)Abbasiler döneminde, Eski Yunan ve Roma Medeniyetlerine ait pek çok eser Arapçaya çevrilmiştir. Medreselerde de tefsir, fıkıh, kelam gibi derslerin yanı sıra tıp, matematik, kimya gibi dersler de okutulmuştur. Buna göre;
I.İslam kültürü, Batı kültürünün temelini oluşturmaktadır.
II.Farklı zaman dilimlerinde göze çarpan uygarlıklar arasında kültürel etkileşim olabilmektedir.
III.Abbasiler döneminde dini ve pozitif bilimlere önem verilmiştir gibi yargılardan hangilerine ulaşılamaz?
A)Yalnız I B)Yalnız II C)I ve III D)II ve III E)I ve II
19) –İslamiyetin Türkler arasında yayılmaya başlaması
-Orta Asya’da Çin hakimiyetinin sona ermesi
-Ticaret yollarının Müslümanların denetimine geçmesi
-Türk ve Arap toplulukları arasındaki ilişkilerin gelişmesi
Talas Savaşı’nın yukarıdaki sonuçları aşağıdaki alanların hangisine yönelik değildir?
A)Dini B)Siyasi C)Bilimsel ve Kültürel D)Ekonomik E)Sosyal
20) Türkler, İslamiyeti kabul ettikten sonra İslamiyeti yaymak amacıyla çeşitli savaşlar yapmışlardır. Böylece cihat politikasını uygulamışlardır. Buna göre
I.Dandanakan Savaşı
II.Malazgirt Savaşı
III.Pasinler Savaşı
IV.Yassıçemen Savaşı savaşlarından hangileri cihat özelliği göstermez?
A)Yalnız II B)II ve III C)I ve IV D)II ve IV E)I,II ve IV
21)Karahanlı Devleti İslamiyeti kabul etmesine rağmen;
-Türkçeyi her alanda kullanmışlar
-Ülkeyi eski Türk geleneklerine göre yönetmişlerdir. Bu durum;
I.Türk geleneklerinden kopmadıkları
II.Araplaşma eğilimi taşımadıkları
III.İslamiyeti tam olarak benimseyemedikleri yargılarından hangilerine kanıttır?
A)Yalnız I B)I ve II C)I ve III D)II ve III E)I,II ve III
22)Türk-İslam devletlerinde ele geçirilen topraklar komutanlara görev karşılığında dağıtılmış ve onlardan bulun dukları bölgelerde vergi toplamaları, asker yetiştirmeleri, bölgeyi bayındır hale getirerek yönetmeleri istenmiştir. Buna göre bu sistem aşağıdaki alanlardan hangisi ile ilgili değildir?
A)Ekonomik B)Yönetim C)İmar D)Askeri E)Dini
23) Moğol İmparatoru Cengiz Han döneminde (1196-1227) Orta Asya’daki İslam mimari eserlerinin yakılıp yıkıldığı gözümüze çarparken, ölümünden sonra ortaya çıkan Moğol Hanlıkları döneminde bu İslam eserlerinin onarıldığı hatta yenilerinin yapıldığı görülmektedir. Bu durum aşağıdakilerden hangisinin göstergesidir?
A)Moğolların siyasi otoritelerini kaybettiklerinin B)Moğollar arasında İslamiyetin yayılmaya başladığının
C)Moğolların Türk kültürünü etkilediklerinin D)Moğolların ikili yönetim anlayışıyla yönetildiklerinin
E)Moğolların, İslamiyetin koruyuculuğunu üstlendiklerinin
24)1040 Dandanakan Savaşı Gaznelileri çöküşe götürürken , Selçukluların kuruluşunun tamamlanmasını sağlamıştır. Sadece bu bilgiler;
I.İktidarın el değiştirmeye başladığı
II.Bölgedeki güç dengelerinin değiştiği
III.Devlette Türkmenlerin etkin hale geldiği yargılarından hangilerinin göstergesi olabilir?
A)Yalnız II B)II ve III C)I ve II D)I ve III E)I,II ve III
25)Malazgirt savaşı sonrası Türklerin Anadolu’ya göçe yönlendirilmesi;
I.Türkleri Balkan fetihlerinde destek güç olarak kullanmak
II.Denizcilik alanında Venedik donanmasıyla boy ölçüşmek
III.Halkın kültürel yönden gelişmesine destek sağlamak
IV.Anadolu’nun kısa sürede Türkleşmesini sağlamak
V.Anadolu’da kurulan beyliklere nüfus desteği sağlamak yargılarından hangileri ile ilgilidir?
A)I ve II B)III ve IV C)III ve V D)IV ve V E)I ve III
9.SINIFLAR,TARİH DERSİ II. DÖNEM, II. YAZILI SINAV SORULARI (B)
Adı Soyadı:
Sınıfı:
No:
1) I.Olayların meydana geldiği dönemlerde yazılan her türlü belgeye ana kaynak denir.
II. Ana kaynaklardan yararlanılarak yazılan eserlere ise ikinci el kaynak denir.
Buna göre aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?
A)İkinci el kaynaklar çoğunlukla yanlış bilgiler içerir
B)Ana kaynaklar yazılırken ikinci elden kaynaklardan da faydalanılır.
C)İkinci el kaynaklar, ana kaynakların izlerini taşır
D)Aynı olayı anlatan kaynaklar aynı kişiler tarafından yazılmıştır
E)Ana kaynakların güvenilirliği zayıftır
2) Tarih Öncesi Çağlar’dan, Tarihi Çağlar’a geçiş dönemi toplumdan topluma farklılık gösterir
Bu duruma neden olarak;
I.Toplumların inanış biçimleri
II.Toplumların yazıyı farklı zamanlarda kullanmaları
III.Bilimsel çalışmaların önemsenmemesi yargılarından hangileri gösterilebilir?
A)Yalnız I B)Yalnız II C)I ve II D)I ve III E)II ve III
3) “Tarihi bilgiler, kesin ve değişmez bilgiler değildir.”Aşağıdaki yargılardan hangisi bu açıklamayı destekler niteliktedir?
A)Yeni belge ve bilgiler eski bilgileri değiştirebilir B)Tarihi olay objektif bir biçimde değerlendirilmelidir
C)Yerli kaynaklar gibi yabancı kaynaklara da başvurulması, kesin sonuçlar elde edilmesini sağlar.
D)Tarihi olaylar mutlaka belgelere dayandırılmalıdır E)Tarihte yer ve zaman kavramı son derece önemlidir.
4)Yontma Taş Devri’nin sonlarında bulunan ateş, insan topluluklarının yaşamlarında önemli değişikliklere yol açmıştır. Buna göre;
I.Seramik yapımının gerçekleşmesi
II.Madenlerin eritilerek hayata sokulması
III.Yerleşik yaşama geçilmesi gibi faaliyetlerden hangilerinin ateşin kullanılması ile doğrudan bir ilişkisi yoktur?
A)Yalnız I B)Yalnız II C)Yalnız III D)I ve III E)II ve III
5) Tarih öncesi Dönemler, insanların kullanmış oldukları araç ve gereçlerin özelliklerine göre sınıflandırılmaktadır. En eski döneme ait eşyalar, diğer dönemlere ait eşyalara oranla toprağın daha alt katmanlarında yer almaktadır. Tarih öncesi devirleri, tarihsel sürece uygun yaşamış bir bölgede araştırma yapan bir arkeolog sırasıyla aşağıdaki alet türlerinden hangilerini bulur?
A)Taş, toprak, maden B)Toprak, taş, maden C)Taş, maden, toprak
D)Maden, toprak, taş E)Maden, taş, toprak
6) İlkçağ toplumlarından; Sümerler’in yazıyı, Mısırlıların Güneş takvimini, Çinlilerin ipekli kağıdı icat etmeleri;
I.Gereksinim duymaları
II.Medeniyetlerini yayma arzusu
III.Dinsel inanışlar gibi faktörlerden hangileriyle alakalıdır?
A)Yalnız I B)Yalnız II C)I ve II D)I ve III E)II ve III
7)-Hititlerde Tanrılara hesap verme düşüncesi
-Mısır’da tarla sınırlarının belirlenmesi ihtiyacı
-Lidyalılarda ticari faaliyetleri kolaylaştırma düşüncesi
-İyonlarda yerleşmek ve ticaret amacıyla yeni yerlerin aranması gibi özelliklerin aşağıdakilerden hangisine neden olduğu savunulamaz?
A)Paranın icat edilmesine B)Kolonicilik faaliyetlerine C)Anal denilen yıllıkların yazılmasına
D)Yazının icat edilmesine E)Geometri biliminin ortaya çıkmasına
8)Mısır uygarlığında;
-takvim çalışmalarının başlaması
-mumyacılık tekniğinin gelişmesi
-tarımın gelişmesi
-anıtmezar yapımının gelişmesi gibi gelişmelerin meydana gelmesinde aşağıdakilerden hangi ikisi etkili olmuştur?
A)Sanat- Edebiyat B)Din- Matematik C)Nil Nehri- Coğrafi Koşullar
D)Nil Nehri- Din E)Yönetim- Din
9)İlk tek Tanrılı din, İbrani toplumunda görülen Musevilik olmasına rağmen bu din, Hristiyanlık ve İslamiyet kadar yayılmamıştır. Bu durumun temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
A)İbrani devletinin kısa sürede yıkılması B)Tarih boyunca baskı ve şiddete maruz kalınması
C)Nüfus olarak azınlıkta kalınması D)Museviliğin Ortadoğu’da ortaya çıkması
E)Musevilerin bu dinin yalnızca kendilerine gönderildiğine inanmaları
10) İslamiyetten önce Türk devletlerinde görülen;
I.konar-göçer yaşam tarzının benimsenmesi
II.Her boyun “Kurultay Meclisi”nde temsil edilmesi
III.İkili yönetim anlayışının uygulanması gibi özelliklerden hangileri bu devletlerin kısa sürede yıkılmalarında etkili olan sebeplerdendir?
A)Yalnız I B)Yalnız II C)Yalnız III D)I ve II E)I ve III
11) Türk toplulukları genelde göçebe bir yaşantı sürdürmüşler ve bu yaşantıya uygun faaliyetlerde bulunmuş lardır. Buna göre aşağıdakilerden hangisi göçebe Türklerin faaliyetlerinden biri değildir?
A)Ticaret B)Mimari C)Yönetim D)Askerlik E)Hayvancılık
12) Feodalite rejiminde;
-ticaret önemini kaybetmiş
-küçük idari birimler oluşturulmuş
-Kilisenin halk üzerindeki etkisi artmış
-sınıf farklılıkları meydana gelmiştir. Bu açıklamada aşağıdaki alanların hangisinde bir değişiklik olduğuna değinilmemiştir?
A)Ekonomik B)Sosyal C)Etnik D)İdari E)Dinsel Etki
13)İslam öncesi Türk topluluklarında Töre denilen sözlü hukuk kuralları geçerliydi. Devlet ve toplum hayatı bu hukuka göre işlerdi. Hükümdarlar bile bu kurallara aykırı hareket edemezlerdi. Buna göre;
I. Hükümdarları sınırlayan kurallar bulunduğu
II.Sözlü hukuk kurallarının yaygın olduğu
III.En yetkili gücün hükümdar olduğu yargılarından hangilerine ulaşılamaz?
A)Yalnız I B)Yalnız III C)I ve II D)I ve III E)II ve III
14) Hazar Devleti’nde davalara ikisi Müslüman, ikisi Hristiyan, ikisi Musevi ve biri de Şamanist olan yedi kişi lik hakim heyeti bakardı. Sadece bu bilgiler;
I.Dinsel hoşgörünün olduğu
II.Ülkede din birliğinin olmadığı
III.Ülkenin demokrasiyle yönetildiği yargılarından hangilerinin göstergesi olamaz?
A)Yalnız II B)Yalnız III C)I ve II D)I ve III E)II ve III
15) İslami döneme kadar Arabistan’da siyasi bir birlik oluşturulamamış ve herhangi bir Arap Devleti, yarımadaya tam olarak hakim olamamıştır. Buna neden olarak;
I.Arabistan’da önemli coğrafi farklılıklar olması
II.Toplumda kadına değer verilmemesi
III.Araplar arası kültür birliğinin oluşturulamamış olması yargılarından hangileri gösterilebilir?
A)Yalnız I B)Yalnız II C)I ve III D)II ve III E)I,II ve III
16) I.Olay: Hz.Ebubekir zamanında ümmetçi anlayışı sağlamak üzere toplumda eşitliğe önem verilmiş ve tüm kabilelere eşit mesafede durulmuştur.
II.Olay: Hz. Osman zamanında Ümeyye (Emevi) ailesinin mensupları devlette önemli makamlara getirilmiştir.
Yukarıdaki I. ve II. olay dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?
A)Fetihlerde önemli mesafeler katedildiğine
B)İslam tarihinde en eşitlikçi dönemin Hz.Ebubekir zamanında yaşandığına
C)Hz. Osman döneminde kurumlaşmaya önem verildiğine
D)Hz. Osman’dan itibaren halifelikte saltanat sistemine geçildiğine
E)Hz. Ebubekir dönemindeki eşitlik anlayışının devam ettirilemediğine
17) Hz.Ömer döneminde;
-fethedilen topraklar küçük illere bölünmüş
-adalet örgütü kurulmuş
-devlet hazinesi kurulmuştur. Bu gelişmeler aşağıdakilerden hangisinin göstergesidir?
A)Toplumda ayrılıklar olduğunun B)Kurumsallaşmanın gerçekleştirildiğinin
C)Çok uluslu yapıya geçildiğinin D)Ülke sınırlarında daralma yaşandığının
E)Ülkede iç savaş yaşandığının
18) Abbasiler’de;
-Memun döneminde bilimsel çalışmalara ağırlık verilmiş, pozitif bilimlerle alakalı Mutezile mezhebi ön plana çıkmış,
-Mutasım döneminde Türkler’e büyük önem verilmiş ve Bizans sınırında ordugah şehri olan Avasım şehirleri kurulmuştur. Buna göre aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A)Abbasiler, Emeviler’in uyguladığı ırkçı politikaları terk etmişlerdir.
B)Abbasiler ümmetçiliği ön planda tutmuşlardır.
C)Abbasiler, Arap olmayan Müslüman topluluklara karşı hoşgörülü tutum sergilemişlerdir
D)Abbasiler bilimsel çalışmalara önem vermişlerdir.
E)Abbasiler döneminde mezhep çatışmaları artarak devam etmiştir.
19) “Türk-İslam tarihi Talas Savaşı ile başlar.” Bu düşünceye sahip olan bir tarihçi buna gerekçe olarak;
I.Türkler’in Emeviler’le sürekli mücadele etmesi
II.Bu savaş sonucunda kağıt,matbaa,pusula ve barutun Çin’in dışına taşması
III.Talas Savaşı ile Türkler’in İslamiyete girmeye başlaması yargılarından hangilerini gösterebilir?
A)Yalnız I B)Yalnız III C)I ve II D)I ve III E)II ve III
20) Türkler, İslamiyeti kabul ettikten sonra İslamiyeti yaymak amacıyla çeşitli savaşlar yapmışlardır. Böylece cihat politikasını uygulamışlardır. Buna göre
I.Dandanakan Savaşı
II.Malazgirt Savaşı
III.Pasinler Savaşı
IV.Yassıçemen Savaşı savaşlarından hangileri cihat özelliği gösterir?
A) II ve III B) Yalnız II C)I ve IV D)II ve IV E)I,II ve IV
21) Karahanlılar Devleti’nde;
-hükümdarlar Türkçe isim kullanmış
-Türkçe resmi dil ilan edilmiş
-ülke ikili sistemle yönetilmiştir. Bu gelişmeler aşağıdakilerden hangisine kanıttır?
A)Türk kültürünün devam ettirildiğine B)Arap kültürünün benimsendiğine
C)Farklı toplumlarla etkileşim yaşandığına D)Devletin kısa ömürlü olduğuna
E)Yönetim yapısının değiştiğine
22)Büyük Selçuklu Devleti’nde görülen;
I.Köylülerin devletten izin almadan topraklarını terk etmelerinin yasaklanması
II.Müslüman ve gayrimüslim çiftçilerden öşür ve haraç vergilerinin alınması
III.Toprağını işlemeyip boş bırakan çiftçinin toprağının elinden alınması
IV.Esnaf ve zanaatkarların kendi aralarındaki birliklerinin desteklenmesi gibi uygulamalardan hangileri tarımsal üretimde sürekliliği hedeflemektedir?
A)Yalnız I B)I ve II C)II ve IV D)I ve III E)III ve IV
23) Orta Asya’da Cengiz Han önderliğinde kurulan Moğol Devleti, kısa sürede Asya’da egemenliği ele geçirmiş ve Batıya doğru ilerlemeye başlamıştır. Moğolların batıya doğru ilerleyişi Türkleri de etkilemiş ve Türkler Ana dolu’ya göç etmeye başlamışlardır. Bu durumun öncelikle aşağıdakilerden hangisine neden olduğu söylenebilir?
A)Haçlı seferlerinin gerçekleşmesine B)Beylikler arasında siyasal hakimiyet mücadelelerinin başlamasına
C)Toplumda dayanışmayı sağlayacak kurumların oluşturulmasına
D)Denizciliğin ve deniz ticaretinin gelişmesine
E)Anadolu’nun kısa sürede Türkleşip Müslümanlaşmasına
24) Dandanakan Savaşı’ndan sonra Selçuklu devlet merkezi Rey şehrine taşınmış, Çağrı Beye ülkenin doğu tarafı, Musa Yabguya batı tarafı bırakılmıştır. Tuğrul Bey ise Rey kentinde devletin merkezinde yer almıştır. Buna göre;
I.Eski Türk geleneklerinin devam ettirildiği
II.Aile üyelerinin yönetimde etkili olduğu
III.Siyasi bütünlüğün sağlanmaya çalışıldığı yargılarından hangilerine ulaşılamaz?
A)Yalnız I B)Yalnız II C)Yalnız III D)I ve II E)I ve III
25) Malazgirt Savaşının kazanılmasının ardından Türk komutanları, Büyük Selçuklu sultanı Alparslan tarafından sistemli bir şekilde Anadolu’ya yönlendirilmiş ve ilk Türk siyasi yapılanmalar Anadolu’da faaliyet göstermeye başlamıştır. Anadolu Selçuklu Devleti’nin kuruluşu da bu şekilde gerçekleşmiştir.Bu açıklamaya göre;
I.Türk tarihinin Malazgirt Savaşı ile başladığı
II.Anadolu’nun sistemli bir fetih hareketi ile Türkleşmeye başladığı
III.Anadolu’daki siyasi yapılanmaların Büyük Selçukluların bir uzantısı olduğu
IV.Anadolu’daki ilk türk yerleşmelerinin, Selçuklu otoritesini artırdığı yargılarından hangileri savunulamaz?
A)Yalnız II B)Yalnız IV C)I ve III D)III ve IV E)II ve IV
9. SINIF TARİH DERSİ 2. DÖNEM 1. YAZILI SINAV SORULARI, LİSE 1 T
9/5/2009 · Kategori: tarih odevi
(A)
ADI SOYADI: SINIFI: NO:
*Aşağıdaki boşlukları uygun şekilde doldurunuz. Her soru 2 puandır.
1)Dört Halife döneminde devlet teşkilatlanması ile ilgili çalışmalar ilk defa Hz………………… zamanında olmuştur.
2) Orta Asya’da kurulan ilk Türk devleti ……………………dir.
3)Tarihte İstanbul’u ilk kuşatan Türk devleti ………………....dır.
4)Türk hükümdar ailesine milleti idare etme yetkisinin Tanrı tarafından verildiği inanışına
……………… denir.
5) Düzenli ve disiplinli Türk ordu teşkilatı ………………………. tarafından kurulmuştur.
6)Orta Asya Türk devletlerinde Türklerin ölüleri için yaptıkları mezarlara ……………….. denir.
7) 622 yılında Mekkeli Müslümanlar artan baskıdan kurtulmak ve İslamiyet'i yaymak amacıyla
………………. ettiler.
8)………………………..döneminde Kur'an-ı Kerim'in ayetleri toplandı ve bir kitap haline getirildi
9) ............................savaşıyla İran’ın fethi tamamlanmıştır.
10) Arap Yarımadası dışındaki ilk fetihler ……………………. zamanında yapılmıştır
* Aşağıdaki soruları cevaplayınız. Her soru 10 puandır.
1)Orta Asya Türk göçlerinin sebepleri nelerdir?(5 madde)
2)Kavimler Göçü’nün sonuçları nelerdir?(5 madde)
3)Uygur devletini Orta Asya’da kurulan diğer Türk devletlerinden ayıran özellikler nelerdir?
4)Avar-Tuna Bulgarları-Oğuzlar-Karluklar:verilen Türk devlet ve boylarının özelliklerini yazınız.
5)Hz. Ömer döneminde devlet teşkilatlanması açısından yapılan çalışmalar nelerdir?
*Aşağıdaki test sorularını cevaplayınız. Her soru 5 puandır.
1) Aşağıdakilerden hangisi Mani dininin Uygurlar üzerindeki etkilerinden değildir?
A) Uygurlar Savaşçılıklarını kaybettiler.
B) Yerleşik hayata geçtiler.
C) Yerleşik hayata geçmeleriyle Uygurlar bilim, sanat ve edebiyat gibi bir çok alanda geliştiler.
D) Hayvancılığı bırakıp tarım ve ticaretle uğraşmaya başladılar.
E) Mani dinini benimsedikten sonra Türklüklerini kaybettiler.
2) Türklerde yazılı olmayan hukuk kurallarına ne ad verilirdi?
A) Kut B) Töre C) Şaman D) Kurgan E) Kurultay
3) Müslümanlarla Bizans arasında yapılan ilk büyük savaş hangisidir?
A) Taif Seferi B) Mute Savaşı C) Hendek Savaşı D) Tebük Seferi E) Huneyn Savaşı
4) Aşağıdakilerden hangisi Hubeydiye Antlaşmasıyla ilgili değildir?
A) Her iki taraf istedikleri kabileler ile ittifak yapabilecekler. Ancak askeri yardım yapmayacaklardı.
B) Müslümanlar o yıl Kabe’yi ziyaret etmeyecekler, ertesi yıl ziyaret yapacaklar.
C) Bu antlaşma Bedir Savaşı sonrasında yapılmıştır.
D) Müslüman olan Mekkeli gençler ailesinin izni olmadan Medine’ye alınmayacak, Mekke’ye sığınanlar ise geri verilmeyecekti.
E) Barış on yıl süre ile geçerli olacaktı.
(A)
* Aşağıdaki ifadeleri (D) veya (Y) şeklinde cevaplayınız. Her soru 2 puandır.
1) Müslümanların ilk savaşı Uhud Savaşıdır( D ) (Y)
2) Gassaniler İslamiyet öncesi Arabistan’da kurulan devletlerden biridir. ( D ) (Y)
3) Orta çağ Avrupa’sının temel yönetim biçimi feodalitedir. ( D ) (Y)
4)Ergenekon Destanı Hunlara aittir. ( D ) (Y)
5)Hayber kalesinin fethiyle baharat yolunun güvenliği sağlanmıştır. . ( D ) (Y)
BAŞARILAR
2008-2009 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ……………………… ÇOK PROGRAMLI LİSESİ TARİH 1 DERSİ II.DÖNEM I.YAZILI YOKLAMA SORULARI
(B)
ADI SOYADI: SINIFI: NO:
*Aşağıdaki boşlukları uygun şekilde doldurunuz. Her soru 2 puandır.
1)Hunların bilinen ilk hükümdarı …………………………. dır.
2)Avrupa’da kurulan ilk Türk devleti ……………………………. dir.
3)İslamiyet’ten önce Türkler arasında en yaygın ve en eski din…………………….. dinidir.
4)Türklerin kullandığı ilk alfabe ………………………….. Alfabesidir.
5) Orhun yazıtları………………………………..Devleti döneminde dikilmiştir.
6) ………………………….Müslümanlarla Bizans ordusu arasında yapılan ilk savaş olarak kabul edilmektedir.
7) ………………………….. Döneminde Kur'an-ı Kerim çoğaltıldı.
8) İslam donanmasının ilk fethi…………………………….alınmasıdır.
9) ……………………………. Savaşı ile Irak’ın fethi tamamlanmıştır.
10)Müslümanlar arasındaki ilk ayrılık ……….….olayında yaşanmıştır.
* Aşağıdaki soruları cevaplayınız. Her soru 10 puandır.
1)Orta Asya Türk göçlerinin sonuçları nelerdir?
2)Kavimler Göçü sonucunda Avrupa toplumunda meydana gelen sosyal sınıfları yazınız.Bu sınıfları kısaca açıklayınız.
3)Mete Han’ın Çin topraklarına yerleşmek yerine Çin’i vergiye bağlamasının nedeni nedir?
4)İtil Bulgarları-Hazarlar-Türgeşler-Oğuzlar: verilen Türk devlet ve boylarının özelliklerini yazınız.
5)Hz.Ali dönemi olaylarını değerlendiriniz.
*Aşağıdaki test sorularını cevaplayınız. Her soru 5 puandır.
1) Aşağıdakilerden hangisi Göktürk Devleti’nin Türk tarihindeki önemli rollerinden değildir?
A) Tarihte ilk defa Türk adıyla kurulan devlet, Göktürk Devleti'dir.
B) Orhun Anıtlarını dikerek (II.Göktürk zamanında) Türk tarihi ve Türk edebiyatının ilk yazılı kaynaklarını oluşturmuşlardır.
C) Milliyetçilik duygusu, Fransız ihtilalinden 1000 yıl önce Göktürkler döneminde en yüksek seviyede yaşanmıştır.
D) Asya Hun Devleti'nden sonra Türkleri tarihte ikinci defa tek bayrak altında toplamayı başarmışlardır.
E) Anadolu'da kurulan ilk Türk devletidir.
2) Aşağıdakilerden hangisi Türk toplumunun başlıca özelliklerinden değildir?
A)Halk hürdü. Herkes aynı işi yaptığından(hayvancılık) Sınıf farklılıklarının ortaya çıkması imkânsızdı.
B)Yaşam biçimleri göçebe olduğundan savaşta elde ettikleri esirleri çalıştırmaya elverişli değildi. Bu yüzden Türk toplumunda köle sınıfı yoktu.
C)Din adamları diğer toplumlarda olduğu gibi imtiyazlı değillerdi.
D)Uzun süre esaret altında yaşadıklarından başka toplumların kültürlerinden büyük ölçüde etkilenmişlerdir.
E)Kadın erkek eşitliği egemendi. Toplumun temelini aile oluşturuyordu. Aile kutsal kabul edilirdi
3) Aşağıdakilerden hangisi Dört halife döneminin en önemli özelliğidir?
A) Halifelerin seçimle iş başına gelmesi
B) Hz. Muhammed'i bizzat gören kişiler olması
C) Dördünün de Mekke'li olması
D) En güçlü halifeler olması
E) Tüm Arabistan'da İslamiyet'in yayılması
4) Hz. Muhammet döneminde yapılan savunma savaşı hangisidir?
A) Bedir Savaşı B) Uhut Savaşı C) Hendek Savaşı D) Tebük Seferi E) Huneyn Savaşı
(B)
* Aşağıdaki ifadeleri (D) veya (Y) şeklinde cevaplayınız. Her soru 2 puandır
1)Tarihte yerleşik hayata geçen ilk Türk devleti Uygurlardır. . ( D ) (Y)
2)Müslümanların Arap yarımadası dışında kazandıkları ilk zafer Huneyn savaşıdır. . ( D ) (Y)
3)Orhun Kitabeleri İlteriş adına dikilmiştir. . ( D ) (Y)
4) İslamiyet öncesi Türk devletlerinde devlet işlerinin görüşüldüğü meclise kurultay denirdi.( D ) (Y)
5)Ukaz panayırı Müslüman Araplar için önemli bir etkinliktir.
BAŞARILAR
10. SINIF TARİH 2. DÖNEM 2. YAZILI SORULARI, LİSE 2 TARIH YAZILI
9/5/2009 · Kategori: tarih odevi
TARİH II DERSİ II. DÖNEM II. YAZILI SINAV
Adı ve Soyadı:
Numarası :
1. Osmanlı Devleti dışarıdan aldığı borçları ödeyemeyince, alacaklı devletler Osmanlı Devleti’nin maliyesini denetlemek için bir yönetim kurmuşlardır.
Böyle bir yönetimin kurulması, Osmanlı Devleti’nin aşağıdaki özeliklerinden hangisinin dikkate alınmadığını gösterir?
A) Anayasal düzene geçmesinin
B) Bağımsız olmasının
C) Merkeziyetçi olmasının
D) Padişahın Halife sanını taşımasının
E) Yabancılara ayrıcalıklar tanımış olmasının
2. Osmanlı İmparatorluğu’nun üç kıta üzerinde uzun
süre egemenlik kurmuş olması bu imparatorluğa,
I. stratejik bakımdan önemli konumda olma,
II. farklı din ve milletlerden çok sayıda kişiyi barındırma,
III. merkeziyetçi sistemi benimseme
özelliklerinden hangilerini kazandırmıştır?
A) Yalnız I B) Yalnız II C) I ve II
D) II ve III E) I, II ve III
3. Osmanlı Devleti’nde Has ve Zeamet topraklarının aşağıdaki özelliklerinden hangisi, bu toprakların “maaş karşılığı” olarak verildiğinin en güçlü kanıtıdır?
A) İşlenmeyen toprakların geri alınması
B) Devlete asker yetiştirilmesi sağlaması
C) Gelirin fazla olması
D) Mülkiyetinin devlete ait olması
E) Rütbe ve derecelere göre verilmesi
4. Osmanlı Devleti'nde divan üyelerinden bazıları şunlardır:
I. Veziriazam
II. Vezir
III. Defterdar
IV Nişancı
V Kazasker
Bunlardan hangilerinin sayısı, sınırların genişlemesine paralel olarak artırılmıştır?
A) I, II ve III B) II, III ve V C) II, IV ve V
D) I, III ve V E) III, IV ve V
5. Osmanlı Devleti uzun yıllar üç kıta üzerinde hâkimiyet kurmuş birbirinden farklı dili konuşan ve farklı inançlara sahip olan milletleri bünyesinde tutabilmeyi başarmıştır.
Bu durumun gerçekleşmesinde aşağıdakilerin hangisinin etkisinden söz edilemez?
A) Halkın geleneklerinin değiştirilmemesinin
B) Devletin saltanat ile yönetilmesinin
C) Dini inançlara saygı duyulmasının
D) İnsanların haklarının korunmasının
E) Halka adaletle davranılmasının
6. XIX. yüzyılda, Avrupa malları Osmanlı iç pazarlarına girmiş; diğer yandan hammadde ihracatı yoğunluk kazanmıştır.
Bu bilgiye dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
A) Gümrük vergileri artmıştır.
B) Yerli mal üretiminin ekonomideki payı azalmıştır.
C) Hammadde fiyatları düşmüştür.
D) Osmanlı parası değer kazanmıştır.
E) Tüketim maddesi çeşitlerinde azalma olmuştur
7. Osmanlı Devleti’nde görülen;
I. Ekonominin tarımsal üretime dayanması
II. Miri arazinin bir kısmında tımar sisteminin uygulanması
III. Kentlerde ticari etkinliklerin lonca teşkilatınca denetlenmesi
Uygulamalarından hangilerinin, Avrupa’da yaygın olarak görülen derebeylik sistemine benzer durumun oluşmasını engellediği savunulabilir?
A) Yalnız I B) Yalnız II C) I ve II
D) II ve III E) I, II ve III
8. Mukataa; geliri iltizam yoluyla doğrudan hazineye giden arazidir. İltizam alan kişiye mültezim adı verilmiştir. Bunlar devlete ödedikleri peşin vergiyi salyaneli eyaletlerden toplarlardı.
Yukarıdaki açıklamaya göre, XVII. Yüzyılda zengin tımarların mukataalı araziye dönüştürülmesi aşağıdakilerden hangisi ile açıklanabilir?
A) Yeniçeri isyanlarının artmasıyla
B) Sosyal hizmetlerin düzenli hale getirilmesiyle
C) Hazine gelirlerinin azalmasıyla
D) Tarımsal üretimin artırılmasıyla
E) Sanayileşmeye önem verilmesiyle
9. Osmanlı Devleti'nde temel hukuk kuralları İslam dininin koyduğu ilahi hukuk kurallarıydı ve değişmezdi. Bu hukuk kuralları ile çelişmemek şartı ile padişaha sınırsız bir kural koyma yetkisi tanınmıştı. Bu kurallar örfe dayanıyordu.
Bu bilgiye dayanarak,
I. Osmanlı ülkesinde tek geçerli hukuk İslam hukukudur.
II. Osmanlı Devleti'nde padişah yasama gücünü kullanmıştır.
III. Osmanlıda geçerli olan hukuk kurallarının tamamı ilahi kaynaklıdır.
yargılarından hangisine ulaşılabilir?
A) Yalnız I B) Yalnız II C) Yalnız III
D) I ve II E) II ve III
10. Osmanlı Devleti’ndeki uygulamalardan bazıları şunlardır:
I. Ülkenin, devleti yöneten aile bireylerinin malı sayılması
II. XVI. Yüzyılın sonuna kadar, şehzadelerin devlet yönetiminde deneyim kazanmaları için sancaklara vali olarak gönderilmesi
III. Ölen hükümdarın yerine tahta geçme hakkının, hükümdarın erkek çocuklarına ait olması.
IV. XVII. Yüzyıldan itibaren, tahta geçme hakkının devleti yöneten ailenin en yaşlı erkeğine verilmesi
Bu uygulamaların hangilerinde, taht kavgalarını önleme amacı vardır?
A) Yalnız I B) Yalnız II C) Yalnız IV
D) I ve III E) II ve IV
11. Külliye, tahrir defteri, narh ve ihtisap ağası kavramlarını açıklayınız.
12. Divan-ı Hümayun üyeleri kimlerdir? Bu üyelerin görevleri nelerdir?
13. Şura-ı Devlet’ in görevleri nelerdir?
14. Kapitülasyonların Osmanlı ekonomisi üzerindeki etkilerini açıklayınız.
15. Kalemiye sınıfı kimlerden oluşmaktadır? Görevleri nelerdir?
Not: 1 – 10. sorular 5; diğer sorular 10 puan değerindedir.
BAŞARILAR
TARİH II DERSİ II. DÖNEM II. YAZILI SINAV
Adı ve Soyadı:
Numarası :
1. I. Şehzadelerin sancağa çıkması
II. Ülkenin hanedan üyeleri arasında paylaşılması
III. Ekber ve Erşed sisteminin getirilmesi
IV. Saray kadınlarının yönetime katılması
V. Devşirme sisteminin uygulanması
Yukarıdakilerden hangilerinin Osmanlı Veraset Sistemi ile ilgili olduğu söylenemez?
A) I ve III B) II ve IV C) III ve V
D) IV ve V E) I ve II
2. Osmanlı Devleti’ndeki uygulamalardan bazıları şunlardır:
I. Ülkenin, devleti yöneten aile bireylerinin malı sayılması
II. XVI. yüzyılın sonuna kadar, şehzadelerin devlet yönetiminde deney kazanmaları için sancaklara vali olarak gönderilmesi
III. Ölen hükümdarın yerine tahta geçme hakkının, hükümdarın erkek çocuklarına ait olması
IV. XVII. yüzyıldan itibaren, tahta geçme hakkının devleti yöneten ailenin en yaşlı erkeğine verilmesi Bu uygulamaların hangilerinde, taht kavgalarını önleme amacı vardır? A) Yalnız I B) Yalnız II C) Yalnız IV
D) I ve II E) II ve IV
3. Osmanlı Devleti'nde çift bozan vergisi toprağı boş bırakan veya terk eden köylülerden alınırdı.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisinin bu vergi ile sağlanmak istenen amaçlardan biri olduğu söylenemez?
A) Tarımsal üretimin sürekliliğini sağlamak
B) İç göçü denetim altına almak
C) Mültezimlerin halka baskı yapmasına engel olmak
D) Üretim-tüketim dengesinin bozulmasını önlemek
E) Vergi gelirlerinin düşmesini engellemek
4. 1856 yılında yayınlanan Islahat Fermanının aşağıdaki maddelerinden hangisi azınlıklara siyasal haklar tanındığını gösterir?
A) Azınlıklar şirket ve banka kurabilecek
B) Hıristiyanlar İl Genel Meclisine üye olabilecek
C) Patrikhane ıslah edilecek
D) Azınlıklara da can, mal, ırz güvenliği sağlanacak.
E) Azınlıklar da memur olabilecek
5. XIX. yüzyılda Osmanlı Devleti’nde,
I. demiryolları yapımına önem verilmesi,
II. telgrafın kullanılmaya başlanması,
III. bazı malların ticaretini yerli ve yabancı tüccarlara yasaklayan tekel sisteminin Balta Limanı Antlaşması’yla kaldırılması
gelişmelerinden hangilerinin, merkezi yönetimin güçlendirilmesine yardımcı olduğu savunulabilir?
A) Yalnız I B) Yalnız II C) I ve II
D) II ve III E) I, II ve III
6. Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı Devleti’nde doğrudan merkeze bağlı eyaletlerin özelliklerinden biridir?
A) Dirlik Sistemi uygulanmıştır.
B) Yöneticileri yerli halktan seçilmiştir.
C) Salyane denilen bir vergi öderlerdi.
D) içişlerinde serbest dışişlerinde devlete bağlı olmuşlardır.
E) Vergiler iltizam yöntemiyle toplanmıştır
7. Tımar; yıllık vergi geliri 3.000 ile 20.000 akçe arasında olan dirlikler olup genellikle askerlere ve memurlara verilirdi. Tımar sahipleri kendilerine verilen topraklarda oturmak ve asker yetiştirmek zorundaydılar. Bunlar bayındırlık ve güvenlikten de sorumluydular.
Bu bilgilere bakılarak, aşağıdakilerden hangisinin Tımar sisteminin yararlarından biri olduğu söylenemez?
A) Ülke altyapısının geliştirilmesi
B) Araziden daha iyi faydalanılması
C) Ordunun giderlerinin azaltılması
D) Yeniçeri sayısının artırılması
E) Asayişin sağlanması
8. Fatih döneminde, merkez teşkilatında Türkmen beylerinin etkinliği azaltılıp devşirme sistemiyle yetişmiş devlet adamlarına yer verilmiştir.
Yönetimdeki bu uygulamanın temel nedeninin aşağıdakilerden hangisi olduğu savunulabilir?
A) Osmanlı ailesinin yönetimdeki egemenliğini güçlendirmek
B) Devlet adamlarını sistemli şekilde yetiştirmek
C) Yetişmiş devlet adamlarından yararlanmak
D) Hanedan içinde devşirme kökenli yöneticilerin etkinliğini artırmak
E) Yönetim kademelerini bütün din mensuplarına açık tutmak
9. Osmanlı Devleti’nde Has ve Zeamet topraklarının aşağıdaki özelliklerinden hangisi, bu toprakların “maaş karşılığı” olarak verildiğinin en güçlü kanıtıdır?
A) İşlenmeyen toprakların geri alınması
B) Gelirin fazla olması
C) Mülkiyetinin devlete ait olması
D) Devlete asker yetiştirilmesi sağlaması
E) Rütbe ve derecelere göre verilmesi
10. Aşağıdakilerden hangisi, Osmanlı İmparatorluğu'nda bir yönetim birimidir?
A) Ocaklık B) Sancak C) Yurtluk D) Has E) Tımar
11. Tedris, ehl-i hibre, kapan hanları, ve çaşnıgir kavramlarını açıklayınız.
12. Sanayi İnkılabının Osmanlı Devleti üzerindeki etkileri nelerdir?
13. Kadı ‘ nın görevleri nelerdir?
14. XIX. yüzyılda merkez teşkilatında yapılan değişiklikler nelerdir?
15. Cemaat ne demektir? Osmanlı Devleti’nin cemaat idareleri hakkında kısaca bilgi veriniz.
Not: 1 – 10. sorular 5; diğer sorular 10 puan değerindedir.
BAŞARILAR
10.SINIF TARİH DERSİ 2.DÖNEM 3.YAZILI YOKLAMASI SORULARI TEST ŞE
9/5/2009 · Kategori: tarih odevi
2007-2008 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 10.SINIF TARİH DERSİ II.DÖNEM III.YAZILI YOKLAMASI
AD: SOYAD: NO:
1)Aşağıdakilerden hangisi Haçlıların saldırı gücünün kırılmasına ve Türklerin Avrupa’ya yürümesine yol açan bir savaştır?
A)Varna B)Niğbolu C)I.Kosova
D)Maltepe E)II.Kosova
2) Aşağıdakilerden hangisi Çanakkale’deki başarımızın sonuçlarından biri değildir?
A)M.Kemal içte ve dışta tanındı.
B)I.Dünya Harbi iki yıl uzadı.
C)Rusya’da Bolşevik ihtilali çıktı.
D)Bulgaristan ittifak grubuna katıldı.
E)İtalya itilaf grubuna katıldı
3)Aşağıdaki savaşlardan hangisi Haçlı seferi niteliği taşımaz?
A)Sırpsındığı B)I.Kosova C)Palekanon
D)Varna E)Niğbolu
4)Aşağıdakilerden hangisi Orhan Bey döneminde gerçekleşmemiştir?
A)Kendi adına para bastırma
B)Divan örgütünün kurukması
C)İlk düzenli ordunun kurulması
D)İlk medresenin açılması
E)Defterdarlık makamının kurulması
5) Aşağıdakilerden hangisi II.Beyazıt Devrinde yapılan Osmanlı-Memluk Savaşının nedenlerinden biri değildir?
A)Hicaz su yolları meselesi
B)Memlüklerin Dulkadiroğulların içişlerine karışmaları
C)Cem Sultanı korumaları
D)Karaman Beylerini korumaları
E)Şahkulu ayaklanmasını çıkartmaları
6) Yemen – Hicaz ve Suriye – Filistin cephelerinde Arapların İngilizlere yardım etmelerinde etkili olan gizli Antlaşma hangisidir?
A) Mac Mahon
B) Sykes –Picot
C) Londra Sözleşmesi
D) İstanbul Antlaşması
E) St. Jean De Maurienne
7) I. Selim,I. Süleyman ve II. Selim'in saltanatları, Balkan
lar ve Orta Avrupa'da olduğu kadar; Akdeniz ve Orta
doğu'da da Osmanlı yayılışının doruk noktasına ulaştı
ğı dönemlerdir.
Bu başarıda;
I. Memlûk Devleti'ne son verilmesi
II. Hint Deniz Seferleri'nin yapılması
III. Preveze Deniz Savaşı'nın kazanılması
gelişmelerinden hangilerinin katkısından söz edilemez?
A) Yalnız t B) Yalnız II C) Yalnız III
D) I ve III E) I, II ve III
8) Anadolu'da Şii faaliyetlerini ve isyanlarını siyasal çıkarları için destekleyen, Safevi Devleti'ne karşı Yavuz Sultan Selim doğu seferine çıkmıştır.
Bu bilgilerden hareketle,
I.Osmanlı Devleti'nde mezhep birliğinin olmadığı
II.Osmanlı ve Safevi Devletleri arasındaki sorunların
sadece dinsel nedenlerden kaynaklandığı
III.Anadolu'da halkın Osmanlı yönetiminden memnun
olduğu yargılarından hangilerine ulaşılabilir?
A) Yalnız I B) Yalnız II C) Yalnız III
D) I ve II E) I, II ve III
9) I. Yeni ticaret yollarının bulunması
II. Rönesans ve Reform hareketleri
III. Fransız İhtilali
IV. Amerika'nın keşfi V. Otuz yıl Savaşları
VI. Mutlak krallıkların kurulması
Bunlardan hangileri, siyasal ve ekonomik açıdan, Osmanlı İmparatorluğu'nu diğerlerinden daha fazla etkilemiştir?
A) II. ve V. B) II. ve IV. C) IV. ve VI.
D) I. ve III E) V. ve VI.
10) XV. ve XVI. yüzyıllarda Avrupa'da skolastik düşünce bırakılmış, klasik kültür yeniden canlanmış. Papalığa karşı çıkılarak dinde yeni bir düzenlemeye gidilmiştir.
Bu gelişmelere dayanarak XV. ve XVI. yüzyıl Avrupa’sı ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
A) Düşünce özgürlüğü engellenmiştir.
B) Halk, yönetime ortak olmuştur.
C) Uluslararası kültür birliği sağlanmıştır.
D) Dinin toplum üzerindeki etkisi değişmiştir.
E) Hıristiyanlığın parçalanması önlenmiştir.
11) Avrupa'da Reform hareketleri başladıktan sonra görülen bazı gelişmeler şunlardır:
I. Ogsburg Anlaşması'yla halkın, bağlı bulunduğu hükümdar veya prensin kabul ettiği mezhebe girmeye zorlanması
II. Avrupa'da yeni mezheplerin ortaya çıkması
III. Okulların kiliseden alınması gelişmelerinden hangileri, inanç özgürlüğü doğrultusundaki gelişmeleri kolaylaştırıcı bir ortam sağlandığını gösterir?
A) Yalnız I B) Yalnız III C) I ve II
D) I ve III E) II ve III
12) Aşağıdakilerin hangisinde Rönesans'ın etkisi yoktur?
A) Din savaşlarının çıkmasında
B) Reform hareketlerinin başlamasında
C) Skolastik düşüncenin önemini yitirmesinde
D) Büyük Şartın ilan edilmesinde
E) Endüstri Devriminin başlamasında
13) Avrupa'daki 1848 ihtilalleri, önceki ihtilallerden hangi yönüyle ayrılır?
A) Halkın anayasal haklar elde etmesi
B) Bütün Avrupa'yı etkilemesi
C) Fransız halkı tarafından başlatılmış olması
D) Avrupa'da sosyalist akımları başlatması
E) Yeni bağımsız devletlerin kurulması
14) I. Ümit Burnu'nun keşfedilmesi
II. Süveyş Kanalı'nın açılması
III. Barutun ateşli silahlarda kullanılmaya başlanması
IV. Sömürgeciliğin hızlanması
V. Amerika Kıtası'nın keşfedilmesi
Bu gelişmelerden hangileri Osmanlı ülkesinin stratejik öneminin artmasında etkili olmuştur?
A) I ve II B) I ve V C) II ve IV D) III ve V E) IV ve V
15) Aşağıdakilerden hangisi Fransız İhtilalinin ortaya çıkmasının dış sebeplerindendir?
A)7 yıl savaşları
B)Osmanlıda I.Meşrutiyetin ilanı
C)İngiltere’deki meşrutiyet rejimi
D)İsviçre’de liberallerin yönetimde olması
E)Almanya’nın siyasi birliğinin sağlaması
16) Aşağıdakilerden hangisi 1787'de ABD'nin kuruluşunun doğurduğu sonuçlardan biri değildir?
A) İnsan Hakları Beyannâmesi'nin ilan edilmesi
B) Fransa'nın sömürgecilik yarışını kaybetmesi
C) Avrupa uygarlığının, yeni bir yayılma alanı bulması
D) Avrupa'ya karşı denge unsurunun oluşması
E) ABD'ye göçler sayesinde Avrupa'da işsizliğin azalması
17) Aşağıdakilerden hangisi 1848 İhtilallerinin sonuçlarından değildir?
A)Fransada cumhuriyet ilan edildi
B)Almanya ve İtalya siyasi birliğini sağladı
C)Belçika ve Hollanda birbirinden ayrıldı
D)İşçi sınıfına haklar verildi
E)Avusturya’da Macarlar ayaklandı
18) I.Fransız İhtilali
II.1830 İhtilali
III.1848 İhtilali
IV.Sanayi İnkılabı
V.I.Dünya Savaşı
Yukarıdakilerden hangileri Viyana Kongresinin toplanma nedeni ve sonucu aşağıdakilerden hangisinde birlikte verilmiştir.
A)I-IV B)IV-II C)IV-III D)I-II E)I-V
19) 1709’da Ruslara yenilen İsveç Kralı XII. Şarl, 1768’de Ruslara yenilen Lehliler, 1848’de de Ruslara yenilen Macarlar Osmanlı Devleti’ne sığınmışlardır.
Bu olaylara bakılarak,
I. Bu dönemde Osmanlı Devleti güçlü bir devlettir.
II. Osmanlı Devleti Milliyetçilik akımlarını desteklemektedir.
III. Rusya, batısındaki ülkelerle çatışma halin¬dedir.
IV. Ruslarla Osmanlılar sürekli o|arak savaş halindedir.
yargılarından hangilerine ulaşılabilir?
A) I veli B) I ve III C) II ve III D.) II ve IV E) III ve IV
20) I. Ahmet döneminde, şehzadeleri sancaklarda görevlendirme uygulaması kaldırılarak, hanedanın en yaşlı üyesinin saltanatın başına geçmesi yasallaştırılmıştır.
Bu durumun, Osmanlı yönetiminde yarattığı aksaklık aşağıdakilerden hangisidir?
A) Devlet otoritesinin yok olması
B) Ülkede sık sık iç isyanların çıkması
C) Valide sultanların saltanata egemen olması
D) Şehzadelerin yönetim deneyimi ve tanınma fırsatı bulamaması
E) Devlet adamlarının sık sık değiştirilmesi
21) Aşağıdakilerden hangisi, Osmanlı İmparatorluğunun duraklamasına yol açan iç nedenlerden biridir?
A) Ülkede, çeşitli milletlerden ve dinlerden kişiler bulunması
B) Yeni ticaret yollarının keşfi
C) Avrupa'nın bilim ve teknikte ilerlemesi
D) Avrupa Hıristiyanlarının Osmanlılara, birlikte karşı koyması
E) İmparatorluğun doğal sınırlara ulaşması
22) Aşağıdakilerden hangisi, IV. Murat ve Köprülülerin yaptıkları yeniliklerin özelliği değildir?
A) Kuvvete şiddete başvurma
B) Orduyu disiplin altına alma
C) Eyaletlerde güvenliği sağlama
D) Avrupa'daki gelişmelerden yararlanma
E) Yönetime canlılık getirme
23) 1798 yılında Rusya ve İngiltere aşağıdakilerden hangisine tepki göstererek Osmanlı Devleti'yle ittifak yapmış ve Osmanlılarla birlikte mücadele etmiştir?
A)Sırpların ayaklanması
B)Romanya'nın bağımsız olması
C)Napolyon'un Mısır'ı işgal etmesi
D)Navarin'de Osmanlı donanmasının yakılması
E)Doğu Rumeli'nin Bulgaristan ile birleşmesi
24) Osmanlı devleti uzun yıllar yabancı ülkelerde elçilikler kurmayı gerekli görmemiştir. Bu anlayış ilk defa aşağıdaki devirlerin hanginde değişmeye başlamıştır?
A) Lale Devri B) lll. Selim Devri C) II. Mahmut Devri D)Tanzimat Devri E) Meşrutiyet Devri
25) Osmanlı Devleti, Karlofça ve İstanbul Antlaşmalarıyla kaybettiği toprakları geri alabilmek için XVIII. yüzyılda, hangi devletlerle savaşmıştır?
A) Sırbistan - Lehistan - Portekiz
B) Fransa - İtalya - Lehistan
C) Hollanda - İtalya - Lehistan
D) Rusya - Venedik - Avusturya
E) Fransa - İngiltere - Sırbistan
26) Osmanlı devleti'nin, Avusturya ve İran ile yaptığı savaşların uzaması ve halktan yeni vergiler alması, aşağıdaki olaylardan hangisinin nedenleri olarak kabul edilmektedir?
A) Kabakçı Mustafa İsyanı'nın başlaması
B) Celali İsyanlarının genişlemesi
C) Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın ayaklanması
D) 31 Mart Olayı'nın başlaması
E) Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması
27) Küçük Kaynarca Antlaşması ile;
"Ruslar, Karadeniz'de savaş ve ticaret gemisi bulundurabilecek, Rus tüccarlara gümrük indirimlerinde bulunulacak ve Rus ticaret gemileri Boğazlardan geçebilecek." maddeleri kabul edilmiştir. Bu durum;
I. Karadeniz egemenliğinin kaybedildiği
II. Rusya'nın sıcak denizlere inme hakkı elde ettiği
III. Rusya'nın kapitülasyon elde ettiği
yargılarından hangilerine kanıttır?
A) Yalnız III B) II ve III C) I ve II
D) I ve III E) I, II ve III
28) 1739 Belgrat Antlaşması'nda yer alan;
I. İstanbul'da devamlı bir Rus elçisinin bulunacak olması
II.Azak Kalesi'nin, yıkılmak şartıyla Ruslara verilmesi
III.Ruslar'in Karadeniz'de savaş ve ticaret gemisi
bulunduramayacak olması
gibi maddelerden hangileri Karadeniz'in Türk Gölü olma özelliğinin devam ettiğini kanıtlar niteliktedir?
A) Yalnız I B) Yalnız II C) Yalnız III
D) I ve II E) II ve III
29) Kırım Savaşını kazanan devletlerden biri olarak Paris Antlaşması'na katılan Osmanlı Devleti'nin, bu antlaşmanın aşağıda verilen mad¬delerinden hangisiyle yenilmiş bir devlet durumuna düşürüldüğü anlaşılmaktadır?
A) Osmanlı Devleti'nin devletlerin genel hakları bakımından bir Avrupa devleti sayılması
B) Avrupa devletlerinin, Osmanlı Devleti'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü tanımaları
C) Avrupa devletlerinin Osmanlı Devleti'nden, Hıristiyan azınlığın haklarını yeniden düzenlemesini istemeleri
D) Osmanlılarla, Rusların Karadeniz'de tersane ve savaş gemisi bulundurmamaları
E) Osmanlı Devleti ile bu antlaşmayı imzalayan devletlerden biri arasında anlaşmazlık çıktığında, önce antlaşmayı imzalayan öteki devletlere başvurulması
30) 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı'ndan önce toplanan İstanbul Konferansı'na katılan Avrupa devletleri, Bosna-Hersek ve Bulgaristan'da hakim ve valileri kendilerinin seçmelerini Osmanlı Devleti'ne önermişlerdir. Osmanlı Devleti ise bu öneriyi reddetmiştir.
Osmanlı Devleti'nin bu öneriyi reddetmesinin nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
A) Avrupa devletleri arasındaki görüş birliğinden yararlanmak istemesi
B) Dünyadaki siyasi bloklaşmalara karşı olması
C) Yerel yönetimlere yetki vermek istemesi
D) Ruslarla iyi ilişkiler içinde olmak istemesi
E) İçişlerine karıştırılmasına karşı olması
31) Osmanlı döneminde İngiltere ile yapılan Balta Limanı Antlaşmasından başlayarak o zamana kadar yüzde üç olan gümrük vergisi ihracatta yüzde on iki, ithalatta ise yüzde beş olarak belirlenmiştir.
Bu bilgiye dayanarak,
I. Osmanlı Devleti'nde sanayi gelişecektir.
II. Osmanlı tacirleri yabancı tacirlere rekabet edecek duruma gelecektir.
III. Yabancı mallar Osmanlı Devleti'nin pazarlarına egemen olacaktır.
IV. Osmanlı Devleti ticaret yolları üzerindeki egemenliğini sürdürecektir.
V. Osmanlı Devleti ekonomik yönden giderek dışa bağımlı olacaktır.
yargılarından hangilerine ulaşılabilir?
A) I ve III B)l ve V C)ll velll D) II ve V E) III ve V
32) Fransız İhtilali, Osmanlı Devleti'nde
I. Tanzimat Fermanı'nın ilanı
II. Yeni Osmanlılar Cemiyeti'nin kurulması
III. Kanun-i Esasi'nin kabul edilmesi
IV. Milliyetçilik hareketlerinin başlaması gibi gelişmelerde etkili olmuştur.
Bu gelişmelerden hangileri, Osmanlı Devleti'nin yönetim biçiminde değişiklikle sonuçlanmıştır?
A) Yalnız I B) Yalnız III C)l ve II D) II ve IV E) I, II, III ve IV
33) I. İspanya'da Hıristiyanlık baskılarından kaçan Yahudilerin Osmanlı Devleti'ne sığınması,
II. Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın ayaklanması,
III. Halifenin Mısır'dan İstanbul'a getirilmesi
gelişmelerinden hangileri, Osmanlı Devleti'nde dış sorun yaratmıştır?
A) Yalnız I B) Yalnız II C)lvell D) I ve III E) II ve III
34) 1876 yılında düzenlenen İstanbul Konferansı'nın toplandığı ilk gün, Osmanlı Devleti'nin Kanunu-Esasi'yi yürürlüğe koyması ve meşrutiyeti ilan etmesinin nedenlerinden birinin aşağıdakilerden hangisi olduğu savunulabilir?
A) Konferansın alacağı kararlarda etkili olmak istemesi
B) Konferansın dağılmasını önlemeye çalışması
C) İngiltere'nin Kıbrıs'a yerleşmesini önlemek istemesi
D) Balkanlarda yapılacak ıslahat için Rusya'nın desteğini sağlamayı gerekli görmesi
E) Osmanlı-Rus savaşını önlemek amacıyla Londra'da toplanacak konferansı etkilemek istemesi
35) 1856 yılında imzalanan Paris Antlaşması ile Fransa ve İngiltere, Osmanlı topraklarının bütünlüğünü korunması ilkesini kabul etmişlerdir. Ancak, daha sonraki gelişmeler nedeniyle, bu devletler ya Osmanlı topraklarının parçalanmasına fiilen katılmışlar ya da başka devletlerin bu toprakları parçalanmasına seyirci kalmışlardır. Fransa ve İngiltere'nin tutumlarında görülen bu değişiklik hangi nedene bağlanabilir?
A) Avrupa’da milliyetçilik fikirlerini yayılmasına
B) Hammadde ve pazar gereksinimlerinin artmasına
C) Osmanlı topraklarını parçalamak isteyen Ruslarla ilişkilerini bozmak istemelerine
D) Yaygınlaşan sosyalist görüşlerin neden olduğu iç olaylarla uğraşmak zorunda kalmalarına
E) Kendi uygarlıklarını diğer ülkelere de yaymak istemelerine
36) Aşağıdaki devletlerden hangisi, Kırım Savaşı'na katılmadığı halde bu savaşın sonunda yapılan Paris Antlaşması'na katılmıştır?
A) Prusya B) Fransa C) Piyemonte
D) İngiltere E) Osmanlı Devleti
37) . Berlin Antlaşmasından sonra İngiltere, Rusya'nın ileride Osmanlı ülkesine yapacağı herhangi bir saldırıyı önleme amacıyla nereyi işgal etmişlerdir?
A) Boğazları B) Irak'ı C) Mısır'ı
D) Kıbrıs'ı E) Suriye'yi
38) Osmanlı İmparatorluğu'nda, aşağıdakilerden hangisinin ortaya çıkmasında dış güçlerin etkisi yoktur?
A) Macar mültecileri sorunu
B) Navarin Olayı
C) Alemdar Olayı
D) Çeşme Olayı
E) Şahkulu Ayaklanması
39) 1856 Paris Antlaşmasıyla Osmanlı İmparatorluğu'nun Avrupa devletler topluluğuna alınmasına karar verilmiştir.
Bu kararda aşağıdakilerden hangisinin etkisi vardır?
A) Islahat Fermanı'nın yayınlanmasının
B) Sened-i İttifak'ın imzalanmasının
C) Kanun-i Esasi'nin çıkarılmasının
D) Mecelle'nin hazırlanmasının
E) II. Meşrutiyetin ilan edilmesinin
40) Aşağıdakilerden hangisinde I.olay ile II.olay arasında bir ilişki yoktur?
I. II.
A.) Kutsal yerler sorunu Kırım savaşı
B.) İngilizlerin Mısır’ı işgali Kavalalı Mehmet
Ali Paşa isyanı
C.) Napolyon savaşları Viyana kongresi
D.) Berlin kongresi Romanya’nın
bağımsızlığını kazanması
E.) Mısır sorunu Boğazlar sorunu
41) XX. yüzyılın ilk yarısında, dünya devletlerinin bloklaşmasında ve savaşların çıkmasında aşağıdakilerden hangisi en çok etkili olmuştur?
A) Devletlerin bağımsızlıklarını kazanmak istemeleri
B) Devletlerin sınırlarını genişletmeye çalışmaları
C) Devletlerin hammadde ihtiyaçlarını giderme yolları aramaları
D) İtalya ve Almanya'nın güçlenmesi
E) Balkanlardaki buhranların önlenmek istenmesi
42) 1876 Anayasasını, Islahat fermanlarından ayıran özellik aşağıdakilerden hangisidir?
A) Padişahın izniyle kabul edilmiş olması
B) Batı uygarlığından etkilenmiş olması
C) Halka, temsil hakkının tanınması
D) Halktan gelirine göre vergi alınması
E) Halka inanç özgürlüğünün tanınması
43) I. Kazasker
II. Şeyhülislam
III. Nişancı
Yukarıdakilerden hangileri ilmiye sınıfına mensup değildir?
A) Yalnız I B) Yalnız II
C) Yalnız III D) I-II
E) II-III
44) Aşağıdakilerden hangisi Divan-ı Hümayun ile ilgili doğru bir bilgi değildir?
A)Örfi ve şer’i konular görüşülür.
B)Savaş ve barış kararı buradan çıkar.
C)Fatih’ten sonra sadrazam başkanlık yapmıştır.
D)Temyiz mahkemesi görevi de yapar.
E)Osmanlı’nın Yükselme Döneminde kurulan kurumlarından biridir.
45) 19. yy.da Osmanlı Devletinde uygulanan aşağıdaki gelişmelerden hangisiyle azınlıklara haklar verilmemiştir?
A) Halepa Fermanı B) Sened-i İttifak
C) Tanzimat Fermanı D) Islahat Fermanı
E) Kanun-ı Esasi
46)Aşağıdaki kalemlerden hangisi Nişancıya bağlı değildir?
A)Beylikçi Kalemi B)Ruznamçe Kalemi
C)Tahvil Kalemi D)Amedi Kalemi
47)Osmanlı Devletinde vakıf sisteminin bozulmasından dolayı 19.yy’da bütün vakıflar Evkaf Nezareti altında birleştirilmesi kimim döneminde gerçekleştirilmiştir?
A)II.Abdülhamit B)Abdülmecit C)Abdülaziz
D)III.Ahmet E)II.Mahmut
48) Osmanlının kuzey Afrika’da kaybettiği ilk ve son toprak parçası hangi şıkta doğru olarak verilmiştir?
A) Filistin-Suriye
B) Cezayir-Trablusgarp
C) Mısır-Trablusgarp
D) Cezayir-Fas
E) Tunus-Cezayir
49) Osmanlıdan ayrılan ilk Balkan devleti ve son Balkan devleti hangi şıkta doğru olarak verilmiştir?
A) Arnavutluk-Bulgaristan
B) Yunanistan-Arnavutluk
C) Sırbistan-Bulgaristan
D) Sırbistan-Arnavutluk
E) Sırbistan-Yunanistan
50) II. Baklan savaşına katılıp da I. Balkan savaşına katılmayan balkan devleti aşağıdakilerden hangisidir?
A) Karadağ B) Sırbistan
C) Romanya D) Bulgaristan
E) Yunanistan
NOT: Her Sorunun doğru cevabı 2 Puandır
